Soner Mığırdağı ile röportaj
Gelişen teknoloji iletişim ve kaynak geliştirme için birçok farklı araç ve yöntem sunsa da yüz yüze kurulan iletişim hala kaynak geliştirme için en etkili yöntem olarak önemini koruyor. Bu gelişmelerin bir sonucu olarak günümüzde STK’lar bağışçıları ile farklı iletişim yolları ve kanallarını kullanarak ilişki kuruyorlar. Ancak bağışçıların büyük bir bölümü yüz yüze iletişimin STK’ları tanımak ve bilgi almak için en etkili yöntem olduğunu söylüyor. Yüz yüze (face to face) yöntemi ile birçok STK sokaklarda, alışveriş merkezlerinde, meydanlarda ve kamuya açık diğer alanlarda projelerini halka anlatma ve bireysel bağışçı kazanma şansına sahip oluyorlar. Dünyanın çeşitli ülkelerinde tercih edilen bu yöntem, Türkiye’deki çeşitli STK’lar tarafından da kullanılıyor. Hem STK’nın bilinirliğini artırmayı hem de düzenli bireysel bağışçı kazandırmayı hedefleyen yüz yüze yöntemini, bu yöntemin getirilerini ve yarattığı zorlukları Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi eski Kaynak Geliştirme Uzmanı ve Filantropi Profesyonelleri Eğitim Programı Üçüncü Dönem Mezunu Soner Mığırdağı’na sorduk.
– Yüz yüze yöntemi bağış toplamada nasıl avantajlar sağlıyor? Bu yöntemle alınan bağışlar kurumunuzun ihtiyaçlarını karşılamakta yeterli oluyor mu?
Yüz Yüze Projesi, Af Örgütü’nün şehrin pek çok noktasında ve kamusal alanlarda insanlara ulaşarak insan hakları çalışmalarımız için düzenli destek isteyebildiği bir kanal. Bu proje, Bireysel Düzenli Destek Programı’nın bir parçası olmasından dolayı kurumun yürüttüğü çalışmaların bağımsız ve tarafsız bir şekilde devam edebilmesini sağlıyor. Aynı zamanda, birçok farklı kaynaktan fon sağladığımız için sürdürülebilirlik konusunda riski dağıtmamızda etkili oluyor. Yüz Yüze Projesi, Af Örgütü’nün kaynak geliştirme gelirlerinin %90’dan fazlasını oluşturuyor. Fakat maalesef, Türkiye’deki bireylerden alınan kaynak henüz buradaki kampanya çalışmalarına katkı sağlayabilecek bir noktaya gelemedi.
– Yüz Yüze Projesi’ne yapılan bağışlarda gözlemlediğiniz eğilimler nelerdir? Bu yolla bağış yapan bağışçılarınızın ortak özellikleri bulunuyor mu?
Af Örgütü, Yüz Yüze Projesi ile bireysel ve aylık olarak yapılan düzenli ve küçük miktarda bağışlar alıyor. Yüz yüze kurulan diyaloglar sayesinde, Af Örgütü bünyesinde aktivizm çalışmalarında bulunmak isteyen bireyler de kuruma katılabiliyor. Yüz yüze yöntemiyle destek veren bireyler ile diğer destek veren bireyler arasında destekçi profili açısından büyük bir fark söz konusu değil; ancak Yüz Yüze Projesi aracılığıyla Af Örgütü’nün daha genç bir kitleye ulaştığı söylenebilir. Her bir destekçi farklı bakış açılarına ve fikirlere sahip olsa da temel dayanışma noktası “insan hakları.”
– Bir STK olarak, Yüz Yüze Projesi’ni hayata geçirmek için ne gibi kaynaklara ihtiyaç var?
Bağlı olduğunuz STK’nın Yönetim Kurulu’nun, yapılacak kaynak geliştirme faaliyetlerine onay vermesi elbette ki birinci adım. Yüz Yüze Projesi’nden gelen destekler aylık olarak yapılan düzenli, küçük miktardaki bağışlardan oluştuğu için bu sistemi hayata geçirmek için yapılan harcamaların geri dönüş oranı uzun süreye yayılıyor. Belirli bir kaynak geliştirme yatırım bütçesi oluşturmadan küçük bir ekiple bu işe başlamak oldukça zor. Başladıktan bir süre sonra çalışmalarınıza ilgi duyan kişilerden oluşan bir veri tabanı kurulmaya başlamış oluyor. Yüz Yüze Projesi’nin veri kaydetme, iptalleri siteme girme, destekçiler ile ilişkileri düzenleme ve yürütme gibi konularda idari yükü de bulunuyor.
– Yüz Yüze Projesi’ni uygularken ne tür zorluklarla karşılaşıyorsunuz? Bu zorlukları aşmak için nasıl yöntemler kullanıyorsunuz?
Yüz Yüze Projesi kapsamında genellikle yaya trafiğinin yoğun olduğu alanlarda çalışıldığı için resmi kurumlardan gerekli izinleri almak en büyük sorun. Bununla birlikte, Türkiye’de zaman zaman yaşanan toplumsal olaylar da çalışma sürecini sekteye uğratabiliyor. Saha çalışması için izin sıkıntısıyla karşılaşıldığında yetkililerle iletişime geçerek çözmeye çalışırken, var olan toplumsal olaylarda ise ekip arkadaşlarının can güvenliğini sağlayabilmek için çalışmalar durdurulabiliyor. Af Örgütü’nün yıl sonunda varmaya çalıştığı bütçe hedefine ulaşabilmek için geri kalan zaman diliminde sahada çalışılan saati artırmak ya da ortalama bağış hedeflerini değiştirmek gibi müdahalelerde bulunulabiliyor.
– Yüz yüze yönteminin STK’lara getirileri nelerdir? Bu yöntem her STK tarafından kullanılabilir mi? Yüz yüze yönteminin başarılı olacağı STK’lar ne tarz özelliklere sahip olmalıdır?
Yüz yüze yönteminin en büyük getirileri kurum ve kampanya bilinirliğinin artırılmasıdır. Aynı zamanda yüz yüze yöntemini kullanan STK’lar hedef kitleleri ile birebir iletişime geçme şansına da sahip olur. Yüz yüze vasıtasıyla tanışılan bireyler daha sonraki süreçte bu STK’ların üyesi, bağışçısı ya da STK’ların savunduğu fikirlerin aktivisti olabilirler. Kanımca, her STK kurumunu ve çalışmalarını tanıtmak ve bu çalışmaların devamını sağlamak için yüz yüze yöntemini kullanabilir. Yüz yüze yöntemini bir kaynak geliştirme yöntemi olarak yürütmek isteyen STK’ların ve Yönetim Kurullarının dikkat etmesi gereken en önemli unsur yüz yüze çalışmalarının uzun süreli projeler olmasıdır. Yüz yüze yöntemine yapılan yatırım ortalama bir buçuk yıl gibi bir sürede STK’lara geri döner; bu noktada STK’ların yatırım fonu oluşturabilmiş olması önemlidir.
– Yüz yüze proje ekibinin bulunacağı bölgeler nasıl seçiliyor?
Yüz yüze proje ekibi genel olarak yaya trafiğinin yoğun olduğu sokaklarda, meydanlarda, ana arterlerde, kapalı ve açık alanlarda (AVM’ler, festivaller ya da fuarlar) gibi pek çok farklı alanda çalışıyorlar. Yüz yüze ekipleri bu alanlarda olabildiğince fazla insana ulaşmayı hedefliyor.
– Yüz yüze proje ekibi hangi kriterlere göre seçiliyor?
Yüz yüze ekibinin seçimi konusunda en çok dikkat ettiğimiz konular kişinin Af Örgütü’nün kurumsal kimliğine uyumlu olması ve etkin bir iletişim becerisine sahip olmasıdır.
– Yüz yüze yönteminin yasal kısıtlamaları nelerdir? Af Örgütü bu yasal kısıtlamaların üstesinden nasıl gelmektedir?
Yüz Yüze Projesi kapsamında Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi dört ayda bir çıkardığı, insan hakları ve çalışmalarımıza dair kapsamlı yazılar içeren bültene yeni destekçiler kazandırıyor. Projeyi yürütebilmek için yüz yüze çalışması nerede yapılacaksa, o sahanın (park, bahçe, cadde, AVM) bağlı olduğu amirliklerden ya da kurumlardan gerekli izinleri alınıyor.
– Türkiye’de insan hakları alanında bağış toplamanın daha zor olduğu düşünüldüğünde yüz yüze proje ekibinin karşılaştıkları zorluklar nelerdir?
Türkiye’de bağışçılık kültürü üzerine yapılan araştırmalarda insanların ağırlıklı olarak eğitim ve sağlık alanlarında çalışan kurum ve kuruluşlara destek vermeyi tercih ettiği görülüyor. Bu noktada hak temelli çalışan birçok STK bağış toplama konusunda bizimle benzer sıkıntıları yaşıyor. Farklı dünya görüşlerine ve yaşam biçimlerine karşı saygı içinde bir arada yaşamaya dair çalışırken çeşitli önyargılardan dolayı tedirginlikler ve tepkilerle de karşılaşabiliyoruz. Bunlarla birlikte “Sizin gibi gençlerin bu konular için sokakta olması beni geleceğe dair umutlu kılıyor” gibi güzel tepkiler veren birçok insanla da karşılaşıyoruz.






