Yeni bir Oluşum: Sivil Toplum için Destek Vakfı

Yörük Kurtaran ile röportaj

Sivil Toplum için Destek Vakfı bireysel bağışçıların oluşturduğu kaynak ile hibe vermesi ve proje hibelerinin yanı sıra kurumsal kapasite hibeleri de verecek olması ile diğer vakıflardan ayrılıyor. Bu yeni vakıf Türkiye’de sayıları kısıtlı hibe veren kuruluşların ve hibe programlarının gelişimi için de önemli bir oluşum. Hibe programlarına ek olarak Sivil Toplum için Destek Vakfı Türkiye’de bağışçılık kültürünün gelişimi için de çalışmalar yapmayı ve bağış yapmak isteyen bireylerin ve şirketlerin ihtiyaçlarına göre projeler geliştirmeyi planlıyor. Sivil Toplum için Destek Vakfı ve çalışmaları hakkında Yönetim Kurulu ve Mütevelli Heyeti üyesi Yörük Kurtaran ile bir sohbet gerçekleştirdik. 

TÜSEV: Sivil Toplum için Destek Vakfı, hibe kaynağını bireylerin oluşturması açısından bir bağışçılar vakfı modeline çok benziyor fakat bu modelden farklı olarak sadece kurulduğu ilde değil bütün Türkiye’de hibe vermeyi planlıyor. Bağışçılar Vakfı modeli ile başka benzerlikler bulunuyor mu? Karar süreçlerinde vakfa kaynak sağlayan bağışçılar dâhil oluyorlar mı? Eğitim, sağlık, mülteciler gibi belirli konularda veya hedef gruplarına yönelik çalışan komiteler bulunuyor mu?

Aslında işin prensibinde “bağışçılar vakfı” gibi çalışıyoruz. Evet, halen açık hibe fonlarımız tüm Türkiye’ye yönelik, çünkü içinde bağışçıların da bulunduğu Yönetim Kurulumuzun talebi bu yönde oldu. Bağışçılarımızın bir bölümü gerek Mütevelli, gerek Yönetim Kurulumuz olsun aktifler. Bu Kurullar üzerinden karar süreçlerine dahil oluyorlar. Buna ek, Yönetim Kurulumuz tüm Mütevelli Heyet üyelerimize de açık olduğu için aslında alışılagelmiş bir Yönetim Kurulu’ndan ziyade, bağışçıların kolektif ihtiyaçlarını odağına koyan bir yapıda. Bu yolla da dahil olanlar mevcut.

Belirli hedef kitle ya da temalara yönelik çalışan komitelerimiz daha yok. Temel nedeni, önceliğimizin hem mevcut fon havuzumuzu büyütmek, hem de halen açık olan Kurumsal ve Proje Destek Fonları aracılığıyla en uygun STK’ları desteklemek olması. Bir sene sonunda farklı hedef kitle/temalara yönelik hibe programlarını hayata geçirmekle ilgili bir planımız var.

TÜSEV: Sivil Toplum için Destek Vakfı kurucularını bu modelde bir vakıf kurmaya ve Türkiye’nin her yerinde hem proje odaklı hem de kurumsal hibeler vermeye motive eden neden nedir? Vakfa yeni katılan bağışçılar oluyor mu? Bu kişiler nasıl bir motivasyonla sürece dâhil oluyorlar sizce?

Vakfımızın Yönetim Kurulu’nda sivil toplum ve iş dünyası dengesi yaratmaya çalıştık. Kurumsal hibeler biraz sivil toplum kökenlilerin gündeme getirdiği bir hibe türüydü. Alanda özellikle bu konuda bir açık olduğunu gördüğümüz için böyle bir yöntem benimsedik. Sağ olsunlar, diğer Yönetim Kurulu üyelerimiz de bu konunun önemini kavradıkları için böyle bir imkânı STK’lara sunduk. Çünkü biliyorsunuz, her ne kadar proje odaklı hibe programları – sayıları az olmakla beraber – bulunsa da kurumsal destek veren hibe programı yok denecek kadar az. Oysa işin esas katma değeri burada. Eğer bir kurumun kendi ayakları üzerinde durmasına yönelik bir kurumsal destek verilebilirse, ilgili kurum zaten kısıtlı olan enerjisini iş yapmaya odaklar. Bu orta vadede gerçek katma değeri yaratacak desteklerden biri gibi duruyor.

Tabi Vakıf bir yanıyla en uygun STK’ların hibeler yoluyla desteklenmesine yönelik çalışmalar yaparken, sürekli olarak yeni  yeni kaynak yaratma çalışmaları içinde bulunuyor. Başka bir deyişle, bir sene önceden bulduğumuz kaynağı STK’lara dağıtmıyoruz. Aksine, işimizin neredeyse büyük bir bölümü hem mevcut kaynaklarımızın sürdürülebilirliği, hem de yeni kaynakların bulunması…

Bağışçıların hangi motivasyonla aramıza katıldığı sorusuna gelince şunu söylemek isterim. Biz bir yanımızla sivil toplumun kaynak ihtiyacını çözerken diğer yanda bağışçıların bağış yapma ihtiyaçlarına da çözümler üretiyoruz. Mesela Türkiye’nin çok farklı yelpazede aklımıza bile gelmeyecek onlarca sorunu var. Bu sorunları çözmeyi kendine iş edinmiş bir sürü STK mevcut. Bağışçılar haklı olarak bu STK’ları ve bu konuları bilmek zorunda değiller. Çünkü bu konuları ve kuruluşları bilmek ayrı bir uzmanlık alanı. Ancak biliyoruz ki bu ülkede bir çok soruna çözüm bulmak isteyen, bunu yaparken belirli bir maddi kaynağı harekete geçirebilme kapasitesine sahip olan kişiler mevcut. Kendilerinin öncelikleri bir eski kuşağın önceliklerinden farklı. Mesela okul yaptırmak yerine eğitimin kalitesini düşünüyorlar. Daha etki odaklı bakıyorlar diyebilirim.

TÜSEV: Türkiye’de bağışçılık kültürünün artırılması da misyonunuzun bir parçası. Bu alanda nasıl çalışmalar yapmayı planlıyorsunuz? Sivil Toplum için Destek Vakfı bağışçıları bu alanda en büyük ihtiyacı nasıl tanımlıyor?

Bizce temel ihtiyaçlardan biri bağışçılık deneyimi diye adlandırılan sürecin gerekli özen sağlanarak kurgulanmaması. Bunun içinde hibelerin nereye gittiği ve ne işe yaradığıyla ilgili bilgilendirme sürecinden tutun, hibe verenle alan arasında yatay bir ilişki biçiminin geliştirilmesi de var. Bu yüzden temel dertlerimizden biri zaten bağışçıların sorunlarını çözmeye odaklanan bir kuruluş olmak. Buna ek, veri madenciliği önemli bir konu. Elinizdeki bağışçı ve STK verisini birbiriyle konuşturabildiğiniz ölçüde hem daha verimli çalışmalar yapabiliyor, hem de bağışçıların ihtiyaçlarına cevap verebiliyorsunuz.

TÜSEV: Bağış yapmak isteyen bireyleri ve şirketleri ihtiyaçlarına göre yönlendirmeyi ve bu ihtiyaçlara yönelik projeler tasarlamayı planlıyorsunuz. Bu yönlendirme ve tasarlama sırasında projelere dâhil olabilecek STK’ları seçmek için hibe programındakine benzer bir seçim süreci mi işleyecek?

Açıkçası bu biraz da ilgili kuruluşların ihtiyaçlarıyla şekillenecek bir alan. Ancak açık bir çağrının, bizim bildiğimiz/dokunabildiğimiz kuruluşlardan daha fazlasıyla bizleri tanıştırma ihtimali var. Buna ek, eğer sivil toplumun gelişimini odak olarak almışsanız küçük STK’lara mutlaka şans vermeniz gerekiyor. Bizim deneyimimiz, çok küçük hibelerle inanılmaz işleri başardıkları yönünde. Bu yüzden kendimize edindiğimiz işlerden biri sivil toplumun daha görünmeyenlerini de bu hibe imkânlarıyla tanıştırmak ki bu Türkiye’de daha tabandan gelen STK’ların hem sayıca artmasına hem de ana akımın dışındaki belirli uzmanlıkları da biriktirmesine destek olacak gibi duruyor.

TÜSEV: Gelecekte verilen hibelerin etkisini ölçmek ve göstermek ile ilgili bir planınız var mı?   

Bu hibe veren kuruluşların ve bağışçıların üzerinde durdukları bir konu. Özellikle son dönemde Türkiye’de de konuşulur olmaya başladı. Herkesin konuştuğu, ama konuşurken yokmuş gibi davrandığı ise bu işin ciddi bir bütçesinin olması gerektiği. Evet bir planımız var, ancak bunu en verimli ve maliyetler en düşük biçimde nasıl yapabiliriz uzmanlık isteyen soru…

Sivil Toplum için Destek Vakfı ile ilgili daha fazla bilgi için http://siviltoplumdestek.org/ adresini ziyaret edebilirsiniz.

Diğer Yayınlar