Serdar Özkaleli
Serdar Özkaleli Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden mezun olup çalışma hayatına başladığından bu yana TEGV, LÖSEV, AKUT gibi çeşitli STK’larda gönüllülük yapıyor ve bu STK’lara düzenli bağış yapıyor. Borusan Holding bünyesindeki Okyanus Gönüllüleri Platformu’nun Başkanlığını yürüten Özkaleli, STK’lara bireysel bağış yapmanın yanı sıra Borusan Holding bünyesinde birçok gönüllü faaliyeti destekliyor ve Adım Adım’ın yardımseverlik koşuları aracılığıyla STK’lar için bağış topluyor.
STK’lar Yoluyla Yapılan Bağışların Yarattığı Geniş Çaplı Etki
Çalıştığım kurum olan Borusan Holding’in Onursal Başkanı Asım Kocabıyık kendisine hayırsever denmesini istemez, yaptıklarının memlekete olan borcunu ödemek olduğunu söylerdi. Bağış yapma, ihtiyaç durumunda olanlara yardım etme, yardımsever ve hayırsever olma gibi sorumlulukların yalnızca şirketlere ait olduğunu düşünürken, onun bu düşünce biçiminden etkilendim ve ekonomik özgürlüğümü kazandığımda ben de bireysel olarak bazı yardımlar yapmaya başladım. Gelirimin bir kısmını paylaştığım, yakın çevremden tanıdığım ya da duyduğum ihtiyaç sahiplerine özellikle eğitim alanında ayni ve nakdi desteklerde bulundum. Bağış yapmaya ilk başladığım zamanlarda çevremde kimin ihtiyacı varsa ona yardım ediyordum ve eğitim benim için değişim yaratmak istediğim önemli bir konu olduğundan bu yardımın özellikle eğitim alanında olmasına özen gösteriyordum.
Yaptığım yardımların daha geniş kitlelere ulaşmasının ve daha büyük sosyal değişimler yaratmasının önemini Borusan Holding’de profesyonel iş hayatına başladığımda kavradım. Başkalarına yardım etme ve bağış yapma konusunda yeni bir felsefe geliştirdim. Eğer bizler birey olarak bir mum ışığıysak, bir odaya konulduğumuz zaman sadece çevremize ışık yayarız ama bu ışık odanın tamamını aydınlatmak için yeterli olmaz. Odanın tamamını aydınlatmak gibi bir amacımız varsa o zaman birden fazla mumumuz olması gerekir. Bu metafordan hareketle bağış ve gönüllülük gibi işlerin etkisinin STK’lar yoluyla yapıldığında daha etkili olduğunu fark ettim ve bu süreçte farklı STK’ları tanımaya başladım. Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV), Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA), Arama Kurtarma Derneği (AKUT), Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV), Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Koruncuk gibi STK’larda gönüllülük yaparak bu kuruluşları yakından tanıdım. Gönüllü çalışmalarım, bu STK’ların kamu yararına çalıştıklarını, kurumsallıklarını, profesyonel bir şekilde şeffaf ve doğru yönetildiklerini görmemi sağladı. Bu STK’ların bazılarında gönüllülük yapmaya devam ediyorum. Gönüllü çalışmalarımın yanı sıra bağışçı olarak da bu STK’ların bazılarıyla ilişkilerimi sürdürüyorum çünkü kamu yararına çalışan bu kuruluşlara ülkemizin ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. STK’lar alanlarında uzman oldukları için daha etkili projeler yapabiliyorlar; ben de zaman zaman STK’ların projelerine bağış yaparak yarattıkları etkinin büyümesine elimden geldiğince katkı sağlıyorum.
Kurumlarda Gönüllülük Kültürü Yaratmak
Yaklaşık 35 yıldır profesyonel çalışma hayatının içindeyim. Çalışma hayatıma başladığımdan beri kazancımın bir kısmını hayır işlerine yatırmanın gerekliliğine inandım ve hala da inanıyorum. Bu yüzden yukarıda örneklerini verdiğim bazı STK’lara bağış yapmaya devam ediyorum. Bunun yanı sıra artık bağışçılık işini biraz daha profesyonel düşünmeye başladım; bağışlarımı yalnız yapmıyorum. Mum ışığı felsefesinden de hareketle Borusan Holding’in gücünü arkama almaya çalışıyorum. Bu anlamda, bireysel bağışlarımın yanı sıra Borusan Holding’in bütün gönüllülerini bir araya getirerek kurduğumuz Okyanus Gönüllüleri platformuna da liderlik yapıyorum. Bu platform tüm şirketlerimizin gönüllülerinden oluşan, adını deniz yıldızı felsefesinden esinlenerek koyduğumuz yaklaşık 1000 Borusanlı’nın dahil olduğu bir gönüllü topluluğu. Okyanus Gönüllüleri kapsamında çalışmalarımızı iki bölüm halinde gerçekleştiriyoruz. Birincisi, tüm grup şirketlerinin eş zamanlı katıldığı ortak projeler. Örneğin, şu anda i Özel Sektör Gönllüleri Derneği ile Meslek Lisesi Koçluğu Programını yürütüyoruz. Deniz Temiz Derneği (Turmepa) ve İhtiyaç Haritası ile yeni projelere başlayacağız. İkincisi ise her şirketimizin kendi yıllık gönüllülük hedefleri doğrultusunda gerçekleştirdikleri projeler. Bu projeleri de bir zorunluluk olmamakla birlikte mümkün olduğu kadar STK ortaklıklarıyla hayata geçirmeye çalışıyoruz. STK’ların yanı sıra resmi kurumlar ortaklıklarımız da oluyor. Projemizi gerçekleştireceğimiz alanda profesyonel olarak çalışan STK’larla işbirliği yapmanın projenin etkisine olumlu etkisi olduğunu gözlemliyoruz. Gönüllülerimiz kendileri birlikte çalışmak ve projelerine dahil olmak istedikleri STK’ları seçebiliyorlar. Bunun yanı sıra bazen STK’lar da birlikte çalışmak için bize ulaşabiliyorlar. STK’ların bu istekleri de değerlendirildikten sonra gönüllük konusunda işbirlikleri oluşabiliyor.
Okyanus Gönüllüleri platformunun kurulması kadar, bu platformun sürdürülebilir olması ve çalışanları gönüllü olmaya ikna etmenin de çok önemli olduğunu düşünüyorum. Türkiye’de insanlar genellikle STK’lar için bağışçı ya da gönüllü olmanın ya da sosyal etki yaratacak projeler üretmenin önemini anlayamıyorlar. Birçok insan bu tür işlerin kamunun görevi olduğunu, bireyin sorumluluğu olmadığını düşünüyor. Kamunun elbette ki yerine getirmesi gereken görevleri var, fakat kamunun olmadığı ya da yetmediği yerde STK’ların ve bireysel inisiyatiflerin de sorumluluk alması gerekiyor. Biz de, Okyanus Gönüllüleri platformunda çalışanlarımızı gönüllülük yapmaları için motive etmeye çalışıyoruz. Kurumsal olarak, gönüllülük faaliyetlerine katılan arkadaşlarımıza yılda 3 gün ücretli izin veriyoruz. Bunun yanı sıra, her dönemin sonunda şirketlerimizin ve tüm Borusan Holding’in hedeflerini ölçüyoruz ve şirketlerin katılımlarını teşvik etmek amacıyla “Yılın En İyi Gönüllüsü”, “ Yılın En İyi Projesi” ve “Yılın En İyi Programı” alanlarında ödüller veriyoruz.
Borusan Holding’in bir oluşumu olan Okyanus Gönüllüleri’nin yanı sıra Borçelik bünyesinde de küçük bir eğitime katkı fonu oluşturduk. 1996-1997 yıllarında, Borçelik çalışanı olan bir arkadaşım bir öğrencinin eğitimine destek olmak istediğini paylaştı. Ben de o sıralarda başka bir öğrencinin eğitimine destek verdiğimi söylediğimde, başka arkadaşlarımızın da ihtiyaç sahibi öğrencilerin eğitimine katkı sağlamak isteyebileceklerini düşündük. Bu sayede daha fazla öğrenciyi okutacak, daha geniş çaplı etki yaratan bir model oluşturmak için çalışmalarımıza başladık. Daha sonra, diğer örnekleri de araştırarak bu eğitim fonundan kimlerin yaralanacağının, hangi bağışçının ne kadar destek olacağının belirlenmesi için diğer arkadaşlarımla birlikte kriterler oluşturduk. Nerdeyse 20 senedir, hayatta olan bu Fon sayesinde ihtiyacı olan ilkokul çocuklarına ayni olarak (kitap, erzak, kıyafet, kırtasiye vb.) yardım ediliyor ve bu öğrencilere üniversiteyi bitirene kadar destek veriliyor. Gerçek ihtiyaç sahiplerine destek olabilmek için objektif kriterlere bağlı titiz değerlendirmeler yapıyoruz. Kimin fona ne kadar katkıda bulunduğu bizim için önemli değil, önemli olan 1997 yılından beri “Borçelik Çalışanları Eğitime Katkı Fonu” adını verdiğimiz bu eğitim fonunun devam ettiriyor olmamız.
Son dönemde Adım Adım üzerinden yardımseverlik koşuları ile bağış yapmaya ve toplamaya devam ediyorum. Adım Adım’ın bağış yapmak isteyen ancak kime, nasıl bağış yapacağını bilmeyen kişiler için ideal bir platform olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde birçok insan yaptıkları bağışın nereye gideceğinden ya da nasıl kullanılacağından emin olamıyor. STK’lara bağış yapılmasının önünde de engel olan ciddi bir güven sorunu var. Adım Adım antrenmanları Bursa’da da yapılmaya başlandığında Bursa’daki yürütme kuruluna davet edildim ve bu oluşumun bir parçası oldum. Adım Adım’ın Bursa Yürütme Kurulu’nda haftalık etkinlikleri organize etme, bireyleri kurumsal koşuya teşvik etme gibi işler yapıyoruz. Bunun yanı sıra, yılda üç maraton koşuyorum; bunlardan en büyüğü olan Avrasya maratonunda Borusan Holding olarak koşuyoruz. Bu güne kadar çok fazla STK için koştuk; Türkiye Omuriliği Felçlileri Derneği (TOFD) ve Koruncuk Vakfı, TEGV koşarak bağış topladığımız STK’lar arasında yer alıyor. Bu yıl da Avrasya Maratonunda AKUT adına yardımseverlik koşusu yapacağız.
Bağışçılığın Artırılması için STK’lar Neler Yapmalı?
Bağışçılıkta en önemli unsurun güven olduğunu düşünüyorum. STK’ların yapacağını taahhüt ettikleri şeyleri gerçekleştirmeleri çok önemli. Bu yüzden STK’lar ne amaçladıkları ve ne başarmak istedikleri konusunda açık olmalı ve bağışçılarına güven telkin etmeliler. STK’ların sürdürülebildiklerinin kurumsal ya da bireysel bağışlar olmaksızın zor sağlanacağı düşünüldüğünde, kuruluşların bağışçılarına taahhüt ettiklerini amaçlarına uygun şekilde gerçekleştirdiklerine dair geri bildirim vermeleri de oldukça önemli.
Türkiye’de STK’ların iletişim ve pazarlama konularında zayıf olduklarını düşünüyorum. STK’ların bireysel bağışçıları kendilerine çekmek için daha çok çalışması ve daha etkili kampanyalar yürütmesi gerekiyor. Kurumsal bağışlar tek başına STK’ların sürdürülebilirliği için yeterli olmuyor. Bu sebeple, STK’ların, kurumsal bağışların yanı sıra bireylerin gönüllü desteğini kazanmaya ve bağışlarını almaya özen göstermeleri gerekiyor.
STK’lar toplumda aynı zamanda kanaat önderi görevi de gördüklerinden bağışçılık konusunda bireyleri bilinçlendirmeleri şart. Bence STK’ların insanlara neden bağışçı olmaları gerektiğini anlattıktan sonra bireylerden destek talep etmeleri daha etkili bir yöntem olacaktır. Birey ve STK arasındaki ilişkinin temelinde güven ve bilinirlik yattığından, İstanbul dışındaki bağışçıları da çekmeye çalışan STK’ların özellikle Anadolu’daki büyük şehirlerde var olmaları gerekiyor. Örneğin, Bursa’da ciddi bir bağışçı ve gönüllü potansiyeli var ve büyük STK’ların Bursa’daki yerel birimlerinde bu bağışçılar ve gönüllüler destekte bulunabiliyorlar. Farklı STK’ların da etki alanlarını İstanbul dışında bağışçı ve gönüllü potansiyeli olan şehirlere genişletmelerinin önemli olacağına inanıyorum.


