Nuri Has (Babası Kadir Has’ı anlatıyor)

Kadir Has Ailesi’nin bir ferdiyim. Halen Kadir Has Vakfı’nın Mütevelli Heyeti Başkanlığını yürütüyorum. Üniversite yıllarından beri, ailemizin ticari şirketlerinin yanı sıra, Vakıf Müessesesinde görev aldım. Vakfımızın kurmuş bulunduğu Kadir Has Üniversitesi’nin Mütevelli Heyeti Başkanlığını dört yıl boyunca üstlendikten sonra, kurucusu olduğumuz Vakfı yönetmeye başladım. Aslında, hem Kadir Has Vakfı, hem de Kadir Has Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığı’nı, babamız merhum Kadir Has Beyefendi’nin arzuları istikametinde, ağabeyim Can Has’la dönüşümlü olarak yürütmekteyiz.

Babamız hayatta iken, hem Vakfın, hem de Üniversitenin Mütevelli Heyeti Başkanlığı, uhdelerinde bulunuyordu. 2007 yılında ebediyete intikal etmeleri üzerine, Vakıf yönetimine ağabeyim Can Has geçti. Üniversite yönetimini de benim üstlenmem gerekti. Nitekim, söz konusu görevi, 2011’e kadar sürdürdüm ve dördüncü yılın sonunda ağabeyime devrettim. Aynı dönemde ağabeyimden de Vakıf yönetimini devraldım.

Aile reisimiz, babamız, merhum Kadir Has’ın hayat felsefesini benimseyerek, kendimi donanımlı bir birey olarak yetiştirebilme gayreti içinde oldum. Rol modelim, şüphesiz babamız Kadir Has’tı. Bugün, bir yandan Kadir Has Vakfı’nın sorumluluklarını yerine getirirken, bir yandan da Vakıf Senedi kapsamında yeni atılımlara girişiyoruz. Bütün bu hizmetlerimiz çerçevesinde, hem mali hem de hukuki sorumluluğumuz altındaki Kadir Has Üniversitesi’nin mükemmel bir şekilde yönetilmesi için çaba harcıyoruz. Kadir Has Vakfı vasıtasıyla yapmış olduğumuz bağışlar, ailemize büyük bir mutluluk kaynağı oluyor. Söz konusu bağışlardan toplumumuz yararlandıkça, bu mutluluğumuz kat be kat artıyor.

Ülkemizde, kalkınabilmenin tek yolu eğitimden geçiyor. Ancak, eğitim için altyapı ve fırsat eşitliğine şiddetle ihtiyaç duyuluyor.  Bu ihtiyacı yıllar önce fark eden babam Kadir Has ve annem Rezan Has, hayır işlerine 1982 yılında başladılar; bu hizmetlerini kurumlaştırmak amacıyla, 1991 yılında Kadir Has Vakfı’nı kurdular. Vakfımız, Bakanlar Kurulu’nun kararıyla 1992’de, “Kamu Yararına Çalışan Vakıf statüsünü kazandı.

Ailemiz, yaklaşık 30 yıldan beri, önce bireysel olarak, daha sonra da “Kadir Has Vakfı”nın çatısı altında, ülkemizin öncelikle eğitim ve sağlık alanındaki eksiklerinin giderilmesi için kendi imkanlarımız ölçüsünde kalıcı hayır eserleri yapıp, milletimize armağan ediyor. Babam Kadir Has, hayır işlerine başlarken, dedem merhum Nuri Has’ın, “Bir okul yaptırmak, bin kişiyi hapishaneye düşmekten kurtarır” öğüdünü rehber edinmişti. Kadir Has, bu uğurda harcadığı büyük servetiyle üniversiteler, ilk ve ortaöğretim okulları, hastaneler, müzeler, kültür ve kongre sarayları, ibadet kurumları, spor ve sosyal yardım tesisleri yaptıktan sonra, 1997 yılında dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel tarafından “Devlet Üstün Hizmet Madalyası” ile ödüllendirilirken, şunları söylüyordu: “Babamdan bana kalan belki de en güzel miras, hayırseverliktir.”

1980’li yıllardan günümüze kadar, yaptırdığı yaklaşık 50 adet kalıcı hayır eserini “Türk milletinin hizmetine sunulması şartıyla” kamu kurum ve kuruluşlarına armağan etti. Günümüzde ilham verici bir nitelik kazanmış olan bağış öykülerini anlatırken, şunları söylüyordu:

Çalışmaya genç yaşta başladım. Belirlediğim hedef ve ideale ulaşabilmek için, gece-gündüz çaba harcadım. Türkiye’nin zor bir döneminde çalışma hayatına atılırken; başarılı bir işadamı kimliği ile ortaya çıkıp, gençlere ve gelecek nesillere model olmam gerektiğini biliyordum. Bugün, bu idealime kavuştuğum, kamuoyu tarafından ifade edilmektedir. Elde etmeye çalıştığım bu başarı da, bana, tarifi imkansız bir bahtiyarlık vermektedir.

Geçen zaman içinde, değerli babamdan kalan servetle yetinmedim. Kimsenin gölgesinde kalmadan, kendi işimi kurup, sürekli geliştirmeye çaba harcadım. Parasız adamın, ‘oksuz yay’ gibi olduğunu, genç yaşımda anlamıştım. Ben de, her insan gibi huzur ve mutluluk arıyordum. Hayatın nimetlerinin değerini, hayatın zahmetlerinden öğrenmiştim.

Sadece çalışmak ve kazanmak yetmiyor; kazanmayı olduğu kadar, harcamayı ve paylaşmayı da bilmek gerekiyor. Çünkü, insanoğlunun sadece kendisi için yaşamasının mümkün olmadığı bir gerçektir. Doğup büyüdüğümüz topraklara, bize çalışma ve kazanma imkanı sağlayan ülkemize borçlu olduğumuz da, unutulmaması ve göz ardı edilmemesi gereken bir zorunluluktur.

Eşim Rezan Has’la birlikte, hayatta olduğumuz sürece hayır işlerini kesintisiz sürdüreceğiz. Bizlerin ebediyete göçünden sonra ise, bu kutsal görevin devam ettirilmesi için Kadir Has Vakfı’nı kurmuş bulunuyoruz. Ülkemize, devletimize ve yüce milletimize ‘hayır’ olarak kazandırdığımız eserlerle, adlarımızın ilelebet yaşayacağı inancında içinde çok mutluyuz.

Vakfımız, bugün, ülkemizin köklü ve saygın vakıfları arasında yer alıyor. Bunu da kuruluş felsefemiz sağlıyor. Kadir Has, Vakıf Senedi’ni hazırlatırken, her ayrıntıyı düşünmüş, böylesine bir hayır kurumunun sürekliliğini koruması için maddi kaynaklarını da hazırlamıştı. Vakfımız, yurdun dört bir köşesine inşa ettirdiği yeni hayır eserleriyle hizmetlerini, merhum Kadir Has’ın arzu ettiği istikamette sürdürmektedir.

Merhum Kadir Has’ın yapmış olduğu bunca bağış arasında, kendisini en çok heyecanlandıran ve mutlu eden kuruluş, şüphesiz Kadir Has Üniversitesi’dir. Üniversitenin kuruluş çalışmaları 1992’de başladı ve 1997 yılında resmiyet kazandı. Üniversitenin Merkez Kampüsü’nün bulunduğu eski Cibali Tütün Fabrikası restore edilerek, üniversite binasına dönüştürüldü.

Kadir Has Üniversitesi, Kadir Has’ın yolundan yürüyerek, kurumsal, sosyal sorumluluk uygulamalarına ayrı bir önem veriyor. Bu arada, içinden çıktığı topluma faydalı olma vizyonu ile çeşitli projeleri hayata geçirirken, faaliyet gösterdiği Cibali bölgesinin kalkınması için üzerine düşen görevi fazlasıyla yerine getiriyor.

Kurucumuz Kadir Has tarafından başlatılan eserler sayesinde, binlerce gencimiz ilkokuldan üniversiteye kadar tüm eğitim ve öğrenim hizmetlerinden kolaylıkla yararlanırken, yine binlerle ifade edebileceğimiz derdine derman arayan vatandaşımız da, onun yaptırdığı hastaneler ve sağlık kurumlarından istifade imkanına sahip bulunuyor.

Merhum Kadir Has’ı ve ailemizi heyecanlandıran eserlerin ikincisi ise, İstanbul’un Tuzla semtinde kurulan “KASEV Kadir – Rezan Has Öğretmen Dinlenme Evi” idi. 12 Aralık 1996 tarihinde dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Süleyman Demirel’in katıldığı bir törenle açılan bu sosyal yardım tesisinde, on altı yıldan beri emekli öğretmenler kalıyor. Tesisin sakinleri, yaşamlarını adeta bir ev ortamında sürdürüyor. Kadir Has, sağlığında, söz konusu tesisin, emekli öğretmenleri huzur ve mutluluk içinde misafir edebilmesi için her türlü maddî desteği sağlamaktaydı. Vakfımız, KASEV tesislerine aynı duyarlılığı sürdürüyor.

Kadir Has Vakfı, bir yandan Türkiye’nin her köşesine inşa ettirdiği kalıcı hayır eserlerinin finansmanını sağlarken, bir yandan da kurucuları arasında yer aldığımız Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEG) ile Eğitim Reformu Girişimi (ERG) ve üyesi olduğumuz Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV), Mahalle Afet Gönüllüleri Vakfı’nın (MAG) yanı sıra, Kayserililer Derneği İstanbul Şubesi’ne maddi destek veriyor. Özellikle Kayserililer Derneği aracılığıyla, her yıl 100’ün üzerinde öğrenciye öğrenim bursu sağlıyor.

Vakfımız, Kadir Has’ın başlatmış olduğu hayırseverlik geleneğini devam ettirme kapsamında, halen, sadece “Kadir Has Üniversitesi’nin kurucusu” sıfatıyla sorumluluk üstlenmiş bulunuyor. Diğer kalıcı hayır eserleri kamuya bağışlandığı için, onların yönetim ve bakımı, bağış yapılan kuruma bırakılıyor.

Kadir Has Vakfı, şimdi, kuruluşunun yanı sıra yönetimini de üstlenmek üzere olduğu yeni bir eğitim hizmeti başlatıyor; bu bağlamda, İstanbul genelinde ilk ve ortaöğretim kurumları açma hazırlığına girişmiş bulunuyor. Söz konusu projenin hayata geçirilmesiyle birlikte, okuma çağındaki çocukların, arzu ederlerse, ilkokuldan üniversiteye kadar “Kadir Has” adını taşıyan eğitim ve öğretim kurumlarında yetişmelerine imkan oluşturuluyor.

Bağış, bir gönül işidir. Ailemizin reisi, Vakfımızın ve Üniversitemizin kurucusu, merhum Kadir Has’ın deyimiyle, “ödenmesi gereken bir vatan borcu”dur, biz de bu ödevimizi yerine getirmeye çalışıyoruz.