Nasıl İletişim Kurmalıyız? Bağışçılar ve STK’lar için Öneriler

Rana Erkan Tabanca ile röportaj

Sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerini ve çalışmalarını etkili bir şekilde yürütmeleri ve toplumsal değişim yaratabilmeleri için gerekli finansmanın önemli bir bölümü yardım ve bağışlardan geliyor. Bağış ve yardımların STK’ların mali sürdürülebilirliği için bu denli önemli olduğu bir ortamda, bağışçılar ve STK’lar daha etkili şekilde iletişim kurmak ve bağışları düzenli hale getirmek için neler yapabilir? Bağışçılar STK’lar aracılığıyla bağış yaparken nelere dikkat etmeli? STK’ların bireysel bağışçılarıyla ilişkileri nasıl olmalı? Bu soruların cevaplarını bağışları ve gönüllü desteğiyle uzun süredir STK’larla çalışan ve Baksı Kültür ve Sanat Vakfı Yönetim Kurulu üyesi Rana Erkan Tabanca’dan dinledik.

Kendisi de uzun yıllardır sivil toplumun içinde olan, hem bağışçılık hem de gönüllülük yaparak sivil toplum kuruluşlarına destek veren Rana Erkan Tabanca, Türkiye’deki STK’ların en önemli sorununun mali sürdürülebilirlik olduğunu söylüyor. Erkan Tabanca’ya göre, Türkiye’de ne bireysel bağışların devamlılığının ne de STK’ların mali sürdürülebilirliğinin olduğunu söylemek mümkün değil. Çoğu kişinin tek seferlik bağışlar yaptığına dikkat çekerken, bu bağışların düzenli hale gelmediğinin altını çiziyor.

“Türkiye gibi, STK’ya bağış kültürünün çok yeni oluşmaya başladığı bir ülkede, vakıf ve derneklerin bağış toplamadan faaliyetlerine devam edebilmeleri oldukça zor. Bireysel bağışçıların düzenli bağışları ile STK’ların sürdürülebilirliğini desteklemesinin şart olduğunu düşünüyorum.”

Rana Erkan Tabanca, sivil toplum kuruluşlarına yapılsa dahi tek seferlik bağışlarla fark yaratmanın mümkün olmadığına inanıyor. Türkiye’de insanların yürekli, duyarlı ve yardımsever olduğunu belirten Erkan Tabanca, bağış yapan ya da potansiyel bağışçı olarak düşünülebilecek bu kişilerin düzenli bağış yapmalarının daha fazla etki yaratacağının farkında olmadıklarına dikkat çekiyor. “Bir STK yoluyla çocuk okutmaya karar verdiğinizde, sadece bir sene o STK’ya bağış yapıp sonra geri çekilmemek gerekir. Yapılması gereken, o STK’nın ve hatta öğrencinin uzun süreli maddi ve manevi yanında olmaktır.”

Rana Erkan Tabanca, bir bağışçı olarak etki yaratabilmek için insanların bağış yaparken değişim yaratmak istedikleri belirli alanlara odaklanmasını ya da beş senelik aralıklarla bağış yaptıkları kuruluşu ya da alanı değiştirmelerini öneriyor. Bu sayede yapılan bağışların ve STK’ların daha sürdürülebilir olacağına inanıyor. Erkan Tabanca’ya göre, “ STK’lara yalnızca maddi olarak destek olmak yeterli değil. Bağışçıların işin içine girmeleri ve desteklerinin nasıl kullanıldığını da görmeleri gerekiyor.“ Maddi desteklerin tek başına manevi haz vermeyeceğine inanan Erkan Tabanca, bağışçıları STK’lara zaman ayırmaya, birlikte çalışarak emek vermeye ve gönüllülük yapmaya da davet ediyor.

Türkiye’de bireylerin bağış yapmalarının önündeki en önemli engellerden birinin çok fazla alanda ve çok sayıda STK tarafından desteğe ihtiyaç duyulması olduğunu söyleyen Rana Erkan Tabanca, bireylerin bu sebeplerle nereye bağış yapacaklarını bilemediklerinden bahsediyor. Bu engeli aşmak için bağışçılara tavsiyesi ise: “ ilgilendikleri ve destek olmak istedikleri alanı seçtikten sonra bu alanlarda çalışan sivil toplum kuruluşlarının alandaki sorunları nasıl ele aldığına ve getirdiği çözüm önerilerine dikkat etmeleri.” Bağışçıların bazı alanlara karşı ön yargılı olduğunu gözlemleyen ya da destek verilecek alanlar arasında bir hiyerarşi kurulduğunu (örneğin sağlık alanındaki ihtiyaçların kültür sanata göre daha önemli olduğu ) söyleyen Erkan Tabanca tüm bu alanların önemli olduğunu ve bağışçıların kendilerini bu şekilde sınırlamamaları gerektiğini ekliyor.

Daha etkili ve sürdürülebilir bağışlar için bağışçılarla önerilerini paylaşan Rana Erkan Tabanca, bağışçılar ile STK’lar arasındaki iletişimin güçlendirilmesi ve ilişkilerin devamlı hale gelebilmesi için STK’ların atabileceği adımlar olduğunu da düşünüyor. Erkan Tabanca, STK’lara yönelik önerilerinin bir kısmını bizimle aşağıdaki başlıklar altında paylaştı:

  • Bağışçıları gönüllülük yapmaya teşvik etmek: STK’ların bağışçılarını aynı zamanda gönüllülük yapmaya ve zamanlarını ayırmaya ikna edecek, bağışçılarından gönüllüler yaratacak etkili yollar ve stratejiler belirlemeleri gerekiyor.
  • Bireysel bağışlar için doğru iletişim stratejisi oluşturmak: Rana Erkan Tabanca, STK’ların bireysel bağışçılardan her zaman büyük miktarlarda bağışlar istememesi gerektiğini düşünüyor. Bu durumun küçük de olsa imkanları dahilinde destek vermek isteyen bağışçıları korkutup kaçırabileceğini belirtiyor. Bu noktada STK’ların daha az miktarlardaki bağışların da çok değerli olduğunu vurgulayacak bir iletişim ve bağış stratejisi izlemesi gerektiğini söylüyor.
  • Umut veren bir iletişim dili kullanmak: Bağış kampanyalarında öncelikle duygulara hitap etmenin yaygın olduğunu hatta duygu sömürüsü yapılan örneklerin de olduğunu söyleyen Erkan Tabanca, bu tür bir yaklaşımın sürdürülebilir olmadığını düşünüyor. STK’ların bağışçılarına destekleri alanlarda umut olduğunun, projeler ve çalışmaları sayesinde fark yaratıldığının, eğildikleri sorunların çözüme ulaşabilmesi ve sosyal etki yaratabilmek için önemli adımlar attıklarını vurgulamalarını öneriyor.
  • Bağışlarını etkisini anlatmak: Kendisi de uzun yıllar iletişim sektöründe çalışan Rana Erkan Tabanca, STK’ların, bireysel bağışların nasıl kullanıldığını, bu bağışların ne gibi sosyal değişikliklere yol açtığını anlatabilmesi, bağışçılarını da gönüllü olarak işin içine çekilebilmesi açısından oldukça önemli olduğunu belirtiyor.
  • Bağışçılara ve gönüllülere teşekkür etmek: Gönüllülerin ve bağışçıların STK’lar tarafından manevi olarak ödüllendirilmesinin önemine değinen Erkan Tabanca, STK’ların bağışçılarının yanı sıra pro-bono destek veren ve gönüllülerine de teşekkür etmesi gerektiğini söylüyor.
  • Özel sektör-STK işbirliği: STK’ların özellikle iletişim alanında verilecek desteklere ihtiyacı olduğunu gözlemleyen Erkan Tabanca, iletişim ve reklam ajanslarının STK’lara pro-bono destekler vermesinin çok değerli olduğuna inandığını belirtiyor. Bunun karşılığında, STK’ların bağışçılarına ve gönüllülerine yaptığı gibi, bu tarz gönüllü işbirliği yapan kurumlara da teşekkür etmesinin gerekli olduğunu düşünüyor.
Diğer Yayınlar