Mehmet Arca Akalın

Rahmetli dedem Salih Şükrü Baysak benim için çok önemli bir rol modeliydi. Kendisi hayatı boyunca çok çalışarak ve iş hayatında türlü başarılar elde ederek İzmir’de saygı duyulan iş adamlarından biri olarak hayatını sürdürmüştü.  Beni sekiz yaşımda çalışma hayatı ile tanıştıran dedem, belkide bugün ki kişiliğimi oluşturan en önemli faktörlerden biriydi. Onun torunu olarak yaşamış olmam genç yaşta çalışmaya başlamamın yanı sıra toplumsal konulardaki farkındalığımın artmasına da katkı sağladığına inanıyorum. Ben, çevresine destek olmayı seven ve bu özelliği nedeniyle de Baba Salih diye anılan bir dedeyle büyüdüm. Bu da çocukluğumdan beri kendime çizdiğim yardım edebilmek için başarılı olmak amacını şekillendirdi.

Ne yazık ki adaletsiz bir dünyada yaşıyoruz; herkes şanslı doğmuyor. Ekonomik durumu iyi sayılabilecek, çevresine ise son derece duyarlı bir aileye doğduğumu düşünüyorum. İnsana saygı ve sevgi duymanın ve toplumsal farkındalığın önemini hep ailemden öğrendim. Çevreme yetme ve yardım etme duygusunu her zaman içimde hissettim. Bununla birlikte ailemin yaptığı maddi ve manevi bağışlardan da her zaman gurur duydum. 90’larda Bosna Savaşı devam ederken ailem savaş bölgesine gıda ve giyecek yardımları gönderirdi. Her gün kolilerce yardım giderdi. Ailem olanakları çerçevesinde savaştan kaçanlara iş ve sığınma imkânı sağladı. Sığınmacıların evlerimizde kaldıklarını dahi hatırlıyorum o dönemde.

Yapılan yardımların devamlılığını ve yarattığı etkiyi önemli buluyorum. Örneğin; eğitim burslarıyla bir çocuk okutulduğunda bu eğitimin devamlılığını sağlamak önemli; yoksa yaptığınız yardımın bir etkisi olmuyor maalesef. Annemin öğretmenlik yaptığı zamanlarda desteklediği ticaret meslek liseli bir kız öğrenci lisenin bitimiyle Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandı ve şuanda da uluslaraarası bir firmada danışmanlık görevi yürütmekte. Bu süreçte de kendisiyle iletişimimiz devam ediyor, hatta yakın gelecekte kendisiyle bir çalışma yürütmemiz son derece olası gözüküyor. Okuttuğumuz öğrencilerin başarı öykülerini daha birçok örnekle çoğaltabilirim.

Dedemi ben üniversitedeyken kaybettik. Ailem, ölümünün ardından dedem adına bir okul yaptırmaya karar verdi. İzmir’de bulunan Atakent Aysel-Salih Baysak okulunu yaptırarak dedemin adını yaşatma imkânı bulduk. Okulun doğduğumuz yerde yapılması, ailemiz içinde çok güzel bir bağ oluşturdu. Okulun inşaatından işletilmesine kadar bütün süreçlere aktif olarak katılmamız ve takip etmemiz okuldan faydalananlar tarafından da çok takdir edildi. Özelikle babamın bu süreçteki yoğunluğunu hiçbir zaman unutamayacağım. Ailemin bu tavrı belkide bağışçılık konusunda bana en güzel dersi vermişti. Bu okulda emeği geçen bütün aile fertlerimle her zaman gurur duydum ve duymaya devam edecğim.

Bağış Toplamanın Zorlukları

18 yaşıma kadar İzmir’de ailemin yanında okudum.  Bu zaman zarfı içerisinde ailemden öğrendiklerimi üniversiteye taşıyarak, kendi arkadaş grubumla devam ettirmeye karar verdim. Yakın arkadaşım Arda Ferizoğlu ile birlikte yaklaşık 40 kişilik arkadaş grubumuzu yılda iki defa bir araya getirip kendi aramızda yardım topluyorduk. Arda ile birlikte bir vakıf seçiyor, o vakıfla konuşup ihtiyaçlarına göre arkadaşlarımızı yönlendirerek bağış yapıyorduk. Bu çalışmalar hem bizim hem de arkadaş grubumuzun farkındalığını arttırdı, bize aynı zamanda bağış toplamanın zorluklarını da öğretti. Küçük rakamlar da olsa bağış toplamak zor olabiliyor. Yine de bu sayede arkadaşlarımız arasında çok güzel paylaşımlar oluştu. Bu buluşmaları her sene devam ettirmeyi düşünüyoruz.

İşim gereği katıldığım bir etkinlikte Vehbi Koç Vakfı Özel Projeler Yöneticisi ve Koç Üniversitesi Mezunlar Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Sn. Seçil Kınay ile tanıştım ve Mezunlar Derneği Yönetim Kurulu’na dâhil oldum. Bu grupla yaptığımız çalışmalarda hem mezunları bir araya getiriyor hem de Koç Üniversitesi Anadolu Bursiyerleri projesine bağışta bulunuyoruz. Seçil Kınay’ın aracılığıyla Aralık ayında gerçekleşen Destekle Değiştir etkinliğine, kız arkadaşımla birlikte katıldık. Etkinlik hakkında pek bir şey bilmesek de büyük bir merak ve heyecanla orada bulunmak istedik. Etkinlikte, sivil toplum kuruluşlarının tanıtılması ve destek sağlanması için çok güzel bir ortam vardı. Diğer katılımcıları tanımamamıza rağmen; sivil topluma destek olan insanlarla birlikte olmaktan çok keyif aldık ve kendimizi güzel bir oluşumun parçası olarak hissettik.

Bağışlarımızı Sorgulamamız Gerekiyor

Bağışçılık konusunda çevremden ve ailemden duyduğum genel bir çekince, yapılan bağışların nereye gittiğinin ve nasıl kullanıldığının bilinmemesi oldu. Şans eseri karşılaştığım Destekle Değiştir etkinliği sırasında Sinemasal Kültür Sanat Derneği’ni ve Tarlabaşı Toplum Merkezi’ni yakından tanıma fırsatı buldum. Benim de çocukluğumda sinemanın önemli bir yeri olmuştur; bu yüzden Sinemasal’ın başka çocukların hayatına sinema ile dokunması beni çok etkiledi. Aynı şekilde Tarlabaşı Toplum Merkezi’nin çocuklarla yaptığı ritim atölyeleri ve Tarlabaşı’ndan bir çocuğun gelip bunu anlatması gerçekten çok etkileyiciydi.  Hem kız arkadaşım hem de ben desteğimizin nereye gideceğini etkinlikte yapılan sunumlarda öğrendik. Desteğimizin nasıl kullanıldığını ise etkinlik sonrasında gönderilecek raporlarla takip edebileceğiz. Bu tür bir yaklaşımın Türkiye’de bağışçılığın gelişmesi için çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Türkiye’de bağışçılık ve yapılan bağışlar hakkında fazla konuşulmuyor. Ben ailemin ve benim yaptığım tüm desteklerle gurur duyuyorum. Genç bir profesyonel olarak akranlarımı da bu konularda bilinçlendirmeyi çok isterim. Geçmişte ülke çapında toplanmış ve kaybolmuş ya da nereye gittiği bilinmeyen yardım ve bağışlar da oldu. Bu çok umut kırıcı bir durum ve bunu engelleyebilmek için bağış yaptığımız kurumları sorgulamamız gerekiyor. Bu konuda profesyonellerle çalışılabilir ya da bağış yapan herkes kendi sorgulamasını kendisi yapabilir. Bence tüm bağışçıların yapması gereken şeyler bunlar.

Her bir bireyin çok değerli ve yüksek bir potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Bireylerin bu potansiyellerini en üst seviyeye taşıması ve o seviyeye göre yaşaması gerekiyor. Türkiye’nin de potansiyeli çok yüksek ve bu potansiyele ulaşılması için bireysellikten uzaklaşıp bir takım olarak çalışmamız gerekiyor. Küçük bağışlarla da fark yaratılabileceğimiz, insanların hayatlarına dokunulabileceğimiz bir ülkede yaşıyoruz. Eğer enerjimizi verebilirsek birlikte çok güzel şeyler başarılabiliriz.