Kadriye Ayda Ünal
Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) gönüllüsü ve Kemaliye Kültür ve Kalkınma Vakfı (KEMAV) Yönetim Kurulu Üyesi olan emekli öğretmen Kadriye Ayda Ünal hem bağışlarıyla hem de gönüllülük yaparak sivil toplum kuruluşlarını destekliyor. İstanbul’da doğup büyüyen Ünal, babasının doğum yeri olan Erzincan Kemaliye’de sosyal fayda yaratmak için pek çok faaliyetin gerçekleştirilmesine katkıda bulunuyor. ÇEKÜL ile yolu“7 Bölge 7 Kent” Projesi’nin hayata geçirildiği kentlerden biri olan Kemaliye’de kesişen Ünal, bu tanışmadan itibaren çalışmalarını sivil toplum kuruluşları (STK) aracılığı ile gerçekleştirmeye başlıyor. Bir STK ile birlikte çalıştığında yaptığı bağışların ve ortaya çıkan sonuçların daha etkili olduğunu söyleyen Ünal, iham veren öyküsünü paylaştı.
“Dayanışmayı ve yardımlaşmayı ailemden öğrendim”
Duyarlı ve geleneksel bir ailenin çocuğuydum. Çocukluğuma dair hatırladığım en belirgin anılardan biri Kurban Bayramı zamanında annem ve babamın Çocuk Esirgeme Kurumu gibi kurumlara bağış yapmasıdır. Çok konuşulmasa da gelenekler doğrultusunda yaptığımız fitre ve zekât bağışlarının doğru adreslere gittiğine inanırdık. Dayanışmayı ve iyi yurttaş olmayı ailemden öğrendim. İyi yurttaş olmak için vergi vermek ne kadar gerekliyse dayanışma ve yardımlaşmanın da o kadar önemli olduğuna inanıyorum. İlkokulda dağıtılan Türk Kızılayı’nın bağış zarflarını aileme keyifle verip daha o yaştan bağış yaptığımı anımsıyorum.
İlkokulda halk oyunlarına başlamamla sosyal yanım güçlendi ve hayatımın devamında da dayanışma ve yardımlaşma önceliklerim arasında oldu. Milli folklorcu olarak yurtiçi ve yurtdışında festivallere katıldım. Gittiğim her yerden bir şey öğrendim. Öğretmen okuluna girdiğim zaman oranın kültürü ile karşılaştım ve ağabey/abla-kardeş geleneğiyle okudum. Devlet bursuyla okuyan yatılı öğrenciler arasından kendime kardeşler seçtim ve onlara destek oldum. Bu öğrenciler zaman içinde ailemizin de bir parçası oldu.
Marmara Üniversitesi Spor Akademisi’nde eğitimimi tamamladıktan sonra beden eğitimi öğretmeni olarak tayinim Çamlıca Kız Lisesi’ne çıktı. Orada hayatımın en güzel günlerini geçirdim. Hafta sonlarında pek çok öğrenciyi Kadıköy Halk Eğitim Merkezi’ne tiyatroya ve çevre gezilerine götürürdüm. Öğrencilerle farklı yörelerimizin halk oyunlarını öğrenmek için eğlenceler düzenlerdik. Öğrencilerim sayesinde yokluğu ve paylaşmayı öğrendim. O zamanlar paylaşmak ve yardımlaşmak adına yaptıklarıma “bağış” demiyordum. O çocuklar benim için tohum gibilerdi, onlarla filizlendim, olgunlaştım, büyüdüm. En az 20 yıldır çocuklara giysi, kitap ve eğitim masrafı desteğinde bulunuyorum, bu sürekli ve düzenli olarak yaptığım bir bağış haline geldi. Yaptıklarından çok mutluyum.
“Bir sivil toplum kuruluşu ile çalışmaya daha önceden başlasaydım çok daha faydalı olurdum”
İlerleyen dönemde Haydarpaşa Anadolu Lisesi’ne tayinim çıktı ve bu süreçte evlendim. Halk oyunlarına devam ediyor, halk oyunları için babamın doğum yeri olan Erzincan’ın Kemaliye ilçesine gidiyordum. ÇEKÜL’le bu ziyaretler sırasında yolum kesişti. Prof. Dr. Metin Sözen ile tanışmamla birlikte doğal miraslarımıza olan bakış açım değişti. Metin Hoca, eşi Betül Sözen ve ÇEKÜL çalışanlarıyla birlikte Anadolu’yu gezdik, doğal ve tarihsel dokuyu korumak için çalışmalar yaptık. Onlar benim için aile oldular. Gittiğimiz her yerden çok şey öğrendim.
ÇEKÜL’ü tanıdıkça sivil toplum kuruluşlarının varlığının ne kadar önemli ve gerekli olduğunu gördüm. Şimdi düşündüğümde daha önceki çalışmalarımı da bir sivil toplum kuruluşu ile birlikte gerçekleştirseydim çok daha faydalı olabileceğim fark ediyorum; çünkü bir STK’nın çalışmalarına dâhil olmadan önce yaptıklarım hep bireysel ve aile desteğiyle yapabildiğim işlerdi. ÇEKÜL’ün çalışmaları hakkında bilgi alıp, kuruluşu yakından tanımaya başladıkça ben de destekçileri olmaya karar verdim. Arkadaşlarımın doğum günlerinde , “Ne alsam beğenir?” diye düşünmeden ÇEKÜL aracılığıyla 7 Ağaç Ormanı’na ağaç diktirmeye başladım, hala bunu yapmaya devam ediyorum. Kendim de pek çok kez ağaç dikimlerine katıldım ve çevremdeki kişileri de bağış yapmaları için teşvik ettim.
Babamın doğum yeri olan Kemaliye’de o bölgeye fayda sağlayacak bir şeyler yapmak istedim. Bir STK olarak bana güven verdiği ve bağışlarımın yerine gittiğinden emin olduğumdan, 1999 yılında “7 Bölge 7 Kent” Projesine dâhil edilen Kemaliye’de ÇEKÜL ile gönüllü çalışmalar yapmaya başladım. Bu çalışmalar kendi yöreme bir aidiyet duygusu geliştirmemi sağladı. Kemaliye’ye ilk gittiğimizde, “Bir ‘gari’ (kadın) ne yapabilir?” tepkisi ile karşılaşmıştık. Çok şey yapabileceğimizi göstermek için kadınların dâhil olduğu 10 kişilik bir gönüllü grubu ile bölgede çalışmalar yapmaya başladık.
“Çocuklar, bir sivil toplum kuruluşunun neler yapabileceğini öğrendiler”
Yaptığım çalışmalarda gönüllülüğe, bağış yapmaya ve farklı şekillerde destek sağlayabilecek kişileri bir araya getirmeye öncelik verdim. Kemaliye’ye duyduğum aidiyet, çocuklarla bir arada olmak istemem ve bir STK’yla birlikte çalışmanın etkisine inanmam tercihlerimi şekillendirdi. Örneğin; ÇEKÜL ile birlikte Kemaliye’de yıllarca kapalı kalan bir binayı müzeye dönüştürmek için çalıştık. Biz gönüllüler grubu olarak bir eğlence düzenledik ve bilet gelirlerini müzenin iç donanımı için bağışladık. Projelendirip hayata geçirilen Kemaliye Kültür Müzesi, Tarihi Kentler Birliği’nden ödül aldı.
Bu süreçte çok şey öğrendim; deneyimlerim adeta benim için bir hayat okulu oldu. Beraber yaptığımız çalışmalar sırasında çocukların sivil topluma olan ilgisi de arttığını da gördüm. Bir çocuk bana, “ÇEKÜL’ün açılımını söyler misiniz?” diye sordu. Daha önce hiç kimse bana bu soruyu sormamıştı. Üye olmak istediğini söyleyenler oldu; onları gönüllülük yapmaya yönlendirdim. Anadolu’dan gelen çocuklar bu sayede gönüllülüğün ne olduğunu öğrendiler. Bir sivil toplum kuruluşunun neler yapabileceğini gördüler. Bunun bir çocuk için çok önemli olduğunu düşünüyorum.
“Herkesin çevresinde değiştirebileceği şeyler mutlaka var”
2003 yılında Kemaliye’de Yönetim Kurulu’nda çok değerli arkadaşlarımın bulunduğu, benim de yönetiminde olmaktan gurur duyduğum bir vakıf kuruldu: Kemaliye Kültür ve Kalkınma Vakfı (KEMAV). Sivil toplum kuruluşları hakkında öğrendiklerimi ve edindiğin deneyimleri KEMAV’da uyguluyorum. Pek çok etkinlik yapıyoruz; uluslararası doğa şenliği, yurtdışından yüzlerce sporcunun katıldığı spor etkinlikleri, Kemaliyeli kadınlarla beraber ürettiğimiz el işlerinin satıldığı kermesler bunlardan sadece birkaçı. Her sene uçurtma şenliği düzenliyoruz. Bu seneki şenliğe benim adımı verdiler. Kemaliye’de köy okullarındaki çocuklar ile atölye çalışmaları yapıyoruz. Gidip geldikçe çocukları tanıyorum ve neye ihtiyaçları olduğunu görüyorum.
2014 yılında 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kapsamında, benim koordinatörlüğümde “Fidan Canlar Kemaliye’de” adlı proje KEMAV ile gerçekleştirdiğimiz çalışmalardan bir tanesi. Erzincan’ın farklı ilçelerinden gelen 150 ortaokul öğrencisi geldikleri ilçelerin özelliklerini anlattılar, yörelerini tanıttılar. Üç gün boyunca ben, bir öğretmen ve gönüllü destek sunan 20 lise öğrencisi ile birlikte bu çocukları ağırladık ve eğitimler düzenledik. Projenin organizasyonu için bazı tanıdıklarımız ihtiyacımız olan malzemeyi bağışlayabileceklerini söyledi. Bu şekilde kıyafet, ulaşım, gıda için ayni destek aldık. Grafik tasarımcı bir arkadaşımızın hazırladığı bir belgeye herkes ıslak imzasını attı ve bunu çerçeveleterek bağışçılara hediye ettik. Bu teşekkürün bağışçıları çok memnun ettiğini gördüm.
KEMAV ile beraber 2016 yılında Kemaliye merkezde ve tek okulu olan Kemaliye Topkapı Köyü’nde uyguladığımız “Çocuklar Geleceğimizdir” Projesi kapsamında, arkadaşımın sahibi olduğu bir firma çocuklara 50 adet eğitim kutusu bağışladı. Firmaya projeye yaptığı bağışa teşekkür olarak çocukların fotoğraflarını hediye ettik. Proje için ayrıca 50 adet bere ördük. Bere ören kişi bereyi vereceği çocuğu düşünerek sevgisini ördü. 50 tane bereyi de ÇEKÜL hediye etti.
Bu sene de KEMAV olarak çocuklar için bir park yapmaya karar verdik. Erzincan’da Orman İşletme Müdürlüğü almak istediğim ağaçları bağış olarak vermeyi önerdi. Tanıdığım bir firma, ekipmanın taşınması için bir tır sağlayarak projemize destek oldu. ÇEKÜL’den aldığım eğitimle kurguladığım, nasıl yapabileceğimi planladığım bu proje de gerçekleşti ve parkın açılışını 28 Haziran 2017’de doğa ve kültür şenliği kapsamında yaptık.
KEMAV bünyesinde yürüttüğümüz pek çok farklı çalışmaya daha önce bir sivil toplum kuruluşu sayesinde edindiğim deneyimi aktarıyor olmaktan mutluluk duyuyorum. Çalışmalarımı bir sivil toplum kuruluşu aracılığı ile gerçekleştirdiğimde, kendi bağışlarımı farklı kişilerin ayni ya da nakdi bağışlarıyla birleştirdiğimizde birçok şeyi yapabildiğimizi görmek beni motive ediyor. Doğru bir şey yaptığıma inanıyorum ve akşam evde yatağıma girdiğim zaman huzur içinde uyuyorum. Topluma katkı böyle sağlanıyor. Herkesin çevresinde değiştirebileceği şeyler mutlaka var, yeter ki isteyin. İstemek önemli. Ben bunları yaparken saatlerce yollarda oluyorum ama yorulmuyorum. İşe yaradığınızı hissediyorsunuz. Paylaşıyorsunuz. Bu yaptığınız işler size iç huzuru olarak dönüyor.


