Hakan Habip
Bilim Kahramanları Derneği çatısında dokuz senedir 9-16 yaş arası çocuklar için bir robot turnuvası düzenliyoruz. Çocuklar turnuva öncesinde ekip kurup 10-14 hafta birlikte çalışıyor, ön hazıklık yapıyorlar. Turnuva sırasında ise Türkiye’nin dört bir yanından gelen yüzlerce akranlarıyla 1-2 gün geçiriyorlar, mekanik görevleri çözen robotlar tasarlayıp ve o yıl için belirlenen tema kapsamında kendi seçtikleri sorunlara çözümler üretiyorlar. Burada beni heyecanlandıran ve gelecek için umut veren kavramlar var. Küresel sorunları önemsemeleri, ekip haline çözüm üretmeye çalışmaları, fikirlerini başkalarıyla paylaşmaları… Bu turnuvaya bir kez gelmek alışkanlık yapıyor, yenilerini görmek istiyorsunuz. Benim için de aynı şey geçerli. Bunca emeğimiz sonrasında tünelin ucundaki ışığı gördükten ve çocukların heyecanını yaşadıktan sonra artık mali kaynak, bağlantı, zaman, uzmanlık, fikir vs. neyim varsa her şeyimi vererek bu turnuvaların gerçekleştiğini görmek istiyorum. Peki ben bu noktaya nasıl geldim ve şu anda yaptığım şeyi neden yapıyorum?
İnsanlık olarak büyük resimde bir dizi büyük başarısızlıklarımız var. Bazı şeyler aşırı derecede çoğalırken diğerleri ise eriyerek yitiriliyor. Aşırılaşan şeyler gücün aynı kişilerde birikimi ve eşitsizlik… Yitirdiğimiz şeyler ise ekoloji – enerji – gıda politikalarımızın dengesi… Hepimizin yaşamın anlamıyla ilgili, belki de önceki zamanlara kıyasla, daha fazla sorusu ve sorunları var. Benim de vardı.
On iki sene önce bilişim sektöründe çalışırken bir internet servis sağlayıcı (İSS) iş planı tasarlıyordum. Küresel finans sektörü İSS’nin finansal ederini kurumun sadık müşterileriyle orantılı olarak hesaplıyor. Sadık topluluk kavramı üzerine düşündüğümde sadık topluluğun değer üretimine eş olduğu sonucuna vardım ve tokat yemiş gibi oldum. Bu eşitlik beni çok etkiledi. ‘Bu çizgiye ulaşmanın aşamaları nedir’ diye kafa yorarken karşıma yedi basamaklı bir yapı ortaya çıktı: sadık topluluk, topluluk, öğrenme, dinleme, konuşma, yaşam, samimiyet. Başka bir ifadeyle, iki insan arasındaki samimiyetten yaşam ortaya çıkıyor; yaşam konuşuyor, dinliyor, öğreniyor, topluluk oluşturuyor; bu topluluklardan bazıları sadık topluluğa dönüşüyor ve nihai olarak sadık toplum değer üretiyor. Bu basamakları başka kavramlarla eşleştirdim: sadakat-sebat, topluluk-paylaşım, öğrenme-etkileşim, öğrenme-alma, konuşma-ifade/verme, yaşam-herkese saygı, samimiyet- niyet/amaç.
Bana göre yaşamın amacı üretimdir. Bu evrensel ara yüzdür ve herkes bununla doğar. ‘Tüm yaşam formlarına olumlu etki yapacak değerler inşa etmek’ hedefini temel aldığımızda her şeyi buna göre kurguladığımızda büyük başarısızlıklarımıza çözüm üretebiliriz. Rekabet yerine el ele vermeyi öne çıkartır; sonuç yerine sürece odaklanır; kültürün olunan bir şey yerine yapılan bir şey olarak algılayarak bunu yaşama geçirebiliriz. Ben bu kurallara uygun hareket etmeye ve içinde bulunduğum kurumları değiştirmeye çalışıyorum.
2001 yılında bu kavramların çok değerli olduğunu düşündüm ve herkesle paylaşmam gerekiyor dedim. Dünyada bilişimle ilgili ciddi bir insan kaynağı eksikliği bulunuyor. Türkiye’nin genç nüfusu olduğu için bu eksikliği tamamlayıcı rol oynayabilir. Bu da bilişim becerili insan kaynağı geliştirmekten geçiyor. Bu konulara değinen ‘İnternet Vadisi’ isimli bir yazı yazdım. İnternet vadisi toplumda az sayıda insanın zenginleşmesi değil, mümkün olan en fazla sayıda insanın zenginleşmesini sağlayan bir yoldur. Konuyla ilgili bir web sitesi oluşturdum. Kapı kapı dolaştım, insanlara ülkeyi böyle kalkındırabiliriz diye anlatmaya başladım. Ekonomik krizin başladığı dönemdi. İnsanları yeni bir şeye ikna etmek zordu.
Bu sırada eşim Smart Kids isimli okul sonrası etkinlik merkezi kurdu. Ben bilişim ile kalkındırmak üzerine fikirlerimi yazarken, eşim bunu eylem haline getirebildi. LEGO’nun robot platformunu derslerde kullanıyordu. Bir gün bu robotların uluslararası turnuvasının yapıldığını öğrenip, neden Türkiye’de olmasın dedik. Amerika’da yapılan bu etkinliği gidip yerinde gördük. O günden beri ekip olarak bu turnuvaları Türkiye’de gerçekleştiriyoruz. Şu anda 9. sezondayız. Turnuvalar için bağışçı desteği yetmediğinde açığı aile olarak biz kapatıyoruz.
Türkiye’de katma değer üretimi ve bilişim eğitimini destekleyen süreçlerin eksikliği var. Çocukları erken yaşta temel bilimlere çeken, onların sınıfta severek bilimle ilgilenmelerini sağlayan bir yapı bulunmuyor. Bizim sistemimizde ise çocuklar bunu severek uyguluyorlar. Bilimin kolay erişilebilir ve eğlenceli olduğunu görüyorlar, yaşıyorlar. Bugüne kadar toplam 6.400 çocuk turnuvalara katıldı. 10. senemizde 2.000 çocuğa daha ulaşmayı hedefliyoruz.
Bahsettiğim yedi basamaklı evrensel ara yüz dernek çalışmalarının hiçbir yerinde geçmiyor. Ama çocuklar bunu kendiliğinden yaşıyor. Takım arkadaşlarına ve diğer takımlara saygı duyuyorlar; rakibine destek olduğu için ödül kazanıyorlar; kendilerini ifade ediyor, fikirleri etrafından topluluklar kuruyorlar. Çocukların üzerindeki değişim fark edilir düzeyde. Bu çalışmalarına katılımlarından dolayı eğitim bursu alan çocuklar var. Özgüven artışı, olumlu enerji, kaynaşma, bilim sevgisi de cabası.
Bilim en evrensel birleştirici; herkesin yaşamını olumlu etkiliyor ve sonuçları hemen paylaşılıyor. Bir baba ve dünyada sıkıntıları görmüş biri olarak bu çalışmanın benim için değeri bu çocukların dünyanın olumlu yönde değişmesinde rol oynayacaklarını bilmek; böyle hissettiriyor olmaları. Bu da her gün inşaata devam etmem için yeterli bir sebep.


