Ayşe Mayda

Türkiye’nin ilk kadın ortodontisti olan 101 yaşındaki Ayşe Mayda, uzun yıllardır bağışları ile İzmir’de değişim yaratıyor. Özellikle hayvan hakları ve kız çocuklarının eğitimi konularında yaptığı bağışlarla tanınan, İzmir’e katkılarından dolayı evinin bulunduğu sokak ile Bornova-Bayraklı arasındaki gölete ismi verilen Mayda, İzmir Hayvan Sevenler ve Koruyanlar Derneği, Soroptimistler Derneği, Amerikan Kız Kolejinden Yetişenler Derneği gibi İzmir’de faaliyet gösteren pek çok sivil toplum kuruluşunun hem kurucu üyesi hem de destekçileri arasında yer alıyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen Dünden Bugüne Tarihe Saygı Yerel Koruma Ödülleri kapsamında 2003 yılında “Kentli İzmirli Ödülü”ne layık görülen 116 yıllık evinde 9 köpeği, 2 kaplumbağası ile yaşayan Mayda’nın yaşadığı şehrin ihtiyaçlarını önceliklendiren, ilham veren yaşam ve bağışçılık öyküsünü kendisinden dinledik.

1916 yılında İzmir Kemeraltı, Beyler Sokağı yakınındaki, Salepçioğlu Camisi’nin arkasındaki karanlık sokakta doğdum. Konak’ta Ravza-i İrfan İlkokulu’na başladım ve beşinci sınıfta İzmir Amerikan Kız Koleji’ne geçtim. 1937 yılında iki kız arkadaş üniversite için İstanbul’a gittik. O zaman üniversite imtihanları yoktu. İstanbul Üniversitesi’nin o günkü adıyla Diş Tababeti Mektebi’ne kaydımızı yaptırdık. 1945 yılına kadar Türkiye’de diş hekimliğinin ve ortodontinin gelişmesine büyük katkılar sunan Prof. Dr. Alfred Kantorovicz’in asistanlığını yaptım ve bütün servislerinde çalıştım. Bilhassa ortodonti bölümünde önemli ve başarılı çalışmalarda bulundum. Yaklaşık dokuz sene İstanbul’da yaşadıktan sonra Prof. Dr. Kantorovicz’in bana verdiği belgeyle İzmir’de diş hekimliğinin yanı sıra, ortodonti alanında da çalışmaya başladım. 1983 yılına kadar muayenehanemde diş hekimliği ve ortodonti alanında hizmet verdim, Türkiye’nin dört yanından gelen hastaları tedavi ettim. Kızım da benim mesleğimi seçti, şu an İsviçre’de diş hekimliği yapıyor.

Yardımseverlik Benim İkinci Mesleğim

Babam çok hayırsever bir insandı. Türk Hava Kurumu başta olmak üzere birçok kuruluş ve kişiye yardım ederdi. Ben de her zaman iki mesleğim olduğunu düşündüm: Birincisi diş hekimliği, ikincisi dernek çalışmaları ve yardımseverlik. Doğayı, insanları, hayvanları çok seviyorum ve geçmişten beri insanların bir araya gelerek bu alanlarda yaratacakları değişimin önemine inanıyorum, kendim de bu değişimi yaratmak için çalışıyorum.

İzmir Hayvan Sevenler ve Koruyanlar Derneği’nin kurucusu ve aktif üyesiyim. Derneği kurduğumuz 1990 öncesi dönemde ev hayvanları ve evcil hayvan veterinerleri bugünkü kadar yaygın değildi. Dolayısıyla hayvanları koruma, hayvan hakları gibi konularda çalışmalar yürütürken genelde ilaç ve veteriner masrafları, mama ve barınma giderlerini dernek başkanı Suna Akatürk ile benim bağışlarımla sağladık. Farkındalık yaratmak ve bağış toplamak için o dönemde yaygın olmayan, farklı sivil toplum kuruluşları için de örnek olan ilgi çekici bağış ve yardım etkinlikleri düzenledik.

O günden bugüne geldiğimiz noktada bir değişim yarattığımızı düşünüyorum ama hayvan hakları konusunda bağış yapan kişi sayısı yine de çok az. İnsanlar kapının önüne artık yemek bırakarak hayvanlara yardım ettiklerini düşünüyorlar ama hayvanlara yardım etmek ve hayvan haklarını korumak için yapılması gerekenler çok daha sistemli bir çalışma ve desteği gerektiriyor. Aşılar, veteriner masrafları, mama gibi giderlerin yanı sıra, düzenli olarak onların ihtiyaçlarını karşılayacak gönüllülere de ihtiyaç var. Ben her sabah hem kendi bahçemdeki köpeklere hem de parktaki diğer hayvanlara mama dağıtıyorum. Bunun ciddi bir sorumluluk olduğunu düşünüyorum.

Çevre ve hayvanlar konusunda çalışan sivil toplum kuruluşlarına her fırsatta elimden geldiğince bağış yapmaya çalışıyorum. Yıllardır destek olduğum Ege Orman Vakfı’na yaptığım bağışlarla 65.000 bin fidan diktiler. Bağış yapacağım sivil toplum kuruluşunu seçerken bu kuruluşa güven duyabilmek benim için çok önemli. Destek verdiğim tüm kuruluşlar tanıdığım, güvendiğim insanların yönettiği, bağışımı gönül rahatlığı ile yaptığım kuruluşlar.

Kız Çocuklarının Eğitimi de Bağış Yaparken Öncelik Verdiğim Bir Alan

Eğitim, özellikle de kız çocuklarının eğitimi, yaşamım boyunca önemsediğim ve desteklemeye çalıştığım bir konu oldu. Tüm dünyada kadınlar ve kız çocukları için farkındalık yaratarak, onların haklarını savunan Soroptimist Kulübü’nün İzmir şubesini 1951 yılında kurdum. Farklı meslek gruplarından kadınlar olarak gerçekleştirdiğimiz etkinliklerle kadınlar ve kız çocukları için daha iyi bir yaşam oluşturmaya çalışıyoruz. Soroptimist Kulübü’nün bu alandaki çalışmalarını takip etmeye ve bağışlarımla destek olmaya devam ediyorum.

2016 yılında İzmir Kadın Kuruluşları Birliği öncülüğünde bir araya gelen dokuz kadın kuruluşunun “Torunuma Barış Dolu Günler Projesi’”ne bağış yaptım.  Proje, kadının toplumdaki statüsünü güçlendirmek, eğitim ve sağlık alanında bilinçli bireyler yetiştirilmesine katkıda bulunmak, toplumun her alanında şiddeti azaltmak amacını taşıyordu.  Projeyle, okullarda şiddeti önlemek, barış kültürünü yaymak için seçilen öğrenciler aldıkları eğitimin ardından “akran uzlaşma barış lideri” oldu. Yaptığım bağış ile 10 okula 30 sandalye, 10 masa, 10 dolap ve eğitim malzemeleri alındı. İzmir’de 10 okulda 360 öğrenci ve 30 rehber öğretmene bir yıl boyunca verilen eğitimlerin sonucunda, okullarda disiplin cezalarının azaldığı ve öğrencilerin kişilik gelişimlerinin olumlu yönde etkilendiği görüldü. Bu proje İzmir Tülay Aktaş Gönüllü Kuruluşlar Güç Birliği’nin bu yıl 20. kez düzenlediği “Karşılıksız Hizmet Ödül ve Anı Toplantısı”nda Büyük Ödül’ün sahibi oldu. Ödül törenine ben de katıldım ve desteğimin böyle anlamlı bir yere gittiğini gördüğüm için çok mutlu oldum.

Başta da söylediğim gibi kız çocuklarının eğitimi benim için önemli bir konu. Bu sebeple, kurucu üyesi olduğum Amerikan Kız Kolejinden Yetişenler Derneği’ne yaptığım bağış ile bir kız çocuğunun tüm okul masraflarını karşılıyorum. Yıllardır sürekli ve düzenli olarak üniversitede okuyan öğrencilere burs veriyorum. Bununla birlikte, bağışlarımla herkesin faydalanabileceği kalıcı eserler yaratmaya da gayret ediyorum. Kardeşim Seniha Mayda adına Karabağlar’da Seniha Mayda İlköğretim Okulu’nu yaptırdım. Güzelbahçe’de gençlerin spor yapabilecekleri bir alan olması için Ayşe Mayda Spor Kompleksi’ni yaptırdım. 1946’dan bu yana üyesi olduğum ve halen sık sık ziyaret ettiğim İzmir Milli Kütüphane’ye de bağışta bulunuyorum.

2001 yılında Stockholm, İsveç’de 101 ülkeden 100 bini aşkın üyesi olan INNER WHEEL’in Margarette Golding ödülünü aldım. Bu ödül uzun süreyle ve düzenli olarak topluma faydalı kampanyalarda bilfiil çalışmış ve düzenli bireysel bağış yapmış kişilere veriliyor. Gerek sivil toplum kuruluşlarını destekleyerek gerekse kendi çabamla yaptığım çalışmaların takdir edilmesi bu ödülü benim için daha da kıymetli hale getiriyor.

Sivil toplum kuruluşlarıyla yıllardır çalışıyorum, bu yaşa geldim elimde bastonla hala koşuyorum. Gece gündüz toplantılara gidiyorum. Dün Güzelbahçe’deydim, Perşembe Milli Kütüphane’deydim. Çalışmaya, bağış ve gönüllülük yapmaya devam edeceğim.