Asım Kocabıyık

Türkiye’nin kalkınması ve çağdaş ülkeler düzeyine gelebilmesi için her zaman eğitimin önemine inandım. 1992’de Asım Kocabıyık Eğitim Vakfı’nı kurmadan önce de öğrencilere kişisel kaynaklarımdan burs vererek onların eğitimine destek olmaya çalışırdım. 1987’de Gemlik’te inşa edilen Borusan İlköğretim Okulu ile 1996’da Afyon’da açılan Asım Kocabıyık Anaokulu hayata geçmesine vesile olduğum ilk kalıcı eserlerdir.

1940lı yıllarda başladığım iş hayatım boyunca her gün erken kalkıp işimin başına geçtim ve her şeyden önce Resmi Gazeteyi okuyarak ülkenin durumunu ve ihtiyaçlarını takip etmeye çalıştım. İşletmelerimiz istikrar kazandıktan sonra ‘memleketin en fazla neye ihtiyacı var’ ve ‘ben ne yapabilirim’ diye düşünmeye başladım. O zamandan beri en fazla eğitim konusu üzerinde duruyorum. Eğitim bana göre toplumsal kalkınmanın itici gücüdür; demokrasinin temelini oluşturur. Eğitim düzeyi bir milletin gelişmişlik derecesinin göstergesidir. Bu yüzden tüm çocuklarımızın ve gençlerimizin eğitime ulaşımının kolaylaştırılması ve kaliteli eğitim almalarının sağlanması gerektiğini düşünüyorum.

1924’te Afyon’un Tazılar köyünde doğup, ilkokulu Afyon’da bitirdikten sonra ortaokul ve liseyi İstanbul’da okuyan, İstanbul Erkek Lisesi’nden mezuniyetini müteakip İstanbul Üniversitesi, İktisat Fakültesine giren ve 1944 yılında henüz öğrenci iken, İstikbal Ticaret A.Ş.‘de kurucu ortak olarak iş hayatına başlama ve ilerleyen yıllarda Borusan Grubu’nun temellerini atma şansına erişmiş biri olarak beni yetiştiren topraklara karşı kendimi borçlu hissediyorum. Devlet Üstün Hizmet Madalyasına veya İtalyan Hükümeti’nin verdiği Şövalye nişanına ya da Fahri Doktor unvanlarına beni layık bulsalar da ben ortaya koyduğum toplumsal katkıları hayırseverlik değil, ödev olarak yerine getiriyorum. Tüm yaşamımı ülkeye hizmet olarak gördüm. Bu memlekete hizmet borcum var; onu ödemeye çalışıyorum.

Burslar ve okullarla başlayan bu kişisel çabaların kurumsallaşması, ölçeğinin büyümesi için bir vakıf kurmaya ve daha sonra da Borusan Şirketleri’nin maddi büyük desteği sebebiyle ismini Asım Kocabıyık Eğitim vakfından Borusan Kocabıyık Vakfı’na değiştirmeye karar verdik. Vakfımızın yönetim kurulu şu anda 5 aile üyesinden ve 4 aile dışı üyeden oluşuyor; kararlar birlikte alınıyor. Vakıf eğitim, kültür, sanat, müzik ve müzecilik alanlarında faaliyet gösteriyor. Bu alanları belirlerken en fazla bizi heyecanlandıran ve toplumsal gelişim için en hayati gördüğümüz konulara odaklanıyoruz. Çocuklarım Ahmet ve Zeynep Kocabıyık kültür, sanat, müzik ve müzecilik konularıyla ilgilenirken benim varlığım, asıl tutkum olan eğitim konusundaki faaliyetlerde kendini hissettiriyor.

Vakfımız öğrencilere burs sağlıyor, okullar yaptırıyor, eğitim projeleri geliştiriyor. Borusan Otomotiv Zehra Nurhan Kocabıyık İlköğretim Okulu ve Borusan Asım Kocabıyık Anadolu Meslek Lisesi hayata geçen önemli eğitim projelerimizin ilkleri. Sanayi toplumları için kaçınılmaz olan “teknik eğitim”, gelişmekte olan ülkemiz için önemli bir yere sahip. Ortaöğretimde bu konuda en büyük sorumluluk, teknik eğitim-öğretim hizmeti veren teknik liselerdedir. Borusan Asım Kocabıyık Teknik ve Endüstri Meslek Lisesi, bu sorumluluğun bilincinde kuruldu.

Bu okulları kurup devlete bağışlamaktaki amacım daha fazla çocuk ve gencin faydalanmasını sağlamaktı. Özel okul yapmayı tercih etseydim büyük bir ihtimalle bir iki okul yaptırmak ve bunların yönetimini üstlenmekle kalacaktım. Yaptırdığımız okulların hepsini gözetmeye, ihtiyaçlarını karşılamaya devam etsek de bunların kamuda kalması bana daha doğru geliyor. 1999 Körfez Depremi’nden etkilenen Kocaeli Üniversitesi’ne destek girişimi çerçevesinde yapımı tamamlanan bir meslek yüksekokulu binası ile iki öğrenci yurdu, UÜ Gemlik Yerleşkesi’ndeki meslek yüksekokulu, Hukuk Fakültesi ve Afyon Kocatepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi de bu kapsamda yer alıyor.

Lise çağlarımdan beri kitaplara meraklıyımdır, okumayı çok severim. Bu tutkumun oğlum Ahmet Kocabıyık tarafından, Ertuğ & Kocabıyık ve Borusan Kültür ve Sanat Yayınları grubunda yaşatılıyor ve gelecek kuşaklara aktarılıyor olması benim için büyük bir mutluluk kaynağı. 1993’te kurduğu Borusan Oda Orkestrası’nın ardından 1999’da Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’nın kurulması ve 1997’de açılan Borusan Kültür ve Sanat Merkezi de ayrıca bizi gururlandırıyor.

Sadece Kocabıyık Ailesi ve Borusan Grubu olarak değil başkalarıyla da bir araya gelerek ortak ideallerimizi gerçeğe dönüştürmek için işbirlikleri içinde oldum. İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, İstanbul Sanayi Odası, TÜSİAD, İktisadi Kalkınma Vakfı, İstanbul Rotary Kulübü yönetim kurullarına katılmanın yanı sıra, TEMA, Türkiye Aile Sağlığı ve Planlaması Vakfı, Eğitim Gönüllüleri Vakfı, Türk Musikisi Vakfı ve Afyon Eğitim Vakfı’nın kurucuları arasında yer aldım. Bağışçıların benzer hedefler güden kişi ve kuruluşlarla dayanışma içinde olması yapılan işlerin etkisini arttırır, bu hedeflere daha kolay ulaşmamızı sağlar. Bağışçılara bireysel girişimlerini başlatmak ve onları güçlendirmeye çalışmanın yanı sıra ülke için önemli olabilecek diğer girişimlerin ortaya çıkabilmesi için yetişebildikleri oranda başka kuruluşlara ve gruplara desteklerini esirgememelerini tavsiye ediyorum.

Gemlik’te 1000 dönümlük arazi üzerinde kurulu üretim tesislerimiz var. Bölgede istihdam sağlamak önemli bir katkı olsa da faaliyetlerimizin olduğu alanlarda sosyal sorumluluğu ihmal etmemek gerekiyor. Bu düşünceyle Gemlik’te sosyal sorumluluk çalışmalarına ağırlık verdik.

Doğduğum yer olan Tazlar köyünde 12 yıldır kırsal kalkınma projelerini destekliyorum. Kişisel bağımdan dolayı sağladığım bu desteğe şirketleri katmak istemedim. Kendi kaynaklarımla desteklemeye çalıştım. Gelinen noktada bu uzun vadeli taahhüttün ürünlerini almış olmak yapılan çalışmalarının hiçbirinin boşuna gitmediğini ve bir değer kazandırdığını gösteriyor. Bu proje sayesinde çiftçiler tarım arazisini nasıl daha verimli kullanabileceklerini öğrendiler, öğrendiklerini TEMA Vakfı’nın eğitmenleri ile birlikte tatbik etme şansı buldular. Şu anda hem tarımsal verimliliğin arttığına, ürün kalitesinin iyileştiğine hem de köylünün gelir elde ettiğine şahit oluyoruz. Tazlar köyündeki başarı ve çevre köylerden gelen yoğun talep üzerine beş köyde daha kırsal kalkınma projeleri başlattık. Buralarda Tazlar’da edindiğimiz deneyimleri uygulamaya devam edeceğiz.

Her iş adamını veya varlıklı kişileri, doğduğu, köklerinin bulunduğu yere kalkınma yardımı yapmaya çağırıyorum. Farklı alanlarda, farklı coğrafyalarda çalışabilirler ve lüzum gördükçe başka konuları destekleyebilirler ancak kendi memleketlerine yapacakları sosyal yatırımın uygulaması, takibi ve yönetimi kolay olduğu kadar faydalıdır da.