Jessan Hutchison-Quillian ile Sohbet

İş hayatıma, mühendis olarak, 2007 yılında 20 yaşındayken başladım. Google’dan gelen teklif mektubunu açtığımda, başlangıç maaşımın $100,000 olduğunu ve yakınımdaki herkesin maaşından daha yüksek olduğunu fark ettim. Belirli bir hayat standardı beklentisine yol açacağı için bütün hayatımı bu maaş etrafında şekillendirmeyeceğime emindim. Yaşamımı sürdürebilmem için gerekli olanın dışında kalan para ile iyi bir şeyler yapmak istedim ama ne olduğuna karar veremedim.

Google’daki ilk yılımda bağış yapmaya başladım. Çalışanlardan tarafından $3000’a kadar yapılan bağışların şirket tarafından eşleştirilmesini avantaj olarak kullanmak istedim. Nereye bağış yapacağıma karar vermek biraz stresli bir işti. Temel ihtiyaçlar yerine Amerika’da değişim yaratacak yenilikçi politikaları desteklemek istedim. Amerikan ekonomisi, dünyanın geri kalanından sağladığı orantısız kaynaklara dayandığı için verdiğim maaşın uluslararası bir boyutu da olsun istedim. Bir şeyleri geri vermek istedim. Aynı zamanda kadınlara uygulanan şiddetin engellenmesi konusuna oldukça ilgiliydim. Ama bu fikirleri toparlayıp bir kuruluşa bağış olarak dönüştüremediğim için kendi araştırmamı yapmaya ve arkadaşlarıma sorular sormaya başladım. “Devrim Fonlanmayacak” (The Revolution Will Not Be Funded) adlı kitap sivil toplum dünyasını anlamamda oldukça önemli bir rol oynadı.

Ne kadar bağış yaparsam yapayım, kazandığım para benim ve en yakınımdakiler arasında ciddi bir güç farkı yaratıyor. Para ve bağış konularında kendimi yalnız kalmış hissettiğim bir anda “Resource Generation” organizasyonu ile tanıştım. Benim gibi varlıklı gençleri tanımak, hayatıma önemli değişiklikler getirdi ve ihtiyacı olduğundan daha fazlasına sahip olan insanlarla konuşmak görüşümü geliştirdi. Bir bağış planı yaptım ve geçen zaman içinde bu oranı artırdım. Resource Generation’ın hayatımda yaptığı değişiklik beni o kadar etkiledi ki bu kuruluş kapsamında gönüllü lider oldum: başka varlıklı genç insanları bağışlarıyla beraber harika şeyler yapmaları için organize etmeye başladım. Böyle bir liderlik gösterebileceğimi hiç düşünmemiştim, sonuçta ben bir mühendisim!

Resource Generation’la beraber “Social Justice Fund Northwest” (SJF) adlı bir kuruluştan haberdar oldum. Donörler ve aktivistler arasında kurdukları katılımcı karar verme mekanizması tam bana göreydi. Kendimi, paramın temsilcisi gibi görmeye başladım. Tabii ki kazandığım gelirin bir kısmı verdiğim emekten geliyor. Ama büyük bir kısmının beyaz olmamdan ve bugüne kadar birçok insanın ve kaynağın sömürülmesinden geldiğini düşünüyorum. Bu sömürü hissiyatından kurtulma aşamasında SJF’in katılımcı karar mekanizması çok mantıklı geldi.

2010’da ilk SJF projesine katıldım; Amerika’nın Kuzeybatısında fon toplamak için bir araya gelen farklı gruplardan insanlardan oluşuyordu. Paralarımızı bir araya getiriyor, kaynak geliştirerek bu parayı artırıyor, daha sonra da hep beraber hibe verme kararı alıyoruz. Her birimiz yüklü bağışlar yaptık ve bu aşamada, normalde rahat hissettiğim miktarın da ötesinde vermek bana inanılmaz bir huzur verdi. Kendimi iyi hissettiğim nokta ne kadar bağışladığım değil, duygusal çekincenin ötesinde vermek için çabaladığım nokta. Proje o kadar başarılıydı ki her yıl, bir araya gelip bağış yaptığımız yeni bir “Giving Circle ” etkinliği düzenledik ve bu etkinliklere yeni insanların katılımını sağladık.

Maaşım her sene arttı ama ben $36,000’la yaşıyorum ve kendimi çok rahat hissediyorum. Kaynaklarımı ciddiye alıyorum. Her yıl $16,000 kenara koyuyorum ve gelirimin %40’ını bağışlıyorum. Bu bağışın üçte birini SJF’e, üçte birini Grassroots International’a bağışlıyorum. Geri kalan kısmını ise tutkulu olduğum konularda çalışmalar yapan organizasyonlara veya ailemin/arkadaşlarımın destekledikleri kuruluşlara bağışlıyorum.

Google’da ilk başladığım zamanlar annem Nance’e, ona üniversite ücretini geri ödeyebileceğimi veya bunu bir bağış olarak yapabileceğimi söylemiştim. Bağışı tercih etti ve 5 yıl boyunca her yıl $5000 vermek için bir plan yaptık. Bu seviyede bağış yapmak hem onun hem de benim için yeni bir olaydı! SJF kapsamında yaptığımız “Giving Circle” etkinliğinde ilk bağışı yapan diğer annem Suz olmuştu. Neden yaşamak için sadece mütevazi bir maaşa ihtiyacım olduğunu düşündüğümde bunun yetiştiriliş tarzımdan kaynakladığını biliyorum. Annelerim bana koşulsuz sevgi sundular ve ben de bu ihtiyacı karşılamak için paraya ihtiyacım olmadığını anladım. Bana aynı zamanda mütevazi bir maaşla rahat yaşayabileceğimi gösterdiler – hiçbir zaman kendimi yokluk içinde hissetmedim.

Paranın anlamı üzerine sık sık  düşünüyorum. Tamamen farklı bir yol çizebilirdim kendime. Zengin olmaya karar verebilirdim ki bunda oldukça başarılı olurdum. Ama zengin olmaya çalışan insan sayısına oranla bu parayı kullanıp, dünyayı değiştirmeye çalışan insan sayısı çok az! O yüzden çok sayıda fırsat var. Yapılacak çok iş var. Kısa bir zaman önce Google’da iş değiştirdim. Şimdi Kurumsal Sosyal Sorumluluk ekibinin mühendisiyim. Daha yeni başladık ama bağış planı yapma konusunda atölyeler hazırlamaya başladım bile ve Google’da güçlü bir bağış kültürü yaratabileceğimize inanıyorum. Biliyorum ki cesur bir şekilde bağış yapmaya başlamasaydım böyle bir fırsat karşıma çıkmayabilirdi.

(Konuşmanın tamamına bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.)