“Yeni”den İyi Uygulama

Yazan: Louise Westerlind

“Crowdfunding” veya sık kullanılan adı ile kitlesel destek, yeni bir kavram değil.

Herşey Özgürlük Anıtı’yla başladı.

Gazete patronu Joseph Pulitzer, 1885 yılında New York’taki Özgürlük Anıtı’nın mermer taban ihtiyacını gidermek için bir kitlesel destek kampanyası başlattı. 120,000 küçük bağışı bir araya getirerek, bugünün değeri ile 2.3 milyon $ toplanmasını sağladı. Bütün bağışçıların isimleri gazetede yayınlanırken bazılarının öykülerine bile yer verildi.

Aradan seneler geçtikten sonra, 2005 yılında bağış temelli bir kitlesel destek platformu olanKiva ve 2009’da ödül temelli kitlesel destek platformu Kickstarter kuruldu. En basit anlamda, bu platformlar ile Özgürlük Anıtı’na taban yaptırma girişimi arasındaki ana fark, internetti!

İçerisinde (bağış/ödül/öz sermaye/borç/telif gibi) çok farklı unsurları barındıran küresel kitlesel destek sektörünün yaklaşık 5 milyar ABD Doları değerinde bir pazar olduğu tahmin ediliyor.

Fongogo, yerel, ödül temelli bir kitlesel destek platformu ve Türkiye’de henüz çok yeni olan bu kavramın sayılı oyuncularından bir tanesi. Platforma katılım için herhangi bir kısıtlama bulunmuyor; sivil toplum kuruluşları, bireyler, girişimler veya diğer proje oluşumlarının tümüne açık.

Kitlesel destek kavramı zamanımızın ihtiyaçlarına cevap veriyor.

Önemli olan sadece sivil toplum kuruluşlarına, bireylere veya girişimlere mali destekte bulunmak değil. Bunun yanı sıra bağışçılar/destekçiler olarak artık daha iyi bilgilendirilmek, fikrimizi belirtmek ve daha doğrudan bağlantılar kurmak istiyoruz.

Şeffaflık ve takip edilebilirlik iki anahtar konu. Fonların daha hızlı ve daha uzağa aktarılabildiği bugünün internet erişimli dünyasında şeffaflık daha önemli ve gerekli hale geliyor. Daha önemlisi destek verdiğimiz kampanyalara daha yakın olmak istiyoruz. Somut çıktıları ve kapsamı belli olan bir proje bize daha çekici geliyor. Bunun yanı sıra bir kuruma destek vermeye kıyasla bir projeye destek verirken o projeye geri bildirimde bulunmayı, fikirlerimizi paylaşmayı tercih ediyoruz.

Kitlesel destek platformları bütün bunları mümkün kılıyor.

Desteklerimizi açıkça paylaşmayı ve hatta bu konuda övünmeyi de seviyoruz aslında. Bundan birkaç yıl önce başarılı olduğunuzu gösteren bir fotoğrafı paylaşmanın pek de bir zevki yoktu (Boynunuzda bir madalya ile bir fotoğrafınızın çekildiğini ve bunu ailenize ve arkadaşlarınıza e-maille gönderdiğinizi hayal edin!). Sonra hayatımıza Facebook ve ardından Instagram girdi ve şimdi sadece arkadaşlarınızın çektiği ve sizin başka şeyleri çektiğiniz fotoğrafları değil kendi kendinize çektiğiniz portre fotoğraflarınızı (evet “selfie” trendinden bahsediyoruz) bile utanıp sıkılmadan internette paylaşmak anlaşılır bir şey haline geldi.

Kitlesel destek bir anlamda bu değişim dalgasını yakalamak için ortaya çıktı. Biz Fongogo’da proje sahiplerine olabildiğince gurur duyulabilecek ve bu gururun gösterilebileceği fırsatlar yaratmalarını öneriyor; destekçilerimizin de bu önemli anları iftiharla paylaşmalarını tavsiye ediyoruz. Eğer içerik yeterince ilginçse, bu tür paylaşımlar kampanyanın hızla yayılmasını sağlıyor ve ilgili bilgiler ikinci, üçüncü, dördüncü kontaklara ulaşıyor. Bu noktada paylaşımın kendisi duyarlılık göstermenin bir aracı olarak kabul ediliyor.

Zorluklar zamanla aşılacak.

Kitlesel destek bazı zorlukları da beraberinde getiriyor. Genel olarak proje sahipleri bir kampanya için ne kadar zaman ve çaba harcamaları gerektiğini önceden tahmin edemiyorlar. Proje sahipleri, sosyal medya araçlarını ve halihazırda olan iletişim ağlarını kullanarak, hem zamandan hem de paradan tasarruf edebilirler. Türkiye’ye özgü zorlukların başında güvensizlik ve yanlış algılar geliyor. Kitlesel destek platformlarında destek vermek isteyenler çoğu zaman proje sahiplerini tanımıyorlar ve onların projelerini tamamına erdirme potansiyellerini bilmiyorlar. Bunların ötesinde kitlesel destek çoğu zaman bir tür dilenme gibi görülebiliyor. Kültürden ve geleneklerden kaynaklanan bu zorlukların bir gecede değişmesi zor, ama Türkiye’deki genç, aktif ve gözlemci nüfusun bu potansiyeli yakında fark edeceğini düşünüyoruz. 35 yaş altındaki nüfusun toplam nüfusun  %70’ini oluşturduğu ve dünyada sosyal medyanın en aktif şekilde kullanıldığı ülkelerden biri olarak, Türkiye’de kitlesel destek platformları yakın zamanda çok önemli bir rol oynayacak.

Bunların yanı sıra kitlesel destek, fon açığı karşısında bireylere ve kuruluşlara yaratıcı yöntemlerle proje üretme, fon geliştirme ve yerel ekonomide istihdam yaratma açısından da değerli fırsatlar sunuyor.

Louise Westerlind: Girişim ve mikrofinans deneyimlerini bir araya getirerek “crowdfunding” dünyasını keşfetmeye karar verdi. Ardından yerel bir kitlesel destek sitesi oluşturma fikriyle farklı zamanlarda tanıştığı diğer platform ortaklarıyla bir araya getirdi. Louise, Copenhagen Business School ve Hong Kong University of Science & Technology’de lisans eğitimini tamamlayıp University of Cambridge’de MBA Programı’nı tamamladı. Kariyerine finansal danışmanlık ve araştırmalar alanında başladıktan sonra Dünya Bankası’na bağlı bir mikrofinans kuruluşu olan CGAP’te Rating Fund’ın başına geçti ve mikrofinans yatırım araçları ve sosyal sorumlu yatırımlar hakkında araştırmalar yürüttü. Hong Kong’da kendi girişimi olan Live it adlı deneyim içerikli hediye satan internet şirketinin ortağı ve genel müdürü olarak görev yaptıktan sonra Türkiye’ye taşındı. Türkiye’den önce Danimarka, Hong Kong, İsveç, İngiltere ve A.B.D.’de yaşadı. Givingbread.org, Cambridge.org.hk’de gönüllülük yaptı; Swedish Seamen’s Church’te Hazinedar ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev aldı; StreetWise Partners’da mentörlük yaptı. Halen Nyima Vakfı’nın Yönetim Kurulu’nda yer almaktadır.

Fongogo (www.fongogo.com) projelerin kitleler tarafından desteklendiği, “crowdfunding” fikri üzerine kurulmuş bir kitlesel destek platformudur. Bir internet şirketi olan Fongogo, gerek bireyler gerekse vakıf, dernek ve şirketlere hizmet vererek sosyal medya odaklı bir pazar alanı yaratma amacı güder.

Fongogo blog yazılarına ve kaynaklara buradan ulaşabilirsiniz:

http://blog.fongogo.com/

http://fongogo.com/Fongogo/Klavuzlar

http://fongogo.com/Fongogo/filmklavuzu

http://fongogo.com/kategori/basaranlar

————————————————————————————————————————————————————-

From borne (re-borne!) to best [practice]

By: Louise Westerlind

 

The crowdfunding concept is not new.

In 1885 the newspaper mogul Joseph Pulitzer crowdfunded a pedestal for the Statue of Liberty in New York City. 120,000 individuals contributed small and large amounts which totaled USD 2.3 million worth in today’s money. Every contributors name was mentioned in the newspaper and some of their stories were published as well.

Fast forward, the donation-based crowdfunding platform Kiva was founded in 2005, and the rewards-based crowdfunding platform Kickstarter was founded in 2009. Simply put, the main difference between these platforms and the pedestal for the Statue of Liberty initiative is the Internet.

The global crowdfunding industry is estimated to be a USD 5 billion market and includes a variety of verticals (donation/reward/equity/lending/royalty/niche).

The Crowdfunding concept fit our times.

It is no longer about giving to NGOs/individuals/companies who just announce they are in need. We would like to be better informed, have a say, and create a direct connection.

Transparency and tracking are two key words. With funds flowing further and faster in today’s Internet world this matters even more, and is also possible. What’s more is that we want to be closer to the causes we are supporting. A specific project with expected outcomes is more attractive. Further, aside from contributing with funds to a particular project as compared to a particular organization we often want to give advise directly to those in need.

Crowdfunding platforms make all of the above possible.

We would also like to be recognized for our contributions, even brag about it. It was not long ago when it was tasteless to share a photo someone took of you while showcasing some sort of accomplishment. (Picture yourself with a medal around your neck and imagine you mailed copies of the photo to your family and friends. That would be a bit too much.) Then came Facebook followed by Instagram and now it is even fully acceptable to take a photo of yourself and shamelessly share it with the world. (Yes we are referring to the “selfie” trend!)

Crowdfunding is to some degree riding on this wave. At Fongogo we wish our campaign owners to create as many bragging opportunities as possible and we support our contributors to proudly share these moments. If the content is exciting enough, it helps the campaign go viral and the word is out to contacts of second, third, fourth degrees of separation. Sharing is [actually] caring.

Challenges will be Tackled.

Crowdfunding does not come without challenges. Generally speaking project creators oftentimes underestimate the time commitment to create and run a campaign. By planning and leveraging on social media outreach as well as already existing networks a project creator can both save time and money.

Turkey specific challenges include lack of trust and wrong perception. Prospective crowdfunders who don’t know the project creator in advance might be suspicious about the background and their ability to complete the project. Further, unless explained explicitly crowdfunding is seen as a form of begging.

It has to do with history and culture. While this is something that will not likely change over night we strongly believe that the young, aware and active individuals in Turkey will soon see the potential. With 70% of the population being younger than 35 years old and being among the most active social media players in the world, crowdfunding will play a major role in Turkey.

Additionally crowdfunding is especially valuable to Turkey with it’s current account deficit challenges, allowing an increased number of individuals and organisations to create innovative projects, and to keep funds plus create jobs in the local market.

We certainly hope that crowdfunding will be borne (re-borne!) for the best [practice].

Louise Westerlind, brings together her experiences in entrepreneurship and microfinance in the Crowdfunding world.  Louise received her BSc in International Business from Copenhagen Business School and an MBA from University of Cambridge. She previously at the World Bank (CGAP – Consultative Group to Assist the Poor) where she managed the Rating Fund, researched microfinance investment vehicles and socially responsible/sustainable investments, and established relationships between microfinance investors and institutions/partners. Prior to CGAP, Louise was in financial services consulting and research. In Hong Kong, Louise managed her own entrepreneurship, Liveit.hk, which provided gift experiences for all occasions.  She volunteered with GivingBread.org and Cambridge.org.hk.  Her prior volunteer work has been with the Swedish Seamen’s Church (Treasurer and Board Member), StreetWise Partners (Mentor), Association of International Business and Economics, and Copenhagen Business School (Marketing Coordinator).  She lived, studied, and worked in Denmark, Hong Kong, Sweden, the United Kingdom, and the United States.  

Fongogo, (www.fongogo.com) is a crowdfunding platform where projects are realized by individuals. Fongogo, aims to provide a social media focused marketplace by serving individuals, civil society organizations and companies.

Take a look at Fongogo Blog and Resources here:

Blog: http://blog.fongogo.com/

Guide: http://fongogo.com/Fongogo/Klavuzlar

Video Guide: http://fongogo.com/Fongogo/filmklavuzu

Success Stories: http://fongogo.com/kategori/basaranlar