Yeni Nesil Filantropistlere Ulaşmak ve Etki Ölçümleme

Gelecek kuşaktan nasıl filantropistler çıkacak?

Önümüzdeki 10-20 yıl içinde nesiller arasında çok büyük bir varlık transferi gerçekleşecek. Sadece ABD’de bu miktarın 40 trilyon dolar olması bekleniliyor. Diğer yandan teknolojik açılımlarla, eski nesillere kıyasla çok daha hızlı varlıklarını inşa eden yeni bir nesil de karşımıza çıkıyor. Gelecek kuşaktan nasıl filantropistler çıkacak? Onlara ulaşmak için yeni neslin taleplerini ve önceliklerini anlamak gittikçe daha fazla önem kazınıyor.  Nexus Network’ten Jay Barrymore bu kuşağın filantropi ile ilişkisini şöyle özetliyor:

  • Vasiyet yoluyla bağış bırakmak yerine hayattayken filantropik girişimlerde bulunma eğilimindeler.
  • Verdikleri fonlara bağış değil sosyal yatırım gözüyle bakıyorlar.
  • Fonlarının yarattığı etkiyi görmek istiyorlar.
  • Sosyal yatırım yaparken aynı ekonomik yatırımlarında olduğu gibi risk değerlendirmesi yaparak destekleyecekleri kuruluşlara ve destek biçimlerine karar veriyorlar.

Elbette dünyanın her yerinde aynı eğilimlerin olduğunu iddia etmek mümkün değil. Nexus Orta Doğu Direktörü Hazami Barmada ise sivil hareketlerle canlanan Kuzey Afrika’da yeni kuşağın filantropi alanına katılımının sağlanmasına ilişkin şu zorluk ve fırsatlara işaret ediyor:

  • Y Kuşağının apolitik ve çevresiyle ilgisiz olduğunu zannederken aslında onların ne kadar eleştirel ve aynı zamanda saha ile ilişkili olduklarını gördük.
  • Özellikle Mısır’da devrim sonrasında USAID fonların reddedilmesi gibi uluslararası fonlara şüpheyle bakma eğilimi oluştu. Gençlik grupları bağımsız kalmayı tercih ediyor ve meşruluğun şartı olarak şeffaflığı görüyorlar.
  • Bu ülkelerde hangi kuruluşların desteklendiği, ne kadar destek verildiği, desteklenen kuruluşların fonları nasıl kullandığı ile ilgili veriye ulaşmakta zorluk yaşanıyor.
  • Filantropi fonları genelde kamu politikalarını etkilemek için kullanılmıyor. Özellikle diasporanın aktardığı fonlar geleceği şekillendirme sürecine çok fazla katkısı olmuyor.

SROI Ağı Genel Müdürü Jeremy Nicholss ise özellikle yeni kuşak filantropistler için fonlama kararlarında öncelik haline gelen etki ölçümü konusu etrafındaki kavram ve yöntemsel karmaşalara şöyle açıklama getiriyor:

  • Etki ölçümünün amacı elimizdeki kaynaklar ile yaratılması mümkün olan en fazla farkı yaratıp yaratamadığımızı tespit etmektir.
  • Etki ölçümü üzerine çalışan her kuruluş yeni bir araç ile ortaya çıkıyor. Yarattığı etkiyi ölçmek isteyen kuruluşlar ve sosyal yatırımcıların kafası ise karışık; hangi aracın ve yöntemin en iyisi olduğuna karar veremiyorlar.
  • SROI, IRIS, SAA veya GIIRS; bunların hepsi bize ölçümleme ile ilgili farklı setler sunuyor. Bu setlerin her birinin farklı bir fonksiyonu var. Dolayısıyla ölçüme başlamadan önce yapmak gereken şey hangi aracın kullanılacağını seçmek değil neyi ölçüleceğine karar vermektir.
  • Neyi ölçmek istediğinizi anladıktan sonra sonuçlarla ne yapmak istediğinizi belirlemelisiniz. Kullanmayacağınız bir şeyi ölçmek kaynaklarınızın boşa harcamanıza neden olur. Kaynak optimizasyonu için gerçekten ihtiyacınız olan göstergeleri ölçün.