Yazan: Rana Zincir Celal
Adım Adım’ın İzinden
Güneşli bir pazar gününde 20,000 kişinin koşarak Boğaz Köprüsü’nden geçişi kaçırılmaması gereken bir görüntü. Günlük trafik ve milyonlarca arabanın ve otobüsün gürültüsü yerine, köprü ve şehrin kalabalık sokakları Avrasya Maratonu için profesyonel koşucular, spor tutkunları ve halk tarafından kuşatılıyor. İstanbul’un trafiksiz halinin keyfini sürmenin yanı sıra, uğrunda aylarca çalıştıkları hedefe ulaşmak için iki bacağını ve kararlılığını kullanan bireylerin olağan kahramanlıklarını görüp etkilenmemek mümkün değil. Gittikçe daha fazla koşucu için başarı ölçütü sadece kat ettiği kilometre ile değil aynı zamanda topladıkları bağış haline geldi.
Bugünlerde, yeni teknolojinin etkisi ve bağışçılığın değeri hakkında farkındalığın artması ile Türkiye’de bireysel bağışçılık yükselişe geçiyor. Bunun en kuvvetli örneği olan Adım Adım (www.adimadim.org) milyonlarca Türk lirasının sosyal fayda için toplanmasına sağlarken sosyal bilinci yüksek bireylerin oluşturduğu kolektif güce dayanan stratejinin başarıya ulaşabileceğini gösteriyor. Nitekim Adım Adım bu sene yükselen ekonomilerde sosyal değişim filantropisinin gelişimi için liderlik, yaratıcılık ve sonuç odaklılık alanlarında üstün çabaları ortaya çıkartan Olga Alexeeva Ödülü için aday gösterildi.
Sosyal kampanyalar için koşmak: Küresel bir eğilim
Son yıllarda, artan bir şekilde, maratonlar sosyal kampanyalar ve bağışçılıkla birlikte anılır oldu. Aramızdaki koşucu olmayanlar bile Londra Maratonu, New York Maratonu ve Boston Maratonu’nu bilirler. Her yıl maratonu izlemek için sokaklara dökülen yaklaşık 2 milyon insan göz önüne alındığında New York Maratonu’nu şehirden ayrı bir parça olarak düşünmek mümkün değil. Dolayısıyla maratonlar bir spor faaliyeti olmanın ötesinde toplumlarda birliktelik hissini büyüten ve şehirde bir dayanışma ve dostluk duygusu oluşturan etkinlikler. İnanabiliyor musunuz, ING New York Maratonu 2011 yılında 34 milyon ABD doları ile şehirde 190 farklı sivil toplum kuruluşunun desteklenmesine vesile olurken, Londra Maratonu bir seferde en fazla toplanan bağış miktarına ulaşarak 50 milyon ABD doları toplanmasını sağlıyor? 1
Maratonlar sayesinde, farklı konularda çalışan birçok sivil toplum kuruluşu fazla sayıda insana bir anda ulaşabiliyor, farkındalık yaratıyor ve programları için büyük miktarda bağış toplayabiliyorlar. Maratonlar, sivil toplum kuruluşlarının yeni ve daha fazla destekçi ile sosyal kampanyalar arasında bağ yaratmalarını sağlayarak bu kuruluşların normalde ulaşmakta zorlanabilecekleri bireysel bağışlara erişimini sağlar. Aynı zamanda şu anda kullanılan yenilikçi birçok kaynak geliştirme aracı ve uygulaması maratonlardan esinlenerek tasarlanmış ve sivil toplumda büyüyerek yayılan bir etkiye neden olmuştur.
Türkiye’nin Avrasya Maratonu ile deneyimine gelince, 2013 yılının bir kırılma noktası olduğunu söyleyebilirim. Bunun nedenlerinin biri 2011’de 8,521 olan kayıtlı koşucu sayısını 2013’te 19,257’ye yükselten maratonun 3. yılında rekor sayıda koşucuyu bir araya getirmiş olmasıdır.22013’te ortaya çıkan bir başka etken de, özellikle telekom alanında çalışan Vodafone’un sırasıyla iki defa etkinliğe sponsor olmasına da bağlı olarak, dijital teknolojilerin kullanılmasıdır. Bu yıl Vodafone bir kaynak geliştirmeye yönelik bir akıllı telefon uygulaması ve kısa mesaj bağış sisteminin yer aldığı etkinliğe özel bir web sitesi (www.vmarathon.com) geliştirerek, 41 sivil toplum kuruluşunun bağış toplamasını sağladı. 3
Adım Adım deneyimi
Bütün bu yeniliklerden önce Adım Adım’ın geçtiğimiz yıllarda, spor yoluyla bağışçılığın artması adına yaptıkları öncü faaliyetleri hatırlamak gerekli. Bu dinamik üye bazlı, gönüllü örgütlenme ilk bağış toplama etkinliğini Antalya’da düzenlenen Runtalya Maratonu ile birlikte düzenledi. Altı kişi tarafından kurulmuş olan Adım Adım’ın misyonu sosyal kampanyalara destek vermek isteyen bireylerle destek ihtiyacı olanları biraraya getirmek için sporu kullanmak. Adım Adım kendisi bağış kabul etmiyor ve sadece bağışçı ve alıcı arasında köprü kurarak kolaylaştırıcılık rolü oynuyor.
Adım Adım’ın profesyonel ve sürdürülebilir çabaları kısa bir zamanda inanılmaz sonuçlara ulaşmış, koşuculardan oluşan bir kaynak geliştirme kitlesinin oluşmasını sağladı. Adım Adım’da hızla yayılan bir topluluk ruhu var. Grup şu anda 3,600 üye ve toplam 35,000 bağışçıdan (10,000’i devamlı bağış) oluşuyor. 4
İlk koşudan sonraki altı yıl içerisinde grubun üyeleri toplamda 4.74 milyon TL bağış topladılar ki bu da, Adım Adım yoluyla bağışçıların desteklediği sekiz sivil toplum kuruluşunun her birine yaklaşık 590,000 TL verilmesine denk geliyor. Eğer bu rakam size büyük görünüyorsa, bu rakama kişi başı ortalama 149TL bağış yapılması ile ulaşıldığını göz önünde bulundurmanız gerekir. Adım Adım’ın Türkiye’deki filantropik bağışçılık kültüründe yarattığı dönüşümlerde biri de, sadece varlıklı kişilerin veya vakıfların sivil toplum kuruluşlarını destekleyeceği algısını değiştirmesi. Hatta sıradan insanların küçük bağışlarla bile bir fark yaratabileceklerini gösteriyorlar. Adım Adım girişiminin kurucularından Renay Onur’a göre bu bağışlar sivil toplum kuruluşlarının topladıkları bağışların %25-%30’una denk geliyor.
Bu başarılarının arkasında tamamı gönüllülerden oluşan lider ekip tarafından geliştirilmiş ve yönetilmekte olan, özenle oluşturulmuş bir sistem yatıyor. Adım Adım belirli kriterlere uyan sivil toplum kuruluşlarını koşucuların destekleyebilecekleri kuruluşlar havuzuna katılmaya davet ediyor. Desteklenen sekiz kuruluşun her birinin Adım Adım web sitesinde kendisine ve destek bekledikleri projelere ait bilgileri içeren bir sayfası bulunuyor, bunlara ek olarak mali ve denetim raporları, örnek kaynak geliştirme mektupları, videolar ve güvenilirlik oluşturan diğer materyaller yer alıyor.
İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim üyesi olan, Adım Adım kurucularından Itır Erhart koşucuları ve onların destekçilerinin ilgisini çekebilecek kampanya ve projeler tasarlamaları için sivil toplum kuruluşlarına zamanı ve uzmanlığını gönüllü olarak sunuyor. Yılların deneyimi ile ne tür projelerin diğerlerinden daha çekici olduğunu biliyor. Bu saha deneyimi ve yaratıcılık gerektiren yoğun bir süreçte Itır’ın sivil toplum kuruluşları ile ilişkisi baştan aşağıya koşuculara kadar yansıyor. Starbucks’ta bir gün kahve alırken üzerinde Adım Adım t-shirt’ü olan birisiyle konuşmaya başladım. Desteklediği sivil toplum kuruluşunu heyecanla anlatmaya başlaması bir iki dakika aldı. Koşucular ve destekledikleri sosyal projeler arasındaki bağ gerçekten de sürdürülebilir başarının en kritik unsuru.
Bu etkileyici başarı bir şekilde Adım Adım’ın önündeki en büyük zorluğu teşkil ediyor. Koşucu ve destekçi topluluğunun büyümesi ile birlikte artan üye sayısı ve üyelerin katılımının derinliği arasındaki denge nasıl korunacak? Belki teknoloji bu paradoksa bir nebze çare olabilir ama çevrimiçi veya kısa mesaj temelli bağışçılık araçları bağışçılarla sivil toplum kuruluşları arasında kurulan içten bağın yerini ne kadar doldurabileceğini zamanla göreceğiz.
Yeni yöntemlerin daha da geliştirilmesi ve deneyimlenmesi gerekiyor. Adım Adım aynı zamanda en seçkin sivil toplum kuruluşları ile çalışma şansına sahip. İsimlerin bilinirliği ve Adım Adım’ın seçimleri yaparken uyguladığı sıkı kriterler de bağışları bu sisteme çekmede önemli rol oynadı. Fakat daha riskli ama bir o kadar da kritik alanlarda çalışan çok sayıda sosyal adalet temelli kuruluşu dışarda bırakıyor. Adım Adım gibi bir grup farklı tipteki, destek ihtiyacı olan kuruluşları karışıma katmayı deneyebilirdi.
Son olarak
Türkiye’de kitle destek araçları ve diğer kaynak geliştirme araçları oraya çıkarken, Adım Adım daha fazzla incelenmeyi hak ediyor. Filantropik sistemlerin daha gelişmiş olduğu ülkelere kıyasla Türkiye’de sivil alanda uygulanan farklı modellerin ve kullanılan araçların oluşturduğu etkiye bakabilecek güçlü bir araştırma kültürü bulunmuyor. Bu blog yazısı Adım Adım’ın bireysel bağışçılık alanında ulaştığı başarıya odaklansa da, vermek istediğim ana mesaj filantropi sektöründe ortaya çıkan uygulamaların gelecekteli etkililiği ve başarısı için belgelendirme, araştırma ve analizin son derece önemli olduğudur.
Bu blog yazısını yazarken verdikleri destek için Itır Erhart ve Renay Onur’a gönülden teşekkürlerimi sunarım.
Rana Zincir Celal, Program Yöneticisi, Columbia Global Centers, Türkiye
Rana, Ocak 2013’den bu yana, Columbia Üniversitesi’nin uluslararası akademik işbirliğinin geliştirilmesini amaçlayan sekiz merkezlerinden biri olan Columbia Global Centers Türkiye programlarını yönetmektedir.
2002’ten beri Türkiye ve Kıbrıs’ta yaşayan Rana Zincir Celal, çeşitli sivil toplum kuruluşlarında çalışmıştır. 2009 ile 2012 arasında Kıbrıs’ta bulunan iki toplumlu Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği ile birlikte, Lefkoşa’nın BM yönetiminde olan ara bölgesinde, tarih eğitiminde ve kültürlerarası diyaloğu teşvik etmek için kurulan Dayanışma Evi’nin kurucularındadır.
Aynı zamanda, ‘The Elders’ ve ‘International Center for Transitional Justice’ ile kayıp şahıslar ve zorla kaybedenlerle ilgili bir eğitim kitabı projesini yönetti. Kıbrıs müzakere sürecinde toplumsal cinsiyet eşitliğine dayalı politikaları geliştiren Gender Advisory Team / Toplumsal Cinsiyet Grubu’nun kurucularındandır.
2005 ile 2009 arasında Chrest Vakfı’nın Türkiye’deki hibe programını geliştirdi ve yönetti. Hibeler, cinsiyet eşitliği, kırsal kalkınma, kültür ve sanat, ve risk altındaki çocuklarla çalışan sivil toplum kuruluşlarına destek verdi. Daha önce, Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV), Anadolu Kültür Vakfı ve Christensen Fund gibi kuruluşların sosyal adalet ve filantropi, kültür politikaları ve sınır ötesi kültürel işbirliği programlarının gelişmesinde katkılarda bulundu. Aynı zamanda, çeşitli sergileri gerçekleşti: ‘İnanç Sıçramaları: Yeşil Hat ve Lefkoşa için uluslararası sergi projesi;’ ‘İsimsiz Tarih,’ Kıbrıslı Türk sanatının arşivlenmesi projesi; ‘Birbirimizle Konuşmak,’ Kıbrıs sergisi ve Kıbrıslı Ermenilerle sözlü tarih çalışması; ‘Lefkoşa: Bellek Çizimleri,’ Anita Bakshi ile birlikte ve ‘Bandabuliya,’ geleneksel pazar yerinin sosyal tarihi üzerine sergi projesi.
Rana, Türkiye’ye gelmeden önce, New York’taki Ford Vakfı’nın İktisadi Kalkınma Programı’nda çalıştı. Halen, çeşitli sivil toplum kuruluşlarına gönüllü olarak katkı vermeye devam ediyor: Avrupa Kültür Vakfı’nın Prenses Margriet Sanat Ödüllü Jürisi, Türk Yunan Forumu, Hrant Dink Vakfı Uluslararası İnsan Hakları Ödüllü Jüri Komitesi ve Anadolu Kültür Yürütme Kurulu.
Columbia Üniversitesi siyaset bilimi lisansı ve London School of Economics kalkınma çalışmaları yüksek lisansı bulunan Rana Zincir Celal, aynı zamanda Fulbright, Everett Kamu Hizmeti ve CUNY Uluslararası Filantropi Liderleri burslarına da layık görüldü.
Kaynaklar
[1] http://www.realbusiness.com/2013/11/running-for-a-cause-how-the-nyc-marathon-helps-charities/
2 http://www.istanbulmarathon.org/informations/statistics.aspx.
3 http://www.zaman.com.tr/spor_roportaj-maraton-kosarken-bagis-yapin_2166680.html / http://kosugazetesi.com/2013/11/2013-istanbul-maratonunun-ardindan/
4 Renay Onur ile görüşmeden alınan bilgiler.
———————————————————————————————————————————————-
Following in Adım Adım’s Footsteps
20,000 people running across the Bosphorus Bridge on a bright, sunny Sunday is a site not to be missed. Instead of the daily traffic and commotion of millions of cars and buses, for the Istanbul Eurasia Marathon, the city’s busy streets are taken over by professional athletes, sports enthusiasts and the general public. Aside from the sublime joy of enjoying Istanbul free of traffic, it’s impossible not to be moved by the ordinary heroism of individuals using their own two legs and determination to reach an epic goal they’ve worked towards for months. For an increasing number of runners, that goal is measured not just in kilometers, but also in donations collected for social causes.
Individual giving is experiencing an upsurge these days in Turkey, triggered by new technologies and growing awareness of the value of giving. The most potent example of this is Adım Adım (www.adimadim.org), a model initiative that has mobilized millions of Turkish lira for social good, demonstrating the potential of strategies that rely on the collective power of socially conscious individuals. In fact, Adım Adım has been nominated this year for the Olga Alexeeva Memorial Prize, which celebrates remarkable leadership, creativity and results in developing philanthropy for progressive social change in an emerging market country or countries.
Running for Social Causes: A Global Trend
In recent years, marathons increasingly have become synonymous with charitable giving and social causes. For even the non-runners among us, the London Marathon, the New York Marathon, the Boston Marathon are all names that roll off the tongue. With nearly 2 million spectators taking to the streets each year to cheer on runners in New York, it’s impossible to separate the marathon from the city. So, as much as they are sporting events, marathons are also about building community spirit and a sense of camaraderie and solidarity across the city. Just think that the ING New York Marathon in 2011 raised $34 million for 190 different non-profit organizations, mainly based in the city, while the London Marathon raises $50 million, making it the most money raised on any one day, year after year.[1]
Thanks to marathons, NGOs of all kinds are able to reach vast numbers of people, building awareness and driving donations of sizeable amounts to their programs. Marathons are great ways for NGOs to connect more people to their causes, and in so doing also tap into individual donations that they might not normally have access to. At the same time, innovations in fundraising have derived in part from tools and practices built around marathons, which then end up having a ripple effect across the charitable sector.
As for Turkey’s own experience with the Istanbul Eurasia Marathon, I would venture to say that 2013 represented a tipping point. One reason is that in its 33rd year, the marathon brought together a record number of runners, with 19,257 registrations, up from 8,521 in 2011.[2] Another new factor in 2013 was the use of digital technologies, stemming in part from the affiliation with telecom giant Vodafone who sponsored the event for the second year in a row. This year they developed an i-Phone app for fundraising and an SMS-donation delivery system through a custom website, www.vmarathon.com which enabled 41 organizations to receive donations, up from the options available in previous years.[3]
The Adım Adım Experience
Before all these advances, one has to account for the pioneering work Adım Adım has done over the years to develop a culture of giving through sport. This dynamic, member-based organization held its first charity run in 2008 in affiliation with Runtalya, the marathon in the Mediterranean city of Antalya. Founded by six friends, Adım Adım’s mission is to utilize sport and sporting events to connect people who wish to give to social causes with those in need of support. It’s registered as an association but accepts no donations itself, acting only as a facilitator between donor and recipient. [T1]
Adım Adım’s professional and sustained efforts to cultivate a community of fundraisers through its runners have achieved remarkable results in a short amount of time. There is an infectious community spirit that runs through Adım Adım. The group now counts 3,600 members and a total number of 35,000 donors (10,000 of whom are repeat donors).[4]
In the six years since their first run, the group’s members have raised 4.74 million TL, which amounts to an average of 590,000 TL going to each of the eight NGOs that Adım Adım runners raise donations for. If that seems like a large number to you, also keep in mind that this is based on an average donation size of 149 TL per person. One facet of Turkey’s philanthropic culture that Adim Adim is overturning is that only well-off people or foundations are poised to give. In fact, they’re demonstrating that ordinary people can make a difference with even modest donations. And these donations represent 25-30% of all the donations collected by the NGOs, according to co-founder Renay Onur.
But the real factor behind its success is the meticulously constructed system set in place and managed by its leadership team, all of whom are volunteers. Adım Adım invites NGOs that meet certain criteria to join its roster of supported organizations, a designation that qualifies them to obtain funds from Adım Adım runners. Each of the eight NGOs has its own section on the Adım Adım website with information about the organization and the project for which it seeks support, financial and audit reports, sample fundraising letters, videos and other materials that together build credibility and reliability.
Adım Adım co-founder Itır Erhart, who is also a scholar in the communications faculty of Istanbul Bilgi University, lends her time and expertise to NGOs to design campaigns and projects that would appeal to their runners and their donors. After years of experience, she knows what kinds of projects are more compelling than others. This is a very hands-on, creative and intensive process, and Itır’s engagement with the NGO is reflected all the way down to the runners themselves. One day as I was getting coffee at Starbucks, I struck up a conversation with someone wearing at Adım Adım shirt. It only took a couple of questions before she started gushing enthusiastically about the NGO she was sponsoring. Indeed, the human connection created between the runners and the causes is a critical element of sustained success.
In some ways, this impressive quality simultaneously represents Adım Adım’s greatest challenge. As its community grows, how will it balance increased volumes with depth of engagement? Perhaps technology can help enable some of this, but it also remains to be seen whether online or SMS-based vehicles for giving can replicate the genuine affiliation created between givers and the NGOs.
There is certainly room to grow and experiment with new approaches. Adım Adım has also been fortunate to work with the most distinguished NGOs. Name-brand recognition, as well as Adım Adım’s stringent criteria, are both amenable to attracting funds. However, this also leaves out a vast community of social justice organizations working on more controversial yet equally crucial issues, under arguably more precarious circumstances. A group like Adım Adım could very well experiment with including different types of organizations deserving of support into the mix.
Last Thoughts
As crowd-funding vehicles and other modes of fundraising come on the scene here in Turkey, the Adım Adım experience is one that merits greater examination. Unlike other countries with more developed philanthropic systems, we don’t have a strong research culture that looks into the impact of different models and practices in the civic space. Although this blog post has focused on Adım Adım’s success with individual giving, the main message I’d like to leave you with is the importance of documentation, research and analysis to ensure the future effectiveness and success of emerging practices in the philanthropic sector.
A warm thank you to Itir Erhart and Renay Onur who were generous in both time and spirit in helping me research this article.
About Rana Zincir Celal
Since January 2013, Rana has been the Program Manager of Columbia Global Centers | Turkey, one of eight global centers established by Columbia University to further opportunities for global engagement and academic dialogue.
Rana has been based in Turkey and northern Cyprus since 2002. She has a long-standing interest in philanthropic research and practices: along with working with several grant-making organizations, she initiated a Ford Foundation research project on philanthropic practices in Turkey with TÜSEV, and has also authored a report on corporate giving in northern Cyprus.
Since 2009, she worked with the Association for Historical Dialogue and Research to create the Home for Cooperation, a common space in Cyprus’s UN Buffer Zone that promotes innovative approaches to intercultural dialogue and history education. During that time, she led an effort by The Elders, the International Center for Transitional Justice and AHDR to produce educational materials on enforced disappearance. She is a founding member of the Gender Advisory Team, a coalition of women’s organizations generating policy proposals for the integration of gender concerns in the Cyprus peace talks.
From 2005 to 2009, she served as Vice-President of Programs at the Chrest Foundation, where she designed and implemented its grant making strategy in the areas of gender equality, communication and dialogue through arts and culture, rural development, and at-risk children in Turkey. Prior to that, she launched programs on social justice philanthropy, cultural policy and cross-border cultural cooperation with a number of NGOs in Turkey, including the Third Sector Foundation of Turkey, Anadolu Kultur and the Christensen Fund.
She also initiated and produced a number of exhibitions, notably: “Leaps of Faith: An International Arts Project for the Green Line and the City of Nicosia,” “Untitled Histories,” an archival project on the Turkish Cypriots arts community, “Speaking to One Another,” Cyprus edition with oral history workshops focused on the Armenian community of Cyprus, “Topographies of Memory: From Ermou Street to the Buffer Zone,” with Anita Bakshi, “Bandabuliya,” an exhibition for the opening of the historic marketplace of Nicosia.
Before moving to Turkey, Rana was based at the Ford Foundation’s Economic Development Program in New York. Currently she also serves as an active Board member with several NGOs: European Cultural Foundation Princess Margriet Award Jury, the Greek Turkish Forum, the Hrant Dink Foundation International Human Rights Award Jury Committee and Anadolu Kültür Executive Committee.
She holds degrees from Columbia University (BA, Political Science) and the London School of Economics (MSc, Development Studies). She is also the recipient of a Fulbright Fellowship, the Everett Public Service Fellowship, and the CUNY Emerging Leaders in International Philanthropy Fellowship.
http://www.realbusiness.com/2013/11/running-for-a-cause-how-the-nyc-marathon-helps-charities/
http://www.istanbulmarathon.org/informations/statistics.aspx.
http://www.zaman.com.tr/spor_roportaj-maraton-kosarken-bagis-yapin_2166680.html /http://kosugazetesi.com/2013/11/2013-istanbul-maratonunun-ardindan/
Adım Adım data obtained via email communication with Renay Onur.
[T1]I recall Renay telling me that they are not registered, they are currently a volunteer platform. Have they recently applied to become an Association?



