Yazan: Chris Worman
Romanya’da, küçük bir kentte, 13,000 aile her hafta gelirlerinin bir kısmını bir bağışçılar vakfına (community foundation) bağışlıyorlar. Vakfın sağladığı indirim kartı (community card) kullanarak yapılan her alışverişte faturanın %1’i vakfa bağışlanıyor. Fonlar belli bir miktarı aştığında kart sahipleri yerel sivil toplum örgütlerinin sundukları projelerden birini seçeriyorlar ve fon o projeye aktarılıyor.
Karadağ’da (Montenegro) mobil bir uygulama sayesinde bireyler tanık oldukları yolsuzluk vakalarınıbildirebiliyorlar. Yolsuzlukla mücadele ekipleri bu raporlar sayesinde tespit ettikleri işyerlerinin usulsiz uygulamalarına ceza kestiklerinde ödemenin %50’sini uygulamayı yürüten kuruma veriyor. Cezalardan biriken para belli bir miktarı aşınca uygulamanın kullanıcıları fonun nereye aktarılacağına karar veriyor.
Güney Afrika’da bir köyde yılda bir her aileden bir tane keçi alınıyor. Oluşan keçi sürüsü satılıyor ve halk toplanan paranın nereye kullanılacağına karar veriyor.
Bu örneklerin her birinde bireyler, ekonomik seviyeleri fark etmeksizin bir bağışçı olarak yaşadıkları toplumlarda söz sahibiler.
Bu mekanizmalar yerel bağışçılığın gelişmesine ve yaygınlaşmasına olanak sağlıyorlar. Fonlanan projeler büyük alanları kapsayan, etkisi yüksek olan çalışmalar değiller. Toplanan fonlar yeni sağlık merkezleri ve okullar kurulması için de yeterli olmuyor. Bunların yerine gönüllü girişimlerle oluşturulan parklar, bir polikliniğin yenilenmesi, engelli çocuklar için ekipman alınması ve kültürel etkinlikler düzenlenmesi gibi tüm bireylerin görebileceği, bağ kurabileceği ve sahiplik aidiyet hissedebileceği küçük çaplı faaliyetler fonlanıyor
Dünyada birçok yerde uygulanan ve o bölgenin varlıklı bireyleri ve kuruluşları üzerine yoğunlaşan yerel bağışçılık çalışmalarının aksine bu projeler olabildiğince çok bireyin katılımı ve seçim yapma gücüne odaklanıyor. Bu projeler bireylerin değerleri ve toplumun geleceğinin inşasında aldıkları roller üzerine kuruluyor.
Yerel kaynaklardan beslenerek ve gerçek ihtiyaçlardan hareketle yaratıcı bir şekilde oluşturulan projeler, bağışçılık ve sivil toplum kavramlarını kullanmaya gerek kalmadan, yatırımcılar hibe veren kuruluşlara kadar herkesin yerel destek süreçlerine katılabilmesini sağlıyor.
Yukarıdaki örneklerde oylama zamanı geldiğinde bireyler ve aileler yerel sorunlara yerel çözümler getirilmesi sürecindeki rollerini ve toplumsal sorumluluklarını görmeye başlıyorlar. Kendi ihtiyaçları ile toplumun ihtiyaçları ve toplum olmanın anlamı arasında denge (çocuklarım için bir oyun parkı mı yoksa engelliler için destek mi?) kurmak durumunda kalıyorlar
Bu süreçler, aileleri sivil toplum paydaşı olmaya zorlardan diğer yandan yerel sivil toplum örgütlerini kamusal faydanın gelişiminde “kolaylaştırıcılık” rolü oynayacak şekilde konumlandırıyor. İnanç temelli kuruluşlar aracılığıyla veya doğrudan sokaktaki insanlara yardım etmenin temel bağış yapma biçimi olduğu kültürlerde bireylerin ve toplulukların sivil topluma katılımının artması isteniyorsa bu tür yeniden konumlandırmalar zorunlu hale gelecektir.
Yukarıda belirtilen programların her biri uygulandıkları bölgelerde“gurur” hissiyatı yarattı ve ilginç sonuçlar doğurdu. Örneğin, bağışçılar vakfının indirim kartı uygulaması sayesinde gönüllü bir grup bir oyun parkını yeniledi. Halk çalışmak istediği projeyi seçti, vakıf ise kaynak geliştirme gönüllü mobilizasyonunu kolaylaştırdı. Renovasyon çalışmaları devam ederken, yaşlı veya gençlerden oluşan küçük gruplar sadece eğlence olsun diye proje alanına gitmeye ve bir şeyler tamir etmeye başladılar. Proje etrafındaki ilgiyi fark eden belediye başkanı, başka bir parkın yenileme projesine ilişkin halkın beklentilerini öğrenmek üzere vakfı görevlendirdi. Belediye başkanı halkın istediği şekilde parkın düzenleneceğine söz verdi. Halk projeye oy verdiyse de belediye başkanı sözünü tutmadı. Halk, kendi kararlarını verebilmenin kazandırdığı güçle, belediye başkanına, eğer sözünü yerine getirmezse bir daha seçilemeyeceği mesajını verdi. Halk Romanya’daki en güzel parklardan bir tanesinin tadını çıkarırken belediye başkanı görevini sürdürüyor. Şehirdeki herkes bu hikayeyi biliyor. Her biri size parkın kurulmasına kendi küçük yöntemleri ile nasıl katkıda bulunduklarını gururla anlatabilir.
Gurur duymaları çok anlaşılır bir durum. Bağış yapmış ve başarılı bir projenin sonuçlarını görmüş olan herkes bunun ne kadar iyi bir duygu olduğunu anlatabilir. çok iyi bir duygu. Tabana odaklanan bağışçılık süreçleri tüm yurttaşların bu güzel duyguyu yaşamalarını sağlar. Bireyler, aileler ve toplulukların değerleri arasında bağ kurulması gerektiği için bu süreçler yavaş işler. Yukarıda belirtilenler gibi yaratıcı programlar ve eşleştirmeli hibeler, iş yeri bağışçılığı, SMS bağışları gibi araçlar gerektirir. Fakat bun sayılanlar sadece araç. Açık, katılımcı süreçler ve gayri-merkeziyetçi karar alma süreçlerine taahhüt sağlanması ile bu araçlar etkili hale getirilebilir.
Muhtemelen, tamamen halk tarafından yönlendirilen yerel bağışçılığın inşasına katılmak hepimizin faydasına olur. İnsanlar kendi problemlerinin çözmeye başladıkça bu süreçler oyun alanını genişletecek ve ilave kaynaklara erişimi sağlayacaktır. Vakıflar ve sivil toplum örgütleri olarak dünyanın problemlerini çözmek için hiçbir zaman yeterli para ve araca sahip olamayacağız. Sahip olsak bile belki de olmamalıyız – bu daha fazla sivil toplum ortaya çıkarmak yerine bağımlılıkları arttırırdı.. Sonuçta, bir kişiye balık vermektense balık tutmayı öğretmek daha iyi değil mi?
Chris Worman TechSoup Global’ın (www.techsoupglobal.org) Program Geliştirme Direktörü ve 1998’den beri sivil toplumda çalışıyor. Chris sivil toplumdaki kariyerine yerel kalkınma, iletişim ve kaynak geliştirme rolleri ile Amerika’da farklı sivil toplum örgütleri ile çalışarak başladı. Peace Corps gönüllüsü olarak 2006’da Romanya’ya giden Chris, 2007’de ülkedeki ilk bağışçılar vakfını kurdu ve bu konuda ulusal bir diyalog oluşmasına liderlik etti. Sonraki beş yıl boyunca Chris demokrasiye geçiş yapmış ülkelerde filantropi yoluyla vatandaş katılımını sağlayan alternatif, yaratıcı ve kolaylaştırıcı yapılar geliştirdi.
Sosyal medyanın büyümesi ve sivil toplumun demokratikleşme sürecinde oynayabileceği dengeleyici rolü fark eden Chris 2009’da TechSoup’un Romanya’ya getirilmesini sağladı. Chris’in tasarladığı Techsoup projeleri sayesinde Romanya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Sırbistan, Kosova ve Bosna Hersek’te yaklaşık 5 milyondan fazla kişi demokrasilerde yurttaşların rolü üzerine yerel tartışmalara katılım fırsatı buldu. . Varşova’da yaşayan Chris teknoloji ve sosyal medya kullanılarak küresel işbirlikleri oluşturulması, internet tabanlı sosyal liderlik ve mobil uygulamaların tasarımı konusunda çalışıyor. Chris’i twitter’da @ChrisWorman olarak veya LinkedIn’deki profilinden takip edebilirsiniz http://linkd.in/ZPGJ19
Starting small, starting local – thoughts on building community into philanthropy
There is a small town in Romania where every week 13,000 families give money to their community foundation. Each time they buy groceries they use their ‘Community Card’ and 1% of the bill goes to the Foundation. Later, when the funds collected exceed a certain amount, NGOs submit project ideas and the Card users vote on which projects get a grant.
In Montenegro there is a mobile phone app through which citizens report corruption. When the anti-corruption agency levies a fine based on their report, 50% of the fine goes back to the organization who built the app. Once the funds collected pass a certain amount, users of the app vote on where the money goes.
There is a village in southern Africa where once a year a man collects one goat from each family. The resulting herd is sold and the community votes on where the money goes.
In each case every member of the community, regardless of their wealth, has a voice and can be a philanthropist.
These mechanisms promote and enable community philanthropy. They don’t lead to huge, sweeping projects. There isn’t enough money for new hospitals or schools. Instead they fund volunteer-led park and clinic renovations, new equipment for children with disabilities, and cultural events – – a series of little things that each citizen can see, feel some connection to, and ownership of.
Unlike much of the community philanthropy work around the world, which often seems to focus on a very small segment of any given town’s wealthy individuals and their companies, these projects are about mass personal engagement and choice. They emphasize the value of every individual and presumptuously include her or him as caring stakeholders in a community’s future.
Creatively building off of local assets (goats) and realities (everyone needs food), projects like these ensure anyone can participate in the full process of philanthropy – from investor to grantmaker – often without even bringing up the term ‘philanthropy.’ Much less ‘civil society.’
In each case, when it is time to vote, individuals (and by extension their families) begin seeing their role and shared responsibility in developing local solutions to local problems. They are challenged to balance their needs with the needs of the community (playground for my kids or support for the disabled?) and a fascinating meta-dialog about the very meaning of community ensues.
These processes challenge families to become stakeholders in civil society – – effectively repositioning local NGOs as facilitators and enablers of community interests through philanthropy. In cultures where giving is primarily through religious organizations or direct charity to people on the streets, this repositioning is essential – should you hope to see more citizens and communities more engaged in civil society.
Each of the programs mentioned above also created a unique sense of pride and led to some interesting outcomes. For instance, one of first projects led by the community foundation who developed the Community Card, involved volunteers fixing playgrounds. That’s what the community said it wanted to work on so the Foundation facilitated fundraising and volunteers. After a first series of renovations, little groups of youth and old men started going out and fixing public space just for fun. The mayor realized the foundation was on to something and commissioned the foundation to ask the community what they would do with a particular park. The mayor promised to then renovate to the community’s design. They voted but the Mayor did not follow through on his promise. The community, now empowered by their own experiences taking care of things, bluntly informed him he would not get re-elected if he didn’t honor his part of the bargain. Today they enjoy one of the nicest parks in Romania and the mayor kept his job… Everyone in town knows that story and each will proudly tell you how they contributed to building the park in their own small way.
Their sense of pride is understandable. As anyone who has ever given money, and seen the results of a successful project, can tell you – it is a good feeling. Community-driven philanthropy processes harness that good feeling for all citizens.
These processes are slow as links are built between personal, family and community values. Further they require creative programs like the above and tools like challenge grants, employee giving campaigns, SMS giving, etc… These are just tools, however. It is the commitment to open, participatory processes and decentralized decision-making that encourages mass adoption, making these tools effective.
Arguably, it is in all our interest to engage in creatively building a market for local, truly community-led philanthropy. These processes widen the playing field, bringing additional and targeted resource to bear, as people to begin solving their own problems. We as Foundations or CSR will never have enough money, or tools, to solve all the world’s problems. Even if we did perhaps we shouldn’t – it perpetuates dependencies that don’t generate more civil societies. And after all, isn’t it better to teach a man to fish?
Chris Worman, Director of Program Development at www.TechSoupGlobal.org has been working in civil society since 1998. Chris began in community development, communications and fundraising for a variety of U.S.-based NGOs. Chris arrived in Romania in 2006 thanks to Peace Corps and by late 2007 had started the country’s first community foundation and a national platform for more of the same. Over the next 5 years Chris started a variety of civic-engagement-through-philanthropy processes designed to create alternative and enabling power structures for citizens in post-democratic societies.
Watching the rise of social media and considering its potential to radically rebalance and democratize civil society, Chris leapt at the serendipitous opportunity to bring TechSoup into Romania in 2009. Through TechSoup projects of Chris’ design, more than 5 million citizens in Romania, Czech Republic and Slovakia, Serbia, Kosovo and Bosnia and Herzegovina have been exposed to an intensely local dialog about the role of the citizen in nominal democracies. In his current role, Chris has moved to Warsaw where he will coordinate more of the same, try to build global alliances for tech and social change, and continue consulting on how to best accelerate web-based social leadership from beautiful ideas to usable apps. Chris doesn’t tweet much but you can find him @ChrisWorman or on linkedin at http://linkd.in/ZPGJ19.



