Erhan Ongun ile röportaj
Özel sektördeki başarılı kariyerinin ardından 2011’de Türkiye Korunmaya Muhtaç Çocuklar Vakfı (Koruncuk Vakfı) Genel Müdürü olarak sivil topluma katılan Erhan Ongun ile Koruncuk Vakfı ve bağışçılık üzerine sohbet ettik. 1979 yılında kurulmuş olan Koruncuk Vakfı, Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan himaye altına aldığı çocuklara Bolluca Çocuk Köyü’nde bir aile hayatı sunuyor.
TÜSEV: Erhan Bey, Koruncuk Vakfı’nın pembe logosu birçok yerde gözümüze çarpıyor artık. Koruncuk Vakfı’nın kullandığı farklı kaynak geliştirme araçlarından birkaç örnek verebilir misiniz?
Erhan Ongun: Öncelikle, TÜSEV olarak içinde bulunduğumuz Vakıf ve derneklerden oluşan büyük ve önemli ailemize ve diğer tüm Türkiye’de ki STK’lara sunduğunuz değerli hizmetleriniz için çok teşekkür ederim.
Sizin de değindiğiniz gibi Pembe logomuz ile son 3 senedir gerçekten önemli çalışmalar yapmaktayız. Bu çalışmalarda sizlerin sunduğu hizmet ve seminerlerden önemli ölçüde faydalandığımızı ve güç aldığımızı da belirtmek isterim.
Vakfımız, sosyal aktiviteler, bireysel ve kurumsal kaynak geliştirme konusunda çalışmalar yapmakta ve gelir elde etmektedir. Bizim farklı kaynak geliştirme araçlarından daha öncelik verdiğimiz konu ise, özellikle sosyal sorumluluk duygusu ve bilincini tüm kurum, kuruluş ve kişilere aktarmak oldu. Çalışmaları gerçekleştirirken de her unsurun bu projelerin önemli bir paydaşı olduğu bilincini hiç kaybetmedik. Bu öncelik için geçen sene yaptığımız toplantılar 746 oturumdan oluşmuştur. Bu toplantıları, Üniversite ve diğer ilk ve orta dereceli okullar, şirketler ve kişiler olarak düşünebilirsiniz. Bire bir ve agresif çalışma temposu sayesinde sosyal medyada 2 senede 32 kat büyüme oranı elde ettik. Çalışmalarımızda kısa sürede doğru bir şekilde büyüme gerçekleştirmemiz çocuk ve hakları konusunda öncelikle aranan bir merkez Vakıf olmamıza sebep olmuştur.
“İyilik Peşinde Koş” sloganı ile bağış toplayan Adım Adım oluşumu ile yaptığımız çalışma da sürdürülebilir kaynak geliştirmek konusunda önemli ve değerli bir örnek teşkil etmektedir.
T: Peki gelir getirici faaliyetler? Bunlara neden gerek duydunuz ve bu tür faaliyetler vakfa nasıl bir açılım getiriyor? Dezavantajları oluyor mu?
EO: Vakfımız için gelir getirici faaliyetlerin içinde olan House Café kurabiye satışı, Kahve Dünyası ile ürün birlikteliği ve diğer örnek çalışmalarımız da, ülkemizdeki değerli kurumlarımızı, sosyal sorumluluğun önemli birer paydaşı yapmaktadır. Bu konuda birlikte yürümek ve müşterilerine kendimizi tanıtmak, merak uyandırmak, iyilik yapmanın ufak bir adımla da olabileceği duygusunu oluşturuyor. Hiçbir dezavantajını şimdiye kadar yaşamadık aksine bu çalışmalar herkese değer katıyor.
T: Bireysel bağışçılara ulaşmak, kendinizi farklılaştırmak ve onları destekçiniz haline getirmek için neler yapıyorsunuz?
EO: Bu konuda çok ufak ama harika bir ekip çalışması yapmaktayız. Kadromuzu sayısal ifade etsem bu başarının imkânsızı gerçekleştirmek olduğu inancını da anlatmış olurum diye düşünüyorum.
Bizi farklılaştırdığını düşündüğüm ve başarı getiren önceliğimiz şeffaf ve denetlenebilir bir sistemimiz olduğunu bağışçılarımız ile interaktif bir şekilde paylaşmaktır.
T: Destekçilerinizin Koruncuk Vakfı’ndan ne tür beklentileri oluyor? Bunları en iyi şekilde karşılayabilmek için neler yapıyorsunuz?
EO: Destekçilerimizin en büyük beklentisi, bilgi almak ve paylaştıkları kaynakların doğru kullanılıp kullanılmadığını denetleyebilmek oluyor. Ayrıca ilgi ve temasın sürdürülebilir bir ilişki içinde devam etmesi önem taşımaktadır. Vakfımızın en önemli ayrıcalıklarından biri de, ekip arkadaşlarımın her zaman saat ve gün sınırı tanımadan taleplere samimiyetle yanıt vermeleridir diyebilirim. Bu sayede destekçilerimiz bire bir muhatap bulmalarının rahatlığı ile bağışlarını kolaylıkla yapıyorlar.
T: Özel sektör ile birçok farklı işbirlikleri kurdunuz, Harley Davidson çalışanları Koruncuk çocukları için bisikletler yaptılar, Gusto Koruncuk çocuklarının resimlerini mutfak önlüklerine dönüştürdü. Bu projeler ve işbirlikleri nasıl ortaya çıktı? Özel sektör kuruluşlarının vakfınızın destekçisi haline gelmesini neye bağlıyorsunuz? Bu tür stratejik ilişkiler başlatmak isteyen diğer sivil toplum kuruluşları sizce nelere dikkat etmeli, neleri ön plana çıkartmalılar?
EO: Doğru, şeffaf ve hedefi olan her sivil toplum kuruluşu önce iştigal konusunu bitmek bilmeyen bir sabırla savunmalı! Bu konuda daha geniş bir kamuoyu yaratmak için çalışmalı, çalışmalı ve de çalışmalı.
Tüm bunların gerçekleşmesi için, tam bir inanç ile severek çalışan ve ruhu olan ekipyaratmak çok ama çok önemli. Buna ek olarak Yönetim Kurulunun destek ve güvenini almak, kaçınılmaz bir büyüme sağlıyor. Sorunuza yanıtım Koruncuk Vakfı ekibi ve Yönetim Kurulu olarak çalışmalarımızı uyum içinde yürütmenin yarattığı büyümeyi yaşıyoruz.
Önemli kurumların Vakfımız ile son 3 senedir daha fazla projeler içinde olmak istemesinin altında da bu büyümenin cazibesi yatıyor. Bahsettiğiniz kurumlara “Neden Koruncuk Vakfı?” diye sorduğumuzda “Güven, samimiyet ve hızlı aksiyon alabildiğimiz bir Vakıf olduğu için tercih ediyoruz” cevabını alıyoruz.
Bu sayede kurumlarla birlikte sürdürülebilir proje örnekleri yaratıyor ve uyguluyoruz. Türkiye’de genellikle hep tek taraflı, isteyen tarafın hep STK’ların olduğu klasik manada projeler yapılmakta. Bunu gördükçe üzülüyorum ve mümkün olduğu kadar her iki tarafın da kazanabileceği, sosyal farkındalığı birlikte arttırabileceğimiz projeler geliştirmeye özen gösteriyoruz.
Biz ekip olarak; bu karşılıklı çalışmaların her iki tarafında ortak sorumluğu olması gerektiğine inanıyoruz ve sanırım Vakıf olarak bizim farkımız bu çalışmaları karşılıklı faydaya dönüştürüyor olmamızdan geçiyor.
T: Farklı kaynak geliştirme yöntemlerinin kullanımıyla Koruncuk Vakfı için sağlanan maddi destek artıyor. Kaynak geliştirme çalışmalarınızın vakfın faaliyetleri hakkında farkındalık arttırmaya da hizmet ettiğini düşünüyor musunuz?
EO: Hemen hemen her kaynak artışı, daha fazla farkındalık yaratmak, geniş kitlelere ulaşıp sosyal sorumluluk bilinci oluşturmak demek aynı zamanda. Dolayısıyla kaynak geliştirirken, faaliyetlerimiz ve farklı projelerimizle “sosyal farkındalık” yaratmak noktasında da önemli gelişmeler kaydettiğimizi düşünmekteyim.
Sosyal farkındalık konusunda biz de Vakıf olarak son derece duyarlı paylaşımlarda bulunuyoruz. Örnek olarak Diyarbakır, Kars vb. Doğu illerimizdeki köy okullarından bize gelen talepleri mutlaka değerlendiriyor ve ayni bağışlarda bulunuyoruz. Bizim için gurur verici olan bu paylaşımlar geçen sene 310.000 TL’lik bir yardım miktarına ulaştı.
Özetle; kurumsal ve bireysel bağışçılarımız için bilinçli olarak yürüttüğümüz “her iki tarafta kazanmalı” bakış açımızı, diğer vakıf, dernek veya ihtiyaç halinde olan çocuk ve bireyler için geniş çaplı bir farkındalıkla sürdürmekteyiz.
Teşekkürler,
TÜSEV – Değişim için Bağış Proje Ekibi



