İlk #PaylaşmaGünü’nün Ardından

Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı’nın koordinatörlüğünde 1 Aralık Salı günü Türkiye’de ilk defa gerçekleşen #PaylaşmaGünü kampanyası beklentileri aşarak, ülkemizde bağışçılığın, gönüllülüğün, yardımlaşma ve dayanışmanın kutlandığı gün olarak zengin bir paydaş kitlesince sahiplenildi. 100’e yakın kişi ve kuruluş kampanyaya kayıt olarak destek verdi. Kurumlar, kuruluşlar, şirketler ve bireylerden oluşan çok daha büyük bir grup, sosyal medya paylaşımlarıyla #PaylaşmaGünü’nün görünürlüğünü artırdı, tanınan iyilik hareketleri arasında yerini almasını sağladı.  Yazılı ve çevrimiçi basında yer alan kampanyanın duyurulmasına çok sayıda ünlü de destek oldu. Daha da önemlisi, bu günün ruhuna uygun bir biçimde, toplumsal faydayı ve bireyler arasında yardımlaşmayı her şeyin üzerinde tutan farklı kesimleri kapsayıcı mesajı etrafında birleştirdi. Peki bağışçılığı ve gönüllülüğü kutlayan ve teşvik eden #PaylaşmaGünü kampanyası nasıl düzenlendi ve kampanya çıktıları neler oldu? Değişim için Bağış ekibi ilk #PaylaşmaGünü’nün serüvenini bu ayın yazısı için kaleme aldı.

Yazan: Onur Sazak ve Aslı Altınışık

Her Şeyin Bir Günü Var, Neden “Paylaşmanın” da Olmasın?

Beyaz fon üzerine beş tane kırmızı şeridin iki ayrı ucunun kavuşmasıyla oluşan bir kalp, “hashtag” ve “Paylaşma Günü.” Türkiye’de 1 Aralık Salı günü sosyal medya hesaplarında gezintiye çıkan birçok kişinin betimlenen resim ve karakterlerden oluşan görselle bir noktada yolları kesişmiştir. Gerek çevrimiçi gerekse fiziksel ortamlarda daha çok rastlayacağımız bu sembol, dayanışmanın, yardımlaşmanın, cömertliğin, bağışçılığın ve gönüllülüğün bir arada kutlandığı tek gün olan #PaylaşmaGünü’nün simgesidir. Hatta bu değere adanan özel günün mührüdür.  “Paylaşmanın da günü mü olurmuş?” diyenler tabii ki çıkacaktır. İnsanlığın, temel değerlerini özel günler aracılığıyla hatırlamak zorunda bırakıldığı bir çağda, aşırı tüketimin ve bireysel tatmininin hem teşvik edildiği hem de kutsandığı “Black Friday” (ülkemizde “Efsane Cuma” adıyla bilinmektedir) ve “Cyber Monday” (Siber Pazartesi) gibi günlerin de olduğunu göz önünde bulundurduğumuzda, yılın bir gününün paylaşmaya ayrılmasında ve çeşitli sembollerle kimliklendirilmesinde geç kalındığı bile söylenebilir.  Bu anlamda, tohumları bu yıl serpilen #PaylaşmaGünü, bu çoraklığı yeşertecek bağışçılık, gönüllülük ve diğer toplumsal dayanışma faaliyetlerinin Türkiye’de filizlenmesi adına çok önemli bir kronolojik temel sağlamıştır.

Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı’nın (TÜSEV) koordinatörlüğünde, bağışçılığın, gönüllülüğün, dayanışmanın ve toplumsal faydanın bu yıl ilk defa 1 Aralık tarihinde kutlandığı #PaylaşmaGünü’nün yaşama geçirilmesi keyifli ve öğretici olduğu kadar, aynı zamanda yoğun emek gerektiren bir yıllık bir hazırlık sürecinin ürünüdür. Dünyada #GivingTuesday adıyla uygulanan bu hareketin Türkiye’de de sahiplenileceğine bazı nedenlerden ötürü güveniyorduk. Bunlardan en önemlisi, cömertliğin toplumumuzun önemli bir kültürel özelliği olmasıdır. Bir diğer umut verici gösterge, çağlardan beri süregelen bu cömertlik kültürünün, son 15 yılda paydaşlar arasında geliştirilen iş birliği ve koordinasyon üzerinden daha örgütlü, etkili ve sürekli bir hale getirilmiş olmasıdır. Bunun en iyi örnekleri arasında yardımseverlik koşuları ile çeşitli dezavantajlı grupların karşı karşıya kaldıkları zorluklarla ilgili yürütülen—ve son derece yaratıcı yöntemlerle icra edilen—farkındalık ve destek kampanyaları sayılabilir. Türkiye’nin gelişmiş kitle iletişim altyapısı ve bu imkanların sivil toplum ve yardımlaşma kuruluşlarınca etkin kullanımı da önemli avantajlar olarak kabul edilebilir.

Diğer bir taraftan, çıktığımız yolda yer yer virajlarla karşılaşabileceğimizin bilincindeydik. 1 Aralık yaklaştıkça bu tahminimizde haksız olmadığımızı anladık. Bu anlamda öncelikli hassasiyetlerimizden biri, #PaylaşmaGünü’nün küresel uygulaması olan #GivingTuesday’in temel ilke ve hedeflerini Türkiye’deki değer ve uygulamalarla bağdaştırılması sırasında karşılaşabileceğimiz olası sorunlardı. Örnek olarak, #PaylaşmaGünü’nün temel ilkelerinden biri, her kesimden bireyin, kurumun ve kuruluşun kendi yöntemleriyle iyilik ve cömertlik yapabileceği, bu değerleri etrafına yayabileceği ve bu bağlamda kampanyaya dahil olabileceğidir. Bu nedenle, Türkiye’deki mevcut örgütlü hayırseverlik faaliyetleri kapsamında, hareketin sadece bir kaynak geliştirme kampanyası olarak algılanmaması için kampanyanın ruhununun paydaşlarımıza doğru ve anlaşılabilir biçimde aktarılması süreç boyunca dikkat ettiğimiz bir hassasiyetti. Gencinden yaşlısına toplumun her bir paydaşının emeğini, zamanını veya maddi kaynağını bir diğerinin faydasına vakfettiği #PaylaşmaGünü’nün bir diğer önemli mesajı olan “iş birliği”nin benimsenmesi de bizim için büyük önem taşıyordu. Pandemi sonrasında yaşanan ekonomik darboğaz nedeniyle dünyada iş birliği ile rekabetin daha çekişmeli bir mücadeleye tutuştuğu konjonktürde bu olguyu yeterince vurgulamak da sorumluluklarımız arasındaydı. Bu bağlamda, iş birliği felsefesinin Türkiye’deki paydaşlarca benimsenmesi, bu özel günde düzenlenen faaliyetlerle sınırlı kaynaklar için rekabet yerine koordinasyonun ve dayanışmanın özendirilmesi başlıca hassasiyetlerimiz arasındaydı.

Son olarak, COVID-19 salgınının küresel bir pandemiye dönüşmesi yeni belirsizlikleri beraberinde getirdi. Bir yandan, pandeminin boyutları insanlar arasındaki dayanışmayı ve yardımlaşmayı artırırken, salgının yol açtığı küresel ekonomik kriz ciddi bir kaynak kısıtlılığına yol açarak bir yandan bağış ve hibeleri de azaltmaktaydı. Ayrıca, şartlar dahilinde değişen öncelikler, bağış ve yardımların diğer köklü meselelerden kısa vadede oluşan krizlerin çözümüne kanalize edilmesine yol açmıştı. Kapanma ve zorunlu tecritlerin yoğunlaştığı bu dönemde, #PaylaşmaGünü çerçevesinde nakdi ve ayni bağışlar dışında kalan sosyal fayda, yardımlaşma ve gönüllülük faaliyetlerini teşvik etmenin zorluklarını da değerlendirmek zorundaydık.

Hazırlık Süreci

TÜSEV’in Filantropi Altyapı Geliştirme Çalışma Grubu’nun 2019 yılında Londra’ya düzenlediği saha ziyareti, #GivingTuesday kampanyasını Türkiye’de düzenlemenin ilk adımıydı. #GivingTuesday’in globaldeki yönetimine yapılan başvuruların olumlu sonuçlanmasının ardından 2020’de TÜSEV, #GivingTuesday’in Türkiye ülke lideri oldu ve kampanyanın yerelleştirilmesi için hem global ekibiyle hem de kendi paydaş ağıyla toplantı ve bilgilendirme çalışmaları yürüttü. Bu süreçte, kampanyaya katılım ve kampanya yürütme süreçleri global ekibinin katkıları da değerlendirilerek, Türkiye şartlarına uyarlandı. Harekete dahil olacak paydaşların faaliyetlerini en iyi şekilde hazırlayabilmeleri için #GivingTuesday kapsamında kullanılan yöntem ve araçlardan Türkiye bağlamına en uygun olanları uyarlandı ve Türkçeleştirildi.  İyi örneklerden ilham alınarak yeni içerikler oluşturuldu ve ayrıca ülkemizde yapılacak çalışmaların şekillendirilmesinde çok çeşitli alanlardan yerel paydaşların görüşlerine başvuruldu. Kampanya kimliğinin oluşturulmasında ve yaygınlaştırılmasında son derece yetenekli bireylerin, etkili kurumların ve özel sektörden yaratıcı paydaşlarımızın destekleri emsalsizdi.

21 Ekim’de gerçekleştirilen toplantıda #PaylaşmaGünü kamuoyuna tanıtıldı ve kampanyanın herkesin katılımına açık olduğu vurgusu yapılarak paydaşlar davet edildi. Tanıtım toplantısından kampanya gününe kadar geçen sürede her hafta, katılımcı sivil toplum kuruluşları ve bireylerin katıldığı bilgilendirme toplantıları düzenlendi. Kampanyaya kayıt olan kuruluşların birbirleriyle fikir alışverişinde bulunabilecekleri, kampanya gelişmelerini paylaşabilecekleri ve iş birlikleri kurabilecekleri bir alan yaratan bu toplantılarda, kampanya oluşturulurken dikkat edilmesi gereken noktalar ve farklı ülkelerden iyi örnekler de paylaşıldı.

Her hafta Salı günü 17:30-18:30 arasında düzenlenen bu toplantılara katılımın artması, katılımcılar arasında oluşan “kampanya ruhu”nun daha fazla aktör tarafından benimsendiğinin değerli bir göstergesiydi. COVID-19’un yarattığı belirsizlik ortamında tüm paydaşların kampanyayı farklı kitlelere tanıtmak için gösterdiği çaba, #PaylaşmaGünü çatısı altında organik olarak gelişen dayanışmayı örneklendirdi. Örneğin, #PaylaşmaGünü’nün önemine ve TÜSEV’in koordinasyonuna dair gazete haberleri yapıldı; kampanyanın paydaşları ilişkide oldukları medya kurumları aracılığıyla bu özel günün görünürlüğünü yaygınlaştırdılar. Yine paydaşlarımız arasında bulunan özel sektör kuruluşları aracılığıyla influencer’lara ulaşıldı. Influencerlar, sosyal medya hesaplarından #PaylaşmaGünü’ne nasıl dahil olduklarını anlatan ve takipçilerini paylaşmaya davet eden mesajlar atarak kampanyanın çok daha geniş kitleler tarafından tanınmasına olanak sağladılar.

Büyük Gün!

1 Aralık günü TÜSEV ekibi ofiste buluştu ve bu heyecanlı güne (sosyal mesafe kurallarına uyarak) hep birlikte tanıklık etti. Farklı sektörlerden paydaşları kampanyaya davet etmek ve #PaylaşmaGünü’ne dair farkındalığı artırmak gibi büyük hedefler peşinde geçen meşakkatli bir koordinasyon sürecinin meyvelerini görmek motive ediciydi. Salgın ortamı pek çok faaliyetin yapılmasına engel olsa da alternatif yollar geliştirildi. #PaylaşmaGünü’nün bir parçası olan kuruluşlar, “paylaşma” kavramını çok çeşitli şekillerde yorumlayarak kampanyanın kapsayıcı ve yaratıcı ruhunu ortaya çıkardılar. Örneğin bir e-ticaret firması, kampanya gününde online butiğinde sattığı STK ürünlerinin geliri kadar bağış eşleştirdi; yani, satışın gelirinden elde ettiği kadar miktar kadar STK’lara bağış yaptı. Bir diğer nakdi bağış örneği ise bireylerin ve kurumların #PaylaşmaGünü’nün parçası olan kuruluşlara SMS bağışı veya sertifika satın alarak yaptıkları bağışlar oldu. En az bu faaliyetler kadar önemli olan bir başka etkinlik ise bazı kuruluşların, kampanya üzerinden gönüllülerini harekete geçirmeleri oldu. Dahası, kuruluşlar uzmanlıklarından faydalanarak #PaylaşmaGünü’ne özel etkinlikler ve atölyeler düzenlediler. Sağlık çalışanlarına destekleyici mesajlar iletmek ve sokak hayvanlarına mama vermek gibi sıradan görünen, fakat aslında günün ruhunu çok iyi yansıtan faaliyetler, etkili bir kampanya düzenlendiğinin göstergesi oldu. Dahası, #PaylaşmaGünü toplumun çok çeşitli kesimlerine hizmet eden, farklı saiklerden yola çıkarak iyilik ve yardımseverlik aktörlerini de bir araya getirerek, kapsayıcılık ve ortak değerler altında birleşme açılarından iyi bir örnek teşkil etti.

 


#PaylaşmaGünü’ne katılan, hareketi destekleyen ve yayan bütün paydaşlara destekleri için şükranlarımızı sunduğumuz 2 Aralık “Teşekkür Günü”nde ise, bir kutlama/değerlendirme toplantısı düzenledik ve kuruluşlardan kampanyaya ilişkin gözlemlerini ve deneyimlerini dinledik. Etkinlik sırasında katılımcı kuruluşlar arasında güçlü bir dayanışma ruhu ve bir arada olmanın verdiği mutluluğu gözlemledik. #PaylaşmaGünün’nün bir parçası olmanın verdiği kıvanç ve heyecanla, birçok kuruluş 2021 kampanyaları için şimdiden harekete geçeceklerini ifade ettiler.

Gelecek Ne Getirecek

COVID-19 krizine rağmen #PaylaşmaGünü 1 Aralık’ta Türkiye’de ve #GivingTuesday çatısı altında 70’e yakın ülkede gerçekleşti. #PaylaşmaGünü bizlere cömertliğin, yardımlaşmanın, dayanışmanın sadece bağış ve maddi destek olmadığını; bu değerlerin çok farklı yöntem ve yaratıcı araçlarla Türkiye’de de kutlanabileceğini, teşvik edilebileceğini ve yaygınlaştırılabileceğini gösterdi. Daha da önemlisi, paylaşmanın çok farklı paydaşlarca sahiplenilebileceğini ve görünür kılınabileceğini somut örneklerle kanıtladı.

Öte yandan yola çıkarken saptadığımız bazı hassasiyetlerin tezahür etmediğini görmek sevindiriciydi. Gerek #PaylaşmaGünü’ne hazırlanırken gerekse kampanya günündeki yaklaşımlar, bu gününün bir kaynak geliştirme gününden çok daha fazlası olduğunu göstererek bizleri de sevindirdi. Özellikle, kuruluşlar ve bireyler arasında iş birliği ve dayanışma örnekleri görmek, birbirlerinin faydalı uygulamalarını takdir eden  ve bunlardan yararlanmak istediğini beyan eden katılımcıları gözlemlemek bizim açımızdan da mutluluk vericiydi. Paydaşlarımızın bu özel gündeki tecrübeleri ışığında verdikleri geri bildirimler de, 2021 faaliyetlerimiz açısından son derece yol göstericiydi. Bunlardan bazılarını özetlemek gerekirse, hazırlıklara daha erken başlanması; #GivingTuesday’den daha fazla örnek ve bilgi paylaşımı; koordinasyon ekibimizin paydaşlarımızla daha yakın çalışması sıralanabilir.

Bu değerli katkıkların ışığında bağımsız bir araştırmacı tarafından hazırlanacak ilk #PaylaşmaGünü’nün etkisinin değerlendirileceği bir çalışma, kampanyanın tesiri; görünürlüğü; Türkiye’de yardımlaşmaya, iyilik ve bağış yapmaya dair algıyı nasıl şekillendirdiğiyle ilgili bize önemli veriler sunacak. Önümüzdeki yıllarda hareketi daha geniş bir çevreye kazandırmaya dair stratejimizi de bu raporun çıktıları temelinde değerlendireceğiz. Kampanyanın bir parçası olan paydaşların heyecanı ve paylaşma kavramının sahip olduğu potansiyel göz önünde bulundurulduğunda ise, kampanyaların gelecek yıllarda çeşitlenerek artacağını iddia edebiliriz.

Bugün bulunduğumuz konumda COVID-19 krizinin toplumsal, siyasi ve ekonomik etkilerini öngörmek zor olsa da, bireylerin ve kurumların kaynaklarını ve uzmanlıklarını yenilikçi şekillerde paylaşmalarına alan açan #PaylaşmaGünü’nün tüm saikleriyle Türkiye’nin hayıseverlik kültürünün eksilmez bir parçası olması için çalışmalarımızın süreceğine inanıyoruz. İlerleyen yıllarda #PaylaşmaGünü’nün unutulma tehlikesiyle karşı karşıya kalan değerlerin hatırlandığı tek bir günden, Türkiye’de dayanışmayı, iyiliği ve yardımseverliğin tahayyülü olarak bilinen bir düstura dönüşmesi en büyük arzumuz.