Grantmakers East Forum 2018 İzlenimleri

Yazan: Alican Yurtsever

Avrupa Vakıflar Merkezi (European Foundation Centre– EFC) altında faaliyet gösteren tematik ağlardan biri olan, Orta ve Doğu Avrupa’da sivil toplumun ve filantropinin gelişimini teşvik eden Grantmakers East Forum’un (GEF) bu yılki konferansı, 15-17 Ekim tarihlerinde Budapeşte’de gerçekleşti. 23. kez düzenlenen forumda, sivil alanın daralması ile birlikte sivil toplum kuruluşları ve sosyal girişimler gibi aktörlerin değişen yaklaşımları ve stratejileri, filantropik kuruluşların bu aktörleri desteklemek için kullanabileceği yenilikçi yöntemler ve araçlar ile sivil toplumun karşılaştığı sorunları aşmadaki rolü ele alındı. TÜSEV’in Filantropi Profesyonelleri Eğitim Programı mezunlarına sağladığı burs ile konferansa katılan TEMA Vakfı Bilgi Sistemleri ve Raporlama Bölüm Başkan Yardımcısı ve Filantropi Profesyonelleri Eğitim Programı 4. Dönem Mezunu Alican Yurtsever, ayın yazısında konferansta öne çıkan konuları paylaştı.

Bu yılki Grantmakers East Forum, 15-17 Ekim tarihleri arasında “Reframing Civil Society: Actors, Values, Tools” başlığıyla Central European University ev sahipliğinde Budapeşte’de gerçekleşti. “Sivil Toplumu Yeniden Çerçevelendirmek: Aktörler, Değerler, Araçlar” olarak Türkçeye çevirebileceğimiz başlık altında hibe veren kuruluşların ve diğer filantropik aktörlerin sivil topluma yönelik yeni tehdit ve zorluklarla yüzleşmedeki ve sosyal bütünleşmeyi teşvik etmek için yenilikçi yaklaşımlar keşfetmedeki rolleri ele alındı.

Forum, Project 00’ın kurucu direktörü olan Indy Johar’ın “Yeni Nesil Demokratik Şehirler” başlıklı zihin açıcı konuşmasıyla başladı. Johar, dünyanın gidişatıyla ilgili çarpıcı görseller ve keskin uyarılar içeren sunumunda hayvancılık ve veganlıktan iklim değişikliğine; gelir farklılıklarından iş gücünün yönlendirilmesine, yapay zekâdan yönetime ve bilime birçok farklı konuya değindi. Konuşmasında, kaynayan kurbağa anektodundaki kurbağa gibi düşünmemiz ve 10 yıl sonra dünya yok olacakmış gibi plan yapmamız gerektiğini vurguladı. Johar, sistem düşüncesinin (systems thinking) altını çizerek forum boyunca her ne kadar farklı salonlarda farklı sorunlara çözüm üretmek için konuşuyor olsak da organik-karmaşık-bütünsel sistemler içinde yaşadığımızı unutmamamız ve bir araya gelerek bu sistemleri değiştirmemiz gerektiğini belirtti.

Forumun ikinci gününde, yeni sivil toplumlar, sosyal inovasyon, sosyal adalet, teknoloji ve yenilik gibi konuları içeren tematik oturumlar gerçekleşti. Paralel olarak gerçekleşen oturumlar kapsamında çalıştığım alanla ilgili olmaları sebebiyle, “Sosyal İnovasyon: Ne anlama geliyor?” ve “Teknoloji ve İnovasyon: Nasıl riskler var?” başlıklı oturumlara katıldım.

Katıldığım ilk paralel oturumda sosyal inovasyonun bir krizle başladığı belirtildi ve semptomları çözmekten ziyade insanların davranışlarını değiştirmeyi amaçlayarak temel sorunu çözmeye çalışmasının önemine değinildi. Sosyal inovasyonun “geleneksel” (Annegret Wulff, MitOst e.V.) ve “oyunbozan” (Neven Marinović, Smart Kolektiv) taraflarını temsil eden konuşmacıların bulunduğu oturum, her ne kadar iki tarafın sosyal inovasyonu farklı bir şekilde ele alışları üzerinden ilerlese de oturum sonunda verilen mesaj, eskinin tamamen reddedilerek yeninin ortaya çıkartılamayacağı ve eskinin iyi yönlerinin korunarak yeniye kazandırılabileceği oldu. Örnek olarak, Sırbistan’da geleneksel yöntemlerle çilek yetiştiriciliği yapan Romanların kurdukları sosyal girişimle, yetiştirdikleri çileklerden ürettikleri marmelatların satışını yaparak yürüttükleri ticari faaliyet modeli anlatıldı.

“Teknoloji ve inovasyon: Nasıl riskler var?” başlıklı ikinci paralel oturumda ise medya ve teknolojinin toplum üzerindeki etkisi konuşuldu. Teknolojinin ‘iyi’ler için ne gibi imkânlar sağlayabileceğinin yanında ‘kötü’lerin de teknolojiyi kullandığının vurgulandığı oturumda; Makedonya, Romanya ve Macaristan’dan çeşitli sivil toplum kuruluşlarını temsilen katılan konuşmacılar, teknolojiyi nasıl kullandıklarını anlattılar. Uzmanlık alanları arasında yeni teknolojiler ve medya bulunan Bardhyl Jashari (Metamorphosis Foundation), görsel ve çevrimiçi medyada yer alan veya üretilen bilgilere sadece doğruluk kontrolü yapmanın yeterli olmadığını, aynı zamanda bu bilgileri tüketenlerin medya okuryazarlık düzeylerinin artırılması gerektiğini belirtti. Kendisini “profesyonel bir baş belası” olarak tanımlayan Elena Calistru (Funky Citizens), teknolojinin süslü olmasının gerekmediğini, basit bir Excel tablosunun bile kimi zaman yeterli olabileceğinin altını çizerken; sivil katılımı ve teknoloji odaklı çözümleri ana araç olarak kullanan K-Monitor’un kurucu ortağı ve direktörü Sandor Lederer de teknolojinin pahalı ve aynı zamanda kaçınılmaz olduğunu bağışçılara anlatmanın gerekliliğini vurguladı.

Kapanış oturumunda Jenny Hodgson (Global Fund for Community Foundations), katıldığımız tüm oturumlar sonrası değerlendirme için kendimize şu dört başlık altında yapacaklarımızı sıralamamızı istedi: Değiştir, Devam Et, Bırak, Başla. Bu başlıklar altında Hodgson’ın konuşması ve katılımcıların yaptıkları paylaşımlar sonrasında ofise aklımda şu dört cümleyle döndüm:

  1. Söylemini “Bir hayalim var” olarak değil, “5 yıllık bir iş planım var” olarak değiştir.
  2. “İşe yaramayan ne?” ve “Nasıl geliştirilir?” sorularını kendine sormaya devam et.
  3. Başarısızlık kültürünü geliştir; yapacağın şeyi önce test et ve her denemenin işe yarayacağını düşünmeyi bırak.
  4. Bağışçı davranışlarının dinamiklerini anlamaya ve bağış verilerinden öngörüler elde etmeye başla.