Geçiş dönemindeki bölgelerde sosyal etki piyasalarını geliştirmek – Türkiye örneği

Yazan: Anja Koenig 

(Çeviri: Ayşegül Ekmekci)

(Sabancı Üniversitesi Sosyal Yatırım Programı Direktörü Anja Koenig tarafından yazılan, Mercator – Istanbul Politikalar Merkezi girişimi tarafından desteklenen raporun yönetici özetidir.)

Son yıllarda Türkiye’de toplumsal sorunlara çözüm bulmayı amaçlayan girişimcilerin sayısında bir artış görülüyor. Bu etki girişimcileri hala mevcut yasal çerçeve ve destek mekanizmalarından doğan boşluklara takılıyor. 2013 yılında Sabancı Üniversitesi tarafından yürütülen Sosyal ve Yeşil Girişimcilik Anketi’nde de belirtildiği gibi, bu girişimciler kendi ürünlerini piyasa sunma ve etkilerini artırma aşamasında farklı maddi kaynaklara erişim olanaklarını oldukça kısıtlı buluyorlar.

Dünyadaki birçok etki girişimcisi ve sosyal innovatörler Türkiye’deki girişimcilerle benzeri sıkıntılar çekiyor. Fakat bu sıkıntılar, Türkiye gibi “sosyal etki piyasası” gelişiminin daha başında olan ülkelerde daha kritik bir noktaya geliyor.

Ulusal kurumlar, bölgesel kalkınma ajansı veya kalkınma enstitüsü gibi kamu birimleri, şu ana kadar çok kullanılmasa bile, sosyal etki piyasasını şekillendirme ve büyütme konusunda önemli bir potansiyel taşıyor.

“Yeteri kadar bir şey yapmadığı için herkes devleti suçluyor. Ama birileri ne yapmamız gerektiğini söyleyebilir mi?”

Süreç nereden başlamalı ve kamunun dahil olması için nasıl politikalar üretilmeli? Bu konuda uluslararası tartışmalar da yeni başlamış durumda, dolayısıyla bu konuda kamuya yol gösterecek rehberlik oldukça kısıtlı. Ayrıca bu tartışma, sosyal etki piyasası daha gelişmiş, kültürel ve sosyo-ekonomik açıdan Türkiye’den oldukça farklı bir profil çizen Anglo-Amerikan bir anlayış tarafından yürütülüyor. Kadir Has Üniversitesi’nde 2012’de TÜSEV tarafından düzenlenen Sosyal Girişimcilik Konferansı’nda bir kamu görevlisinin de söylediği gibi, “Yeteri kadar bir şey yapmadığı için herkes devleti suçluyor. Ama birileri ne yapmamız gerektiğini söyleyebilir mi?”

Yeni yayınlanan “Türkiye’de Sosyal Etki Piyasasını Geliştirmek: Hükümet Politikaları için Seçenekler” başlıklı rapor, Türk Hükümeti yetkililerinin uygulayabileceği politika seçenekleri için yeni bir çerçeve ortaya koyuyor.

Hükümetlerin başarısız olma riskine dikkat çeken rapor, aynı zamanda sosyal etki piyasasının gelişiminde kamunun oynayacağı rolün altını çiziyor. Rapor, dünya çapında toplumsal sorunlara çözüm bulma konusunda yeteneklerini gösteren sosyal innovatörler ve gelişmiş bir sosyal etki piyasasının getireceği olumlu ekonomik katkılardan bahsediyor. Türkiye’de sosyal etki piyasasının finans, piyasa altyapısı ve piyasa kapasitesi gibi konularda oldukça zorlu engellerle karşılaşması da neden kamunun bu işe dahil olması gerektiğini gösteren konuların başında geliyor.

Etki Girişimciliğinin Gelişmesinde Piyasa Bakış Açısı

Raporun ana mesajı şu: Sosyal ve çevresel etkinin geniş çevrelere yayılması isteniyorsa, sosyal kuruluşları mikro seviyede hedefleyen politikaların yeterli olmadığı anlaşılmalıdır. Bunun yerine kamu müdahelesi, daha bütünsel bir yaklaşımla ülkede sosyal organizasyonların faaliyet gösterdikleri alanı incelemeli, gerekli piyasa altyapısının yerinde olup olmadığını ve önemli aktörler arasındaki ilişkiyi gözden geçirmelidir. Bütünsel bir yaklaşım güden sistemle paralel olarak, etki üzerine yapılan tartışmalar genişlemelidir: piyasalar sosyal girişimciler tarafından yaratılan etkiyi daha geniş çapta düşünürse etki uzun vadede yararlanıcılar için güçlendirilip artırılabilir. Bu yüzden çoğu zaman arka planda çalışan ama kaynak, destek ve bilginin yayılması için gerekli piyasa altyapısının düzenlenmesinde rol oynayan aktörlere daha fazla ilgi gösterilmelidir.

Fonksiyonel Bir Sosyal Etki Piyasası için Vizyonumuz Nedir?

Her yeni endüstri gibi, sosyal etki piyasaları belirli bir zaman içinde gelişirler ve koordine edilmemiş müdaheleden piyasa inşasına, oradan gelişimine uzayan bir döngü içerisinde hareket ederler. Küresel etki yatırımı toplulukları, etki yatırımının “koordine edilmemiş müdahele” safhasını tamamladığını iddia etse de, Türkiye için aynı şeyi söyleyebilmek mümkün değil. Kuzey’den gelen yatırımlar için oldukça kritik olan (Kenya, Güney Afrika gibi) ülkelerde bile sosyal inovasyon, etki girişimciliği ve yatırım için fonksiyonel bir eko-sistem yeni yeni inşa ediliyor.

Ama piyasa inşa etmek isteyen herhangi biri için en önemli soru sadece şu andaki durumu değil, uzun vadedeki vizyonu da ilgilendiriyor: Etkin ve olgunlaşmış sosyal etki piyasaları nasıl gözüküyor, kilit özellikleri neler ve karar vericiler bu alana nasıl yönlendirilebilirler?

Uluslararası Deneyimden Öğrenmek

WK Kellogg Vakfı’ndan John Duong birkaç hafta önce şunları söyledi: “İlklerin en büyük dezavantajı büyük ihtimalle ilk vurulacak olanların onlar olmasıdır. Türkiye’de yaşadığım en büyük avantaj ise hem burada bir ilki başaracak olmanız hem de başka ülkelerdeki ve sektörlerdeki hatalardan yararlanacak olmanız.”

Türkiye için politika örneği olması açısından birçok ülke, etki yatırımcılığı ve sosyal yatırıma fazla destek sağlamak için daha aktif olmaya başladılar. Rapor, 4 politika alanı üzerinden yola çıkarak uluslararası örneklere yer veriyor: politika prensipleri, stratejileri, kurumlar ve araçlar (yatırım ve finans; kamu ihaleleri; maddi politikalar ve devlet yardımı; yasal düzenlemeler ve standartlar; iş planlaması ve desteği; bilgi üretimi ve farkındalık çalışmaları). Ama bütün bu yenilikçi politikaların yeni uygulanmaya başlandığı düşünülürse kapsamlı bir değerlendirme için daha çok erken olduğu söylenebilir.

Türk Hükümeti için Çağrı

Rapor, daha önce yapılan politik uygulamalardan öğrenilen dersleri ortaya koyarken aynı zamanda Türki Hükümütini, sosyal inovasyon ve etki girişimciliği üzerine acil adım atmasını öneriyor.

Politik müdahalelerin, stratejilerin ve kurumların teknik tasarımının çok önemli olduğunu belirten rapor, aynı zamanda sosyal yenilikleri ortaya çıkartan, geleneksel sınırların ötesinde ilişkiler kuran ve daha iyi karar alma süreçleri için farklı aktörleri bir araya getiren politikaların öneminin altını çiziyor.