Chronicle of Philanthropy websitesi yazarlarından Jason Saul, sivil toplum alanında çalışan kuruluşlarla ilgili bir gözlemini paylaşıyor: bir çok kuruluş, sonuçlarına odaklanmak yerine yaptıkları aktiviteleri sayıyor. Saul bunun nedenini, aktivitelerin sayılmasının daha kolay olmasına ve bir çok sivil toplum kuruluşunun ölçümleme yapmak için kısıtlı kaynağı olmasına bağlıyor. Ama bu, aynı kuruluşların yarattığı etkiyi göstermesini ve daha fazla kaynağa erişimini engelliyor.
Kuruluşlar program değerlendirmesi kapsamında genellikle eğitim, toplantı, araştırma gibi program faaliyetlerini ölçüyorlar. Halbuki sonuçlar, proje çıktıları değil faaliyetler sayesinde ortaya çıkan davranışlarda, durumlarda oluşan değişiklikler gibi neticelerdir. Bireylere yönelik sonuçlar (mezuniyet veya okur-yazarlık oranının artması), kuruluşlara yönelik sonuçlar (kurumsal itibarın veya kaynakların artması) veya sisteme yönelik sonuçlar (değişen politikalar) gibi farklı düzeylerde sonuçlar yaratılabilir.
Yaratmak istediğimiz sonuçları önceden belirlersek, o sonuca ulaşmak için kullanmamız gereken en etkili yönetimi de ortaya çıkarabiliriz. Kuruluşunuzun etkisini göstermeye çalışırken şu prensipleri aklınızda tutmalısınız:
• Faaliyetler somut ve ölçülmesi kolayken, sonuçlar soyut ve karmaşık olabilir,
• Faaliyetler çabuk gerçekleştirilir ve kolayca kontrol edilebilirken, dış faktörlerin etkisi dolayısıyla sonuçları kontrol etmesi zordur ve sonuç üretmek uzun zaman alır.
• Faaliyetlerin takibini yapmak hesapverebilirlik için önemliyken sonuçlar kuruluşunuzun yarattığı değeri ve değişimi ortaya koyar.



