Dijital Veri Teknolojilerinin Filantropinin Geleceğindeki Rolü: Bir İyi Örnek Olarak Candid

COVID-19 salgını, sivil toplum ve filantropi alanlarında uzun zamandır var olan yerel aktörlerin ihtiyaçları ile merkezdeki karar alıcıların öncelikleri arasındaki derin uçurumu daha da belirginleştirdi. Kriz ortamının yarattığı baskılar bir diğer yandan teknolojinin etkin ve verimli kullanımıyla bu uçurumun iki yakasının kapanabileceğine ilişkin gerçekçi yaklaşımları gün ışığına çıkardı. Bu bağlama uygun olarak ayın yazısını, en son dijital veri teknolojilerini kullanarak üçüncü sektörün dünyadaki durumunu takip eden, sorunlarını tahlil edip, ihtiyaçlarını doğru kaynaklarla buluşturmaya gayret eden Candid’i tanıtmaya ayırdık ve kuruluşun Yerel Bağışçılık Rehberi’yle ilgili sorularımızı yönelttiğimiz Araştırma Yöneticisi Inga Ingulfsen’la kısa röportajımıza yer verdik.

Yazan: Onur Sazak ve Aslı Altınışık

COVID-19’un Dünya Sağlık Örgütü’nce pandemi olarak ilan edilişinin yıldönümü yaklaşırken, çoğumuzun zihni, “Çağın felaketi sayılabilecek bu küresel halk sağlığı krizinden ne öğrendik?” sorusunun yanıtını aramakla meşgul. COVID-19 bize birçok şey öğretti: örneğin, hepimizin aynı gemide olmadığının farkına vardık. Virüsün ortaya çıkmasında ve yayılmasında payı olan sosyal adaletsizliğin, yoksulluğun, sınıf ayrımcılığının, çevre tahribatının daha da derinleştiğini gözlemledik. Toplumsal eşitsizliğin yol açtığı kırılganlıkların bu süreçte arttığının, dezavantajlı grupların her zamankinden daha büyük bir baskı ve şiddetle karşı karşıya olduklarının bilincine vardık. Merkezle yerel arasındaki mesafenin daha da açıldığını gördük. Bir yandan da saydığımız bütün bu sorunların çözümü için önemli yeniliklerin, fırsatların ve bu amaca yönelik çalışan aktörlerin her zamankinden daha çeşitli, yetkin ve erişilebilir olduklarını keşfettik.

Bu yenilikler arasında şüphesiz en göze çarpanı, hızla küreselleşen bir dünyada kişisel bilgisayarların ofis ve evlerimize kadar girdiği 1980’lerin başından günümüze kadar gelişen dijital veri teknolojileri. 90’lı yıllarda bilişim ve iletişim teknolojilerinde atılan, bize interneti veren dev adımlarla birlikte dijital verinin evrimi de başladı. Bugün veri teknolojileri, pozitif bilimler ve bu bilimlerin türevleri niteliğindeki istihdam alanlarını da aşarak iş ve sosyal yaşamlarımızın her katmanını etkiliyor. 30 yıl sonra gelinen noktada, COVID-19 tedavisinin virüsle yarışırcasına yaygınlaştırılmasından krizin ekonomik ve sosyal yan etkilerinin azaltılmasına kadar kaydedilen birçok önemli başarının altında dijital veri teknolojilerinin göz ardı edilemez katkıları yatıyor.

Dijital veri teknolojileri; henüz Koronavirüs yayılmamış, salgının sosyoekonomik yan etkileri hissedilmeye başlamamışken bile sivil toplumu ve filantropi sektöründeki dönüşümü şekillendiren önemli reformların başında geliyordu. Özellikle kâr amacı gütmeyen kuruluşların faaliyet alanlarının takip edilmesi, sosyal etki analizlerinin yapılması, ihtiyaçlarının tespiti ve sınırlı miktardaki kaynakların doğru faaliyetlere yönlendirilmesi verimli veri toplama ve değerlendirme teknolojileri sayesinde doğru ve başarılı yöntemlerle yürütülüyordu. Keza, COVID-19’un beraberinde getirdiği ekonomik ve lojistik zorlukların sivil toplumu derinden etkilemesi, bu teknolojilerin filantropi kuruluşlarınca daha etkin bir şekilde kullanımını da beraberinde getirdi.

Günümüzde sivil toplumun, filantropinin ve dijital veri teknolojisinin uyumlu buluşması—mücbir sebeplerden çok—bu uyumun doğuracağı sosyal faydayı öngören ve bu yararı toplumun geneline yaymayı iş edinmiş, vizyon sahibi girişimlerin çabalarıyla mümkün oluyor. Bu tür girişimler, ilk bakışta birbirine mesafeli duran veri bilimi ve dijital teknolojiler ile sivil toplum ve hayırseverlik sektörlerini bir araya getiriyorlar. Veri analistleri, uzman yazılımcılar, sosyal bilimciler ve filantropi profesyonellerinden oluşan kadrolarıyla, bu kuruluşlar en yeni teknolojileri kullanarak hem uluslararası hem de yerel ölçeklerde derneklerden vakıflara, sosyal girişimlerden kooperatiflere kadar uzanan geniş bir ekosistemi izleyebiliyor; ihtiyaç analizi yapabiliyor ve faydalanıcı ile fayda sağlayıcıyı kenetleyebiliyorlar.

88 yıllık bir tecrübeye hükmeden Candid, bu alanın öncüleri arasında yer alıyor. İki köklü kuruluş olan The Foundation Center ve GuideStar’ın evliliğiyle Şubat 2019’da dünyaya gözlerini açan Candid, paydaşlarına her geçen gün daha da büyüyen, çeşitlenen, yeni istihdam alanları yaratan ve teknolojinin daha fazla etkisi altına giren üçüncü sektörün karmaşık coğrafyasında kılavuzluk yapıyor. Özellikle, sivil toplum kuruluşları arasında yaygın olan bilgi açığını, iletişim kopukluğunu, talep-kaynak uyuşmazlığını gidermek için yenilikçi çalışmalar yürütüyor. Candid, bu alanlardaki ihtiyaca yanıt vermek için yeni dijital teknolojileri kullanarak sahadan en güncel veriyi topluyor; ağ kuruyor; kadrosundaki uzmanların liderliğinde eğitimler düzenliyor ve danışmanlık sağlıyor. En gelişmiş teknolojik sistemleri, veriyi, becerileri ve algoritmaları kullanan Candid, üçüncü sektöre dair en güncel bilgiler ve analizlerle kullanıcılarına yeni açılımlar sunuyor. Candid’i muadillerinden ayıran bir diğer önemli özelliği de, yıllar içinde The Foundation Center ve GuideStar’ın emekleriyle geliştirilmiş olan geniş bir katılımcı ağı ve bu ağ üzerinden toplanan üçüncü sektör verileri. Artık Candid’in gözetiminde olan bu ağ aslında; 15 bin müşteri/kullanıcı, dünyadaki sivil toplum kuruluşları arasından 200 bin katılımcı, sosyal sektörden gelen verilerin toplandığı 200’ün üzerinde veri platformu, 110 bağışçılar vakfı, 400 kurumsal ortak ve 100’ün üzerinde paydaş grubu ve çok-taraflı uluslararası kuruluştan oluşan uçsuz bucaksız bir veri tabanı.

Candid, bütün bu verileri uzman kadrosundan ve farklı uluslararası paydaşlardan edindiği bilgi ve deneyimlerle de harmanlayarak, sivil toplum ve hayırseverlik sektörlerinin işleyişini kolaylaştırmaya, karşılaştığı sorunları çözmeye ve sektör içinde daha verimli bir dayanışmayı gerçekleştirmeye çabalıyor. Önümüzdeki 10 yıl içinde bu görevini başarıyla sürdürebilmek için şu kilometre taşlarını belirlemiş:

  • Gerçek-zamanlı bir veri toplama sisteminin kurulması;
  • Yalın ve ortak bir organizasyonel profilin oluşturulması;
  • Yerel ağların oluşturulması ve bu ağlar üzerinden Candid verilerine erişimin sağlanması;
  • Bütün veri kümelerinin birbiriyle konuşur şekilde örülmesi;
  • Bu çalışmalar üzerinden, dünyanın sosyal sektörü daha iyi anlamasının sağlanması.

Bu hedeflerden Candid’in “Gerçek Yerler” adıyla kimliklendirdiği yerel ağların ve veri tabanlarının oluşturulması ve bu oluşumlar üzerinden Candid verilerinin dünyanın çeşitli coğrafyalarıyla buluşturulması gerek kuruluşun daha önceki deneyimlerinden gerekse muadillerinin çalışmalarından ayrılan yeni bir girişimi işaret ediyor. Söz konusu çalışmanın en önemli alt hedeflerinden birisi, zorlu coğrafyalarda mütevazi imkanlarla çalışmalarını sürdüren sivil toplum kuruluşlarının verilerinin Candid’in geniş veri tabanına aktarılması. Aynı zamanda, bu hedef altında konumlanan bir diğer önemli amaç ise, içinde bulundukları kısıtlayıcı teknolojik ve ekonomik şartlar yüzünden Candid verileriyle buluşamayan kuruluşların bu zengin veri tabanına erişimlerin sağlanması. Pandeminin de öğrettiği gibi, özellikle kriz ortamlarında, yereldeki ve tabandaki gerçeklerle merkezdeki algılar ve saptamalar çoğu zaman örtüşmeyebiliyor. Özellikle filantropik kuruluşların merkezlerinde bulunan karar alıcılar, yerelin ihtiyacının tespitinde ve karşılanmasında COVID-19 krizi süresince başarısız bir sınav verdiler. Candid, bu gerçekten yola çıkarak 2026’ya kadar 20 ülkede kuruluşun veri toplama platformunu herhangi bir ücret talebinde bulunmadan kurmayı amaçlıyor. Ayrıca, 2030’a kadar dünyanın çeşitli yerlerinden 650 kuruluşla geliştireceği ortaklık üzerinden verilerini, uzmanlığını ve eğitim programlarını bu bölgelerdeki yerel STK’ların kullanımına ücretsiz olarak sunmayı planlıyor.

Bu ayın yazısının geri kalanında “Gerçek Yerler” vizyonuna doğru atılan ilk adımlar ekseninde   Candid’in yerel ağlarını kuvvetlendirmek için yaptığı çalışmalara odaklandık. Bu anlamda, kuruluşun yeni oluşumlarından biri olan Yerel Bağışçılık Rehberi’ni (Community Philanthropy Directory) ele aldık. Programla ilgili sorularımızı Candid Araştırma Yöneticisi Inga Ingulfsen’a yönelttiğimiz kısa röportajımıza aşağıda yer verdik.

Değişim için Bağış (DİB): Bize Community Philanthropy Directory’den (CPD; Yerel Bağışçılık Rehberi) ve nasıl işlediğinden bahsedebilir misiniz? Candid’i böyle bir hizmet sunmaya motive eden şey neydi?

Inga Ingulfsen: Community Philanthropy Directory, bağışçılar vakıflarının bulunduğu ücretsiz bir küresel veri tabanı. Candid altı yıldan daha fazla bir süre önce Cleveland Foundation, Mott Foundation, Global Fund for Community Foundations ve diğerleriyle birlikte çalışarak Community Foundation Atlas’ı (Bağışçılar Vakıfları Atlası) geliştirmişti. O zamandan beri yerel bağışçılık uygulayıcıları ve araştırmacılarından güncellenmiş bir veri tabanına dair talepler alıyorduk. CPD aracılığıyla uygulayıcıların, araştırmacıların veya fon verenlerin, yerel bağışçılık adına kimin neyi nerede yaptığıyla ilgili bilgi edinebilecekleri, alan için faydalı bir referans aracı sunmak istiyoruz. Bu aracın, dünyanın farklı yerlerinde yerel bağışçılık üzerine çalışan kişiler arasında yeni bağlantılar oluşması ve iş birlikleri kurulmasında bir kolaylaştırıcı görevi göreceğini umut ediyoruz.

DİB: Verileri toplama ve işleme kriterleriniz neler, bizimle paylaşabilir misiniz?

Ingulfsen: Yerel bağışçılık alanı her daim bir dönüşüm içerisinde; ülke veya bölgenin yerel bağlamına göre farklı şekillere bürünüyor. Alanın çeşitliliğini yakalamak istedik. Ayrıca, alanda yeni oluşan, yenilikçi yapılar ile yeni bağışçılar vakfı formlarını da kapsayacak bir tanım kullanmaya önem verdik. Bunlarla birlikte aynı zamanda, bağışçılar vakıflarının kendilerine has özelliklerini yakalayabilecek kriterlere ihtiyacımız vardı. Topluluklardaki kaynakları harekete geçiren ve dağıtan kuruluşlara baktık—çoğunlukla bulundukları konumdaki topluluklar için çalışanlar, ama bazen de kimlik, amaç, ve/veya din uğruna çalışanlar; kaynakları çeşitlendirilmiş olanlar; yerel topluluktan insanların önderlik ettiği oluşumlar; kendini bağışçılar vakfı olarak tanımlayan kuruluşlar gibi. Genel anlamda, bu kriterleri de karşılamadığı sürece (özellikle hibe verme) filantropi destek kuruluşlarını dahil etmedik. Kuruluşlar hakkında bilgiyi nasıl topladığımız ve değerlendirdiğimizden CPD’nin Sıkça Sorulan Sorular kısmında da bahsettik.

DİB: Rehber filantropi topluluğu tarafından nasıl karşılandı? Veri tabanında yer alan kuruluşlardan geri bildirim aldınız mı, görüşleri ne oldu?

Ingulfsen: Şimdiye dek gerçekten iyi geri bildirimler aldık—özellikle de destek kuruluşlarından ve araştırmacılardan. Daha şimdiden, ekleyebileceğimiz yeni kuruluşlar hakkında bilgi almaya başladık ve insanlar veri tabanımızı araştırma projeleri için kullanmayı planladıklarını söylediler. Bağışçılar vakıflarının kendilerinden pek fazla geri dönüş almadık. Onlardan daha fazlasını duymak isteriz—geri bildirimleri de eleştirileri de. Özellikle CPD’de gözden kaçırdığımız veya yanlış ifade ettiğimiz yerler konusunda bizimle iletişime geçilmesi bize çok yardımcı olacaktır. Rehberin bir püf noktasına da dikkat çekmek gerekirse; rehberdeki tüm bağışçılar vakıfları Foundation Updater‘ı kullanarak bilgilerini kendileri güncelleyebilirler.

DİB: Küresel veriyi göz önünde bulundurduğumuzda, bağışçılar vakıfları arasında çarpıcı benzerlikler ve eğilimler bulunuyor mu, özellikle de faaliyet alanlarında veya önemli kaynaklar aldıkları zaman dilimlerinde?

Ingulfsen: Hibe verilerinin detaylarına pek inmedik—bu rehberin asıl amacı bir referans aracı olmak; insanların iş birliği kurabilecekleri potansiyel ortakları keşfedebileceği veya alandaki temel aktörlere dair bir fikir sahibi olabileceği bir araç. Ama bu soru, gelecekte yürütebileceğimiz araştırma projeleri için kesinlikle çok iyi fikirler veriyor. Rehberde listelenen ve Amerika Birleşik Devletleri haricindeki yerlerde bulunan kuruluşlara dair yalnızca temel bilgiler var. Örneğin konum, misyon ve iletişim bilgileri gibi. Temel bilgilerden daha derin iç görülere ulaşabilmek için, dünyanın çeşitli yerlerindeki partnerlerimiz aracılığıyla veri toplamayı ve bunları geliştirmeyi istiyoruz. Kuruluşlar Foundation Updater aracılığıyla verdikleri hibelere dair bilgileri bizimle doğrudan da paylaşabilirler. Dünyanın farklı yerlerindeki ortaklarımızın paylaştığı araştırmalarda gördüğüm ortak bir tema, bağışçılar vakıfları yerel topluluklarla olan bağları ve geniş çalışma alanları sayesinde ciddi bir dayanıklılığa sahipler. Dünyanın her yanındaki bağışçılar vakıflarının kendi topluluklarında COVID-19’la mücadelede öncülük ettiğini görüyoruz; sadece kaynak dağıtmıyor, aynı zamanda da çok daha geniş bir topluluk liderliği üstleniyorlar. Bu konuyla ilgili şu blog yazısını kaleme almıştım.

DİB: Community Philanthropy Directory’yi başarılı olarak nitelemek için nasıl sonuçlar görmeyi hedefliyorsunuz? Belirli bir süre sonra CPD’nin etkisini ölçmeyi planlıyor musunuz?

Ingulfsen: Rehberin kullanımını takip ediyoruz ve dünyanın farklı yerlerindeki kullanıcılardan çok sayıda arama yapılacağını umuyoruz, ama hacimden ziyade bilginin nasıl kullanıldığıyla ve insanların bu aracı kullanışlı bulup bulmadıklarıyla daha çok ilgileniyoruz. Kullanıcı siteyi yalnızca bir kez kullanabilir, ama bulunduğu bölgede faaliyet gösteren, iş birliği kurabileceği veya bir sorunun çözümüne yardımcı olabilecek bir kuruluşun iletişim bilgisini bulabilir. İşte ileriye dönük amaçlı olarak CPD’nin kullanımını izlerken bu tür kullanıcı hikayelerinin kaydını tutmak istiyoruz. Eğer aracı faydalı buluyorsanız (veya bulmuyorsanız!) sizden haber almayı çok isteriz. Bize her zaman cpdirectory@candid.org adresinden ulaşabilirsiniz.