Sandrine Ramboux ile röportaj
C@rma şirketleri, sivil toplum kuruluşlarını ve bireyleri profesyonel gönüllülük, kitlesel destek ve yatırım gibi konularda bir araya getiren bir platform. Türkiye’de ilk defa düzenledikleri Pro-Bono Haftası üzerine, kurucusu Sandrine Ramboux ile bir sohbet yaptık ve bu alandaki gelecek çalışmalarını değerlendirdik. Latincede “toplumun iyiliği için” anlamına gelen Pro-Bono, ücret alınmadan, gönüllü olarak yapılan işler için kullanılıyor.
1. Türkiye’deki ilk Pro-Bono haftası hakkında bilgi verir misiniz?
C@rma olarak, Aralık ayından itibaren her ay “Speed Dating” etkinlikleri düzenliyoruz. Bu etkinliklerde profesyoneller ve STK’lar belli mekânlarda (Baker&McKenzie Hukuk Firması’nın ofisleri gibi) bir araya gelip önceden belirlenen bir konu hakkında beyin fırtınası gerçekleştiriyorlar. Her etkinlikte 40’a yakın katılımcının olduğu bu etkinlikler çok sevildi ve katılımcılardan gelen talebi karşılamak için tüm gün sürecek etkinlikler organize etmek istedik. Etkinliği Bilgi Üniversitesi Sosyal Kuluçka Merkezi ile gerçekleştirmek istedik çünkü bu Merkez çok iyi çalışıyor ve yeni STK’lara ve onların projelerine görünürlük sağlıyor. Bazı şirketlerin temsilcileri Pro-Bono işlerle ilgili daha fazla bilgi edinmek istemelerine rağmen etkinliğe tüm gün boyunca katılamayacaklarından, programa şirket temsilcileri için kahvaltı oturumu ekledik. Bu kahvaltıda Pro-Bono’nun faydalarını özellikle Türkiye’deki örnekler üzerinden (Baker&McKenzie ve BMGI gibi) konuştuk.
Aynı zamanda, daha fazla STK’ya nasıl ulaşacağımızı ve sınırlı kaynaklarımızla onların isteklerini ve ihtiyaçlarını nasıl karşılayabileceğimizi düşünüyorduk. Bunun sonucunda çeşitli kuruluş ve oluşumlarla (Ashoka, KUSEF, Adım Adım, TÜSEV, Bilgi Üniversitesi Sosyal Kuluçka Merkezi, Impact Hub vb.), strateji danışmanı BMGI ve Pro-Bono Lab ve Pro-Bono gününün sponsorlarından biri olan BMW Vakfı moderatörleri ve eğitimcileri ile sürekli iletişimde halinde olan Türkiye’deki kuruluşların katıldığı 3 günlük beyin fırtınası/eğitim atölyeleri etkinliğimizle Speed Dating’i birleştirdik.
STK’larla çalışmak ile şirketlerle çalışmak arasındaki farkları gözden geçirip Koruncuk Vakfı, KAÇUV ve Hayata Destek Vakfı’nın katılımıyla spesifik vaka analizleri üzerine çalıştık. Bu etkinliğin sonunda STK’ların ve sosyal girişimciliğin nasıl destekleneceği konusunda işbirliği yapmaya dair birçok fikir oluştu.
Şu an yılsonu için şirketlere özel Pro-Bono yarışması üzerine çalışıyoruz. Bu konuda çok heyecanlıyız ve bu etkinliği mümkün olduğu kadar eğlenceli ve katılımcı bir hale getireceğiz.
2.Etkinliğin katılımcılar, şirketler ve STK’lar, için ana çıktıları nelerdir?
Etkinliğimizde 2,5 saatlik beyin fırtınası oturumlarına katılan 75 katılımcımız vardı, bu da STK’lara verilen Pro-Bono danışmanlığın 185 saati geçtiği anlamına geliyor. Etkinlikte verilen danışmanlığın değeri; saati ortalama 100 Dolardan, 18.500 Dolar ediyor.
Etkinliğe katılan profesyoneller işlerinde üst düzey yöneticiler ve alanlarıyla ilgili oldukça bilgililer. Etkinliğimizde beyin fırtınası yapılan masanın çevresinde 4-5 tane profesyonel tutmak istedik ki her biri farklı geri dönüşler versin ve bir STK için en doğru çözümün ne olduğuna dair bir tartışma gerçekleşsin.
Profesyoneller için STK’larla ilk defa aktif bir şekilde iletişime geçmek büyük bir fırsattı. Bunun yanı sıra etkinlikte diğer STK’ları uzmanlıklarıyla desteklemek üzere aralarında TEGV ve SPOD’un da olduğu 15 STK’dan temsilci de bulunuyordu. Hepsi oldukça ulaşılabilirdi. Diğer yandan, profesyoneller kendilerine kolay ya da mantıklı görünen şeylerin başkalarına o kadar da kolay ya da mantıklı gelmeyebileceğini fark edip, 2 saat süren bilgi alışverişinin ardından STK’ların verimliliğinin artmasına katkıda bulundular. Herkes bundan oldukça keyif aldı. Son olarak da profesyonellerin birçoğu katılımcıların kalitesinden oldukça etkilendi ve aynı uzmanlığa sahip profesyonellerle bir ağ oluşturma fırsatı yaratılmasını takdirle karşıladı.
3.Türkiye’de insanlar Pro-Bono’nun etkisinin ve öneminin farkında mı? Türkiye’de Pro-Bono gönüllülüğü geliştirmek için kullanılması gereken ana yöntemler nelerdir?
Genel olarak, gönüllü sözcüğünün Türklerde çok da iyi olmayan çağrışımları var; gönüllülük esaslı yapılan işler değeri olmayan işler olarak görülüyor ve bu yüzden bu konuyla ilgili iyi deneyimler yok.
Bu yüzden biz gönüllülük yerine Pro-Bono ifadesini kullanmak istedik. Hâlihazırda toplumdaki çağrışımından farklı bir çağrışım yaratmak istedik. Bu, aynı zamanda dünyada da görülen bir eğilim. Türkiye’de Pro-Bono ifadesini yaygınlaştırma işine sıfırdan başlıyoruz ama umuyoruz ki bir terimi yeniden üretmekten daha kolay olacak.
“Dokunmak inanmaktır” ve profesyonellere bunun ne kadar önemli olduğunu deneyimlemelerine izin vererek gösterebiliriz. Bunu deneyimlemenin farklı yollarından bir tanesi de Speed Dating’lere katılmak.
Bazı şirketler bizi kendi çalışanları için Speed Dating organize etmemiz sürecinde destekliyorlar ve biz de bu etkinliklerde profesyonel gönüllülerin günlük hayatta kullandıkları yeteneklerin ve becerilerin bir STK için ne kadar büyük bir etki yaratabileceğini gösteriyoruz.
Süreç yavaş ilerlese de sabırlı olduğumuz sürece Türkiye’de insanların Pro-Bono işlerin etkisinin ve öneminin farkında olmasını sağlayabiliriz.
4.Şirketleri ve çalışanlarını Pro-Bono işlerle ilgilenmeleri için ikna etmenin ve cesaretlendirmenin yolları nelerdir?
Şirketlerin içinde bulunduğu diğer projeler gibi Pro-Bono işlerin gerçekleşip gerçekleşmemesi de tamamen şirketlerin ilgi seviyesine bağlı. Bazı şirketler gerçekten kurumsal sosyal sorumluluk işleri yapmak istiyor ve bunun için geniş bir bütçeleri var fakat bütün süreci yönetebilmek ve STK’ların dilini çözebilmek için yeterli zamanları yok. Diğer bazı şirketler oldukça istekli çalışanlara sahipler ve özellikle yeni mezun çalışanlar para ya da ün için çalışmaktansa işe yarar bir şeyler yapma gayesindeler. Bazı diğer kurumsal şirketler müşterilerini bir araya getirebilecek etkinlikler düzenleyerek iş ve gönüllülük kavramlarını birleştiriyor.
Bizim açımızdan çok uluslu şirketlerle iletişime geçmek daha kolay, çünkü gönüllülüğün ne demek olduğunu biliyorlar ve birçok kurumsal sosyal sorumluluk projeleri yapmışlar. Umuyoruz ki bu tarz şirketlere Pro-Bono işlerin ne kadar önemli ve etkili olduğunu gösterirsek bu şirketler de çalışanlarının Pro-Bono etkinliklere katılımını teşvik edeceklerdir. Son Pro-Bono günümüzde, katılan profesyonellerin sadece %20-25 kadarı katılmak için bir günlük izin almıştı ve diğerleri çalışma süresi esnasında gelmişlerdi. Yani yavaş da olsa uygulamaya ve yaygınlaştırmaya çalıştığımız Pro-Bono konsepti işe yarıyor. Umarız ki Türkiye’de daha çok insan etkinliklerimiz ve bizim hakkımızda bilgi sahibi olur ve görünürlüğümüz artar, çünkü Türkiye’de görünürlük güvenilirliktir.
For English, please scroll down
C@rma is a platform that brings together companies, individuals and civil society organizations to promote professional volunteering, crowdfunding and social investment. Sandrine Ramboux, founder of C@rma shared her thoughts and Pro Bono in Turkey and her plans for the future. Pro bono publico (English: for the public good; usually shortened to pro bono) is a Latin phrase for professional work undertaken voluntarily and without payment or at a reduced fee as a public service. Unlike traditional volunteerism, it is service that uses the specific skills of professionals to provide services to those who are unable to afford them.
1. Can you please tell us about the first Pro Bono Week in Turkey?
We have been organizing monthly Speed Dating events since December 2014; this event enables professionals to meet the NGOs and brainstorm on one defined issue in a “safe” and organized environment (offices of the law firm Baker&McKenzie). We had around 40 participants each time and they loved it. So this time we wanted to do a full day of events to meet the demand; we chose the Social Incubation Center in Bilgi University because the place is so nice and it brings visibility to all these new NGOs and their projects.
Some representatives of corporate firms could not attend the full day but they were interested in learning more about Pro Bono; so we added a corporate breakfast in order to explain the benefits of Pro Bono with some examples from Turkey (Baker&McKenzie and BMGI).
At the same time, we were thinking how to approach more NGOs and identify their needs with our limited resources. We then coupled our Speed Dating day with a brainstorming/ training workshop for three days with the main Turkish organizations, which are in regular contact with NGOs (Ashoka, KUSIF, Adim Adim, TUSEV, Bilgi Social Incubation Center, Impact Hub, etc), strategy consultant BMGI and a moderator/trainer (Pro Bono Lab, also the BMW Foundation, which is one of the Pro Bono Network supporters).
We acknowledged the differences between working with NGOs and working with companies and we worked on some case studies with the presence of Koruncuk Foundation, Hope Foundation for Children with Cancer (KACUV) and the Support to Life Foundation. We are now much closer to collaborate to support NGOs and social entrepreneurship.
We are now working on a Corporate Pro Bono competition for the end of the year! We are really excited about it and we will make it as fun and engaging as possible.
2. What are the main outcomes of the event for the participants, both corporations and NGOs?
We had 75 participants who actively participated at the 2.5 hours brainstorming sessions; this is more than 185 hours of Pro Bono consultancy given to NGOs. Based on an average 100 USD per hour, this represents a value of 18.500 USD for the consultancy given to all NGOs.
Professionals around the table were in general quite senior and very knowledgeable about their areas of expertise. We wanted 4-5 of them to be around the table so they all can give different feedbacks and decide on the most appropriate solution for the NGOs!
For professionals, it is often the occasion to engage actively with the NGOs for the first time; we had representatives of 15 NGOs including TEGV and SPOD, which supported other NGOs with their expertise. They were all very approachable. Also, professionals did realize that what seems very easy or logical to them might not be easy or logical for the others. Then, through sharing their knowledge for 2 hours with the others, they can improve the efficiency of NGOs. They quite enjoyed that. Finally, most of them were surprised by the level of expertise of the participants around the table and appreciated the opportunity to network with professionals.
3. In Turkey, are people aware of the effect and importance of Pro Bono work? What are the fundamental tools to improve Pro Bono volunteering in Turkey?
In general, the word ‘volunteer’ does not really have a good connation among Turkish people; they consider it as non-valuable, mostly because they do not have good experience with it. That is why we wanted to use the word “Pro Bono”, in order to differentiate with what exists currently. This is also a new trend in the world. We started from zero in Turkey but we hope it will be easier than redefining a new concept.
“Touching is believing”, the only way to show professionals the value of it will be to let them experiment it. Participating at our Speed Dating sessions is one of the ways to experiment it.
Some of the corporate firms are also supporting us in this process by organizing Speed Dating for their professionals; in order to show them how the skills they use on a daily basis can really make an impact for an NGO. The process will be slow but we are patient.
4. What are the ways to encourage corporations and their employees to involve in Pro Bono?
I think, as in all the projects that corporate firms get involved with, it is all about their interest. Some firms really want to do CSR, they have a large budget but they don’t have enough time to manage all of it. Since NGOs speak a different language than the corporate firms are used to, firms spend lots of time sorting it out. Some firms have really ambitious staff and they want to keep on their payroll but these young millennials do not want to work anymore only for money or fame, they also look for a purpose in their lives, which is not easy to give. The other firms want to organize valuable events where they can also engage their clients and work together. For us, it is currently easier to engage with international firms because they know what volunteering is or they do have some CSR activities. I hope that by showing them how easy and impactful it is, they will take a step and offer more opportunity to their staff to participate in such volunteering events. Last Pro Bono day, I think only 20-25% of the professionals had to take a day off to participate; the rest came during working hours. So it is already slowly working. Hopefully, we will have more people talking about us to build our visibility and…in Turkey, visibility is credibility!



