Çalışan Gönüllülüğünün Şirketler ve STK’lar için Önemi Nedir?

Başak Güçlü Elbir ile röportaj

Çalışan gönüllülüğü hem şirketlerin hem de sivil toplum kuruluşlarının gündeminde giderek daha fazla yer buluyor. Şirketler ve sivil toplum kuruluşları (STK) arasında kurulan işbirliklerinde çalışanların gönüllü olarak katkı sunmaları ve uzmanlıklarını paylaşmaları her iki tarafa da fayda sağlayan sürdürülebilir işbirliklerinin kurulmasında önem taşıyor. Özel Sektör Gönüllüleri Derneği (ÖSGD), şirketler için Kurumsal Gönüllülük Programları geliştirilmesi, çalışanların gönüllü olarak bilgi ve deneyimlerini paylaşabilecekleri projelerin kurgulanması ve kurumsal gönüllülüğün teşvik edilmesi amacıyla faaliyet gösteriyor. ÖSGD, dünyada Give & Gain Day adıyla kutlanan çalışan gönüllülüğü gününü Türkiye’de Çalışan Gönüllülüğü Haftası adı altında düzenliyor. 2012 yılından beri düzenlenen bu haftada, şirketler ve sivil toplum kuruluşları arasında kurulan işbirlikleri kapsamında özel sektör çalışanları, uzmanlıklarını ve zamanlarını gönüllülük aracılığı ile aktarıyorlar. ÖSGD tarafından 2007 yılından beri verilen, bu yıl da Çalışan Gönüllülüğü Haftası kapsamında düzenlenen Gönülden Ödüller, özel sektördeki gönüllülük çalışmalarını yaygınlaştırıyor ve ön plana çıkan iyi örnekleri teşvik ediyor. Çalışan Gönüllülüğü Haftası hakkında bilgi almak ve bu çerçevede gerçekleşen uygulamaların şirketler ve sivil toplum kuruluşları için faydalarını öğrenmek için ÖSGD Genel Koordinatörü Başak Güçlü Elbir ile bir sohbet gerçekleştirdik.

 Şirketlerde çalışan gönüllülüğünü teşvik etmek için birçok farklı ülkede düzenlenen Give & Gain Day’in dünyadaki uygulamalarından ve ÖSGD olarak Çalışan Gönüllülüğü Haftası’nda gerçekleştirdiğiniz etkinliklerden söz edebilir misiniz?

Give & Gain Day, İngiltere’de bulunan Business in the Community’nin (BITC) bir programı ve 2008 yılından beri 40’tan fazla ülkede uygulanıyor. Şirketler bir hafta boyunca sadece bir günlerini ayırarak çalışanları ile belirledikleri STK’ların projelerine dahil oluyorlar ve gönüllülük yaparak hem işbirliğinin hem de birlikte bir fark yaratmanın keyfine varıyorlar. ÖSGD olarak çalışan gönüllüğünü teşvik etmek için uyguladığımız pek çok program ve proje var. Bunların bir parçası olarak da 2012 yılından beri her yıl Give & Gain Day’i Türkiye’de Çalışan Gönüllülüğü Haftası olarak düzenliyoruz. Bu yıl 8 – 14 Mayıs 2017 tarihleri arasında  düzenlediğimiz Çalışan Gönüllülüğü Haftası’nda 20 şirket ve 19 sivil toplum kuruluşunun işbirliğinde, 916 gönüllünün katılımı ile 42 farklı gönüllülük etkinliği  düzenlendi. ÖSGD olarak, Çalışan Gönüllülüğü Haftası’nda bugüne kadar, 84 şirket ve 56 sivil toplum kuruluşu ile işbirliği yaparak, 7.076 gönüllünün aktif olmasını sağladık.

Birkaç tane uygulama örneği vermem gerekirse; Akbank Gönüllüleri, Akbank Ekonominin Kahramanı Çocuklar Projesi kapsamında ilkokul 2., 3. ve 4. sınıf öğrencileri ile harcama-yardım-tasarruf konularının önemini anlatan bir kutu oyunu oynadı. Bir başka çalışan gönüllülüğü uygulaması kapsamında Akbank ve Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) gönüllüleri, hastanelerde tedavi gören çocukları ziyaret ederek birlikte oyun oynadılar. Boyner Grup Gönüllüleri, kadınlar için düzenlenen ilk futbol turnuvası olan Kızlar Sahada’ya katıldı. Bir başka örnekte ise gönüllüler 1600 kg besin ile Hadımköy ve Kısırkaya’daki sokak hayvanlarını besledi. Rönesans Holding Gönüllüleri, Küçükyalı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi İnşaat Teknolojileri Bölümü’nde okuyan kız öğrencilerle Rahmi Koç Müzesi ziyareti gerçekleştirdi. Diğer yandan çocukların sürdürülebilirlik kavramı üzerine düşünmelerini ve yaşadıkları çevreyle ilgili farkındalık kazanmalarını desteklemek amacıyla tasarladıkları Sürdürülebilir Yaşam Eğitim Projesi’ni gerçekleştirerek 350 çocuğa ulaştılar.

2017 yılında Çalışan Gönüllülüğü Haftası’na katılan şirketler şunlar: Akbank, Anadolu Isuzu, Avivasa, Bayraktar, Bilim İlaç, Borusan Danışmanlık, Borusan EnBW Enerji, Boyner Grup, Cargill, Eroğlu Holding, Garanti Emeklilik, Garanti Factoring, ING Bank, Mapfre Sigorta, Mercedes-Benz, Rönesans Holding, Shell Türkiye, Ulusoy Elektrik, Vodafone, Zorlu Holding.

Çalışan Gönüllülüğü Haftası Give & Gain Day’e katılan sivil toplum kuruluşları ise; Acil İhtiyaç Projesi Vakfı, Arama Kurtarma Derneği, Anne Çocuk Eğitim Vakfı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği, Darüşşafaka Cemiyeti, Düşler Akademisi, Finansal Okuryazarlık ve Erişim Derneği, Kanserli Çocuklara Umut Vakfı, Kansersiz Yaşam Derneği, Kızılay, Kızlar Sahada, Özel Sektör Gönüllüleri Derneği, REC Türkiye, Robotel, Tohum Otizm Vakfı, TURMEPA – Deniz Temiz Derneği, Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı, Türkiye Spastik Çocuklar Vakfı ve Vodafone Vakfı oldu.

Çalışan Gönüllülüğü Haftası – Give & Gain Day’e katılmak isteyen şirket ve sivil toplum kuruluşları bize taleplerini iletebilir ve 2018’de gerçekleştirilecek olan çalışmalara dahil olabilirler.

 Gönülden Ödüller’den  bahsedebilir misiniz?  2016 yılında Gönülden Ödüller’in sahibi olan programlar ve projeler hangileri oldu?

Özel sektördeki gönüllülük çalışmalarını destekleyerek yaygınlaşmalarını sağlamak ve toplumda fark yaratan iyi örnekleri ödüllendirmek amacıyla 2007 yılından bu yana Gönülden Ödüller’i düzenliyoruz. Ödülleri üç kategoride veriyoruz. En Başarılı Gönüllülük Programı Ödülü,  Gönüllülük Programı’nı kurumsal ve etkin bir şekilde yürüten ve kurum çalışanlarında gönüllülüğü yaygınlaştırmada başarılı olan şirketlere veriliyor. En Başarılı Gönüllülük Projesi Ödülü kategorisinde, toplumun bir ihtiyacını karşılamada başarılı olan ve/veya ilgili konuda önemli derecede katma değer ve pozitif etki yaratan Gönüllülük Projesi’ni ödüllendiriliyor. En Yaratıcı Gönüllülük Projesi Ödülü ise, bir toplumsal ihtiyacı belirleyerek buna yaratıcı ve kalıcı çözüm geliştiren Gönüllülük Projesi’ne takdim ediliyor.

Bu sene Gönülden Ödüller onuncu kez sahiplerini buldu. En Başarılı Gönüllülük Programı kategorisinde Büyük Ödülü “Sabancı Holding – Sabancı Gönüllüleri” aldı. En Başarılı Gönüllülük Projesi kategorisinde “Boyner Grup – Bir Avuç Umut Projesi”, En Yaratıcı Gönüllülük Projesi kategorisinde ise “Limak Şirketler Grubu – Türkiye’nin Mühendis Kızları Projesi” ödüle değer görüldü. Gönüllülük Programı Teşvik Ödülü’nü ise “Shell Türkiye – Shell Türkiye Gönüllüleri Programı” aldı.

Gönülden Ödüller’e başvuran tüm şirketlerin çalışmaları birbirinden değerli, ama elbette bazıları belirlediğimiz kriterler doğrultusunda biraz daha ön plana çıkıyor. İyi örneklerin ön plana çıkması, başka iyileri de beraberinde getiriyor. Gönüllülük şirketler için rekabetin olduğu bir konu değil, aksine birbirilerinden öğrendikleri ve işbirlikleri yaptıkları bir alan. Özellikle üyelerimiz arasında birbirlerinden öğrendikleri ve işbirlikleri kurdukları ortamlar oluşuyor.

Bizim en büyük ödülümüz En Başarılı Gönüllülük Programı Ödülü çünkü bu ödül kapsamında, şirketlerin gönüllülüğü kurum içinde sahiplenmiş olmaları, sistematik bir şekilde planladıkları, içselleştirdikleri ve sürdürülebilir kıldıkları başarılar tarafımızdan tescilleniyor. Tüm geçmiş örnek program ve projeler Gönülden Ödüller’in web sitesinden incelenebilir.

Çalışan gönüllülüğü şirketler tarafından en fazla tercih edilen kurumsal sosyal sorumluluk uygulamaları arasında yer alıyor.  ÖSGD olarak çalışan gönüllülüğü ve çalışanların kurumsal sosyal sorumluluk projelerine katılımı konusunda ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?

Çalışan gönüllülüğü alanında faaliyet gösteren ve bu konunun ülkemizde yapısal bir şekilde geliştirilmesini sağlayan bir derneğiz. Altmışa yakın üyemiz var ve şirketlerin “gönüllülük” faaliyetlerini nasıl uygulayabilecekleri konusunda bir sistem geliştirmelerini sağlıyoruz. Gönüllülüğe nasıl başlayabilecekleri konusunda birlikte çalışıyoruz. Diğer yandan çalışanlarını dahil edebilecekleri farklı gönüllülük işlerini geliştirmeleri için de çeşitli program ve projeler ile gönüllülük yapılarını destekliyoruz. Bu noktada şirketlerin gönüllülük çalışmalarını bir iş süreci gibi ele alarak başarılı bir uygulama sürecine girmelerini sağlayabiliyoruz.

Gönüllülük hem çalışanların hem de yönetimlerin birlikte geliştirebilecekleri, şirketin pek çok farklı iş süreçlerine katkı sunan, hem iç hem de dış paydaşlarda farkındalık yaratan, sosyal ortaklar ile şirketin topluma daha yakın olmasına olanak sağlayan bir sistem. Dolayısıyla gönüllülük konusunu kurumsal sosyal sorumluluk çalışmalarının, insan kaynaklarının ve iletişim süreçlerinin dışında tutmak mümkün değil çünkü çalışan gönüllülüğü, tüm bu süreçleri destekleyen ve kolaylaştıran, yaratıcılık ve daha fazla enerji sağlayan müthiş bir fırsat.

Çalışan gönüllülüğü şirketler ve STK’lara ne tür faydalar sağlıyor? Bu uygulamaların uzun süreli ve daha stratejik şekilde olması için neler yapılabilir?

Gönüllülük bir faaliyet olarak düşünüldüğünde, hem gönüllülük yapana hem de gönüllülük işinin sonucundan etkilenen kesime fayda sağlayan bir eylem. Ancak bir sistem olarak düşünüldüğünde bundan çok daha fazlası var; şirket içinde yapılan gönüllük çalışmalarının izlenmesi, sivil toplum kuruluşuna ve çalışanların gelişimlerine ne tür katkılar sağladığı, faydalanıcı kitledeki değişimler gibi faktörlerin izlenmesi, değerlendirilmesi işbirliklerini ve gönüllülük çalışmalarını daha anlamlı hale getiriyor.

Gönüllülük, bireylerin hem kişisel gelişimlerine hem de profesyonel yaşamlarındaki liderlik, motivasyon, duyarlılık, değişime açıklık, ekip çalışması, yaratıcılık, organizasyon ve iletişim becerisi, sorumluluk alma gibi yetkinliklerinin artırılmasına da katkı sağlıyor. Bunların yanı sıra iş ve özel hayatları arasında topluma yakın olmalarını ve bir anlamda yaşamla bağlarını koruyabilmelerini de destekliyor. Böylelikle bireylerin iş ve sosyal yaşam dengesini kurmaları kolaylaşırken, buna olanak sağlayan şirketler ve çalışma ortamları sayesinde şirket aidiyetleri de artıyor.

Çalışanların, bilgi, beceri, uzmanlık ve zamanlarını topluma gönüllülük aracılığı ile aktarmaları ve bunu işin uzmanı bir sivil toplum kuruluşu ile yapmaları, verilen gönüllü emeğinin en etkili şekilde değerlendirilmesini sağlıyor. Şirket çalışanları, sivil toplum kuruluşlarına kendi uzmanlık alanlarında da destek verebiliyorlar. Finansal yapılar insan kaynağı sistemlerinin geliştirilmesi, kaynak yaratma konusunda çeşitli destekler sunabilirken yönetim desteği gibi farklı alanlarda uzmanlık aktarımları da mümkün olabiliyor. Diğer yandan; şirketler ve çalışanlar sivil toplum kuruluşlarının projelerinin ve çalışmalarının geniş kitlelere ulaşmasını sağlayabiliyorlar. Böylelikle sivil toplum kuruluşlarının bilinirlikleri artıyor ve daha geniş kaynaklara ulaşabilmeleri için fırsat yaratılmış oluyor.

Gönüllülük ile başlayan işbirlikleri bir süre sonra uzun vadeli proje ortaklıklarına dönüşebiliyor ve STK’ların projelerinin hayata geçmesi mümkün olabiliyor. Şirket ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışmalarında işbirliğinin sadece maddi ve bağış boyutu değil, çalışanların gönüllü olarak bir parçası oldukları STK’yı yakından tanıma fırsatlarının sağlanması bu ikili arasındaki ilişkiyi daha sağlam ve uzun süreli yapabiliyor. Aksi halde bu tür çalışmalar sadece kurumsal sosyal sorumluluk projesi boyutunda kalan ve çalışanların yapılan işleri bülten ve haberlerde gördüğü, proje bazlı işler olmaktan öteye gidemiyor. Bir şirketin bir STK işbirliği ile geliştirdiği kurumsal sosyal sorumluluk projesinde mutlaka bir gönüllülük boyutunun olması gerektiğine inanıyorum. Bunun samimi, gerçek ve fayda sağlayan bir şekilde de uygulanması mümkün olmalı.

 Çalışan gönüllülüğü uygulamalarının Türkiye’deki geleceğine ilişkin öngörüleriniz nelerdir?

ÖSGD ilk olarak 2003 yılında, Türkiye’de çalışan gönüllülüğünün sistemli bir şekilde yola çıkabilmesi için bir program olarak dile getirildi. Başarılı bir gönüllülük programının yapılabilmesi için geliştirdiğimiz tecrübe, bilgi, sistem ve yazılı hale de getirdiğimiz bir kaynak var. Gönülden Ödüller ile de bu sistemin teşvik edilmesi ve iyi örneklerin ulusal ve uluslararası düzeyde yaygınlaşmasını sağladık.

Bugünkü durumda ise gözlemlerim ve tecrübelerim ile şunu söyleyebilirim; kurumların gönüllülük konusunda bir farkındalık ve bilinç düzeyleri var. Gönüllülüğü kurumlarında bir sistem haline getirmek isteyen şirketler nasıl ve kiminle yapabilecekleri konusunda daha bilinçliler. Çalışanlar ise, çalıştıkları şirketleri fark yaratmak, gönüllülük imkanları ve toplumsal konulara daha duyarlı olma konusunda teşvik ediyor, hatta zorluyor. Diğer yandan gönüllülük tecrübeleri iş görüşmelerinde gençleri bir adım öne çıkartıyor. Okul yıllarında edindikleri gönüllülük deneyimi ile başvurdukları şirketlerin ne kadar gönüllü olduklarını sorguluyor ve bu konuda sorumluluk almayı bekliyorlar. Diğer yandan sivil toplum kuruluşları ise, sadece maddi işbirlikleri değil, gönüllülük boyutunda yaratılabilecek katkıyı deneyimliyor ve şirketler ile bu türde işbirlikleri yapmayı talep ediyorlar.

Çalışan gönüllülüğünün toplum, sivil toplum kuruluşları, şirketler ve bireyler için daha yaratıcı, etkin, ilham verici ve iyi örnekler ile çeşitlenecek bir yapıda gelişmeye devam edeceğini, ihtiyaçlar doğrultusunda da farklı konu ve alanları da kapsamaya devam edeceğini düşünüyorum.