İyi Örnekler

Yerel teşkilatlar ile koordinasyon kurmak

Sosyal sorumluluk ve sorumlu vatandaşlık anlayışının çalışanlar ve bayiler arasında yayılmasını amaçlayan bir çatı program olan “Ülkem İçin”, Koç Topluluğu şirketleri çalışanları ve bayilerinin enerjisi ve birlikteliği sayesinde her iki yılda bir farklı bir konuya odaklanıyor. Projenin tüm illerde yaygın olarak yürütülmesi ile Türkiye’nin en geniş katılımlı sosyal sorumluluk projelerinden biri olarak adlandırılıyor.

Proje kapsamında Koç şirketleri, çalışanları, bayileri ve tedarikçilerinin katılımları ile Türkiye’nin 81 ilinde ülke sorunlarına çözüm odaklı,  farkındalık yaratan sürdürülebilir, tekrarlanabilir, çarpan etkisi olan ve toplumsal kalkınmaya yarar sağlayan çalışmalar hayata geçirilmesine çalışılıyor.

Ülkem İçin Projesi’nin genel temasının seçilmesi, projelendirilmesi ve yürütülmesinden Koç Topluluğu Kurumsal İletişim Direktörlüğü  sorumlu. Ancak strateji şekillendikten sonra proje, Koç şirketlerinde İnsan Kaynakları ve Kurumsal İletişim ekiplerinin, illerde ise Ülkem İçin Elçileri olan bayilerin koordinasyonunda yürütülüyor. 4 kişilik bir ekip Holding tarafında görev alırken, yaklaşık 45 kişi şirket ayağında görev yapıyor. İllerde ise Ülkem İçin Elçisi olan bayi sayısı 117. Gerek Koç şirketlerindeki proje liderleri gerekse illerdeki Ülkem İçin Elçilerinin sayısı  projeler özelinde değişiklik gösteriyor.

Ülkem için Elçileri, illerde ihtiyaç analizi yapılması, projenin yönetimi, yaygınlaştırılması, yerel paydaşlarla ilişkiler ve iletişim faaliyetlerinden sorumlular.

Şirketlerde  proje özelinde görev yapan çalışanlar projenin yönetimi, şirket yapısına uygun yeni fikirler ile desteklenmesi, şirket içi yayılımı, iç ve dış iletişiminin yapılması ve Holdinge raporlanmasından sorumlular.

Şirketlerdeki proje sorumluları ve Ülkem İçin Elçileri olan Bayiler arasındaki etkileşim çeşitli yaratıcı  iletişim yöntemleri ile gerçekleştiriliyor. Ayrıca yıl sonunda şirket sorumluları ile Ülkem İçin Elçisi olan bayiler bir araya gelerek değerlendirme toplantıları yapıyorlar.

Çok sayıda şirketin yer aldığı holdinglerde ortak bir topluma katkı projesi yürütmek zordur. Ancak ihtiyaç analizinden, proje tasarımına, uygulamadan değerlendirmeye kadar grup şirketleri ve varsa bayiler işin içine katılırsa bu süreci yönetmek çok daha kolaylaşır. Koç Topluluğu örneğinde olduğu gibi katılımcı bir yöntem benimsemek, iyi bir koordinasyon mekanizması kurmak, merkezin ve yerel temsilciliklerin görev ve sorumluluklarını iyi tanımlamak ve merkezden her türlü destek ve bilginin yerel ile paylaşmak holdinglerin ölçeği geniş ve tüm çalışanları şirketin parçası hissettiren çalışmalar ortaya koymasını sağlar.

Gönüllü KSS komitesi oluşturmak

PwC-Türkiye’nin topluma katkı programı profesyonel bir KSS ekibi veya uzmanı tarafından değil şirket içinde gönüllü destek vermek isteyen kişilerin inisiyatifi ile yürüyordu. Ancak 2012 yılında farklı bir yapılanmaya gitme kararı verildi ve bir KSS komitesi kuruldu. Komitenin amacı PwC -Türkiye’nin KSS stratejisini belirlemek ve bunu yazılı olarak tanımlamak, çalışanların proje önerilerinin kriterlere uygunluğunu değerlendirmek, topluma katkı bütçesini onaylamak ve sonra da bütçenin takibini yapmak.

Şirketin denetim, vergi, danışmanlık ve destek birimlerinden oluşan bir yapılanması var. Bu departmanların yöneticilerinden ve şirket ortaklarından oluşan 7 kişilik bir ekip bir araya getirilerek bir komite oluşturuldu. Komitenin ilk görevi topluma katkı programının vizyon ve misyonu oluşturmak ve bunlara dayalı uzun vadeli bir strateji geliştirmek olacak.

Yeni bir yapılanmaya giderek şirket üst yönetimi, şirketin hangi alanlarda neler yaptığını ve topluma ne gibi faydalar sağladığını; hangi projeyi neden destekleyip destekleyemeyeceğini çalışanlarına daha net bir şekilde açıklayabilmiş olacak.  Topluma katkı programına sahip çıkan ve bundan sorumlu olan bir ekibin varlığı çalışanları çok daha motive edecektir. Her departmanın üst düzey temsilcisini bu komiteye katarak, PwC hem programın şirketin tüm kanallarına entegre olmasını sağlıyor hem de komitenin yetki alanını ve hareket kabiliyetini arttırmış oluyor.

sponsorluk ve KSS’yi birbirinden ayırmak

Turkcell’de Kurumsal İlişkiler ve İletişim biriminin altında Yatırımcı İlişkileri, Kurumsal İletişim ve Kurumsal Vatandaşlık olmak üzere üç bölüm bulunuyor. Departman, Genel Müdür’e bağlı olan Kurumsal İlişkiler ve İletişim’den sorumlu Genel Müdür Yardımcısı tarafından yönetiliyor. Kurumsal Vatandaşlık alt birimi de kendi içerisinde iki ekibe ayrılıyor: Sosyal Sorumluluklar ve Sponsorluklar. Daha önce birlikte yürütülen bu iki fonksiyonun 2012 yılının başında ayrılmasına karar verildi. Artık konser, kongre-konferans, spor sponsorlukları şirketin sosyal, çevresel, ekonomik ve etik sorumluluklarıyla ilgili çalışmalarından farklı bir kapsamda ele alınarak, ayrı ekipler tarafından yürütülüyor.

KSS ile sponsorluğun birbirine karıştırıldığı ülkemizde bu iki fonksiyonu birbirinden ayırmakla Turkcell aslında bunların bütçelerini, personelini, hedeflerini, kaynaklarını da ayrıştırmış oluyor. Bu sadece KSS konularına daha fazla odaklanabilmeyi sağlamakla kalmayıp şirketin KSS’ye bakış açısının sponsorluktan ibaret olmadığını da ortaya koyuyor.