İyi Örnekler
Şirket çalışanlarıyla kaynak geliştirmek
AVİVA Sigorta çalışanları Yeditepe Üniversitesi Sosyal Sorumluluk dersi öğrencileriyle işbirliği ile üniversitede stant kurarak AvivaSA çalışanlarının oynadığı tiyatro gösterisinin biletlerini satışa çıkarttı. Bilet satışından elde edilen yaklaşık 13 bin lira Sokaktan Okula Kurumsal Sorumluluk projesi kapsamında ihtiyaçlı çocuklara TOÇEV aracılığı ve iş birliği ile aktarıldı.
AVİVA ayrıca şirket çalışanların hem bağış topladığı hem bağış yaptığı etkinlikler düzenliyor. Her yıl 12 Nisan’da gerçekleştirilen Aviva Sokaktan Okula gününde topluma katkı programı kapsamında, gönüllüler evlerinde yiyecekler hazırlıyor, Aviva’da o gün kahvaltı satışı durduruluyor, tüm çalışanlar gönüllülerin yaptığı yiyeceklerden satın alıyor. Bunun yanı sıra şirkete acentelerden gelen hediyeler topluma katkı çalışmalarında kullanmak üzere biriktirilip sonra yine 12 Nisan’da yapılan etkinlikte satışa çıkarılıyor. Masa tenisi, tavla gibi turnuvalar düzenleniyor ve turnuvalara katılım ücretli oluyor. Böyle bir etkinlikle bir günde çalışanlardan 4 bin lira bağış toplanabiliyor.
Yaz aylarında şirket bahçesinde yapılan partilerde çocukların tasarladıkları el işi ürünler veya çalışanların evden getirdikleri ikinci el eşyalar yine şirket çalışanlarına satılıyor. Burada çalışanların sosyalleşip keyif almalarının yanı sıra şirket projelerine katkı yapmış oluyorlar.
“Trafikte Yaşamı Seç” projesini desteklemek için ise bahçeye özel simülatörler yerleştiriliyor. İşe yeni başlayanlar ve zaman zaman farklı okullardan öğrencilerin katılımı ile trafik eğitimleri verilip, farkındalık artırıcı aktiviteler düzenleniyor.
Şirket bu örneklerde sıralandığı gibi şirket çalışanlara STK’lara aktarmak üzere bağış toplamanın yanı sıra çok çeşitli şekillerde şirket içinde ve dışında kaynak geliştirme etkinlikleri düzenleyerek topluma katkı programı kapsamında yapılan çalışmalara destek veriyor. Bu da bir yandan şirket çalışanlarının programı ne kadar sahiplendiklerine diğer yandan her bir çalışanın kendi becerisi, kaynakları ve ağları ile programın elçiliğini yapabileceğini ve her biçimde artı değer katabileceğini işaret ediyor.
Paydaşlar ile kaynak geliştirmek
Banvit yerel kapsamlı eğitime kazandırma programı olan ‘‘Kızlar Banvit’le Okula’’ projesinin kurumsal bütçeden fon ayırmanın yanı sıra bu fona yeni kaynaklar eklenmesi için 2010 ile 2011 yıllarında Banvit Basketbol Kulübü yönetimi ve oyuncularının destekleriyle bir takvim çalışması yürüttü. Bu takvim şirket içinde ve şirketin iş yaptığı kişilere satıldı. Basketbol Kulübü ve oyuncuları takvimi satışına destek vererek projeye bağış toplanmasında aktif rol oynadılar. Ayrıca Banvit’in burs programından yararlanan kız öğrenciler de kaynak geliştirme çalışmasına katıldı. Elde edilen gelir Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne üniversite öğrencilerine burs verilmesi için şartlı olarak bağışlandı.
Basketbol kulübü, maç gelirlerinin bir kısmını bağışlamanın yanı sıra projenin tanıtımı ve daha fazla kişiye ulaşmasına da destek veriyor.
Şirketin danışmanlarından Güvem Pınar Türe’nin, Banvit kurumsal “Çocuğum ve Ben” dergisinde 2003 yılından bu yana yazdığı yazılar “Güvem’ce” isimli kitapla bir araya toplandı Güvem’ce’nin satışından elde edilecek tüm gelir, “Kızlar Banvit’le Okula” burs programına aktarılarak, kız çocuklarının eğitime kazandırılmaları ve desteklenmeleri için kullanılıyor. Kitabın satışında yine şirketin paydaşları yer alıyorlar.
Banvit yöneticilerinin eşlerinden oluşan Bayanlar Kolu ise kendi yaptıkları ürünleri her yıl Hilton’da düzenlenen Noel pazarında veya şirket içinde organize edilen kermeslerde satıyorlar.
Bu örnekte programın desteklenmesine ve daha fazla kişinin programdan faydalanabilmesi için ek kaynak yaratma çalışmasına şirketin her türlü paydaşının katıldığını görüyoruz. Şirketin yaptığı çalışmayı anlamlı bulduğu ve gerçek bir fayda üretildiğine inandıkları için bu tür bir destek vermişlerdir.
Grup şirketlerindeki gönüllüleri bir platformda bileştirmek
Borusan Grubu’nda uygulanmakta olan “İyi Kurumsal Yönetişim” anlayışının bir uzantısı olarak toplumsal projelere kaynak tahsis edilirken, yönetici ve çalışanların zamanlarının belirli bir bölümünü STK etkinliklerine ayırmaları destekleniyor. Bu temelde 2009’da kurulan Okyanus-Borusan Gönüllülük Platformu, bir konsey ve bu konseye bağlı bir gönüllülük komitesinden oluşuyor. Her şirketten birer ekip lideri ve onlara bağlı proje liderleri bulunuyor. Okyanus Konseyi çalışmalarına şirketlerin üst yönetimi de katılıyor. Çalışanlar mesai saatleri içinde, yılda 3 iş günü gönüllülük faaliyeti yapabiliyor. Gönüllüler deneyimlerini şirket içinde çeşitli ortamlarda paylaşıyor.
Platformun eğitim, çevre ve kültür-sanat alanlarındaki projeleri şunlar: “Özel Sektör Gönüllüleri Derneği (ÖSGD)-Okul Dostu Programı” ile şirketlerin çevresinde yer alan ilköğretim okullarındaki öğrencilerin çevre, kültür-sanat ve mesleki konular gibi farklı alanlarda güçlendirme çalışmaları; bu program kapsamında, ilköğretim öğrencilerine yönelik küresel ısınma, çevresel problemler ve doğanın korunması konularında çocukların farkındalık kazanmalarına destek amacını güden “Çevreci Penguenler Projesi”, okullardaki öğrencilere kitap okuma alışkanlığını kazandırmaya yönelik Meraklı Kitap Okuma Projesi; Borusan Kocabıyık Vakfı’nın bursiyerleri ile iş hayatı, kentsel yaşam ve kültür-sanat konularında sosyal sorumluluk projeleri; ÖSGD’nin TEMA Vakfı işbirliği ile gerçekleştirdiği meşe palamudu toplama faaliyetleri; atık ayrıştırma konusunda şirketlerde iletişim ve bilincin artırılması ve uygulamaların geliştirilmesi; TOÇEV ile kitap toplama kampanyası.
Grup şirketlerini her birinin kendi bünyesinde ayrı birer proje uygulaması genellikle holdinglerde sık rastlanılan bir durumdur. Borusan Grubu, Okyanus Gönüllülük Platformunu kurarak tüm grup şirketlerinin gönüllülerini bir araya getiriyor, ortak çalışmalar yürütmelerini ve deneyim paylaşımını kolaylaştırıyor.
Öncü ekipler oluşturmak
Boyner Grubu finansal destek sağlamanın yanında, değişimin ve dönüşümün bir parçası olmak ve ele aldığı toplumsal sorunun çözümünde aktif rol almak isteği ile topluma katkı programı oluşturdu. Bu temelde Boyner Grubu Gönüllüleri (BGG), 2002’de kuruldu. Gelinen aşamada 1200 gönüllü yılda 40’tan fazla proje üretiyor. İş programına göre mesai saatleri içinde de gönüllülük yapılabiliyor. İnsan kaynakları yapısından bağımsız olarak proje geliştirip uygulanabiliyor. BGG içinde her şirketten bir lider yer alıyor. Kendi organizasyonu içinde, gönüllü eğitim koordinatörü, iletişimcisi, proje liderleri var. İki senedir BGG Liderleri için “Gönüllü Liderler Gelişim Programı” uygulanıyor.
2010 yılında 1.272, 2011 yılında 4.464 saat, 2012 yılının ilk altı ayında 2.899 saat gönüllü çalışmalarda bulunan BGG kendi geliştirdikleri projeler yanı sıra STK’ların projelerine de katkı sunuyor. Bunların arasında mülteci çocuklarla yürütülen “Farklı Renkler Farklı Kültürler”, Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı tarafından yürütülen “Kültür Karıncaları”, ÖSGD tarafından desteklenen “Okul Dostu ve Çevreci Penguenler”, Görme Engelliler için yürütülen “GETEM-Kitap Okuma” ve kan bağışı, eğitime destek kampanyaları gibi pek çok çalışma yer alıyor. Bu etkinlik ve projeler özellikle çocukların ve gençlerin eğitimi ve dezavantajlı grupların sosyal içerilmesi alanlarında yoğunlaşıyor.
BGG, 2010 yılında Çalışanların Gönüllülüğü ödüllerinde İnovasyon kategorisinde Türkiye birinciliği, Avrupa Gönüllü yılı kapsamında 22 Avrupa Ülkesi içinde iyi örnek dereceleri aldı. 2010 yılında Avrupa Gönüllük Merkezi tarafından en iyi örnek, 2011 yılında Global Kurumsal Gönüllüler Konseyi tarafından ilham veren gönüllüler seçilen Boyner Grubu Gönüllüleri kurumsal gönüllüğün yaygınlaştırılması için Türkiye’deki pek çok şirkete de destek veriyor.
BGG başlattığı girişimler ile topluma katkı programının gelişimi ve uygulamasında öncü bir rol oynuyor. Her şeyin kurumsal iletişim departmanı tarafından belirlendiği, gönüllülerin ise mümkün olan şekillerde program uygulamasına katıldığı bir model yerine gönüllülerin inisiyatif alması ve gelişimi şirkette ön planda tutuluyor.
Gönüllüğü çeşitli mekanizmalarla teşvik etmek
HP, 2013 Haziran ayına kadar çalışanların %80’inin bir projede yer almış olmasını hedefliyor. Bu hedefe ulaşmak ve şirket çalışanları arasında gönüllülüğü yaygınlaştırmak için bir takım teşvik mekanizmaları kullanılıyor. Örneğin üç aylık dönemde 10 saatten fazla gönüllük yapan ve bunu sisteme giren çalışan bir teşekkür notuyla birlikte Global Giving isimli küresel bir kitle bağış platformunda siteye kayıtlı herhangi bir STK’nın projesine bağışlamak üzere HP’den 50 dolarlık bağış yardımı alıyor. Böylece hem gönüllülük yapanlara teşekkür edilmiş hem de bağışçılık deneyimi yaşatılmış oluyor.
Her HP çalışanı gönüllülük faaliyetleri için haftada bir saat ücretli idari izin kullanabiliyor. HP’de üç tip gönüllülük bulunuyor; birincisi bizzat gidip proje faaliyetlerinde çalışmak, ikincisi uzmanlık paylaşmak, üçüncüsü vakıf ve derneklerin yönetiminde görev almak. Bu bağlamda hangi STK’da ne tür faaliyete katıldığına bakılmaksızın çalışanlar seçimlerinde kısıtlanmıyorlar.
Şirket gönüllülük izin saatleri, bağış teşviki, teşekkür mektubu, gönüllük türünün seçim serbestliği gibi söylemin ötesinde, somut teşvik mekanizmaları kullanıyor. Bu tür elle tutulur, çerçevesi belli olan teşvikler gönüllülüğün gelişmesine ve koyulan hedefe ulaşılmasında çok daha etkili oluyor.
Çalışanların gönüllü projeler üretmelerine destek olmak
IBM çalışanları, aynı STK için minimum 40 saat gönüllülük yaptıklarında KSS departmanına başvurarak bu STK ile beraber uygulamak istediği proje için fon alabiliyor. IBM’de çalışanların başvurabileceği çeşitli fon türleri var. Fonlar çalışma alanlarına göre ve başvuran kişi sayısına göre farklılık gösterebiliyor. Fazla sayıda kişi bir araya gelirse ve minimumun üzerinde gönüllülük saatleri varsa büyük bir fon alma hakkı edinebilirler. 2011 IBM’in 100. Kuruluş yıldönümü olduğu için çalışanların önerdikleri projelere 10 bin ila 50 bin dolara arasında değişen büyüklüklerde fonlar aktarıldı.
Bu sistem ile IBM öncelikle çalışanlarını inandıkları bir STK ile sürekli bir birliktelik kurmaya teşvik ediyor; aynı kuruluşta uzun süre gönüllülük yapıp kuruluşu iyice tanıyan, ihtiyaçlarını bilen çalışanlarının bu deneyimlerinden yola çıkarak proje geliştirmesinin önünü açıyor. Böylece hem kurumsal bütçeden yapılan fon tahsisi ile çalışanların inisiyatifleri desteklenmiş; hem de bu şekilde geliştirilen projelere birden fazla IBM çalışanı sahip çıkması sağlanmış oluyor.
Şirket gönüllüleri ile ölçek yaratmak
Koç Holding kuruluşunun 80. yıldönümünü temsil eden 31 Mayıs 2006 tarihinde sorumlu vatandaşlığı yaygınlaştırmak üzere Ülkem İçin Projesi’ni başlattı. Bu proje ile Koç Topluluğu’nun 10,000’i aşan bayisi, çalışanları ve şirketlerinin katılabileceği, Türkiye’nin dört bir yanında aynı anda uygulanabilecek çalışmalar yürütmek hedeflendi. Her ilde tayin edilen “Ülkem İçin Elçileri” olan koordinatör bayilerinin önderliğinde yapılan çalışmalar ve bulunulan ilin ihtiyaçları doğrultusunda geliştirilen projeler, Koç Topluluğu ve bayilerinin yarattığı kaynaklarla finanse edildi. Ülkem İçin Projesi’nin ilk iki yılında, Türkiye’nin her yöresinde ayrı ayrı tespit edilen sorunlara yerel çözümler getiren ve gönüllüler tarafından geliştirilen 387 farklı proje gerçekleştirildi. 2008 yılında ise tek bir konuya odaklanılarak Koç Topluluğu bayileri, çalışanları ve tedarikçilerinin bağışları ile 7 bölgede 700 bin fidan dikildi; 1750 futbol sahası büyüklüğünde bir alanı kapsayacak “Koç Topluluğu Ülkem İçin Ormanları” oluşturuldu.
Gönüllülerin daha da aktif kılınması, katılımcı ve büyük ölçekli olabilmesi için 2009 yılında, ormanların bulunduğu illerde TEMA ile işbirliği yaparak çocuklara çevre eğitimleri verildi ve bu eğitimler 81 ile yaygınlaştırıldı. Böylece 18 bin çocuğa ulaşarak, onların “Dünyayı Kurtaran Çocuklar” olarak doğa konusunda bilinçlenmeleri sağlandı. Bir sonraki sene Türk Kızılayı ile birlikte “Kan Bağışçısı Kazanımı Kampanyası” hayata geçirildi.
Meslek Lisesi Memleket Meselesi Projesi için ise Meslek Lisesi Koçları Programı altında bir gönüllülük mekanizması geliştirdi. Bu kapsamda Koç Topluluğu çalışanları bursiyer öğrencilerin kişisel ve profesyonel gelişimlerine katkı sağlamak amacıyla “sınırları belirlenmiş̧ koçluk” hizmeti sundular. Gönüllüler öncelikle gerekli bilgi ve donanımı elde etmeleri için “Gönüllülük ve Motivasyon Eğitimlerine katıldılar. Sonra da bursiyer seçimlerinde yer aldılar, bursiyerleriyle kişisel gelişim modüllerini uyguladılar, şirket-fabrika gezileri yaptılar, sosyal aktivitelere katıldılar ve şirketleri ile projeye dahil okullar arasında bilgi akışı ve meslek eğitimi ihtiyaçlarının tespiti bakımından köprü görevi gördüler. Gönüllülere uygulanan anketlerde gönüllülerin meslek lisesi koçu olmaktan dolayı mutlu olduğun(%98), gönüllü olmanın kendi kişisel gelişimlerine de katkı sağladığı (%97‘) tespit edildi.
Koç Holding, Türkiye’nin dört bir yanında bulunan şirketleri ve bayilerinin oluşturduğu insan kaynağının ve onların gönüllü gücü ile yaratılabilecek etkinin farkına vararak çok büyük boyutlu topluma katkı projeleri uygulamaya koydu ve bunların meyvelerini aldı. Koç Topluluğu, gerek şirketleri gerekse Vehbi Koç Vakfı aracılığı ile toplumsal alanlarda yaratılan etkinin, sürdürülebilir, tekrarlanabilir mükemmeliyet merkezleri ve örnekleri aracılığı ile olabildiğince yaygın ve geniş ölçekte olmasını hedefliyor. Gönüllülük bir yandan gönüllülerin bireysel yetkinliklerini geliştirerek kullanmalarına imkan verirken, bir yandan da, gönüllüler aracılığı ile hem doğrudan hem dolaylı olarak projelerin etki alanını genişletiyor. Bu uygulamalarla yaratılan kaldıraç etkisi de toplumsal farkındalık açısından ulaşılan kitlelerin genişlemesini sağlıyor. Nitekim Koç Holding’e göre, standart yaklaşımlar izlenmiş ve sadece şirketin kurumsal iletişim departmanı ve holding çalışanları ile sınırlı bir çerçevede proje uygulamalarına girişilmiş olsaydı ne kan bağışçılığı konusunda ulaşılan kişi sayısı, ne toplanılan kan bağışı, ne ağaçlandırılan alan ne de koçluk verilen meslek lisesi öğrenci sayısı bu ölçeklere ulaşamazdı.
Çalışan bağışçılığı için yaratıcı yöntemler kullanmak
PwC çalışanları, “Free Friday” denilen serbest cuma günlerinde, jean pantolon ile işe gelme hakkı edinip bunun karşılığında minimum 10 TL bağışta bulunuyor. Her kata konmuş olan kutularda biriken paralar önceden bir belirlenen STK’ya bağışlanıyor.
2010 senesinde İngilizce terimlerin fazlasıyla kullanılması dolayısıyla çalışanların konuşma dilini sadeleştirmek, çalışanların arasındaki ilişkileri güçlendirmek, motivasyonu arttırmak amaçlarıyla “Drama Akademisi” programı başlatıldı. Diksiyon ve drama eğitimleri ile başlayan, iç eğitim odaklı bir çalışma olan Drama Akademisi, şirket çalışanlarından oluşan grubun bir eseri sahnelemesi ve bu gösterilerden elde edilen bilet satış gelirlerini STK’lara bağışlaması ile sosyal sorumluluk misyonu olan bir projeye dönüştürüldü. 2010 senesinde 40 kişilik bir grup, eğitimler sonrasında bir müzikal oyunu sahneye koydu. Oyunun bütün bilet satış geliri Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı’na (TEGV) bağışlandı ve böylece 600 çocuğun okul sonrası eğitimine katkı olarak verildi. 2011 senesinde Drama Akademisi daha kalabalık ve yeni bir grupla yine eğitimlerini tamamlayarak, başka bir eseri sahnedi ve bu oyundan sağlanan tüm gelir, Tüvana Okuma İstekli Çocuk Eğitim Vakfı (TOÇEV) “Günebakan” projesine kapsamında İstanbul’da bir ilköğretim okulunun kütüphanesini yaptırmak üzere bağışlandı, ayrıca gala gecesinde tüm seyircilerin getirdiği kitaplar yapılan kütüphaneye yerleştirildi. Drama Akademisi her sene yeni bir oyun sahnelenmesi ile sosyal sorumluluk projelerine destek vermeye devam ediyor.
Çeşitli kampanyalar kapsamında veya aylık düzenli olarak maaşlardan yapılan gönüllü kesintilerle şirket içinde bağışçılık teşvik edilebileceği gibi PwC örneğinde olduğu gibi yaratıcı yöntemler ve çeşitli vesileler bulunarak çalışanların STK’lara bağış yapması için fırsatlar yaratılabilir.
Şirket çalışanları olarak dernek kurmak
2003 yılında oluşturulan Turkcell Gönüllüleri, bugüne dek sadece Turkcell çalışanlarının maddi manevi katkılarıyla pek çok projeye destek verdi. Turkcell Gönüllüleri 2008 yılında dernekleşerek faaliyetlerini “Hayat Ormanı Derneği” altında sürdürmeye başladı.
Turkcell çalışanlarının çeşitli sosyal faaliyetlere gönüllü destek vermesini sağlayan ve çalışanların yerel ağ üzerinden erişebildiği Hayat Ormanı’nda her ağaç bir projeyi, her yaprak ise o projedeki gereksinimleri temsil ediyor. Gönüllü çalışmalara katılmak için çalışanların istedikleri ağaçta bir yaprak seçip tıklamaları gerekiyor. Böylece başlangıçta sarı renkte olan ağaçlar, yaprakları tıklanıp projedeki gereksinimler karşılandıkça yemyeşil bir ormana dönüşüyor.
Turkcell Gönüllüleri, STK’larla işbirliği yaparak yerel ihtiyaçları tespit ediyor ve projelere destek sağlıyorlar. Meraklı, iletişimi kuvvetli, teknolojiyi kullanan, katılımcı, çevreci ve sorgulayan çocuklar için kendi ürettikleri projeleri gerçekleştiren Turkcell Gönüllüleri, bu çalışmalarının yanı sıra, her sene heyecanlandıran, farklı kitlelere yönelik (çevre, istihdam, engelliler gibi) çalışmaların içinde yer alıyorlar. 500’ü aşkın Turkcell çalışanı düzenli olarak her ay maaşlarından bu projelere destek veriyor ve zaman ayırıyor.
Çalışanların bağışları dernek kurmadan önce bir kişinin hesabında toplanıyordu. Şu anda 500’ü aşkın kişi her ay düzenli olarak bağış yapıyor. Yapılan çalışmaların kapsamı genişleyince ayrı bir yapılanma üzerinden bağışların toplanması-aktarılması ve hesaplarının denetlenmesi gereği hissedildi. Yeni sistem ile Turkcell çalışanları bir form doldurarak her ay Hayat Ormanı Derneği’ne ne kadar bağış yapmak istediklerine karar veriyorlar; ay sonunda bu miktar maaşlarından düşülerek derneğe aktarılıyor. Derneğin tüm üyeleri ve yönetimi Turkcell çalışanlarından oluşuyor.
Turkcell gibi fazla sayıda çalışanı olan şirketlerde düzenli olarak bağış ve gönüllülük yaparak toplumsal çalışmaları destekleyen, kurumsal projelerden ayrı olarak kendi projelerini tasarlama ve uygulama serbestliğine sahip olmak ancak yine de şirket kimliğini korumak isteyen çalışan gönüllüleri için ayrı bir dernek veya vakıf kurmak verimliliği, şeffaflığı ve otonomiyi sağlayan bir seçenek olarak görülüyor.


