Suzan Onat Bayazıt

Zeynep Hanım (Zeynep Kamil Hastahanesi’nin kurucusu), Fatma Aliye (Kızılay Kadın Kolları kurucusu ve gönüllüsü), Belkıs Hanım (Kadın Hakları Koruma Derneği) ve adını tek tek anamadığım pek çok kadının Istanbul Hasta Çocukları Koruma Derneği, Türk Tabipler Birliği ve Türk Kardiyoloji Derneği gibi kuruluşların gelişimi için nasıl çabaladıklarını ve Türkiye’nin sağlık politikalarını etkileyebildiklerini bilmek bu ülkede yetişmiş, çalışmış bir kadın olarak benim de üzerime düşen toplumsal görevleri hatırlatıyor ve önemli katkılar yapabileceğimi düşündürüyor.

Şerafettin Erbayram

Sivil toplum, benim için ortak amaçlar doğrultusunda bir araya gelme ve değişimin yaratılabileceğine dair olumlu bir tutumla, süreklilik içinde bu amaçlar için kolektif çalışmalar üretmek anlamına geliyor. Vakıflarla tanışmamı ve sivil topluma yönelmemi İstanbul’da, 1960lı yıllarda Bayer’de çalıştığım sırada edindiğim bir farkındalığı borçluyum. Tarım ilaçları bölümünde neşriyat müdürü olarak yürüttüğüm görevlerimden biri yurtdışından gelen misafirleri ağırlamak, onlara İstanbul’u tanıtmaktı. Ama İstanbul’u kendim bile yeterince tanımıyordum. Bu eksikliğimden yola çıkarak Turizm Bakanlığı’nın açtığı turizm rehberliği kurslarına katıldım. Kursun bir bölümünde yer alan Selçuklu ve Osmanlı vakıfları ile ilgili anlatımlardan derinden etkilendim. Bu, beni konu hakkında yayınlar bulup okumaya, vakıfları yakından izlemeye ve bir sonraki aşamada onların içinde yer almaya teşvik etti.

Şule Kurt

2011 yılından beri iki ablamla birlikte, eskiden yaşadığımız yer olan evimizi dönüştürerek başlattığımız Çağdaş Yaşam Dila Kurt Eğitim Evi’nin çalışmalarında yer alıyoruz.  2008’de kızım Dila’yı kaybettikten kısa bir süre sonra ‘ben cebimde onun harçlığını tutamam, bununla bir şey yapmam gerekiyor’ diyerek Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne  (ÇYDD) gittik ve onun aylık harcamasını üniversite öğrencilerine burs olarak vermek üzere bir aile fonu oluşturduk. Orada Prof.Dr. Türkan Saylan ile tanıştık. O bizim derdimizden anladı, biz onun söylediklerinden etkilendik. Türkan Hanım sizden birşey istemeyen ama sizde her şeyinizi verme duygusu yaratan bir kişiydi. O günden itibaren ÇYDD ile aramızda güzel bir ilişki oluştu ve yapmak istediklerimizi ÇYDD çatısı altında yapabileceğimize dair bizde güven duygusu pekişti. Daha sonra Dila’nın arabasını satıp geliriyle ÇYDD bünyesinde iki kütüphane yaptırdık.

Tangül Sınav

Sanatçı bir ailede doğdum. Annem halı desinatörü, babam etnografya profesörüydü. Akademi yani şimdiki adıyla Mimar Sinan Üniversitesi’nin ve Tatbiki Güzel Sanatlar şimdiki Marmara Üniversite, içinde geçti çocukluğum. Hoş bir çocukluktu, sanat ve sanatçılarla içiçeydi. Önce konservatuarda tiyatro sonra felsefe eğitimi aldım. Her şekilde okumaya devam ediyorum, şu an da işletme okuyorum mesela. Uzun bir süre senaristlik yaptım. Şu anda senaryo ve yapım hocalığı ile senaryo danışmanlığı yapıyorum. Sonra kendimi sanatçı bir ailenin annesi olarak buldum.

Timur Erk

1980’den bu yana bağışçı ve toplum lideri olarak sivil toplumda çalışmalarımı sürdürüyorum. Bulunduğum kuruluşlarda, ilgili ekiplerle birlikte projeleri oluştururum, insanlara çalışmayla ilgili net mesaj verebilecek ve onları ikna edebilecek görsel materyalleri yaratırım, kendi yapabileceklerimi ortaya koyar, etkiyi arttırabilmek için işbirlikleri kurarım. Türk toplumunun bir şeye inanabilmesi için onu gözünün önünde canlandırabilmesi gerekiyor; ortaya ne çıkacağını bilmeli ki destekleyesin ya da bir parçası olsun. Etkili bağışçılık ve sivil toplum liderliği için elini taşın altına koymanın önemine inanıyorum. Bu doğrultuda her zaman maddi ve manevi olarak öncelikle üzerime düşeni yetine getirip çalışmanın temellerini attıktan sonra diğer kişi ve kuruluşları yapılan işe dahil etmeye gayret etmişimdir.