Filantropi Feminist Bir Konudur

Bu makalenin orijinali 3 Aralık 2019 tarihinde Alliance Magazine’de yayımlanmıştır. Yazının orijinaline bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

Eğer insanlık ilerleyecekse, filantropik kaynaklar kadınların seslerini, tercihlerini, katılımını, eğitimini, geçimini ve daha fazlasını desteklemeli

Yazan: Ise Bosch, Dreilinden Kurucusu ve Ndana Bofu-Tawamba, Urgent Action Fund-Africa Yöneticisi

Mayıs 1983’te New York Times gazetesi, filantropinin yıllar boyu kadınlarla ilgili meseleleri ihmal edişini telafi etmek amacıyla son yıllarda kurulan ve sayıları artan vakıflar ile [Destekle Değiştir benzeri] bağışçılık etkinliklerine dikkat çektiği “Feminist Filantropi Kendini Gösteriyor” başlıklı bir makale yayımladı. Feminist filantropistlerin yarattığı bu hareketin istekleri ve motivasyonları, kötüye giden gerçekliklere; yaşadıkları sistemik baskılara; ve farklı kuşaklara, topluluklara ve kıtalara ait kadınların, kız çocuklarının, transların ve cinsiyet ifadesi geleneksel cinsiyet normlarına uymayan[1] kişilerin marjinalize edilmelerine duydukları derin öfkeye dayanıyordu.

[Derginin] bu özel sayısı okurlara günümüzdeki feminist filantropiye dair genel bir bakış sunar ve farklı türlerdeki fon verenlerin daha yakın bir şekilde çalışmalarına ilham olmayı hedeflerken, en başta mutsuzlukları, kuşaklar arası travmaları ve karalanmalarına karşı kadınların kendi çözümlerini üretmeye iten kızgınlığı görmek ve onaylamak doğru görünüyor. Bu çözümler, acılarını artıran ve sürdüren baskın sistemleri ve yapıları destekleyen faktörlere (yani ataerkillik, heteroseksüel hegemonya, kapitalizm, beyazların üstünlüğü, neo-liberal ve emperyalist gündemler), büyüklük, zeka ve kaynak bakımından denktir.

Yüzyılın başında, daha fazla sayıda bireysel ile yerel bağışçılar ve özel vakıflar, kadınları, kız çocuklarını, trans ve cinsiyete uymayan kişilerin sorunlarını önceliklendirmeye başlamıştı. Bugün, aralarında İsveç, Kanada, Fransa ve Galler’in bulunduğu bazı hükümetler uluslararası kalkınma gündemlerinde feminist yaklaşımlar benimsiyorlar. Bu, daha fazla kaynağın—diğer  şeylerin yanı sıra—kadınların seslerini, tercihlerini, katılımını, eğitimini ve geçimini desteklemesi gerektiğine dair bir farkındalık ve onay niteliğinde. Feminist fon sağlayıcılar arasına yeni isimlerin de katılmasının yarattığı heyecanla, Anne Firth Murray, Tracy Gary ve Kim Klein gibi erken feminist filantropistleri hatırlamalı ve onlara teşekkür etmeliyiz. Zira onlar, topluluklara adil, özenli ve katılımcı biçimlerde kaynak sağlamayı destekleyen en öndeki isimlerdi; ana akım filantropinin ancak bugün yakalayabildiği (kadına karşı şiddet, demokratik kurumların krizi ve artan eşitsizlik gibi) birtakım temel sosyo-politik ve ekonomik konulara işaret etmede öncü oldukları gibi.

Feminist filantropi nedir?

Feminist filantropi, kadınlarla ilgili konulara fon sağlamanın ötesindedir. Nikaragua’daki bir kadın fonu olan Fondo Centroamericano de Mujeres’e göre, “Feminist filantropi hayırsever bir hareket veya bir güç gösterisi değildir. Kadınların karşılaştıkları sorunların ortak bir sorumluluk olarak görüldüğü bir dayanışma hareketi ve karşılıklı güçlenmedir.”

Önemli olan sadece nakdi bağış da değildir. Global Fund for Women’ın (Kadınlar için Küresel Fon) kurucusu Anne Firth Murray şöyle der: “Sistemleri, yapıları, tutumları ve hem veren hem de alanların davranışlarını dönüştürmeye gücü olan şey ‘nasıl’dır, ‘ne kadar’ değil.”

Feminist filantropi siyasi bir harekettir. İktidar, ayrıcalık ve kaynak kavramlarına meydan okumayı ve onları dönüştürmeyi amaçlayan bir harekettir. Aktivistleri ve toplulukları destekleme yaklaşımı, dönüşümlere katkı sağlamak için bu toplulukların anlayışa, güce ve kaynaklara sahip olduğunun ve paranın tamamlayıcı bir rolünün olduğunun farkındadır. Feminist filantropik aktörlerin ve akademisyenlerin öne sürdüğü sav, kendi kendini yöneten kadın grupları parayı doğrudan aldıklarında, baskılanmalarını ve marjinalize edilmelerini sürdüren yasalara ve uygulamalara karşı çıkmak için daha donanımlı oldukları yönünde. Kürtaj haklarına dair daha progresif kanunlar için savunuculuk yapan İrlanda’daki feminist hareket, örneklerden yalnızca biri. Feminist filantropi, ilhamını dayanışmadan alan ve fon verenlerle aktivistler arasındaki güvene dayalı olan yatay bir sosyal ilişkiler modeli önerir. Bu bakımdan, toplumsal dönüşümü hedefleyen filantropinin tamamıyla pek çok ortak yanı bulunur. Dayanıklı ve özerk feminist kurumlar inşa etmenin tüm dünyada toplumsal gelişim için en etkili kaldıraç olduğu kanıtlanmıştır.

Gücü anlamak

Feminist filantropi bir güç analizinden faydalanır. Dahili güç failliği, sesi, bilgeliği ve kadınların ve toplulukların sahip olduğu tercihleri yüceltir. Yapma gücü kadınları ve topluluklarını baskılayan ve marjinalize eden iktidar sistemlerini yok etmek için mühimmatı sağlar. Ortak güç birlikte üretmeye, hareketler inşa etmeye ve toplumsal cinsiyet ve sosyal adalet için güç paylaşımına ilham verir. Gücün tüm bu türleri, her şeyi bildiğini iddia eden, kaynakları kontrol eden ve toplulukları ‘ihtiyaç sahibi’ olarak gören kurumların örneklendirdiği güç kurmaya dayalı filantropinin hiyerarşik biçimlerini yürürlükten kaldırmakla alakalıdır.

Feminist filantropinin ilkeleri hakkındaki bir makalede Caitlin Stanton, Kellea Miller ve Esther Lever, feminist filantropinin iki şekilde değişim yarattığını iddia ediyorlardı: kaynakların nereden geldiği ve nereye gideceği. Bu, bağış yapmanın hem verenler hem de alanlar için öneminin farkında olan, lineer değil dairesel bir model; gücü her iki tarafa da eşit paylaştıran bir model. Muhtemelen bunu en iyi örneklendiren şey, FRIDA’nın bu raporda detaylandırılan katılımcı hibe verme modeli.

Birbiriyle kesişimleri bulunmak

Kadın fonlarının feminist filantropi değerlerini ve ilkelerini yaşıyor ve soluyor olması onlara meşruiyet kazandırır.

Ayrıca kadın fonları, kesişimlerin tamamen farkındadırlar. Astraea için kesişimlerin bulunması, feminist fon sağlamanın ilkelerinden biridir. Toplumsal cinsiyet baskısı, diğer ayrımcılık şekilleriyle kesişir. Söz gelimi ırksal adalet diğer bir dizi konuyla -mizojini, heteroseksüel hegemonya, cinsel ve üreme hakları, seks işçilerinin hakları ve göçmen hakları- derinden bağlıdır, çünkü beyaz olmayan insanlar sağlık, göç, çalışma ve cezai adalet politikalarından orantısız derecede etkilenirler.

Feminist filantropi, baskın ekonomik sistemlere meydan okumada kamu mallarının ve doğal kaynakların sömürüsüne karşı hareket eder. Bu sömürüler, çoğunlukla kadın ve çocuk olan fakirleri ve güçsüzleri orantısız derecede etkilerken aynı zamanda da ekosistemleri yok eder ve iklim değişikliğini hızlandırır. Feminist filantropi bu çalışmaları desteklerken kadınların karar alma ve doğal kaynakların yönetiminde bilfiil katılımını teşvik eder. Feminist filantropinin bu veçhesi,  Global Alliance on Green and Gender Action (Yeşil ve Toplumsal Cinsiyet Eylemi için Küresel İttifak) tarafından iyi örneklendirilir. Birbiriyle kesişen hareketlere kaynak sağlamak demek, adaletsizliği sürdüren en büyük sistemik faktörleri ele almak demektir.

Kesişim yaklaşımının iyi uygulamalarından biri Sudan’dadır: iş insanları, dini ve kültürel gruplar, yaratıcı sektör ve LGBTIQ hareketi gibi farklı hareketler, Başkan Ömer El Beşir’i görevinden almak için bir araya gelmiştir. Feminist filantropi harekete güç kazandırmaya katkıda bulunmuş, momentumu korumuş ve ülkenin geçiş sürecinde kadınların katılımı hakkında stratejiler oluşturulmasına yardımcı olmuştur.

Beden siyaseti

Ataerkilliğin yok edilmesinde kadınların cinselliği, üreme sağlığı ve tercihleri önemlidir, dolayısıyla feminist filantropi, siyasi söylemlerin ve ayrıcalıkların konumlandığı bedensel bireyselliğe, otonomiye ve bütünlüğe önem verir. Çalışmalarında kadınları, kız çocuklarını, trans ve interseks kişileri önceliklendirir. Bedenlerimiz politik alanlardır; dolayısıyla feminist filantropi, para ve güce dair konuşmalarda beden siyasetinin temel bir yere sahip olduğunu güvence altına alır.

Bu tarz sorular, özellikle de neredeyse tanınmayan gruplar arasında çok fazla tartışılmaz. Bu nedenle feminist filantropistler, kürtaj hakkını ve seks işçileri ile LGBTIQ haklarını bilinçli olarak desteklerler. 2014’te Kenya’dan transseksüel hakları aktivisti ve Urgent Action Fund-Africa (Acil Eylen Fonu-Afrika) hibe alıcısı Audrey Mbugua emsal bir davayı kazandı ve ülkedeki yüksek mahkeme, Kenya Ulusal Sınav Kurulu’nun Mbugua’nın okul diplomalarındaki cinsiyet belirtecini değiştirmesini emretti. Bu karar, Afrika’da toplumsal cinsiyet adaletini genişleten yasal bir emsal teşkil etti ve diğer cinsiyet ifadesi geleneksel normlara uyum göstermeyen kişilere kimliklerinin tanınması için bir fırsat sundu.

Binlerce kadının, kız çocuklarının, trans ve cinsiyet ifadesi geleneksel normlara uyum göstermeyen kişilerin cinsel taciz tecrübelerini paylaşmalarını sağlayan ve hükümet ve kurumlar seviyesinde politika değişikliklerine yol açan #metoo hareketini şekillendiren şey dayanışmaydı. Güney Afrika’da yakın zamandaki #Totalshutdown hashtag’i de cinsel, fiziksel, duygusal ve ekonomik şiddete karşı Afrikalı kadınlar arasında dayanışma yarattı.

Sesleri, ilgiyi ve iyi olma halini güçlendirmek

Feminist filantropi sesin gücünü anlar. Kadınların seslerinin söylemi, politikaları ve bakış açılarını şekillendirdiği alanlar yaratmaya ve desteklemeye kendini adamıştır. Çoğu ülkede, baskıya karşı koyarak cesaretli birkaç kadın diğerleri adına konuşmuştur, çok zor durumlarda çalışan kadın hakları savunucularının durumunda olduğu gibi. Mama Cash, hikayelerini anlatmaları ve yaşayıp çalıştıkları toplulukları etkilemeleri için kadınları, kız çocuklarını ve transları destekleyen bir fon örneğidir. Bu desteğin, aralarında parlamentolarda savunuculuk yapmaktan gündem belirlemek ve normları değiştirmek için medyayı kullanmaya gibi çeşitli biçimleri bulunur. Bu çalışmalar riskli olabilir ve kadınların ve cinsiyete uymayan aktivistlerin ve yakınlarının hayatları tehlikeye atılabilir. Feminist filantropi, feminist aktivizmin ön saflarındaki kişilerin iyi olma haline önem vermeye başlamıştır yakın zamanda. Bunun örnekleri arasında African Women’s Human Rights Defenders Platform’un (Afrikalı Kadınların İnsan Hakları Savunucuları Platformu) -diğer adıyla Feminist Republik– kurulmasında öncülük eden Urgent Action Fund-Africa ve bu sayfalarda tanıtılan FRIDA’nın bakım modeli gösterilebilir.

Bu çalışmaların tümünde, toplumsal cinsiyet eşitliği ve hak çalışmalarının süreç odaklı, yavaş ve sancılı olmasına değer vermek önemlidir. Her şeyden önce, feminist filantropistler kendileri hareketten geldikleri için, zehirli sistemleri ve yapıları parçalara ayırmanın ne kadar zahmetli olduğunu; kadın hakları ile cinsiyet ve toplumsal adalet davalarına insanların kalplerini ve akıllarını kazanmanın ne kadar yorucu olduğunu bilirler. Feminist filantropi sabır gerektirir—belki de filantropinin herhangi bir biçiminden daha fazla. İşler sürdükleri kadar uzun sürerler. Feminist filantropistler destek gruplarını aceleye getirmez ve sonuçları altı veya on ay sonra talep etmezler. Sabırlıdırlar, çünkü hareketin içinden geldikleri için, siperlerde olmanın nasıl bir şey olduğunu bilirler!

Demokratik toplumların temelini oluşturan eşitliğin aşındığı küresel bir bağlamda yazıyoruz. Cinsiyet eşitsizliğinin derinleştiği, ve bazı durumlarda ‘cinsiyet kastı’ noktasına varan, dini tutuculuklar ivme kazanıyor. Öte yandan, kadınların baskılanmasına yol açan güç ve onunla ilişkili sistemler her defasında ciddi bir tepkiyle karşılaşıyor. Sadece bu on yılda feminist aktivizmin görünürlüğü ve mobilizasyonu önemli ölçüde arttı. Sudan’da, kadınların ülkeyi ve hükümeti dönüştüren protestolarda oynadığı rol kritikti ve kadınlar bu hareketin önünde yer aldılar. Temelde kadın hareketini ve örgütlenmesini kontrol eden Sudan’daki kısıtlayıcı ortam, kadınların yaratıcı direniş yöntemleri kullanmalarıyla sonuçlandı. Kadınlar, gücünü kötüye kullanan güvenlik güçlerini ifşa etmek için Facebook gruplarını kulandılar. Sokaklarda yürüdüler ve ülkedeki en büyük protestolardan birini organize ettiler. Yalnızca Sudan’da değil, Uganda’da, Nijerya’da, Cezayir’de, Hindistan’da, Fiji’de, Honduras’ta ve diğer yerlerde kadınlar seslerini, enerjilerini ve hareketlerini radikal toplumsal değişim ve bedenlerinin, varlıklarının ve kabiliyetlerinin saygı gördüğü bir toplum yönünde kullanıyorlar.

Yine de kadınlara koruma sunan demokratik kuruluşlara yapılan saldırılar devam ediyor. Örneğin 14 Kasım 2018’de Kenya Tıp Doktorları ve Dişçiler Kurulu, Marie Stopes Kenya’nın kürtaj ve ilgili hizmetlerini ülkedeki tüm tesislerinde durdurmasını emretti. Feminist filantropi, karşı mücadelenin temel dayanaklarından biri ve ona her zamankinden daha fazla ihtiyaç var.

Toplumsal cinsiyet körlüğü mevcut durumu pekiştirir

O zaman neden daha fazla destek gelmiyor? Feminist olmayan fon sağlayıcılar, kadınları ve kendini ikili cinsiyet sistemi dışında tanımlayanları (non-binary) ‘seçerek’ ayrımcılık yapmak istemediklerini belirtirler sıklıkla, ama bu sadece güç temayüllerini pekiştirir. Ayrıcalıklardan faydalandığımızda, doğal gibi görünen şey aslında doğal değildir. Kuzey temelli filantropi, ‘toplumsal cinsiyet körlüğü’ olduğu yönündeki iddiaları aşmalıdır. Kuzeyli vakıfların yönetim kurulları, yöneticileri ve çalışanları ‘farklılık’ temasıyla, güç paylaşımıyla ve güvene dayalı ilişkilere fon sağlamayla daha rahat hale gelmelidirler. Ve toplumsal cinsiyet uzmanlığı ve tecrübesi kanıtlanmış olan insanlar yönetici pozisyonlarında olmalıdırlar.

Bu Ağustos ayında Mexico City’de bir grup feminist aktivist bir araya geldi ve 1995’te Çin’de düzenlenen ve Beijing Platform for Action’ın (Pekin Eylem Platformu) kurulmasına yol açan, çığır açıcı Birleşmiş Milletler Dünya Kadın Konferansı’nın 25. yıldönümü için bir strateji hazırladılar. Şunu söylediler: ‘Pekin +25’i anarken, kadınların insan haklarını geliştirmeye yönelik kazanımlarımızı olumlamalı; topluluklarımızla ve ekolojilerimizle yüzleşen krizler karşısındaki öfkemizi dizginlemeli; kadınların mobilizasyonu ve dönüştürücü eylemlerine yönelik umudumuzu yeşertmeli; ve diğer direniş ve özgürlük hareketleriyle dayanışma oluşturmak için kolektif bir şekilde harekete geçmeli ve devletlerin ve özel sektörün hesap verilebilirliğini talep etmeliyiz.’

Umarız bu özel sayı, bu yeni istikametlerden bazılarını açıklığa kavuşturur, ve en önemlisi, önümüzdeki görevlerde bize katılmanız için size ilham verir.

[1] Bkz. https://kaosgl.org/haber/non-binary-olmak-ne-demektir-1