İyi Örnekler
Markayla eşleşen ve şirket misyonuyla uyumlu alanları desteklemek
Akbank’ın ihtiyaçlar ve genel trendlere göre desteklediği alanlar yıllar içerisinde farklılık gösterebiliyor. Ancak Akbank için değişmeyen birkaç destek alanı var; onlar da gençlik ve eğitim, girişimcilik, kültür-sanat ve çevre.
Akbank’ın kültür ve sanata vermiş olduğu destek Türkiye’de toplumsal hayatın zenginleştirilmesi için eksikliği hissedilen bir alan olmasından ileri geliyor. Bankanın bu alanda gelenekselleşmiş denebilecek katkıları Akbank Caz Festivali, Uluslararası İstanbul Film Festivali, Akbank Kısa Film Festivali gibi etkinlikler ile Akbank Sanat ve Akbank Çocuk Tiyatrosu sponsorluğuna yıllardır bağlı kalmasında kendisi gösteriyor.
Bir finans şirketi olması nedeniyle Akbank girişimciliği en fazla katkı yapabileceği ve misyonu ile en ilişkili alanlardan biri olarak görüyor. Girişimcilik kültürünün yaygınlaşması, daha fazla girişimci yetiştirilmesi ve girişimciler için fırsatların artırılmasına yönelik çalışmaları destekliyor. Bunların arasında Endeavor Derneğiyle birlikte yürütülen “Endeavor Girişimcilerine Özel Kredi” ve “İyi Yatırım” ile “İyi Girişim” zirveleri; Akbank’ın da katkılarıyla gerçekleşen “Üniversiteli Girişimci Yarışması” bulunuyor. Son olarak Akbank Girişimci Geliştirme Programı çerçevesinde Sabancı Üniversitesi, Endeavor, Inovent ve KAGİDER işbirliğiyle girişimciliğe adım atmış KOBİ’lere yönelik bir eğitim programı düzenliyor.
Akbank’ın toplumun genel ihtiyaçlarıyla uyumlu gençlik, eğitim ve çevre ile ilgili yürüttüğü projeler, faaliyet alanıyla uyumlu bir konu olan girişimciliğin gelişimine, yıllardır markasıyla bütünleşmiş olan kültür-sanat alanına yaptığı sürekli katkılar programına bütünlükçülük, tutarlılık, akılda kalıcılık, etkililik gibi özellikler kazandırıyor.
Şirket kaynaklarının ve ihtiyacın olduğu alanlara odaklanmak
Anadolu Grubu; uzun zamandır Anadolu Eğitim ve Sosyal Yardım Vakfı ve grup şirketlerinin kendi tasarladıkları ve yürüttükleri projeler üzerinden topluma katkısını sunarken, 2010 yılı itibariyle gruba ait proje uygulaması ve holding çalışanlarının bu projelere katılmasına yönelik ilk deneyimini yaşamış oldu. Anadolu Grubuna ait ilk topluma katkı projesinde sağlık personelinin kapasitesinin güçlendirilmesi üzerine odaklandı. Bu alanın seçilmesinin iki temel nedeni bulunuyor: birincisi vakfın sağlık alanında yürüttüğü çalışmalardan dolayı oluşan uzmanlık, deneyim birikimi; ikincisi ise Türkiye’de bin kişi başına düşen hemşire sayısının OECD ortalamasının dörtte biri olmasıyla ortaya koyulabilecek olan hemşire açığı.
Bu birikim ve ihtiyaçtan yola çıkarak Anadolu Grubu, Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde belirlenen 5 pilot ilde genç hemşire adaylarına kişisel, akademik ve sosyal gelişmelerini destekleyerek yüksek okula devam etmeleri için teşvik amacıyla Sağlık Köprüsü projesini başlattı. Proje kapsamında Sağlık Meslek Lisesi Hemşirelik Bölümü 10. ve 11. sınıf öğrencilerinin mesleki farkındalık, toplumsal bilinç ve hemşirelik felsefesi esasları konularında bilgilendirilmesi için konferans, liderlik ve proje yönetimi eğitimleri, atölyeler, hastane gezileri, kardeş okul uygulaması, İstanbul kültür turu gibi farklı etkinlikler gerçekleştirildi.
Anadolu Grubu sağlık alanında bir topluma katkı projesi uygulamaya geçirerek şirketin uzmanlık ve kaynakları ile toplumsal bir ihtiyacın kesiştiği bir noktayı ele almış oldu.
Paydaşların fikrini almak
Aygaz uzun yıllardır bir proje uygulamaya koyacağı zaman kamuoyu araştırmalarını referans alıyor; bu konuyla ilgili yapılmış bir araştırma yoksa kendisi geniş çaplı anketler uyguluyor. Anketlerde paydaşların ihtiyaçları ve beklentilerini tespit etmeye çalışıyor. Düzenlediği kurumsal itibar araştırmaları, bayi portalı üzerinden edindiği bayilerin görüşleri ve çalışan memnuniyeti anketlerini değerlendirerek topluma katkı programını şekillendiriyor.
1998’de profesyonel araştırma şirketlerinin yaptığı araştırmalar sonucunda, toplumun eğitimden sonra en çok sağlık alanında sosyal sorumluluk projelerine ihtiyaç duyulduğunu gören Aygaz, sağlık projelerine yatırım yapma kararı aldı. Aynı yıl başka bir araştırmadan ise hastanelerin acil servislerine yapılan başvuruların büyük bölümünün ev kazaları olduğunu öğrendi. Topluma katkı programlarının sürdürülebilir olması için şirket ürün ve hizmetleri ile uyumlu çalışmalar yapılması gerektiği düşüncesiyle Aygaz Ev Kazalarına Karşı Uyarıyor Kampanyası’nı başlattı. 1998-2002 yılları arasında bu isimle devam eden kampanya, üzerinden 10 yıl geçmesine rağmen, tüketici anketlerinde paydaşların en çok hatırladığı topluma katkı projelerinin başında geliyor. Hedef kitle ev kadınlarıyken 2002’den sonra proje çocukları da içine alacak şekilde genişletildi ve projenin adı Dikkatli Çocuk Kampanyası’na dönüştü. Bu proje ile ev kazalarının yanı sıra dışarıdaki sağlık, çevre, doğal afetler ve trafik ile ilgili farkındalık oluşturmak hedeflendi.
Aygaz paydaşlarına hangi alanlarda topluma katkı sunmasını beklediklerini sorduğunda paydaşların büyük bir bölümü sağlık ve eğitimi işaret ettiler. Bu büyük alan içinde Aygaz, kendi ürün ve hizmetlerine uygun olması dolayısıyla ev kazalarını ele almayı seçerek müdahale alanını daraltmış ve kendi fayda sağlayabileceği yeri öne plana çıkartmış oldu.
2011 yılında hayata geçirdiği “Yarın Hava Nasıl Olacak?” isimli çevre projesine başlarken de yine aynı şekilde bu konuda yapılmış araştırmaları incelendi. Türkiye’de iklim değişikliği ve çevre konularındaki farkındalık düzeyinin Avrupa ve dünya ortalamalarının altında olduğu fark edildi ve bu konuda harekete geçmeye karar verildi. Aygaz 2010-2012 döneminde “Yarın hava nasıl olacak?” sorusuyla, Türkiye’nin dört bir köşesine giderek iklim değişikliği ile ilgili duyarlılığı arttırmak için çaba gösterdi.
Bu örneklerde de görüldüğü gibi Aygaz projelerini tasarlamadan önce mutlaka ihtiyaç analizi yapıyor ve paydaşlarından fikir alıyor. Paydaşlarının sahip çıkmadığı hiçbir projeyle şirketin başarılı olamayacağını düşünüyor. İhtiyaca dayanan, araştırmalarla gerekliliği tespit edilmiş, kendi faaliyet alanıyla ilişkilendirilebilecek müdahale alanlarına odaklanıyor.
Vizyoner olmak ve geleceği şekillendirmek
Borusan Holding’in Türkiye’nin çağdaşlaşmasına katkıda bulunma amacını güden topluma katkı programı eğitim, kültür ve sanat alanlarına odaklanıyor. Holding çeşitli kamuoyu araştırmaları ile paydaşların beklentilerini tespit etmesine rağmen aslen Holding Kurucusu ve Onursal Başkanı Asım Kocabıyık ile Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Kocabıyık’ın vizyonu topluma katkı programını şekillendiriyor. Kocabıyıklar Türkiye’nin uluslararası toplulukla küresel entegrasyonunu gerçekleştirmesi gerektiği inancıyla, kültür ve sanat alanlarına yatırım yapılmasına önem veriyorlar.
Başta klasik müzik olmak üzere kültür ve sanat alanındaki çalışmalar özellikle iki eksende sürdürülüyor. Bunların birincisi, evrensel bir ortak dil olarak görülen klasik müzik aracılığıyla Türkiye ile tüm dünya toplumları arasında bir kültür köprüsü oluşturma hedefi. İkincisi de gerek müzik alanındaki etkinlikler, gerekse kültür mirasının korunması yönündeki çalışmalarla (Borusan Contemporary, ArtCenter/İstanbul, Borusan Müzik Evi, Ertuğ & Kocabıyık Yayınları örneklerinde olduğu gibi) ülkemizin uluslararası tanıtımına katkıda bulunma hedefi.
1993’te Türkiye’nin ilk özel orkestralarından biri olarak kurulan Borusan Oda Orkestrası tüketici beklenti anketlerinden çıkan bir sonuç olmayıp, çağdaş sanatı geliştirmek ve toplumun erişimini sağlamak adına yapılmış vizyoner yatırımlardan biri olarak görülebilir. Bu örnek, toplumsal ihtiyaç ve beklentilerin yanı sıra şirketlerin yenilikçi yaklaşımlar ile toplumsal dönüşümde oynamaları gereken öncü role işaret ediyor.
Hedef gruplarına göre odak alanlarını belirlemek
2010 yılında HP Türkiye çalışanları tarafından gönüllülük esasıyla kurulan Hayata Projeler Grubu kadın, engelliler ve genç kuşakları hedef grup olarak belirleyerek, çalışmalarını bu grupların iş hayatına kazandırılmasına yoğunlaştırıyor. Her bir grup ile yapılan projelere şu örnekler verilebilir: Çalışanların hazırladığı yemek tariflerinden oluşan Çaylak Aşçının El Kitabı’nın satışından elde edilen gelir ile Kadın Emeğini Destekleme Derneği’ne finansal kaynak yaratılıyor. Alternatif Yaşam Derneği (AYDER), ALV Yönetim ve Danışmanlığı, Bilge Adam, Data Market, Kariyer.Net ve Koçluk Platformu Derneği ile birlikte başlatılan Potansiyelini Keşfet Projesi engellilere eğitim ve istihdam olanağı sağlamak amacıyla bilgisayar, kişisel gelişim, özgeçmiş yazma, mülakat teknikleri ve koçluk gibi eğitimler veriliyor. HP LIFE Sosyal İnovasyon Programı kapsamında ve Bursa Sanayi ve Ticaret Odası Eğitim Vakfı işbirliğiyle Türkiye’deki genç girişimcilere 4 haftalık kapsamlı girişimcilik ve teknoloji eğitimleri düzenliyor. HP önce hedef grupları belirleyip daha sonra bu grupların ihtiyaçlarına özel projeler tasarlayarak bir programda olması gereken ilgi ve somut fayda üretebilme kriterlerini karşılaşmış oluyor; ayrıca projelerin içeriği zamanla değişse bile hedef gruplar sabit kaldığı için müdahalelerde süreklilik yaratılıyor.


