Strateji ve Hedefler

Kurumsal sosyal sorumluluk (KSS) ve bunun önemli bileşenlerinden biri olan topluma katkı programlarının Türkiye’de şirketlerin gündemine girmesi çok yeni bir olgu değil; ancak birçok şirketin son yıllarda KSS ortamında değişen şartlardan etkilenerek yeni yaklaşımlar benimsemeye ve yeni yöntemler test etmeye başladıklarına şahit oluyoruz.

Topluma katkı programlarının geriye dönük olarak stratejik açıdan değerlendirilmesi ve bundan elde edilecek sonuçlara göre gelecek planlaması yapılması yaygın bir uygulama olarak ortaya çıkmıyor. Çokuluslu şirketlerin ulusal temsilcilikleri dışında 3-5 yıllık topluma katkı stratejisi oluşturan az sayıda şirket bulunuyor. Yine de bazı şirketler yazılı bir stratejisi olmamasına ve sistemli bir program değerlendirmesi yapmamasına rağmen topluma katkı programını artık daha farklı şekillerde yürütme gereğini hissederek bir dönüşüm içerisine giriyorlar.

Farklı departmanların yöneticilerinden oluşan gönüllü KSS kurulları kuran ve bu kurula şirketin topluma katkı stratejisini tasarlama sorumluluğunu getiren şirketler var.

Ayrıca şirketlerin topluma katkı alanında çalışmaların koordine edilmesi için şirketin gönüllü insan gücüne dayanmak yerine bu konuda uzmanlığı olan profesyonelleri ekiplere kattıklarını veya dışarıdan danışmanlık desteği aldıklarını da görüyoruz.

Şirket bağışçılığı kavramı neredeyse hiç kullanılmıyor. Şirketler artık sosyal alanda STK’lar ile yürüttükleri çalışmaları stratejik ortaklık, kurumsal sosyal sorumluluk, sosyal sorumluluk, sürdürebilirlik, topluma katkı, sosyal yatırım ana başlıkları altına oturtuyor ve bunları yeni bir bakış açısı ile ele alıyorlar.

Önceden şirketler daha çok kendilerine gelen sponsorluk tekliflerini yanıtlayarak reaktif bir rol oynarken şimdi programlarının çerçevesini kendileri belirlemeyi tercih ediyorlar.

Birbirinden çok farklı alanlarda gelişen fırsatlar ışığında ilerlerken artık desteklenen alanların daraltılması, şirket vizyonu ile uyumlu alanlara odaklanılması gerektiğinin farkına varıyor; markalarıyla eşleşen alanlarda toplu ve daha güçlü bir etki yaratmaya çalışıyorlar.

Şirketleri daha stratejik şekillerde sosyal yatırımlarını değerlendirmeye ve yeniden yapılandırmaya iten koşullar nelerdir diye baktığımızda karşımıza bir takım iç ve dış etkenler çıkıyor.

Şirketler topluma katkı programlarını çalışanları da içine alacak şekilde tekrar tasarlanmanın önemini keşfetmiş durumdalar. Etraflarındaki örnekler ve KSS literatürü çalışan gönüllülüğü boyutu olan sosyal çalışmaların yanılmayan başarısına ve çalışan performansını yükseltmekteki katkısına işaret ediyor. Bunun dışında kalmak neredeyse imkansız hale geliyor.