Vakıfların verdikleri hibeler kalkınma süreçlerinde önemli rol oynamaktadır.
GIFE Genel Sekreteri Andre Degenszajn, bağımsız filantropi uzmanı Heather Grady, ve EVPA Genel Müdürü Kurt Peleman vakıfların verdikleri hibelerin kalkınma süreçlerinde önemli bir rol oynadığına dikkat çekerek şu noktalara dikkat çekti:
- Son yıllarda filantropi ve sosyal yatırımda kullanılan araçlarda çeşitlilik artmıştır. Geleneksel yöntemlerin yanı sıra “Venture Philanthropy” ve etki yatırımı gibi kavramlar sosyal değişimi desteklemek için cazip yöntemler olarak görülmeye başladı.
- Brezilya’da filantropinin gelişimi Türkiye’deki deneyime benziyor. 1980’lerden itibaren sivil toplum alanın genişlediği ülkede bağışçılıktan daha çok sosyal yatırım ve sosyal girişimcilik konuları ilgi görüyor. Vakıfların çalıştıkları konularda başka kuruluşlara destek bulunmayı gerekli görmüyor; bu yüzden de vakıfların hibe vermesi çok yaygın bir uygulama değil.
- Dünya üzerinde pek çok ülkede hibeler halen daha sivil toplum kuruluşları için en önemli mali kaynakların başında geliyor. Özellikle devletten gelen fonlar azaldıkça yerel destek ile oluşturulan hibelerin yine yerel kuruluşlara destek için kullanılmasına ihtiyaç duyuluyor.
- Hibe programlarının etkililiğini arttırmak için izleme ve değerlendirme süreçlerini uygulaması, değişim teorisi geliştirilmesi, kamu ve özel sektörle ilişkilerin güçlendirilmesine öncelik verilmeli.
- Hibe veren vakıflar bazen hibe alıcılarını bir nevi taşeron gibi görebiliyor. Hâlbuki bu iki taraf arasındaki ilişki eşit ortaklık prensibine dayanmalı, birbirlerine karşılıklı olarak hesap vermeli ve sorumluluk eşit olarak paylaşılmalıdır.
- Kuruluşların organizasyonel kapasitelerine yatırım yaparak onların performansını yükseltmelerini ve daha güçlü kuruluşlar haline gelmelerini sağlamak Venture Philanthropy’nin amaçlarından bir tanesidir. Bu tür uygulamalar sürdüren vakıflar kapasite geliştirirken bu kuruluşların iç işleyişlerine müdahale etmemelidir.



