Stockholm Filantropi Sempozyumu İzlenimleri

Yazan: Nur Beler Levi

TÜSEV’in Değişim için Bağış projesi kapsamında hayata geçirdiği Filantropi Profesyonelleri Eğitim Programı’nın 2015 katılımcısı ve TÜSİAD Yurtdışı İletişim Bölümü Sorumlusu Nur Beler Levi, Program kapsamında verilen burs ile 4 Haziran’da İsveç’te gerçekleştirilen Stockholm Filantropi Sempozyumu’na katıldı. Nur Beler Levi’nin dünyanın dört bir tarafından filantropi profesyonellerinin bir araya geldiği ve filantropideki eğilimlerin tartışıldığı Stockholm Filantropi Sempozyumu ile ilgili izlenimlerini aşağıda okuyabilirsiniz.

Stockholm Philantropy Symposium /Stockholm Filantropi Sempozyumu Nedir?

O. Roger Stevesson’un başkanlığında düzenlenen “Stockholm Philantrophy Symposium (SPS)/ Stockholm Filantropi Sempozyumu[1], İsveç, Avrupa ve Amerika Birleşik Devlerleri’nden özel sektör, akademi, sivil toplum ve kamu kuruluşları temsilcilerini bir araya getirmeyi ve bir gün süresince filantropi alt yapısının güçlendirilmesinden sosyal girişimciliğe kadar geniş bir perspektifte “filantropi” kavramının irdelenmesini hedefleyen bir etkinlik.
Bu sene düzenlenen “21. Yüzyılda Filantropi: Karmaşık ve Birbirine Bağlı Dünyada Fark Yaratmak[2] ana temalı sempozyumda 200 kişiye yakın özel sektör, STK, ve kamudan paydaşlar ile tanışma ve fikir alışverişinde bulunma fırsatı elde ettik.

Sempozyumda, İsveç’te filantropinin etkisinin duyurulması, dünyada stratejik bağış verme anlayışının yaygınlaştırılması, bağış veren – alanlar arasındaki ilişkinin kuvvetlendirilmesi, projelere sürdürülebilir fon kaynaklarının yaratılması, projelerin etkisinin ölçümlenmesi ve sosyal girişimcilik üzerine tartışmalar yapıldı.

Oturumlarda öne çıkan konuları ele almadan önce Northeastern Üniversitesi Social Impact Lab/Sosyal Etki Laboratuarı Direktörü Rebecca Ricco’nun sosyal değişim ve filantropi ilişkisinin genç nesillere aktarılmasına yönelik görüşlerine kısaca değinmek istiyorum.

“Sosyal değişim için filantropi” birbirine zıt görünse de aslen tamamlayıcı nitelikte olan iki kavram üzerine kurulu: karmaşık yaşam ve basit duygular. Genç nesillerin toplumsal aktörlere dönüşebilmesi için kompleks bir dünyada sempati, tevazu ve merhamet gibi en temel duygular doğrultusunda hareket etmeyi öğrenmesi ve içselleştirmesi gerekmekte. Filantropinin yaygınlaştırılmasını ve verimliliğinin arttırılmasına olanak sağlayacak yegâne formül budur.

İsveç’te Filantropi ve Küresel Perspektifte Filantropinin Geliştirilmesi

Nordea Private Banking tarafından yürütülen “İsveç’te Filantropi” araştırması sunumu sempozyumun ilgi çeken bölümlerinden biriydi. İsveç’te filantropi, toplum içerisinde yeni yaygınlaşmaya başlayan ve hızla gelişmekte olan bir sektör olarak nitelendirildi. Ayrıca araştırmada İsveç’te toplumun %53’ünün çeşitli STK’lara veya projelere bağışlarda bulunduğu ve bağışların ağırlıklı olarak kültür/sanat, araştırma ve kalkınma yardımları üzerine yoğunlaştığı bulguları öne çıkmakta.

İsveç Dışişleri Bakanı Annika Söder’in devlet ve filantropik vakıfların ilişkisini değerlendirirken  vurgu yaptığı kritik iki hususun üzerine düşünmemiz gerekir:

– Savunuculuk Rolü (Advocacy Role): “Gates Foundation’ın yıllık bütçesi İsveç devletinin uluslararası yardımlara ayırdığı bütçe ile aynı. Devletler insani yardım fonları, banka kredileri ve yardım ajansları yolu ile ihtiyaç içinde olan diğer devletlere yardım sağlıyor. Ancak bu yardım, ihtiyaç içindeki ülkelerde sosyal değişim için tesirli ve yeterli mi? Gates Foundation gibi uluslararası çapta aktif vakıflar aracılığıyla yürütülen çalışmaların başarıya ulaştığına inanıyorum. Bu durumun başlıca nedeni, bu vakıfların yardımı alan ülkelerde kamu ve yerel STK’lar ile ortaklaşa strateji oluşturmasıdır. Şüphesiz bu strateji, projelerini daha da etkili hale getiriyor.”

– Hesap verilebilirlik (Accountability): “Gates Foundation’ın dünya çapında güvenilirliği İsveç hükümetinin yapacağı yardım fonundan çok daha fazla. Filantropi uzun dönem sorumluluk gerektirmekte. Oysa hükümetler seçim kaygısıyla uzun soluklu projelere girmeye çekiniyor. Devamlılık için özel sektörün filantropi alanında etkin bir aktör olmasının gerekliliğine inanıyorum. Bu, yapılan projelerin sürdürülebilirliğini ve karlılığını arttıracaktır.“

Sempozyumun yıldız konuşmacılarından Melinda Gates’in sunumu ise Türkiye’de de STK’lar arasında giderek öneminin farkına varılan “ölçümleme”nin kaçınılmazlığına vurgu yapıyordu:

Filantropide “para veriyorum ve yapılacaklarla ilgilenmiyorum” dönemi bitti. Genç nesil bağışta bulunduğu projelere daha fazla katılım göstermeyi arzu ediyor. Hem süreçleri yakından takip ediyor hem de yapılanın etkisinin ölçümlenmesini talep ediyor.”

Sempozyumun birinci bölümünde İsveç’te yerleşik dört filantropist başarıya ulaşmış veya hayata geçirmeyi planladığı projelerini anlatarak katılımcıların değerlendirmelerini aldı. İkinci bölümde ise özel sektörden dört temsilcinin Afrika’da kamu yararına hayata geçirdiği projelerinin stratejilerinin oluşturulması ve etkilerinin ölçümlenmesi tartışıldı. Yapılan sunumlarda STK’ların ve bireylerin toplumdaki etkilerini arttırmak üzere önerilen en önemli noktalar:

 

-Hedefleri, ulaşılmak istenen kitleyi ve projenin kapsamını net belirlemek

-Sürdürülebilir bir gelir kaynağı yaratmak için gelir toplamada çeşitliliğe yönelmek

-Bağışçılarla düzenli iletişim kurmak, ihtiyaçlar doğrultusunda yenilenmeye sıcak bakmak

-Sosyal medyayı etkin kullanmak

-Yaratıcılığı tetikleyici bir zemin oluşturmak (Mesela üniversitelerin mühendislik, ekonomi, işletme gibi bölümleri ile güzel sanatlar bölümlerinin ortak proje hayata geçirmesini teşvik etmek)

-Kamu kurumları ve diğer STK’lar ile işbirlikleri yapmak ve sağlıklı iletişim alt yapısını oluşturmak

-Proje sonunda ölçümleme yapmak (Yanlışları saklamak yerine sürekli bir öğrenme sürecinde olduğu kabullenmek ve yapılan hatalardan ders çıkartmak)

-Sosyal etkiye bakmak için raporlama ve ölçümlemenin önemini kavramak

– Ölçümlenmesi istenen bölümü belirlemek ve uygun bir yöntem tespit etmek

-Projeyi hayata geçirmeden önce risk analizini şirketlerdeki gibi uygulamak

-Proje ortakları ile sağlıklı ilişki kurabilmek ve karşılıklı güven ortamının oluşturulmasını tesis etmek

-Benzer alanda faaliyet gösteren kuruluşları da partner olarak görmek ve işbirliği için fırsat yaratmak

Amerika’da Filantropi Trendleri

Johnson A. Center for Philantropy, W.K. Kellog Community Philantropy Kürsüsü Direktörü Dr. Jason Franklin’in Amerika’da filantropi trendleri konulu sunumu[3] iş dünyası ve filantropi arasında bulanıklaşan sınırları, şeffaflık – hesap verilebilirlik ve hibe yaratma için online verimlilik yöntemleri, kitlesel fonlama (crowdfunding), jenerasyonlar arası yardımseverlik anlayışındaki farklılıklar ve “yaşarken verme” konularına değindi.

Yeni online bağış toplama tekniklerinin benimsenmesi ve uygulamaya geçirilmesi STK’ların bağış toplama verimliliğini ve çeşitliliğini arttırmakta. Öte yandan, Guidestar ve benzeri online raporlama tekniklerinin yaygınlaştırılması ise STK’lar üzerinde şeffaf ve hesap verebilir proje üretme üzerine baskıları arttırıyor.

Genç nesillerin filantropik girişimlerini incelediğimizde gençlerin vasiyet yoluyla bağış bırakmaktansa hayattayken sosyal yardım yapmayı tercih ettiği göz çarpmakta. Özellikle verdikleri bağış veya yardımın nereye kullanıldığının ve etkisinin ölçümlenmesi konusunda çok talepkârlar. Bunun sonucunda, STK’ların projeler hayata geçirilmeden önce doğru risk değerlendirmesi ve proje sonunda da etki analizi yapmasının önemi ortaya çıkıyor.

Global Givers[4]/Küresel Bağışçılar: Hikâye Anlatımının Gücü

Bolder Giving Initiative ortaklığında hayata geçirilen “Global Givers (Küresel Bağışçılar)”adlı oluşum, Güneydoğu Avrupa’da filantropinin, hikâye anlatıcılığı aracılığıyla bağışçı bilincinin ve faaliyetlerinin geliştirilmesini hedeflemekte. Bulgaristan, Gürcistan, Türkiye ve Romanya’da etkili bu oluşum içerisinde aktif rol alan Burcu Mirza[5]’nın yaşam öyküsü ve projeleri,  kişisel gelişim yolculuklarının ve kültürel mirasın bireylerin toplumsal fayda için harekete geçmelerinde ne kadar kritik bir rol oynadığını gösteriyor. Burcu Mirza, ailesinin her fırsatta tekrar ettiği “elindekini her ne durumunda olursan ol paylaş” telkinlerini hayatının her dönemine yansıtmayı başarmış.  Mirza sekiz sene önce Amerika’da, Özlenen Kalav ve Haldun Taşman tarafından kurulan Türk Filantropi Fonu’nun Yönetim Kurulu Başkanı ve MIT Public Service Center Leadership Council Üyesi olarak çalışmalarına devam ediyor.

Burcu Mirza’nın hikâyesi aracılığıyla son yıllarda küresel yetenek ve servet göçü sonucunda güçlenen diasporanın filantropik faaliyetler üzerinde artan etkisini gözlemliyoruz. Öte yandan, yerel STK’ların gelir kaynaklarını çeşitlendirebilmesi bağlamında diaspora ile ilişkilerini kuvvetlendirmesi ve karşılıklı diyaloğa dayalı bir zemine oturtması önem kazanıyor. İnternetin yayınlaşması sınır ötesi ilişkilerin sürdürülebilir nitelikte devam ettirilmesine fayda sağladığı da şüphesiz.

Ice Bucket Challenge – Başarı Hikâyesi

Ice Bucket Challenge (Buz Kovası Meydan Okuması) Amerika’da ALS (Amyotrofik Lateral Skleroz) hastalığına dikkat çekmek ve ALS Derneğine bağış toplamak amacıyla başlatılan bir kampanyadır. ALS hastası iki genç Pete Frates ve Pat Quinn tarafından başlatılan kampanya sosyal medyanın filantropik girişimler için önemini bir kez daha ortaya koyuyor. Çok kısa sürede etkili olmasının sebeplerinden biri meydan okunan kişinin ALS Derneğine bağış yapmayı tercih etmemesi durumunda bir kova buzlu suyu başından aşağı döktüğünü ispatlamak için bu anı videoya çekmesi ve bunu sosyal medyada (facebook, twitter, instagram gibi) paylaşması gerekliliğinden kaynaklanıyor.

ALS Derneği Başkanı Barbara Newhouse ise Ice Bucket Challenge’ın başarısını projenin özgünlüğüne ve yapılanın eğlenceli olmasına bağlıyor. Ayrıca sanatçı, iş insanı veya politikacı gibi toplumda önde gelen isimlerin desteğini kazanmak kampanyanın dünya çapında ses getirmesine yardımcı olduğunu eklemek gerekir.

Ağustos 2014’te ALS Derneği kampanyadan 100 milyon dolar topladıklarını duyurdu. Bugün bu rakam dünya çapında yaklaşık 220 milyon dolara yaklaşmakta. Hızlı sürede bu kadar büyük bir gelir oluşturulması beraberinde iki sorunu doğuruyor: gelirin sürdürülebilir kılınması ve verimli harcanması. Barbara Newhouse elde edilen gelirin büyük bir bölümünün, derneğin yönetim kurulu, önde gelen bağışçıları ve kampanyanın yaratıcıları Pete ve Pat’ın ortak kararı doğrultusunda ALS hastalığının tedavisine yönelik bir araştırmaya vakfedildiğini söyledi. Ayrıca yürütülen projelerde ALS hastaları ve hasta yakınlarının görüşlerinin de mutlaka alındığının altını çizdi.   Öte yandan, derneğin Yönetim Kurulu ile bağışçıları arasında diyaloğa dayalı sağlıklı bir ilişki kurulmasına büyük özen gösterildiğini ve bu sayede internet üzerinden kampanyaya destek vermiş tek seferlik bağışçıların kalıcı düzenli bağışçılara dönüştürülmesine çalışıldığını vurguladı.

Daha iyi bir dünya için Filantropi

Sempozyumun en duygusal anı şempanzelerin alet yapma yetisine sahip olduğunu keşfeden ve bilimsel çevrelerde “insanın mı tanımını değiştirelim yoksa şempanzelerin mi yoksa şempanzeler az gelişmiş insan mı” sorusuna yanıt arayan bilim insanı Jane Goodall’ın konuşması sırasında yaşadık. 81 yaşında sadece pozitif enerjisiyle değil, araştırmanın gücüne olan inancı ve filantropinin toplum üzerine etkisine dair bitmeyen savunuculuğuyla bizi derinden etkiledi.

“Ben mantık ile başka insanların fikirlerini değiştirilebileceğine inanmıyorum, ben kalbe hitap eden hikâyelere inanıyorum. (I don’t believe in using the mind to change other people’s minds, I believe in stories that reach the heart!)” J. Goodall

Son olarak TÜSEV’e bu toplantıya katılmama şans yarattığı için çok teşekkür ederim!

Nur Beler Levi

TÜSİAD Yurtdışı İletişim Bölümü Sorumlusu, Değişim için Bağış Filantropi Profesyonelleri Programı Katılımcısı


[1] Stockholm Philantropy Symposium (SPS) ilişkin bilgiye aşağıdaki link üzerinden ulaşılabilir.

(http://filantropi.eu/)

[2] Stockholm Philantropy Symposium 2015 Programı

(http://filantropi.eu/2015-program/)

[3] http://filantropi.eu/wp-content/uploads/2015/06/Trends-in-American-Philanthropy.pdf

[4] Global Givers Initiative websayfasına aşağıdaki linkten ulaşılabilinir:

http://www.globalgivers.org/

[5] İlgisini çekenler Burcu Mirza’nın hikâyesine aşağıdaki linkten ulaşabilir: http://www.globalgivers.org/#!Burcu-Mirza/c808/5511dbc90cf21d84af50fe43