1 Gönüllü 1 Gönüllüdür

Yazan: Cem Arslan

Türkçe’de işteş yapılı eylemler vardır, bir şeyin karşılıklı olarak yapıldığını ifade eden eylemlerdir bunlar, dil bilgisi derslerinde hepimiz öğrenmişizdir. Genelde bu eylemler zihnimizde olumlu şeyleri çağrıştırır; konuşmak, öpüşmek, sözleşmek, kucaklaşmak, paylaşmak… Çünkü bir eylemin karşılıklı olarak yapılıyor olması daha samimidir, daha adildir, daha eşittir, daha dinamiktir ve daha güvenlidir. Bu yüzden doğamız gereği bu eylemleri severiz ve bir parçası olmayı arzularız.

Gönüllülük ise kelime kökü, anlamı ve durağan olması itibariyle tek taraflı bir yardım aksiyonu olarak zihnimizde konumlandırılarak başlangıç noktasında yanlış bir yöne sürüklenmemize sebep oluyor. Çünkü aslında gönüllülük yukarıda örneğini verdiğim işteş eylemler bütünüdür. En benzersiz kaynak olan zamanın, gönüllülüğün ana yakıtı olması, insanların zamanını paylaşması bunun çok güzel bir kanıtı bence. Bu bahsettiklerimi halihazırda bu alanda tecrübesi olanlarınız zaten oldukça iyi biliyor ama sorumuz: hiç tecrübesi olmayan insanların kafasındaki bu algıyı nasıl değiştirebiliriz? 2011 yılından beri değişik kanalları kullanarak en azından çevremde dokunabildiğim insanların dikkatini bu alana çekmeye çalıştım ve aslında ikna etmenin o kadar da zor olmadığını gördüm.

Bazen sadece sormak bile çok şeyi değiştirebiliyor. Örneğin: Abi bu haftasonu Nesin Vakfı’nın çocuklara yönelik bir etkinliği varmış, vakıf çok güzel bir bahçe içinde kurulu, hem baktım hava da çok güzel olacakmış bu haftasonu. Desteğe ihtiyaçları olduğunu öğrendim, ne dersin beraber gidelim mi?

Çevremdeki insanların gönüllülük yapmayışların inanın zilyon tane farklı sebebi var, bunları doğrudan ya da dolaylı yollardan sorular sorup öğrenerek, bu sebepler nasıl ortadan kaldırılabilir diye düşünerek geçirdim uzun zaman –bu sebepleri belki başka zaman bir yazıda tek tek inceleriz- ama benim öğrendiğim şey: Aslında insanların bilgi ve güven sahibi olmadıklarından dolayı gönüllü faaliyetin dışında kaldıklarıydı. Türkiye’de toplumsal katılımı arttırmak için en büyük sorumluluk yukarıda bahsi geçen bu işteş deneyimi yaşamış kişilerindir, yani gönüllülerindir. Sorarak, çevremizi dahil ederek, onları motive ederek, onlara bilgi ve güven vererek bu güzel dünyanın kapılarını açmamız gerekiyor. İnsanları duyarlı-duyarsız diye ayırarak ne yazık ki bir pozitif etkiye ulaşamıyoruz. O yüzden sormak, sormak, bir daha sormak, bıkmadan usanmadan sormak gerekiyor…

İkinci olarak da etrafımızda olan, kendi yaptığımız şeyleri görünür kılmak toplumsal katılımı arttırmanın önemli gerekliliklerinden biri. Bu noktada önümüze çıkan en büyük engel; bence kültürümüzün en büyük handikaplarından birisi olan alan el-veren el ilişkisinin gizli tutulması gerektiği, böylesinin daha anlamlı ve yüce bir davranış, bunun tersinin ise ‘ayıp’ olduğu geleneğidir. Bunun yanında ‘gönüllülük’ algısının da birinin alan el, diğerinin veren el olduğu şekilde konumlanması sebebiyle gönüllü faaliyetler bireyler tarafından görünür kılınmadığı için sistemin dışında kalan insanların bilgi ve güven elde edebileceği alanlar oldukça sınırlandırılıyor. Bulunduğumuz mekanın konumunu, yediğimiz-içtiğimiz-okuduğumuz şeylerin fotoğraflarını paylaşırken, yaptığımız toplumsal faaliyetleri de hikayeleri ve deneyimlerimizle paylaşmayı ihmal etmeyelim. Mesela #Ben1Gönüllüyüm etiketi ile farklı sosyal mecralarda bu paylaşımları bir arada toplayarak insanların bilgi ve ilham alacağı bir mekanizma neden kurmuyoruz? Zamanlaması manidar olacak belki ama: 1 gönüllü 1 gönüllüdür! 😉

Cem Arslan

Birleşmiş Milletler Gönüllüsü olan Cem Arslan, Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği’nde proje koordinatörlüğü yaptı. Arslan, gönüllüleri bir araya getirmeyi, gönüllüleri ve gönüllü ihtiyacı olan projelerin haritalandırılmasını ve Türkiye’de toplumsal katılımı arttırmayı amaçlayan Ben1Gönüllüyüm adlı sosyal girişimin kurucu ortaklarından. Ayrıca Özyeğin Üniversitesi’nde gönüllü katılımını arttırmak için gönüllü-sivil toplum kuruluşu arasında köprü görevi gören Duyarlı OzU adlı sosyal insiyatifin kurucularından.