İlham Veren Bağışçı Öyküleri

Bağışçıların kişisel deneyimlerinden yola çıkarak hazırlanan İlham Veren Bağışçı Öyküleri, bağış yapma motivasyonları, bağışçıların öncelik verdikleri alanlar, kuruluş ve yöntem tercihleri ile bağışçıların çevrelerini ne şekilde harekete geçirdiklerine dair bilgiler içeriyor. Türkiye’de bireysel bağışçılığın gelişmesi için çalışmalar yapan TÜSEV, farklı bağışçı profilleri ve deneyimlerine yer verdiği öykülerle bağışçılığa yeni adım atan ya da bağışçılık uygulamalarını gözden geçirerek daha stratejik hale getirmeyi hedefleyen kişilere yol gösterici bir kaynak sunmayı hedefliyor.

Kamil Yazıcı

Öğrencilik yıllarımdan beri hep başkalarına yardım etmeyi, topluma bir şekilde faydalı olmayı istedim. Çevremdeki kişiler de beni böyle görürlerdi. Birilerinin yardımına koşmak, elimden geldiğince yükünü hafifletebilmek beni mutlu ederdi. Bu yıllar Cumhuriyet’in kuruluş dönemine denk gelir. Babamın bakkal dükkanında çalışmaya başladığımda 16 yaşındaydım. O zaman yoksulluğa, insanların ihtiyaçlarını nasıl zor karşıladıklarına, ayakta kalma mücade...

Devamını Oku

Mehmet Arca Akalın

Rahmetli dedem Salih Şükrü Baysak benim için çok önemli bir rol modeliydi. Kendisi hayatı boyunca çok çalışarak ve iş hayatında türlü başarılar elde ederek İzmir’de saygı duyulan iş adamlarından biri olarak hayatını sürdürmüştü. Beni sekiz yaşımda çalışma hayatı ile tanıştıran dedem, belkide bugün ki kişiliğimi oluşturan en önemli faktörlerden biriydi. Onun torunu olarak yaşamış olmam genç yaşta çalışmaya başlamamın yanı sıra toplumsal ko...

Devamını Oku

Mehmet Selim Baki

Barış için Müzik Vakfı, ‘bu adaletsiz dünyada neleri değiştirebiliriz, gücümüz neye yeter’ diye düşünürken ortaya çıkan bir proje. Müziğin gücüne olan inancım bu hareketi tetikledi. Müzik, en büyük hayalim olan adalet ve barış için bir araç diyebiliriz. Teknik üniversite eğitimi tamamladıktan sonra mimarlık ve inşaat üzerine çalıştım. 10 senedir ticari hiçbir faaliyet yapmıyorum. Şu anda tüm zamanımı vakfın işlerine adamış durumdayım. Vakıft...

Devamını Oku

Nazire Dedeman Çağatay

Kayserili bir ailenin ortanca ve tek kız çocuğu olarak 1949 yılında Ankara’da doğdum. TED Ankara Koleji mezunuyum. Babam Mehmet Kemal Dedeman’ın kurduğu Dedeman Topluluğunun yönetiminde çeşitli görevler aldım. 1993 yılında geleceğin garantisi olan gençlerimizi hukukun üstünlüğünü benimsemiş, çevreye ve insanlığa duyarlı, uyuşmazlıkların çözümünde barışçıl yolları yeğleyen, yurttaş olma bilincine sahip bireyler olarak yetiştirmek amacıyla Umut Vakf...

Devamını Oku

Nüket Ersoy Alevli

Merhum Cemil ve Mehlika Alevli’nin iki kız, bir erkek çocuğunun ilki olarak Gaziantep’te dünyaya geldim. İlkokulu Gaziantep’te okuduktan sonra, on bir yaşında kayıt olduğum Robert Koleji’ne bağlı Amerikan Kız Kolejinden, dokuz sene yatılı öğrenimin ardından, “BA-Bachelor of Arts” lisans derecesiyle mezun oldum. Robert Koleji’nde aldığım eğitim, hayatta en önemli rehberim olmuş, bu sayede gelişime daima açık bir tutum sergiledim....

Devamını Oku

Nuri Has (Babası Kadir Has’ı anlatıyor)

Kadir Has Ailesi’nin bir ferdiyim. Halen Kadir Has Vakfı’nın Mütevelli Heyeti Başkanlığını yürütüyorum. Üniversite yıllarından beri, ailemizin ticari şirketlerinin yanı sıra, Vakıf Müessesesinde görev aldım. Vakfımızın kurmuş bulunduğu Kadir Has Üniversitesi’nin Mütevelli Heyeti Başkanlığını dört yıl boyunca üstlendikten sonra, kurucusu olduğumuz Vakfı yönetmeye başladım. Aslında, hem Kadir Has Vakfı, hem de Kadir Has Üniversitesi Mütevelli Heye...

Devamını Oku

Ömer Faruk Boyacı

1967’den beri ailece Sirkeci’de yaşıyoruz. Ailem 1988 yılında Sirkeci bölgesinde bir otel yaptırmaya karar verdi. Benim de üniversiteden yeni mezun olduğum bu dönemde, sürece beni de dâhil etmek istediler. Ancak karşılaştığımız önemli bir sorun vardı: kimse otele gelmek istemiyordu. Sirkeci kimse tarafından bilinmeyen ve kabul görmeyen bir çöküntü alanıydı. Hatta kötü otelleri tanımlamak için ‘Sirkeci Oteli gibi’ yakıştırması bile yapılırdı o zaman...

Devamını Oku

Prof. Dr. Ali Doğramacı (Babası Prof. Dr. İhsan Doğramacı’yı anlatıyor)

1965 yılı Şubat ayının ilk günlerinden biriydi. Sabah ODTÜ’ye gitmek üzereydim. Evden çıkarken telefon çaldı. Babamı arıyorlardı. Arayan kişiye nezaket ve saygı dolu bir dille tekliflerini kabul etmeyeceğini bildiren babama, konuyu sordum. Kendisine Başbakanlık teklif edilmişti. Babam, sağlık ve eğitim alanlarındaki çalışmalarını sürdürmeye devam etmek istediğinden red cevabı vermişti. Kulaklarımla şahit olduğum bu olay, bana babamın önceliklerin...

Devamını Oku