Filantropi, İklim Acil Durumu İlan Etmeli

Bu makalenin orijinali 9 Nisan 2020 tarihinde Alliance Magazine’de yayımlanmıştır. Yazının orijinaline bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz.

[2020 yılının] Şubat ayında, dünyanın en zenginleri arasında yer alan üç kişi iklim değişikliğiyle mücadele için fon taahhüdünde bulundular. Bill ve Melinda Gates, Gates Foundation’ın 20. yılını kutlayan bir mektupta iklim değişikliğiyle savaşmanın ileriye dönük hibe verme programlarındaki temel önceliklerden biri olacağını ifade etti. Öte yandan, Jeff Bezos, 10 milyar dolar büyüklüğünde devasa bir kaynağa sahip olan Bezos Earth Fund’ın (Bezos Dünya Fonu) kurulduğunu duyurdu.

Yazan: Ellen Dorsey, Wallace Global Fund’ın yöneticisi

Bu yeni taahhütler, iklim değişikliğine aktarılan parayı neredeyse ikiye katlıyor olsa da, filantropi alanının geri kalanının sorumluluğunu azaltmıyor.

İklim krizinin büyüklüğü ve hızı, filantropinin bilimle uyum içinde acilen eyleme geçmesini gerektiriyor. Emisyonların yönünü ve artış hızını tayin eden temel davranışları değiştirebilmek için yalnızca on yılımız var. Bunu etkili bir şekilde yapabilmek radikal değişiklikler gerektiriyor; ve biz, sorunun büyüklüğünü kavrayan ve zamanında harekete geçebilecek son filantropik kuşağız.

Filantropi, bir iklim acil durumu ilan etmeli.

Daralan zaman penceresi

Bezos ve Gates’in bağışları, her ne kadar büyük olsalar da, iklim değişikliğiyle savaşmak ve bu savaşı kazanmak için gereken topyekûn seferberlik düşünüldüğünde yetersiz kalıyorlar. Ne kadar harcadığımız ve neyi fonladığımız önemli. Bağışçılar, yaptığımız her şeyin merkezine iklimi koymaya hazır olmalı—daha geleneksel araştırmaların, politikaların ve teknolojilerin yanı sıra, iklim temelli savunuculuk ve sistemik değişim için çalışan hareketler de dahil olmak üzere. Zaman penceresi göz önüne alındığında, vakıflar dağıttıkları miktarı önemli ölçüde artırmayı veya önümüzdeki on yıl içerisinde tüm paralarını hibe edip etmeyeceklerini de düşünmeliler. Ve tabii ki, o parayı nasıl değerlendirdiğimiz de önemli. Bunları yapmazsak, gerekli çözümlere zamanında ulaşamayacağız.

Bugün vakıfların çoğunluğu iklime odaklanmıyor, gerekli acillikle hareket etmiyor, ve ortak bir müdahalede bulunmak için bir araya gelmiyorlar. Bunun değişmesi gerek. Akıntıyı tersine çevirmek için on yılımız kalmışken, yanıtımız, işler yolundaymış gibi devam etmek olmamalı. Mali kaynaklarımızla, hükümetleri, şirketleri, finans kurumlarını harekete geçirebilecek savunuculuğu kuvvetlendirebiliriz. Dayanıklı olmaları ve dönüşen bir ekonomiye uyum sağlamaları için toplulukları destekleyebiliriz, enerji dönüşümünün tasarımında görev alabiliriz, ve yeni bir enerji ekonomisinde (yalnızca zengin azınlığa değil) herkese fayda sağlayan ekonomik fırsatlar yaratabiliriz. Bir yandan adaleti ve sürdürülebilirliği karar alma sürecimizin ön planına koyan yeni ekonomik modellerin gelişmesine yardımcı olurken, ve bu krizi çıkaran sömürgen ekonomiyi temelden değiştirirken, önemli araştırmalara fon sağlayabilir, yeni teknolojik çözümlere hibe verebilir ve yatırım yapabiliriz.

Gezegenimizi yaşanabilir ısınma sınırları içinde tutmak için filantropi, karşı karşıya olduğumuz durumun—yani on yıllardır kârını ve gücünü korumaya çalışan, eylemsizliği baki kılmak için hükümetleri yozlaştıran, yetkilileri tahakküm altına alan ekonomik çıkarların—açık ve net bir analiziyle yönetilmeli. Eğer kalıcı bir değişim istiyorsak ürettiğimiz stratejiler, güç odaklarıyla mücadele etmek için güç yaratmalı. Herkesi kapsayan yeni bir enerji ekonomisi inşa ederken, harekete geçmeyi reddeden endüstrileri ve finansal aktörleri denetlemeleri için hükümetlere baskı yapan güçlü hareketler yaratmak amacıyla yeterli kaynakları sağlamadığımız sürece başarılı olamayız.

Bunu gerçekleştirmek için, iklim değişikliğiyle mücadeleye ayırdığımız harcamalarımızı ciddi bir miktarda artırmalıyız. Gezegene ve gelecek nesillere bir savaşma şansı verecek sistemik dönüşüm için korkusuz ve cesur fikirlere yatırım yapmalıyız. Dönüştürücü bir değişim rüzgârı yakalayabilmek savunuculuğu desteklemeyi, pek çok vakfı konfor alanlarının dışına çıkarmayı, ve parayı ön saflardaki liderlere ve topluluklara ulaştırmayı gerektiriyor. Hareketlerin devinimsizlikle yüzleşebilmeleri için yeterli kaynağı sağlamamız gerekecek; bunun için de, yalnızca geleneksel kâr amacı gütmeyen kuruluşları desteklemekten farklı bir yaklaşıma ihtiyaç var.

Bağışları yeniden düşünmek

Bir iklim acil durumunda, bağışlarımızı da sorgulamalıyız—hem ne kadar harcadığımızı, hem de paranın nasıl harcandığını irdelemeliyiz. Filantropi, sadece kanunun öngördüğü yıllık gelirin en az yüzde beşi sınırının biraz üzerinde dağıttığı meblağları daha fazla meşru gösteremez. Özellikle bir yandan bağışlar büyürken, bunu savunmak imkânsız. Fosil yakıt şirketlerine olan bağlılığımızı da haklı gösteremeyiz. Varlıklarımızın çoğu, bu krizi tetikleyen şirketlerin hisselerine yatırılmışken faydalanıcı kurumlara iklimle mücadele etmeleri için varlıklarımızın ufak bir miktarıyla hibe veremeyiz. Böyle bir tutum artık kabul edilemez ve gelecek nesiller bunun affedilemez olduğunu düşüneceklerdir.

Bir iklim acil durumu ilan etmek şunları gerektirmeli:

İklimi davanın merkezine taşıyın. İklimin ısınması her şeyi etkiler. Bu durum; sosyal hizmetler, insan hakları, sivil haklar, sanat, veya sosyal ve ekonomik adalet gözetmeksizin, vakıfların hizmet ettiği insanların kısa ve uzun vadedeki iyi olma hallerini belirler. İklimi bir öncelik haline getirmek misyonlarımızı nasıl tanımladığımızı, değişimi nasıl ilerlettiğimizi, stratejilerimizi nasıl oluşturduğumuzu, ve hibe alan kişi ve kuruluşlardan hangilerinin önemli bir gündemi ilerletebileceğini saptayabileceğimizi şekillendirecektir. Bir vakfın genel stratejik önceliklerine kıyasla marjinal kalan çevre için küçük hibe programları açmak yeterli değil. İnsanlığın uzun vadede hayatta kalmasını güvence altına almak için iklimi derhal konular arası bir ortak öncelik haline getirmeliyiz.

Daha fazla harcayın, daha hızlı harcayın, hepsini harcayın. Hükümetler, karşılaşılan zorluklara gereken ölçekte yanıt veremiyor. Dolayısıyla, filantropinin herhangi bir acil duruma müdahalede kilit bir rol oynaması gerekiyor. İklimi her seviyede ele almak ve bizi kurtaracak olan dönüştürücü sistemik değişimi yaratmak için hem daha fazla hem de zeki paraya ihtiyacımız var. Eğer filantropi iklim değişikliğiyle savaşmada ciddiyse, derhal daha fazla harcamalıyız. Yakın zaman önce gerçekleşen bir filantropi buluşmasında ABD eski Çalışma Bakanı ve UC Berkeley profesörü Robert Reich, en büyük umudumuz olan hareketleri finanse etmeleri için dinleyicilerden rica etti ve bu hareketlerin güçlenmeleri ve başarılarının güvence altına alınması için ana sermayenin daha büyük bir miktarını harcamaya teşvik etti.

Böyle devasa bir varoluşsal tehlikeyle yüz yüze kaldığımızda bir yandan topladığımız bağışları artırırken diğer yandan yasanın gerektirdiği ödenebilecek en düşük yüzdeyi ödememiz ahlaklıca olmayacaktır. Her vakfın ve donörün kendi mirasını değerlendirerek hangi düzeyde harcaması gerektiğini belirlemesi gerekecek, fakat hepsinin daha fazla vermesi gerekiyor. Ayrıca vakıflar, meseleyi yönetim kurulu seviyesinde değerlendirmeliler: Önümüzdeki on yıl içerisinde sermayenin yarısını harcamayı, veya küresel bir faciayı önlemek için kalan on yılda sermayenin tamamını harcamayı gözden geçirmeliler.

Sistemsel değişikliğe gidin. İklim değişikliği kazara olmadı— kâr etmeyi ve gücü, kamu yararının önüne koyan ekonomik uygulamaların ve politik tercihlerin bir sonucu. İklim değişikliği ve yerel eşitsizlikler, finansal aktörlerin hükümetlerden katbekat güçlü olduğu mevcut küresel düzenimizden kaynaklanıyor. Bir sömürgen ekonomiyi diğeriyle değiştiremeyiz; şirketlerin ve finansal sistemlerin yükümlülükleri iklim riskiyle eşleştirilmeli. Bütün bunların yanında gerçek dönüştürücü değişim; ırksal, ekonomik, toplumsal cinsiyet ve iklim adaletinin de bir öncelik haline getirilmesini gerektiriyor.

En büyük bağışçıları için değil, insanlar için çalışan bir hükümet inşa etmemiz ve ekonominin her sektörünün de değişmesi gerekecek. Tarım, ulaşım, su sistemleri ve kimyasalların çıkarıldığı yöntemlerinin yeniden yapılandırılması gerekecek. Altyapı yeniden kurulmalı. Aynı zamanda yeni enerji sistemlerinin genişletilmesinde hükümet yatırımlarına ihtiyaç var. Bu zorlukların her biri topluluklara yatırım yapmak, yüksek nitelikli işler yaratmak ve geçmişin sömürücü endüstrilerine bağlı olan işçiler ve topluluklar için adil bir geçiş süreci oluşturmak için bir fırsat.

Yenilikçi ve sistem seviyesinde bir yanıt geliştirmeye duyulan ihtiyaç, adaleti gündemin en üstüne taşıyan, eşitsizliğe kafa tutan ve önderlik etmek için toplulukların gücüne yatırım yapan cesur ve korkusuz fikirleri desteklemesi için filantropiye özel bir alan açıyor. Bunu daha önce de yaptık: endüstriyel tarımın yerine geçmesi için yenilikçi tarım ekolojisi modellerinin yanı sıra, bugün gündemdeki Yeşil Yeni Mutabakat (Green New Deal) teklifleri; Yeni Mutabakat’a yol açan ve Büyük Toplum boyunca devam eden, afet karşısında Amerikan ilerlemesinin bir devamı. Bu sistem çapındaki ve cesur programlar, topluma gerçekten fayda sağlayan yenilikler aracılığıyla ciddi ekonomik ve politik krizlerinden üstesinden geldi.

Hareketlerle iş birliği yapın. Tarih bize, gerçek değişimin kitlesel halk seferberliği olmadan hiçbir zaman gerçekleşmediğini öğretti. Bugün iklim hareketi dünyanın her yanında gittikçe daha fazla genç kişiler tarafından yönetiliyor. Yerel topluluklar, kadınlar, azınlıklar ve LGBTi bireyler birlikte seslerini yükseltiyorlar. Yerleşik çıkarları sarsmamız için gerekli olan, mantıklı analizler sunuyor ve uygulanabilir öneriler getiriyorlar. Filantropi onları alttan almamalı veya protestolarını basit bir gençlik enerjisi veya naifliği olarak görmemeli. Bu hareketlerin sahip olduğu gücü önemsizleştirmek yerine, onların başarılı olacağını garantilemek adına bu hareketlerle birlikte çalışmalı ve kâr amacı gütmeyen sektörün en iyi yanlarını ortaya çıkararak onları desteklemeliyiz. İklim krizini, danışmanların bir vakfın toplantı odasında tasarladıkları statükocu çözümlerle çözmeyeceğiz.

Çoğu vakıf ve donör, savunuculuktan veya hareketlere finansal destek sağlamaktan çekiniyor; ancak güçlü çıkar grupları ihtiyacımız olan ölçüde hükümet müdahalesini engellediğinde savunuculuk büyük önem kazanıyor. Yalnızca bilimsel araştırmalara veya politika önerilerine fon sağlamak, hem mevcut enerji sisteminden çıkar sağlayanların iktidarıyla savaşmak hem de hükümetlerden kamu yararını -azınlığın çıkarını değil- önceliklendirmesini talep etmek için yeterli olmayacak. Bunu gerçekleştirdiğimizde, hareketlerin yanında durmalı ve güç tesis edebilmeleri için kolektif kaynaklarımızı taban hareketleriyle uyum içerisinde—bu hareketlerden ayrı değil—kullanmalıyız.

Filantropi, Standing Rock, Fire Drill Fridays, Sunrise Movement ve diğerleri gibi adaletsizliğe karşı çıkan cesur sosyal hareketleri destekleyebilir. Liderlik becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir, stratejilerinden dersler çıkarabilir, organize olma çabalarını destekleyebilir ve ekonomik çıkarlar hükümetin harekete geçmesini engellediğinde kâr amacı gütmeyen geleneksel kuruluşlardaki araştırma ve savunuculuk becerileri yardıma gelebilir. Filantropi, tarafsızlığını sürdürürken bu siyasi hareketleri fonlamak için uygun yöntemler bulabilir.

Bağışların her damlasını iyilik için kullanın. 2020’de hibeler ve yatırımlar arasında bir duvar bulunamaz. Bir iklim acil durumu ilan etmek demek, elimizdeki tüm araçları kullanmamız anlamına geliyor. Zaman içerisinde dünyayı yüzde yüz yenilenebilir enerji tüketir hale getirmek, her kurumsal yatırımcının varlıklarının en az yüzde beşini yenilenebilirliğe, verimliliğe, temiz teknolojiye ve enerji erişimine yatırmasını gerektirir. Ayrıca vakıflar, karbon tüketimini sınırlandırmaları için her endüstriye baskı yaparken paydaşları olarak bizim seslerimizden de faydalanmalı.

Hem yeşil hem de adil bir dünyaya yönelik projelere yatırım yaparak filantropistlerin neleri başarabileceğini hayal edin. Bir vakfın, yerel ve toplulukların sahip olduğu, ve onlara ciddi ekonomik kazanç sağlayan ve size adil getirileri olan şebeke-ölçekli bir rüzgar santraline yatırım yaptığını hayal edin. Kadınların önderliğindeki küçük işletmelere yaptığınız yatırımların kayda değer getiri yaratırken aynı zamanda da topluluklara ilk defa enerji –temiz enerji– ulaştırdığını hayal edin. Fırsatlar sınırsız ve finansal olarak uygulanabilir.

Ayrıca vakıflar, fosil yakıt kullanımını bırakmalı. Fosil yakıtlara yapılmış olan her yatırım, iklim değişikliğini sürdürüyor. Bu tip yakıtlara ve bu yakıtları finanse edenlere yatırım yapmak, nihayetinde hibe sağladığımız faydalanıcıların çalışmalarına ket vuruyor. Dünyanın farklı yerlerindeki 200 vakfın yanı sıra, 14 trilyon doların üzerinde yönetim varlığına sahip 1200’den fazla yatırımcı yatırımlarını kesti. Yatırımları kesmenin çok akıllıca bir ekonomik tercih olduğu da ortaya çıktı, zira fosil yakıtların altı yıldan fazla bir süredir berbat getirileri var. Geçtiğimiz beş yıldan önce yatırımlarını kesmeye başlayan vakıflar, yatırıma devam edenlerden daha iyi getiriler elde ettiler. Bir yatırım yapma-yatırımı kesme taahhüdü getirileri artıracak, güvene dayalı görevi yerine getirecek, programları ve yatırımları birbirleriyle uyumlu hale getirecek, ve bir vakfın portföyünü bir iklim acil durumunun zorunluluklarıyla tutarlı hale getirecektir.

Gelecek kuşaklar için ileriye giden yol

Bu büyüklükteki bir küresel sistemik kriz karşısında filantropinin verebileceği tek mantıklı yanıt, bir iklim acil durumu ilan etmek ve bu zorlukla orantılı olarak, radikal şekilde farklı yöntemlerle hareket etmek olacaktır. Yalnızca yönetim kurullarımıza hesap veriyoruz, harcadığımız ve tükettiğimiz kaynaklar üzerinde inanılmaz ayrıcalık sahibiyiz, ve bu karmaşayı yaratan sistemin ve ekonomik aktörlerin ta kendilerine yakından bağlıyız. Hibe alıcılarımızdan, hükümetlerden ve hatta şirketlerden beklediğimiz türdeki davranışları yapıp yapmadığımıza dair kendimizi çok az sorguluyoruz. Şimdi bunu yapmanın tam zamanı.

Bugün hepimiz iklim için fon sağlayıcılarıyız—ama eğer hızlı hareket edersek, sonsuza dek böyle kalmak zorunda olmayabiliriz.