Özel Sektör – Sivil Toplum İşbirliğinde Etkili Yöntemler

TÜSEV tarafından düzenlenen Filantropi Profesyonelleri Eğitim Programı’nın mezunlarını ve sivil toplum alanından uzmanları bir araya getirerek filantropi, stratejik bağışçılık ve sivil toplum alanları ile ilgili farklı konuların konuşulacağı bir alan yaratmak amacıyla düzenlenen Filantropi Profesyonelleri Konuşuyor toplantı serisinin ilki, “Özel Sektör – Sivil Toplum İşbirliğinde Etkili Yöntemler” başlığı ile 16 Mayıs’ta gerçekleşti. Toplantıda Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü ve Filantropi Profesyonelleri Eğitim Programı 1. Dönem Mezunu Betül Selcen Özer kurumsal sosyal sorumluluk ve sponsorluk konuları hakkında, Kanserli Çocuklara Umut Vakfı (KAÇUV) Kaynak Geliştirme Koordinatörü ve Filantropi Profesyonelleri Eğitim Programı 3. Dönem Mezunu Halil Mete Yapıcı özel sektörle ürün işbirlikleri konusunda, Özel Sektör Gönüllüleri Derneği (ÖSGD) Genel Koordinatörü Başak Güçlü Elbir ise çalışan gönüllülüğü uygulamaları hakkında bilgi ve deneyim paylaşımında bulundular.

Toplantıda yapılan konuşmalardan öne çıkan başlıklar aşağıda yer almaktadır:

Betül Selcen Özer, Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü

  • Sivil toplum kuruluşları (STK) kendi ihtiyaçları doğrultusunda özel sektörden destek talebinde bulunmalı

STK’ların özel sektörden destek talebinde bulunmadan önce kendi ihtiyaçlarını tespit etmelerinin öneminden bahseden Özer, istenecek desteğin ihtiyaçları karşılamaya yönelik olması tavsiyesinde bulundu. STK’ların ihtiyaçlarının farklılık gösterebileceğini belirten Özer,  ayni destek, nakdi bağış, insan kaynağı ile proje, etkinlik ve burslar için fon desteğinin çoğu STK’nın özel sektör ile işbirliklerinde öncelik verebileceği konular olduğunu belirtti.

  • Özel sektör ile işbirliği, fon desteğinin ötesinde daha geniş kapsamlı bir şekilde düşünülmeli

Özel sektör ve sivil toplum arasında kurulan işbirliklerinin önemi ve etkisinin yalnızca alınan desteğin maddi büyüklüğü ile ölçülemeyeceğini söyleyen Özer, bu tür işbirlikleri kapsamında şirketlerin mevcut kaynaklarından ya da çalışanların uzmanlıklarından faydalanılan işbirlikleri oluşturmanın öneminden bahsetti. Konuşmasına Tohum Otizm Vakfı’ndan bir örnekle devam eden Özer, Vakfın eğitim malzemeleri ve kırtasiye ihtiyaçlarından kargo hizmetlerine kadar birçok masrafının farklı şirketlerle yaptıkları işbirlikleri ile karşılandığını belirtti. Bu işbirlikleri sayesinde Vakfın bütçesinin daha büyük bir bölümünün projeler ve savunuculuk çalışmalarına ayırabildiklerini vurguladı.

  • Özel sektör ile işbirliği farkındalık yaratmaya katkıda bulunuyor

Otizmin toplum geneli tarafından bilinmediği bir ortamda Tohum Otizm Vakfı’nın öncelikli hedefinin konuya ilişkin farkındalık yaratmak olduğunu belirten Özer, özel sektör ile kurdukları işbirlikleri ve şirketlerden alınan maddi ve ayni destekler yoluyla gerçekleştirilen çalışmaların otizme ilişkin farkındalık yaratılmasına büyük bir katkı sağladığını vurguladı.

  • Her bir işbirliği, yeni işbirliklerinin öncüsü olabilir

Konuşmasında kendi deneyimlerinden örnekler paylaşan Özer, özel sektörle kurulan her işbirliğinin yeni işbirlikleri kurulmasına olanak sağladığını paylaştı. Kurumsal sosyal sorumluluk ve sponsorluk işbirliklerinin STK’lar için yeni fırsatlar yaratmasını sağlamak için iletişim ve şeffaflığın önemine vurgu yapan Özer, STK’ların bu tür ilişkiler geliştirmeye zaman ayırmasını önerdi.

Halil Mete Yapıcı, KAÇUV Kaynak Geliştirme Koordinatörü

  • Ürün işbirlikleri, STK’lar için birçok fayda sağlıyor

Yapıcı, “bir ürün veya hizmetin satışından elde edilen gelirin bir kısmı veya tamamını, STK aracılığı ile veya doğrudan hedef kitleye bağışlayarak sosyal fayda yaratmak” olarak tanımlanan ürün işbirliklerinin, STK’ların bağış almalarını, çalıştıkları alanda farkındalık yaratmalarını ve bilinirlik kazanmalarını sağladığını vurguladı. Bu tür işbirliklerinin STK’ların daha fazla sayıda şirketle çalışmasına olanak sağladığını belirtti.

  • Şirketler, ürün işbirlikleri ile sosyal fayda yaratılmasına katkı sunuyor

Ürün işbirliklerinin STK’larla işbirliğinde şirketler tarafından tercih edilen bir yöntem olmasının sebeplerinden bahseden Yapıcı, şirketlerin müşteri sadakatini ve “yardımsever markalar” arasına girerek itibarlarını artırmak için bu yöntemi tercih ettiklerini belirtti. Ürün işbirlikleri ile STK’ların daha fazla bilinirlik ve görünürlük kazandığını söyleyen Yapıcı, ürün başına STK’lara yapılan bağışlar da düşünüldüğünde bu yöntemin çarpan etkisi yüksek ve sosyal fayda yaratan bir model olduğunu vurguladı.

  • Özel sektörün var olan kaynaklarını bağış olarak vermesi daha kolay

Ürün işbirliklerinin özel sektör tarafından tercih edilen bir yöntem olduğunun altını çizen Yapıcı, şirketlerin var olan kaynaklarını STK’lara bağış olarak vermelerinin daha kolay olduğunu belirtti. Özel sektörden kaynak yaratmak isteyen STK’ların çalışmak istedikleri şirketlerin mevcut kaynaklarını bilerek ve bu kaynakların kullanımı üzerinden ortak projeler geliştirerek ilerlemelerini önerdi.

  • Özel sektör ile ürün işbirliklerinde iki tarafın üzerinde anlaştığı bir sözleşmeye bağlı kalınarak çalışmalı

Ürün işbirliklerinin sorunsuz şekilde ilerleyebilmesi için hem şirketler hem de STK’ların dikkat etmesi gereken noktalar olduğunu belirten Yapıcı, konuşmasında bu işbirliklerinin sözleşmeye bağlı kalınarak yapılmasının öneminden bahsetti. Yapılacak sözleşmede ürünün veya hizmetin tanımının net bir şekilde yapılmasının, sözleşme süresi ve ödeme şekillerinin tanımlanmasının, bu kapsamda yapılacak iletişim çalışmasının çerçevesinin belirlenmesinin ve karşılıklı olarak yapılacak raporlamanın içeriği üzerinde anlaşılmasının gerekliliğinden bahsetti.

Başak Güçlü Elbir, ÖSGD Genel Koordinatörü

  • Kurumsal gönüllülük programları, özel sektör-sivil toplum işbirliklerini sürdürülebilir kılıyor

ÖSGD’nin özel sektör ve sivil toplum arasında bir köprü görevi üstlendiğini belirten Güçlü Elbir, şirketlerin kurumsal gönüllülük programları aracılığıyla STK’ları daha iyi tanıdığını ve bu tür uygulamaların şirketler için tek seferlik bir proje yerine bir yaklaşım haline gelmeye başladığını belirtti. Birçok şirket için bir başlangıç noktası olan kurumsal gönüllülüğün, özel sektör çalışanlarının STK’lar ile sürdürülebilir ve gönül verdikleri bir ilişkiye adım atmaları için etkili bir model olduğunu vurguladı.

  • Özel sektörden sivil topluma uzmanlık aktarımı önem kazanıyor

Elbir, konuşmasında özel sektör kuruluşlarının kendi alanlarında uzman olduklarına, ancak toplumsal sorunların çözümü konusunda STK’larla işbirlikleri kurmalarının önemine dikkat çekti. Çalışan gönüllülüğü uygulamaları ile özel sektörden sivil topluma çeşitli alanlarda aktarılan uzmanlık desteğinin önemini vurgulayan Elbir, bu tür işbirliklerinin her iki taraf için de faydalı olduğunu ve yapılan çalışmaların etkisinin artmasında rol oynadığını belirtti.

  • Çalışan Gönüllülüğü Haftası, özel sektörü gönüllülük yapmaya çağırıyor

Dünyada Give & Gain Day olarak bir günde kutlanan, Türkiye’de ÖSGD tarafından Çalışan Gönüllülüğü Haftası olarak kutlanan hafta içerisinde STK’lar ve özel sektör kuruluşlarına yönelik çeşitli farkındalık ve kaynak yaratma çalışmaları gerçekleştirildiğini belirten Elbir, 2017 yılında 8-14 Mayıs tarihleri arasında kutlanan Çalışan Gönüllülüğü Haftasında yapılan etkinliklerden bahsetti. Hafta boyunca yapılan etkinlikler kapsamında 11 Mayıs tarihinde gönüllülük çalışmalarının teşvik edildiği ve onurlandırıldığı Gönülden Ödüller töreninin 10. kez düzenlendiğini paylaştı.