İyi Örnekler

Hibe veren kuruluşlar, hibe tahsis döngüsü, hibe alıcıları ile kurdukları ilişki, destekledikleri konular, desteklerini sunma biçimleri, yaratmak istedikleri etki açısından birbirinden farklı özellikler gösteriyor. Bu bölümde yer alan iyi örnekler, TÜSEV’in Vakıfların Hibe Programları için Rehber yayını kapsamında hibe veren kuruluşların bazıları ile gerçekleştirilen görüşmeler ve incelemeler sonucu hazırlandı.

Program Tasarımı ve İhtiyaç Analizi

2002 yılında Açık Toplum ilk hibe tahsisine başlamadan önce bir ihtiyaç analiz çalışması yürütüldü ve bu kapsamda Türkiye’deki akademisyenler, iş insanları, STK liderleri ve aktivistler ile görüşmeler yapıldı. Hibe veren bir kuruluşa gerek olup olmadığı ve varsa bu kuruluştan neler beklenebileceği soruldu.

Açık Toplum, STK’ların çalışmalarının ve kapasite gelişimlerine verilen desteğin nihai olarak demokratikleşmeye katkıda bulunacağına inanıyor. Konjonktüre göre ihtiyaçlar değiştiği için her yıl revize olmak üzere iki yılda bir yeni bir strateji tasarlanıyor ve öncelikli destek alanları belirleniyor. Ülkenin içinde bulunduğu durum temel alınarak hazırlanan strateji, danışma kurulunda yapılan değerlendirmeler sonucunda son halini alıyor.

Desteklenen Konular, Gruplar ve Bölgeler

Desteklenen konular, gruplar ve bölgeler yıllar içinde ve konjonktüre göre farklılık gösterebiliyor. AB-Türkiye üyelik süreci, yasal reform, insan hakları, eğitim, bölgesel farklılıkların giderilmesi, sivil toplumun güçlenmesi gibi çeşitli konularda üretilen; kadınlar, gençler, LGBT gibi çeşitli grupları hedef alan projeler, vakfın bu zamana kadar desteklediği girişimler arasında yer alıyor. Vakfın, coğrafi olarak öncelikli bir bölgesi bulunmuyor. Türkiye genelinde başvurular ne kadar çeşitlenirse, vakfın memnuniyeti o kadar artıyor.

Başvuran kuruluşlarda çeşitlilik sağlanması için Anadolu’ya seyahatler yapılıyor. Gidilen yerlerde vakfın hibe programının kapsamı, başvuru süreci hakkında bilgi veriliyor.

Hibeler, tüzel kişiliği olan ve kâr  amacı gütmeyen kuruluşlara veriliyor. Vakıf, siyasi partilerle doğrudan ilişki kurmuyor. Desteklediği kuruluşların da aynı şekilde, her türlü siyasi etkiden bağımsız olmasına özen gösteriyor.

Hedefler ve Vakfın Vizyon ve Misyonu ile İlişkilendirme

Açık Toplum Vakfı, Türkiye’nin insan hakları, demokrasi ve evrensel değerlere karşı daha duyarlı ve daha açık bir toplum olabilmesi amacıyla kurulmuştur. Vakıf, öncelikli olarak “açık toplum ilkeleri” doğrultusundaki projelere mali destek verir ve ayrıca çalışma yürüttüğü alanlarda yayınlar çıkarır. Açık toplum fikrinin temelini büyük ve değişmez doğrular konusunda ısrar edilmemesi ve gerçekliğin kimsenin tekelinde bulunmadığı görüşü oluşturur. Büyük ve kesin doğrular yok ise, farklı görüşlere saygılı olunmalıdır. Açık toplum, kimsenin mutlak bilgiyi elinde tutamayacağını, farklı insanların farklı fikirlere ve beklentilere sahip olabileceğini ve insanların beraber barış içinde yaşayabilmelerini sağlamak için bireylerin haklarını koruyacak kurumlara ihtiyaç duyulacağını kabul eden bir toplum anlayışıdır.

Vakıf, hukukun üstünlüğüne dayanan, demokratik yollar ile seçilmiş hükümetlerce yönetilen, azınlıklara ve azınlık görüşlerine saygı duyulduğu, farklılıkları içinde barındıran güçlü bir sivil toplum oluşturulması için STK’ların bu temeldeki girişimlerini desteklemektedir.

Hibe Döngüsü

Açık Toplum Vakfı, STK’lar tarafından yürütülecek çalışmaları, proje esasına göre destekliyor. Vakfın hibe programına başvuruda bulunmak için Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan proje önerileri e-mail yoluyla vakfa ulaştırılıyor.

Program Birimi, hibe programı ile ilgili soruları yanıtlıyor; başvuru yapan kuruluşları bilgilendirmekle kalmayıp, tanışmak için fırsat yaratıyor. Vakıf, güvene dayalı ilişkiye önem verdiği için başvuru sürecinden önce telefon görüşmesi veya yüz yüze görüşmelerle kuruluş ve başlatmak istediği girişimi daha iyi anlamaya çalışıyor.

Açık Toplum Vakfı, proje önerileri için standart bir format kullanmıyor. Ancak sunulacak tekliflerin, başta “açık toplum” idealine uygunluk olmak üzere, belli kıstaslara uygun olması gerekiyor. Yapılan başvurularda proje amacının ve nedenlerinin, belirli bir sıra olmaksızın, açıkça yazılması isteniyor.

Temel amacı bildirilmiş bu başvuruların uygunluklarını tespit etmek için önce Program Birimi teklifleri inceliyor. Bu süreçte içeriğe müdahale edilmiyor, yalnızca eksiklikler başvuru sahiplerine bildirilerek, bunların giderilmesi için imkân sağlanıyor. Proje metninden sonra, bütçeye de teknik olarak bakılıyor. Bütçenin belli bir şablona göre hazırlanması gerekiyor. Uyulması gereken kurallar ve bütçe şablonu vakfın web sitesinde yayınlanıyor. Vakıf, bir projenin toplam bütçesinin en fazla 1/3’ünü destekliyor. Kalan desteğin, diğer fon veren kurumlardan ve yerel kaynaklardan sağlanması bekleniyor. Hibe başvurusunda diğer kaynaklardan sağlanacak fonların bildirilmesi gerekiyor.

Dokuz kişiden oluşan Danışma Kurulu’na sunulmaya hazır hale getirilen proje teklifleri, belirli aralıklarla toplanan kurul tarafından değerlendiriyor ve desteklenmesinde yarar görülen projeler, vakıf Yönetim Kurulu’nun onayına sunuluyor. Yönetim Kurulu tarafından da uygun görülen proje teklifleri desteklenmeye hak kazanıyor.

Hibeler genellikle taksitle veriliyor. Proje uygulaması süresince Program Birimi ve desteklenen STK sürekli iletişim içerisinde oluyor. Ara raporlar belirlenen tarihlerde alınıyor ve zaman zaman çalışma ziyaretleri düzenleniyor.

Program Yönetimi

Açık Toplum Vakfı’nın Danışma Kurulu üyeleri, konusunda uzman, yeterli birikim ve deneyimi olan ve toplum nezdinde saygınlığa sahip kişiler arasından seçiliyor. Bölgesel dağılım ve ideolojik görüş çeşitliliği ve farklı meslek gruplarından katılım sağlanmasına çalışılıyor. Dokuz kişiden oluşan Danışma Kurulu’nun üyeleri çalışma dönemlerinin ardından, rotasyonla yerlerini yeni isimlere bırakıyor. Danışma Kurulu üyeleri tamamen gönüllü olarak çalışıyor. Belirtilmiş olan faaliyet alanları kapsamında vakfa sunulan veya vakıf tarafından uygulanması planlanan proje tekliflerini değerlendiriyor. Projelere verilecek bağış miktarını tayin ederek, Yönetim Kurulu’na  sunulmak üzere tavsiye kararları alıyor.

Program Birimi, Vakıf Genel Sekreterinin destek verdiği bir Program Sorumlusu ve bir Program Asistanından oluşuyor. Program Birimi’nin görevi, durum analizi yapmak, başvuruları almak, başvuran kuruluşları tanımak ve bilgilendirmek, teknik değerlendirmeyi yapmak, Danışma Kurulu’na proje teklifleri hakkında bilgi sunmak, Yönetim Kurulu’na Danışma Kurulu’nun tavsiye kararlarını iletmek, saha ziyaretlerini gerçekleştirmek, izleme-değerlendirme-raporlama- fonlama süreçlerini yönetmektir.

Mali Konular

Vakfın bazı operasyonları, farklı fon veren kuruluşlar tarafından desteklenmesine rağmen (örneğin Bağımsız Türkiye Komisyonu çalışması için British Council ile işbirliği yapılması gibi) hibe programının ana fonu Açık Toplum Vakıflar  Ağı tarafından sağlanıyor, zaman zaman diğer kuruluşlar da bu fona katkıda bulunabiliyor. Vakıf, Türkiye’deki STK’lara her yıl 3 milyon TL civarında hibe fonu tahsis ediyor.

Vakıf, fonlanabilen bütçe kalemlerinin türlerine bir sınırlandırma getirmiyor. Böylece başka kuruluşların karşılamadığı masraflara esneklik tanıyarak, STK’lar için hayat kurtarıcı bir rol oynayabiliyor.

Açık Toplum Vakfı, bir projenin toplam bütçesinin en fazla 1/3’ünü destekliyor. Kalan desteğin, diğer fon veren kuruluşlardan ve kaynaklardan sağlanması bekleniyor. Bunun nedeni yereldeki kaynak mobilizasyonunu teşvik etmek ve Türkiye’de diğer kuruluşları doğrudan kendi operasyonlarını gerçekleştirmek yerine yerelde faaliyet gösteren STK’ları desteklemeye yönlendirmektir.

Hibe Yararlanıcıları ile İlişkiler ve Kapasite Geliştirme

Açık Toplum Vakfı’nın teknik ve insan kapasitesinin sınırlı olmasından dolayı hibe alıcısı kuruluşlara eğitim verme gibi bir imkânı  bulunmuyor, ancak Program Birimi hibe alıcılarına çeşitli şekillerde yönlendirme yapabiliyor. Vakıf, kuruluşların konularıyla ilgili çalışma ziyaretleri gerçekleştirmesine destek verilebiliyor. Ayrıca gerek ülke içinde gerek ülke dışında benzer çalışmalar yürüten kuruluşları birbiriyle tanıştırarak, deneyim paylaşımında bulunmaları ve işbirliği kurmalarını kolaylaştırıyor.

Vakıf hibe desteği verdiği kuruluşları birlikte çalıştığı kurumlar olarak görüyor ve bu terimi kullanıyor. Desteklenen kuruluşların çalıştığı alanları kendi çalışma sahası olarak varsayıyor. O yüzden mümkün olduğunca yapılan işlerin içinde olmaya çalışıyor. Periyodik raporlamaların yanı sıra hibe alıcıları ile sık sık haberleşiyor, zaman zaman kurum ziyareti gerçekleştiriyor, ortakların proje gerçekleştirdikleri panel, sergi, konferans gibi proje etkinliklerine katılıyor.

İşbirliği ve Dış İletişim

Açık Toplum Vakfı, dünyadaki diğer Açık Toplum Vakıfları ile ortak sorunları ve çözüm yollarını görüşmek, deneyim paylaşımında bulunmak için bir araya geliyorlar. Türkiye’de hibe programı açmak isteyen tüm vakıflarla benzer şekilde deneyimlerini paylaşmak istiyor.

Desteklenen projelere faaliyet raporunda yer veriliyor, raporun basın lansmanı yapılıyor, rapor en küçük yerel televizyonlardan ulusal basın kuruluşlarına kadar vakfın doğrudan bağlantıda olduğu tüm STK, akademisyen, basın kuruluşu, yerel yönetim ve meslek gruplarına gönderiliyor. Son dönemde ise faaliyet raporu yerine desteklenen projeler hakkında bir video hazırlandı.

İzleme-Değerlendirme

Açık Toplum Vakfı, proje değerlendirmesini farklı yollarla yapıyor: bağımsız değerlendirici, hibe alıcısı kuruluşların kendi değerlendirmeleri ve Program Birimi’nin değerlendirmesi. Program Birimi, katı bir kontrol listesine göre değerlendirme yapmıyor. Kuruluşlar ile birlikte eksikler tartışılıp, nasıl giderebilecekleri konuşuluyor. İzleme sırasında ise engellerin nasıl aşılabileceği ve uygulamanın nasıl kolaylaştırılabileceğine odaklanılıyor.

Etki ölçümünde, desteklenen kuruluşun proje uygulaması sayesinde sistem üzerindeki değişikliklere ne derece katkısı olduğu ve projenin kamuda ne kadar ses getirdiğine bakılıyor. Bu yüzden medya iletişimine önem veriliyor ve kitle iletişim araçları ile mesajların nasıl iletildiği ve bu mesajların ne kadar etkili olduğu değerlendiriliyor. Tüm projelerin savunuculuk bileşeni olması beklenmiyor, ancak buna artı değer olarak bakılıyor.

Karşılaşılan Zorluklar

Karşılaşılan zorlukların başında tekliflerde bildirilen proje hedeflerinin gerçekçi olmaması geliyor. Başvuru yapan kuruluşlardan ilgili konuyu, hiç bilmeyen bir kişiye anlatır gibi anlatmaları ve gerekli detayları vermeleri bekleniyor. STK’lar bazen bilgi ve tecrübe eksikliğinden dolayı proje teklifi hazırlamakta zorlanabiliyorlar. Bazen de sahada çok etkili olan kuruluşlar proje tekliflerinde deneyim ve konu ile ilgili uzmanlıklarını yansıtmaktan kaçınıyorlar. Alçak gönüllülüklerinden veya pratiğe daha fazla değer vermelerinden dolayı, yürüttükleri çalışmaları tam olarak açıklamadıkları gözlemleniyor.

Bu tür durumda Program Birimi devreye giriyor; teklifleri değerlendiren Danışma Kurulu’yla başvuru yapan STK’lar arasında bir köprü oluşturuyor. Başvuruyu hazırlayan kuruluşa eksikliklerini bildiriyor ve gerekli düzeltmeyi yapması için imkân sağlıyor. Danışma Kurulu’nun sorabileceği soruları önceden yönelterek, net olmayan noktaların giderilmesine ve teklife açıklık kazandırılmasına yardımcı oluyor. Böylece bir proje teklifinin eksik bilgiden dolayı elenmesinin önüne geçilmiş oluyor.

Proje bütçelerinin tutarlı olmaması da sorun teşkil ediyor. Proje tekliflerinde yer alan faaliyetlerin tamamı bütçeye yansıtılmıyor. Bu faaliyetlerin hangi kaynaklardan ne şekilde karşılanacağı belli olmadığı veya tutarların gereğinden fazla yüksek göründüğü durumlarda Program Birimi bu kalemlerin detaylarına ilişkin açıklama yapılmasını isteyebiliyor.

Raporların sistematik olmaması genel bir problem olarak ortaya çıkıyor. Raporlar zamanında alınamadığı gibi proje uygulamaları tekliflerde bildirilen ve sözleşmede belirtilen tarihlerde bitirilemiyor.

Alınan Dersler

Açık Toplum Vakfı, bir yöntemin Türkiye koşullarında işleyip işlemeyeceğini anlamak için önce onu test etmek, uygulamadan sonra değerlendirme yapmak ve uygulamadan dersler çıkarmaktan yana. Hiçbir şeyin mutlak doğru olmadığını, her şeyden öğrenilecek bir şey olduğunu söyleyen açık toplum felsefesi gereği, vakıf risk almanın gerekliliğine inanıyor. Hali hazırda kendisi riskli bir iş olan hibe tahsisinde, desteklenen projelerden çıkan sonuçlar sadece program stratejisinin geliştirilmesi için değil aynı zamanda durum analizi ve yeni argüman üretebilmek için de kullanılıyor.

Desteklenen Projelere Örnekler ve Yaratılan Etki

Vakfın sağlamış olduğu hibe desteği ile gerçekleştirilen projelerin pek çok somut değişiklik yarattığından söz edilebilir. Bunlardan biri  Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politika Forumu’nun yaptığı “Okulda Bir Öğün Sıcak Yemek” araştırması. Ödül alan bu araştırma, tüm ilköğretim okullarında kamu tarafından sağlanacak bir öğün sıcak yemeğin okula devam, genel okul başarısı ve eğitim için sağlıklı koşulların oluşturulması konusunda nasıl etkileri olabileceğini ortaya koydu.

Eğitim Reformu Girişimi tarafından hazırlanan “Eğitimde Eşitlik: Politika Analizi ve Öneriler” raporu eğitime erişimde ve başarıda eşitsizliklerin belirleyicilerini ortaya koydu ve eğitimde adalet kavramı ile ilgili önemli tartışmalar başlattı.

KAMER’in çalışmaları Güneydoğu Anadolu Bölgesinde kadınların hak farkındalığı, hak arayışı ve istihdama katılımlarının artmasında etkili oldu.

RUSİHAK’ın vakıf tarafından desteklenen projesi olan, şizofreni hastalarına anestezi olmadan elektro şok uygulanmasına karşı kampanya sonucunda Sağlık Bakanlığı tarafından bu uygulama değiştirildi. Şimdi şizofreni hastalarına anestezi yapılmadan elektro şok uygulanmıyor.

DurDe Platformunun,  Sosyal Değişim Derneği olarak tüzel kişilik kazanması ve devamında nefret suçları alanında yaptığı çeşitli toplantılar ile ağ kurma çalışmaları bu alanda farkındalık yaratılmasına katkıda bulundu.

Vakıf, LGBT kuruluşlarının hemen hepsini destekliyor. Vakfın sağladığı hibe desteği, fon bulmakta zorlanan bu kuruluşların seslerini duyurması ve kapasitelerinin güçlendirilmesine yardımcı oldu.

Öneriler

Açık Toplum Vakfı hibe programı oluşturmak isteyen vakıflara en başta çalışma alanlarını belirlemelerini ve hibe tahsis sürecini yazılı olarak açıklamalarını öneriyor. Sivil toplumda çalışan insanların deneyimlerinden faydalanmalarının hibe programının olası risklerini azaltacağını söylüyor.

Program Tasarımı ve İhtiyaç Analizi

Bolu Bağışçılar Vakfı (BBV); Haldun Taşman, M.Şerafettin Erbayram ve Uğur Tunçok’un önderliğinde, Ahmet Baysal’ın destekleri ile dünyada yaygınlaşmakta olan sosyal yatırım anlayışı çerçevesinde, toplumdan aldığını topluma geri vermek isteyen 32 bağışçı tarafından 2008 yılında kuruldu.

Ülkemizde yeni ortaya çıkan ancak dünyada en fazla yaygınlık gösteren vakıf türü olan “community foundation” (Sosyal Yatırım Vakfı veya Bağışçılar Vakfı) modelini esas alan BBV’nin temel fonksiyonlarından biri yerel varlıklar başta olmak üzere çok çeşitli kaynakları harekete geçirerek fon havuzu oluşturmak ve fon tahsisi ile yerel inisiyatifleri desteklemektir.

Hibe tahsisi, “community foundation” modelinin ayrılmaz bir fonksiyonu olmasının yanı sıra Bolu’da sivil alanın gelişimine doğrudan katkıda bulunacak, ihtiyaç olan her türlü konuda çalışmalara destek verecek, herkesi kucaklayacak tarafsız bir platformun yokluğunun tespit edilmesi ile vakıf için en baştan itibaren önem kazandı.

Bağışçılık kültürünün Bolu’da temel taşıyıcısı olan İzzet Baysal Vakfı’nın faaliyetlerinin sağlık ve eğitim alanlarına odaklanması, hibe veren bir kurum olarak Marmara Kalkınma Ajansı’nın desteklediği konu ve harcama türlerinin sınırlı olması, STK’lara ve yerel projelere destek sağlayan başka birimlerin olmaması dolayısıyla hibe tahsisi yapan bir kuruluşa ihtiyaç olduğunu gören BBV, hibe programının tasarımına öncelik verdi.

Desteklenen Konular, Gruplar, Bölgeler

Vakıf, herhangi bir sınırlama getirmeksizin Bolu’nun kalkınması için öncelikli olan alanların her birinde çalışma yürütüyor. BBV, faaliyetlerinin hedef aldığı tek bir yararlanıcı grubu bulunmuyor. Toplumun güncel ihtiyacı neyse ona yönelik hareket ediyor. Tüm toplumun yararına olabilecek projelerin desteklenmesine ve yürütülmesine çalışıyor. Henüz 4 yıllık genç bir kuruluş olması nedeniyle öncelikle herkesin üzerinde anlaştığı ve somut sonuçlarının görülebildiği konulara odaklanmayı tercih ediyor. Vakıf, şu anda erken çocukluk eğimini güçlendirme, tarımsal verimliliği arttırma, çevre koruma, toplum ruh sağlığını iyileştirme konularını ve gençlik inisiyatiflerini destekliyor.

Seçim Kriterleri

Bolu Bağışçılar Vakfı, hibe başvurularını aşağıdaki kriterlere göre seçiyor:

  • Proje başvuru rehberinde yer alan uygunluk kriterlerinin dikkate alınması (başvuru sahipleri, ortaklar, hibe tutarı, proje süresi vb.)
  • Başvuru formu ve eklerin eksiksiz olması
  • Hibe programının amaçları, alanları ve konu başlıkları ile örtüşmesi
  • Seçilecek olan projelerin arasında alan, konu başlığı, faaliyet yeri, (il/ilçe)yöntemi (araştırma, etkinlik, eğitim, vb.) ve kurum türünde (vakıf, dernek, diğer) çeşitlilik ve eşit dağılımı olması
  • Somut gerekçelerinin bulunması
  • Detaylı amaç, hedef ve çıktıların belirtilmesi
  • Ortaklıklarla yürütülmesi
  • Yenilikçi ve özgün olması
  • Çarpan etki yaratması
  • Sürdürülebilir ve yaygınlaştırılabilir olması
  • Çok paydaşlı ve katılımcı olması
  • İzleme ve değerlendirme stratejileri ve yöntemlerinin belirlenmiş olması
  • Toplumda duyarlılık ve farkındalık yaratması için etkin bir iletişim planı olması

Hedefler ve Vakfın Vizyon ve Misyonu ile İlişkilendirme

Vakfın amacı Bolu ilinin yaşam kalitesini yükseltmek ve yaşanabilir kent olgusuna ulaştırmak; öncelikli sorunlarını çözmeye yönelik girişimlere, bireylere ve STK’lara maddi ve manevi destek sağlamak; sosyal, kültürel ve ekonomik alanlarda ilin kalkınmasına ve imarına halkın her kesiminden katılım sağlamaktır.

Ülkemizde yeni bir vakıf türü olan, dünyada “community foundation” (Sosyal Yatırım Vakfı veya Bağışçılar Vakfı) olarak bilinen model çerçevesinde, vakfın temel fonksiyonlarından biri yerel varlıklar başta olmak üzere çok çeşitli kaynakları harekete geçirerek fon havuzu oluşturmak ve fon tahsisi ile yerel inisiyatifleri desteklemektir.

Vakıf kurulurken “Bolu için bir projeniz varsa gelin birlikte yapalım” denilerek şehrin gelişiminde rol oynamak isteyen tüm taraflara birlikte çalışma çağrısı yapıldı ve vakfın imkanları oranında bu girişimleri destekleme sözü verildi. Bolu’da ve Türkiye genelinde STK’lara aktarılan fon sayısının azlığı ve desteklenen faaliyet alanlarının kısıtlayıcı olmasından dolayı BBV’nin hibe programı olumlu karşılandı ve vakıf kısa sürede Bolu’nun kalkınması için proje yapmak isteyen herkesin başvurduğu ilk yer haline geldi. BBV, kendi program alanlarını dar bir kadro ile belirlemek ve yürütmek yerine farklı kişilerin ve kuruluşların düşüncelerini ve kapasitelerini karar alma ve uygulama süreçlerine dahil ederek hareket ediyor.

Hibe Döngüsü

Her yıl özellikle şehirdeki öğrenci topluluklarına bir sunum yapılarak vakfa nasıl hibe başvurusunda bulunabilecekleri anlatılıyor. Hibe başvurusu için belli dönemler bulunmuyor, sene boyunca kişi, kuruluş ve kurumlar web sitesinde bulunan hibe başvuru formunu doldurarak ve hibe yönetmeliğinde belirtilen şartları yerine getirerek başvuru yapabiliyorlar.

Sunulan projeler Yönetim Kurulu’nda inceleniyor. Başvuru sahipleri dilerlerse Yönetim Kurulu’na projelerini sözlü olarak anlatabiliyorlar. Değerlendirilen başvuruya göre ilgili konuda uzmanlığı olan Danışma Kurulu üyelerinin fikri alınıyor.

Sunulan proje Bolu’daki başka kurum, kuruluş ve kişileri doğrudan ilgilendiriyorsa, onlarla birlikte proje teklifi değerlendiriliyor, kimin ne rol oynayabileceği tespit ediliyor. Projenin başarısı ve yaygınlaşması için her projenin çok paydaşlı şekilde kurgulanmasına özen gösteriliyor.

Mali Konular

Vakıf birincisi vakfın anavarlığından elde edilen gelirle, ikincisi vakfa yapılan genel bağışlardan,  üçüncüsü ise belli bir projeye yönelik yapılmış şartlı bağışlarla Bolu’nun kalkınması için tasarlanan projeleri destekliyor. Proje bütçesi için alt ve üst limit getirilmiyor ancak bütçenin yüzde onunun başvuran tarafından karşılanması gerekiyor. Sadece faaliyete yönelik giderler bütçelendirilebiliyor.

Hibe Yararlanıcıları ile İlişkiler ve Kapasite Geliştirme

Hibe başvurusunda bulunan kuruluşlar başvurularını internet üzerinden yapılıyor, program ile ilgili sorularını e-mail ile iletiliyor ve yanıtları yazılı olarak alıyorlar. Sunulan bilginin açık olmaması durumunda, başvuru sahibinden ek açıklama talep edilebiliyor. Başvuru süresi sona erdikten sonra başvurunun durumu ile ilgili geri bildirimler hibe rehberinde belirtilen takvime göre yapılıyor. Bunun dışında iletilen her türlü soru, şikayetler ve geribildirimlere en geç 30 gün içinde yanıt veriliyor.

BBV, Bolu’da faaliyet gösteren dernek ve vakıfların proje teklifi hazırlayarak vakfa hibe başvurusunda bulunmasını teşvik etmesinin ötesinde, bu kuruluşların kurumsal kapasitelerini geliştirmelerine ve proje uygulaması sırasında karşılaştıkları sorunların çözümüne yardımcı oluyor. Örneğin BBV, Doğu Marmara Kalkınma Ajansı’ndan aldığı hibe ile Bolulu STK temsilcilerine verilen beş günlük eğitimin koordinasyonunu üstlenerek katılımcıların proje yazma, stratejik planlama ve kaynak geliştirme konularında bilgi ve becerilerinin geliştirilmesine çalışmıştı. BBV sağladığı teknik destek ve hibe ile şehirde projecilik kavramının yerleşmesini sağlıyor.

Diğer Kuruluşlarla İşbirliği

Vakfın, Bolu’ya kattığı en önemli değerlerden birinin birlikte çalışma kültürü olduğu söyleniyor. Ele alınan sorunların çözümünde etkili olabilecek tüm paydaşları aynı masanın etrafında bir araya getirilerek vakıf koordinasyon işlevi üstleniyor. Farklı perspektiflerin göz ardı edilmemesi ve yapılan çalışmanın yaygınlaştırılması için çeşitli kurumlarla proje ortaklıkları yapılıyor.

Vakfın, Bolu’da birlikte çalışmadığı kuruluş yok denilebilir. Sivil toplum kuruluşlarından, belediyeye, Tarım Müdürlüğü’nden, Milli Eğitim Müdürlüğü’ne, Muhtarlar Birliği’nden Ziraat Odası’na, Kalkınma Ajansı’ndan yerel basın kuruluşlarına kadar tüm kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapıyor. Normalde bir kuruluşun görebileceği hizmeti diğer kuruluşları da işin içine katarak daha kapsamlı ve etkili hale getiriyor, kuruluşlara sorumluluklarını hatırlatıyor, doğru iletişimle kamu kuruluşları karşısında yerel talepleri dile getirebiliyor.

BBV, Bolu’daki etkili kuruluşların üzerindeki yükü hafifletiyor ve onların bıraktıkları boşlukları tamamlıyor. Örneğin hibe programı olan Kalkınma Ajansı’nın fonlamadığı faaliyet alanlarına vakıf destek sağlıyor. Yerelde müdürlüklerin ihtiyaç gördükleri ve yapmak istedikleri ancak bakanlık seviyesinde onay gerektiren ve bütçe çıkartılmasında zorlanılan projeleri bu birimlerle birlikte gerçekleştiriyor. Tarım İl Müdürlüğü ile işbirliğiyle yapılan toprak verimliliği analizi ve ardından yapılan  bilgilendirme çalışmaları vakfın tamamlayıcılık özelliğinin göstergelerinden biridir.

BBV, Mütevelli Heyeti üyelerinin büyük bir çoğunluğu sanayiciler ve iş insanları. Danışma Kurulu’nda ise kendi alanlarında uzman, farklı mesleki deneyimlere ve profillere sahip kişiler bulunuyor. Danışma Kurulu üyeleri ile tek tek görüşülerek fikirleri ve destekleri alınıyor. Danışma Kurulu üyeleri farklı perspektif ve uzmanlıkların vakıf bünyesine katılmasına yardımcı oluyor. Ayrıca BBV yöneticilerinin Kent Konseyi, Kalkınma Ajansı Kurulu ve diğer vakıfların yönetim kurulların yer almaları Bolu’da önde gelen aktörlerin işaret ettikleri farklı sorunların ve görüşlerin vakfın gündemine taşınmasını kolaylaştırıyor.

İzleme-Değerlendirme

BBV’den hibe almaya hak kazanan kuruluşlar, projenin uygulaması sırasında ve proje tamamlandıktan sonra vakfa kapsamlı ara ve son raporlar sunuyorlar. Vakıf, ayrıca belli aralıklarla kurumlara saha ziyaretleri gerçekleştiriyor. Hibe kazanan kuruluşlar deneyimlerini paylaşmak üzere bir araya getirilebiliyor ve toplantılar düzenlenebiliyor.

Desteklenen Projelere Örnekler ve Yaratılan Etki

BBV, birbirinden çok farklı alanlarda projelere ve kuruluşlara hibe desteği sağlayabiliyor. Projelerin ortak özelliği ise yaşam kalitesi yükseltilmiş bir Bolu yaratma amacına hizmet etmesi.

BBV, Abant İzzet Baysal Üniversitesi (AİBÜ) ve Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğinde, okul öncesi eğitimin sağlıklı bir şekilde uygulanması ve geliştirilmesi adına önce Bolu’da sonra tüm ülke çapında etkili olması hedefiyle, AİBÜ kampüsü içinde, Okul Öncesi Eğitimi Uygulama ve Araştırma Merkezi Kreş ve Anaokulu Binası inşa edildi ve daha sonra üniversiteye bağışlandı. Okul, anaokul öğretmenleri ve anne-babaların eğitimi için uygulama alanı olarak kullanılıyor. Burada uygulanan alternatif eğitim metotlarının başka okullara da yaygınlaştırılmasına çalışılıyor. AİBÜ, Milli Eğitim Müdürlüğü ve BBV’nin ortak kararları doğrultusunda okul yönetimi ve eğitim politikaları şekillendiriliyor.

Toplum Ruh Sağlığı Merkezi Türkiye’de ilk defa Bolu İzzet Baysal Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesine bağlı bir ünite olarak kuruldu. Merkeze tahsis edilen binanın onarımı için BBV hibe tahsisi yaptı. Amaç Bolu’da yaşayan ağır ruhsal hastalığı olan hastaları merkezde düzenli takip, tedavi ve rehabilitasyonlarını sağlayarak topluma yeniden kazandırmaktı. AİBÜ Toplum Gönüllüleri Topluluğu’nun yürütücülüğünde Bolu Belediyesi ile işbirliğinde Atık Yağ Toplama Projesi uygulandı. Bu proje kapsamında pilot bölgelerde hane halkına sözlü ve broşürlerle bilgilendirme yapıldı; atık yağların depolanması için belli noktalara variller yerleştirildi; muhtar; apartman görevlileri ve kadınlarla bilgilendirme toplantıları yapıldı; okullarda konuyla ilgili seminer ve tiyatro gösterileri düzenlendi. Faaliyetler sonunda yapılan anket çalışmasında bölgede atık yağ atımı ile ilgili davranışların değiştiği ve farkındalık oluştuğu tespit edildi.

Program Tasarımı ve İhtiyaç Analizi

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF-Türkiye), yapmış olduğu araştırmalarla ve bilimsel çalışmalarla, son 30 yıldır gezegenimizin kırılma noktalarına yaklaştığını tespit ediyor. Artık yaşamımızı sürdürmek için doğadan aldıklarımız, doğanın sunabileceğinin üzerine çıktı. Dünyadan aldığımız kredinin neredeyse minimum ödeme tutarını ödeyebiliyoruz. Sonuçta yaşamımız “sürdürülebilir” olmaktan çıkıyor ve dünyadaki türlerin yüzde 30’u kayboluyor.

Tüm dünyadaki olumsuz gidişattan ülkemizin doğası da nasibini alıyor. Çok farklı ekosistem tiplerine ev sahipliği yapan Türkiye, biyolojik çeşitlilik açısından küçük bir kıta özelliği taşıyor. Fakat bütün bu zenginliğe rağmen, Türkiye’deki doğal yaşam alanları ve pek çok canlı türü özellikle insan kaynaklı etkinlikler nedeniyle giderek artan bir baskı altında. Türkiye’de küresel ölçekte tehlike altındaki canlı türlerinin sayısı 134’e ulaştı. Son 30-40 yılda, Türkiye’deki pek çok doğal yaşam alanı, geri dönülemez biçimde tahrip edildi. Bu kritik durum karşısında, WWF-Türkiye, doğa koruma projelerinin Anadolu’nun dört bir yanına yayılması için “Türkiye’nin Canı Kampanyası”nı başlattı.

37 yıllık geçmişe sahip olan WWF-Türkiye, Anadolu’nun dört bir yanında projeler yürütüyor, gittiği yörelerde yerel STK’ların ürettikleri projelerle ilgileniyor ve birçoğuyla işbirliği yürütüyor. Yerel STK’ların uygulamaya koyduğu önemli faaliyetlerin sürdürebilir olmadığını ve mali olarak nadiren desteklendiğini gören WWF-Türkiye, yöre halkının ve diğer yerel aktörlerin işin içine dâhil edilmesiyle daha fazla başarı yakalanabileceğini düşünerek deneyimlerini aktarabileceği, işbirliği modeline dayanan bir çalışmaya öncelik etmek istedi. Böylece bir hibe programı oluşturarak  biyolojik çeşitlilik üzerine çalışan yerel STK’lara hem bilgi hem de fon aktarımıyla destek olmaya karar verdi.

Bu saptamalar ve ihtiyaçlardan hareketle, Birleşmiş Milletler’in  biyolojik  çeşitlilik yılı ilan ettiği 2010’da konu hakkında farkındalık yaratmak ve yerel STK’ları güçlendirmek amacıyla hibe programının tasarımına ve kaynak geliştirme çalışmalarına başlandı.

Desteklenen Konular, Gruplar, Bölgeler

Türkiye’nin biyolojik çeşitliliğini ve doğal değerlerini korumayı kendine amaç edinmiş, Türkiye’de yerleşik dernek, vakıf ya da kooperatif tüzel kişiliğine sahip olan tüm kuruluşlar Türkiye’nin Canı Hibe Programı’na başvurabiliyor.

Hibe Programı kapsamında, STK’lar tarafından özellikle yerel düzeyde gerçekleştirilen doğa koruma ve farkındalık yaratma çalışmalarına destek olunuyor.

Programın amacı Türkiye’nin her yanında biyolojik çeşitliliği korumak olduğu için bölgesel önceliklendirme yapılmıyor.

Hibe Döngüsü

Türkiye’nin Canı Kampanyası kapsamında toplanan bağışlarla ülkemizin biyolojik çeşitliliğinin korunmasını amaçlayan projelerin desteklenmesine yönelik bir fon oluşturuluyor. Gerekli miktarda kaynağa ulaşıldığında yerel STK’lara yönelik hibe çağrısında bulunuluyor. Duyuru için basın çalışması yürütülüyor, iletişimde olunan STK’lar davet ediliyor, programa özel olarak tasarlanmış olan web sitesi kullanılıyor.

Proje tekliflerinin nasıl hazırlanılacağı ve başvurunun ne şekilde yapılacağı gibi bilgiler Hibe Başvuru Rehberinde bildiriliyor. Programa katılmak isteyen STK’lar proje başvuru formunu dolduruyor ve başvurularını WWF-Türkiye İstanbul Ofisi’ne posta, kargo veya elden teslim yoluyla teslim ediyorlar.

Yurt çapında yerel STK’lar tarafından yapılan başvurular WWF-Türkiye uzmanları tarafından değerlendiriliyor. Bütçe ve proje teklifi de teknik değerlendirmeden geçirildikten sonra program birimi başvuran kuruluşlara geribildirimlerini sunuyor ve revizyon için imkân  tanıyor.

Ön elemeyi geçen proje sahipleri uzmanlardan oluşan Seçici Kurul’a projelerini sunuyor. Seçici kuruldan geçen proje sahipleri, finansal destek görüşmeleri için İstanbul’a davet ediliyor. Seçim sürecinin ardından finale kalan projelere yönelik bir günlük çalıştay düzenleniyor. Çalıştayda proje yönetimi, iletişim, raporlama gibi konular ekipler tarafından uygulayıcılara anlatılıyor.

Çalıştayın ardından seçim süreci tamamlanıyor ve proje sahipleri çalışmaya başlamak üzere sahalarına dönüyorlar. Projelerin yürütme aşaması, WWF-Türkiye tarafından düzenli olarak izlenip değerlendiriliyor.

Hedefler ve Vakfın Vizyon ve Misyonu ile İlişkilendirme

WWF-Türkiye küresel iklim değişikliği ve doğal kaynakların sürdürülemez tüketimi gibi insan kaynaklı olan, hem doğal yaşam alanlarının hem de türlerin kaybıyla sonuçlanan tehditleri durdurmayı amaçlar. Mevcut süreçleri değiştirerek, insanın doğayla uyum içinde yaşadığı bir gelecek için çalışır. Bunun için; yerel ve merkezi hükümet, iş dünyası ve vatandaşlarla ortak akıl üretmeyi, farkındalık yaratmayı ve karar süreçlerinde etkili olmayı hedefler. WWF-Türkiye çalışmalarını “ülkemizin doğasının korunması”, “yaşam tarzımızın  değişmesi” ve “iklim değişikliğiyle mücadele” olmak üzere üç ana bileşende yürütür.

Vakıf bu bileşenler etrafında kendi çalışmalarını gerçekleştirmenin yanı sıra otuz beş yılı aşkın süredir edindiği deneyim, uzmanlık ve bilgi birikimini benzer amaçlar için çalışan, daha da etkili hale gelebilecek yerel STK’ları güçlendirmek için kullanabileceğini ve bunun misyonunun bir parçası olduğunu düşünüyor.

WWF-Türkiye, “Türkiye’nin Canı Kampanyası”nı gurur duyduğu bir çalışma, yıllardır biriktirdiği deneyimlerini paylaşabildiği ve sahada işbirliği yaptığı kuruluşlarının kapasite gelişimine katkı sunabildiği bir fırsat olarak görüyor. Bu program sayesinde vakıf çalışanları ve paydaşları yaptıkları işten çok daha fazla tatmin oluyor. Program, herkesin inandığı, motive olduğu ve fikri birlik hissini yaşadığı bir düzlem yaratıyor. Özellikle seçici kurulda tek tek yerel STK temsilcilerinin gelip yörelerinin ihtiyaçlarını ve hibeyi niye istediklerini anlatması vakıf ile bu kuruluşlar arasında daha yakın bir bağın kurulmasına yardımcı oluyor.

Seçim Kriterleri

Projeler öncelikli ihtiyaç, katılımcılık, uygulanabilirlik, sürdürülebilirlik ve kalıcılık gibi kriterler doğrultusunda değerlendiriliyor.

Sadece eğitim odaklı olan değil tespit, koruma ve farkındalık yaratmayı içeren ve davranış değişikliğine yol açma potansiyeli olan projelere öncelik veriliyor.

Amaç

WWF-Türkiye tarafından, ülkemizin biyolojik çeşitliliği konusunda farkındalık yaratmak ve bu zengin doğal mirası korumak için yürütülen Türkiye’nin Canı Kampanyası, Türkiye’nin dört bir yanında yürütülen doğa koruma çalışmalarını güçlendirmeyi ve yaygınlaştırmayı amaçlıyor. Böylece hem farkındalık uyandırmaya hem de kapasite gelişimine katkıda bulunmaya çalışıyor.

Program Yönetimi

Bir ekip çalışması ile yürütülen programda kaynak yaratılması, iletişim kampanyası, hibe koordinasyonu, izleme ve değerlendirme, bağışçılarla irtibat farklı birimler tarafından yönetiliyor.

Koruma departmanının görevi ön elemeyi yapmak ve geribildirim sağlamak. Danışma Kurulu’na bakanlıklardan, üniversitelerden uzmanlar katılım sağlarken projelerin detaylarını etkili bir şekilde değerlendirmek için bitki uzmanları, memeli uzmanları ve doğal hayat uzmanları da dâhil oluyor. Ayrıca kurulda bağışçılar ve iş dünyasından insanlar da yer alıyor.

Kaynak birimi hibe fonunun oluşturulması için kaynak geliştirme çalışmalarını yürütüyor. Hibe koordinatörü izleme değerlendirme çalışmalarından sorumlu. İletişim koordinatörü ise projelerin iletişim faaliyetlerine destek veriyor; program çerçevesinde yürütülen iletişim çalışmalarının ve çıktılarının derneğin iletişim stratejisi ile uyumlu olmasını garanti altına alıyor.

Mali Konular

WWF-Türkiye, bu hibe programını oluşturabilmek için öncelikle geniş kapsamlı bir bağış kampanyası yürüttü. Bu kampanyada şirketler ve bireyler hedef alındı. Yüz yüze görüşmelerle ve yaygın bir medya kampanyasıyla potansiyel bağışçılara hibe programının gerekliliği ve kapsadığı konular aktarıldı. Destekçilerin hangi kuruluşları ve hangi projeleri desteklediklerini bilmeden ve WWF-Türkiye’nin onlar adına doğru kuruluşlara hibe tahsisi yapacağına inanarak bir fon havuzuna bağış yapmaları konunun iyi açıklanması ve derneğin köklü geçmişi ile yarattığı güven sayesinde mümkün olabildi. WWF-Türkiye, çevre projelerine fon bulmanın son derece zor olduğu Türkiye’de böyle bir fon işbirliğinin oluşturulmasını sağladı.

Yeni işbirliklerinin oluşması için vakıf çalışmalarını tanıtıyor, kampanyalar yürütüyor. İnternet üzerinden ve kısa mesajlarla bağış alıyor.

Hibe Yararlanıcıları ile İlişkiler ve Kapasite Geliştirme

WWF-Türkiye, Türkiye’nin Canı Hibe Programı ile Anadolu’daki STK’lara biyolojik çeşitlilik ile ilgili projelerini gerçekleştirmeleri için gerekli finansal desteği vermenin yanı sıra doğa korumadaki 37 yıllık bilgi birikimini paylaşıyor.

Seçici kurulu ilk hibe verileceğini açıkladıktan sonra çalıştay düzenleniyor.  Çalıştayda proje yönetimi, iletişim, raporlama gibi konular ekipler tarafından uygulayıcılara anlatılıyor.

Program birimi hibe alıcıları ile sürekli iletişim halinde. Müdahale değil, destek ve haberleşme temelinde bir iletişim sürdürülüyor.

Diğer Kuruluşlarla İşbirliği

Kampanya kapsamında okullarda farkındalık çalışmaları yürütülüyor. Çocuklar türleri tanıtıyor, bunlarla ilgili afişler tasarlıyor, bağış topluyorlar. Program ve biyolojik çeşitlilik hakkında şirketlerde sunumlar yapılıyor, şirket çalışanlarından hem bağış hem de kampanya ile ilgili kendi ağlarında bilgilendirme yapmaları için destek alınıyor. Destek veren kuruluşlara katkılarının sonuçları ve yapılan çalışmalarla ilgili bilgi sunuluyor.

Sürdürebilirliği sağlamak için projelerde kamu kuruluşları ile işbirliği yapılmasına ve yerel halkın projeye katılımına özel önem veriliyor. Projeler ortaklar ve iştirakçilerle yürütülüyorsa protokollerin sunulması isteniyor.

Karşılaşılan Zorluklar

Projeleri için fon bulmak genellikle tüm çevre kuruluşlarının zorlandığı bir konudur. Ancak WWF-Türkiye yürüttüğü kapsamlı bağış ve bilgilendirme kampanyası ve fon işbirliği ile bu zorluğu aşabildi.

WWF-Türkiye, proje başvuru sürecini bir eğitim süreci olarak görüyor. Genellikle çok iyi fikirleri olan ve sahanın ihtiyaçlarını bilen yerel STK’ların bu fikirlerini projelendiremedikleri için fon kaynaklarına ulaşmakta ve taleplerini-çözüm önerilerini dile getirmekte zorlandıklarını gözlemliyor. Bu yüzden potansiyelini güçlü bulduğu proje tekliflerinin iyileştirilip tekrar  sunulmasını teşvik ediyor.

Proje başvurularının geç teslim edilmesi veya başvuruların son dakika hazırlanması genel bir eksiklik olarak görülüyor.

İzleme-Değerlendirme

Tekliflerde bildirilen proje faaliyetlerinin yerine getirilip getirilmediğini tespit etmenin yanı sıra hibe alıcı kuruluşların proje uygulaması sırasında ihtiyaç duyabileceği desteği sağlayabilmek için projeler yakından takip ediliyor.

Desteklenen Projelere Örnekler ve Yaratılan Etki

Bu programın en büyük etkilerinden biri farkındalık yaratmak oldu. Yapılan projeler özellikle yerel STK’larda ve yerel basında yer buldu. Örneğin, vakıf Edirne’deki bir gazeteciden, bu ilde “yer yedi uyuru” diye savunmasız kategoride bulunan bir hayvanın varlığından vakıf sayesinde haberdar olduğunu ve bu konuda gazetesinde bir haber yapacağı  geribildirimini almış.  İnsanlar “Antalya orkidelerinin”, “Hatay dağ ceylanlarının” farkına varıyor. Bu bölgelerde işinin uzmanı olan, senelerdir çok değerli çalışmalar yürüten kişiler WWF-Türkiye’den aldıkları destek ile daha fazla seslerini duyurma ve çalışmalarını görünür kılma imkânı buluyorlar.

Program Tasarımı ve İhtiyaç Analizi

Sabancı Vakfı, 2006 yılında yeniden yapılanma sürecine girdi. Bu süreçte, dünyada hayırseverlik alanında yapılan en son çalışmalar ve uluslararası iyi örnekler incelendi. Türkiye’nin hangi konularda daha çok gelişime ve desteğe ihtiyacı olduğunu anlamak için kamuoyu araştırmaları yapıldı. Süreç sonunda, toplumun en dezavantajlı kesimlerinden, kadın, genç ve engellileri hedefleyen çalışmalar yapan sivil toplum kuruluşlarına yönelik Hibe Programlarının başlatılmasına karar verildi.

Sabancı Vakfı, öncelikle Birleşmiş Milletler ”Kadınların ve Kız Çocuklarının İnsan Haklarının Korunması ve Geliştirilmesi Ortak Programı” (BMOP) kapsamında 6 pilot ilde (İzmir, Kars, Nevşehir, Şanlıurfa, Trabzon, Van) hibe programı yürüttü. Katılımcı süreçlerle hazırlanan Yerel Eşitlik Eylem Planlarının (YEEP) uygulanmasına yönelik projelere hibe verdi. BMOP kapsamındaki Sabancı Vakfı Hibe Programı 2007, 2008 ve 2009 yıllarında uygulandı.

Bu programdan edinilen deneyimle Sabancı Vakfı, “Toplumsal potansiyelin gelişimini sağlamak ve toplumsal duyarlılık bilincini gelecek nesillere aktarmak için özgün, yenilikçi ve kalıcı değerler oluşturarak fark yaratmak” olarak benimsediği var olma nedeni kapsamında, 2008 yılında Programlar Birimini kurdu. Bu birim altında Türkiye’nin tüm illerindeki sivil toplum kuruluşlarına yönelik kapsamlı bir program olan Toplumsal Gelişme Hibe Programı’nı (TGHP) yürütmeye başladı.

Kadınların, gençlerin ve engellilerin; toplumda eşit fırsatlara sahip olmalarını, topluma aktif olarak katılmalarını destekleyen ortamların yaratılmasını ve böylece toplumsal gelişmeye katkıda bulunulmasını amaçlayan TGHP ilk hibelerini 2008 yılında verdi.

Desteklenen Konular, Gruplar, Bölgeler

İstatistiki rakamlar, Türkiye nüfusunun büyük çoğunluğunu oluşturan kadın, genç ve engellilerin toplumsal adaletten faydalanamadığını ve topluma eşit fırsatlarla katılamadığını gösterirken, “genç kadın”, “engelli kadın” ve “engelli genç” gibi çifte dezavantajlı grupların bu konularda çok daha büyük sorunları olduğunun altını çizmektedir.

Bu çıkış̧ noktasıyla Sabancı Vakfı Hibe Programlarının hedef kitlesi, sayıları bilinmeyen, ihtiyaçları görünür olmayan ve hakları tanınmayan bu çifte dezavantajlı gruplar ve bu grupların sorunlarını hedefleyen sivil toplum kuruluşlarının projeleridir. TGHP’ye T.C. yasalarına göre kurulmuş ve Türkiye’de yerleşik dernekler, vakıflar, kooperatifler ve üniversiteler başvuru yapabilir.

Program kapsamında desteklenen projelerin 3 temel konudan en az birine değinmesi gerekmektedir:

  • Toplumsal Adalet:Kadın, genç ve engellilere yönelik ayrımcılığa ve fırsat eşitliğinin önündeki engelleri kaldırmaya yönelik çalışmaları kapsayan konular.
  • Ekonomik Katılım:Kadın, genç ve engellilerin ekonomik hayata katılımının önündeki engellerin kaldırılması için potansiyel çözümleri kapsayan konular.
  • Toplumsal Katılım:Toplumsal hayatın dışında kalmış kadın, genç ve engellilerin toplumsal katılımını teşvik edecek çalışmaları kapsayan konular.

Kadın, genç ve engellilere yönelik bu sorunların çözümünde, farklı alanlarda çalışan kurumlarla işbirlikleri yaparak, “toplumsal cinsiyet”, “engelli” ve/veya “gençlik” yaklaşımlarını çalışmalarına entegre eden kurumların projeleri öncelik taşımaktadır. Projelerin hem hedef kitleyi doğrudan etkileyen, hem de hedef kitleyi ilgilendiren yasa ve yönetmeliklerin düzenlenmesini amaçlayan çalışmalar yapmasına önem verilmektedir.

Hedefler

TGHP’nin amacı, kadınların, gençlerin ve engellilerin eşit fırsatlardan yararlanmalarını ve topluma aktif katılımlarını sağlayan girişimleri desteklemektir. Bu amaç kapsamında, gerek yerel, gerekse ulusal düzeyde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının projelerine hibe verilmektedir. Hibe Programları ile kurumlara verilen destek, projelerin finansmanıyla sınırlı değildir; planlamadan takibe, sonuçlarının değerlendirilmesinden iletişime kadar birçok konuyu da kapsamaktadır. Böylelikle, bir yandan kadın, genç ve engellilerin toplumsal ve ekonomik hayata katılımı desteklenmekte, diğer yandan Türkiye’deki sivil toplum sektörünün gelişmesi sağlanmaktadır.

Hibe Döngüsü

Sabancı Vakfı TGHP’ye yılda yaklaşık 200 başvuru yapılıyor ve hibe seçim süreci yaklaşık 6 ay sürüyor. Başvuruların değerlendirilmesi için şöyle bir süreç takip ediliyor:

Programa katılmak isteyen kuruluşlar, “Hibe Programı Başvuru Rehberi”nde belirtilen şekilde internet üzerinden “Proje Başvuru Formu”nu dolduruyor ve bu forma kurumsal bilgilerinin yanı sıra, amaç, hedef, faaliyet planı, yöntem ve bütçe gibi proje bilgilerini yazıyorlar.

Başvurular öncelikle Sabancı Vakfı tarafından, bilgi ve belgelerin uygunluğu, eksiksiz olması gibi konular dikkate alınarak kontrol ediliyor. Bu kontrol sonucunda uygun bulunan projeler ön değerlendirmeye alınıyor.

Ön değerlendirme sürecinde kadın, genç ve engelli alanında uzman danışmanlarla çalışılarak, projelerin hedef kitle, konu, Sabancı Vakfı önceliklerine uygunluk, uygulama yöntemi, etki, sürdürülebilirlik ve kurum tecrübesi kapsamında uygunluğuna bakılıyor.

Bu süreç sonunda başvuran kurumlara ön değerlendirmenin sonuçları bildiriliyor. Ön değerlendirmeyi geçen başvuruların sahiplerinden, gerekli kurumsal ek belgeleri Sabancı Vakfı’na göndermeleri talep ediliyor.

Ön değerlendirmeyi geçen projeler, akademi, sivil toplum ve medya sektöründen temsilcilerin yer aldığı ve kadın, genç ve engelli alanında uzmanlığa sahip Değerlendirme Kurulu tarafından inceleniyor. Bu inceleme sonucunda, mülakat yapılacak projeler belirleniyor ve nihayet proje sahipleriyle kurumlarının bulundukları yerlerde görüşmeler gerçekleştiriliyor. Mülakat sonuçları, Değerlendirme Kurulu tarafından değerlendiriliyor ve Mütevelli Heyeti’ne sunulacak projeler belirleniyor.

Finalist projeler Sabancı Vakfı Mütevelli Heyeti onayına sunuluyor. Onayın ardından sonuçlar kamuya duyuruluyor ve hibe almaya hak kazanan proje sahipleriyle protokoller imzalanıyor. Hibe ödemelerinin yapılması ile TGHP projelerinin uygulama süreci başlıyor.

Seçim Kriterleri

Sabancı Vakfı, TGHP proje değerlendirme kriterleri aşağıdaki başlıkları içermektedir:

  • Kurumun tecrübesi, kapasitesi ve finansal istikrara sahip olması
  • Projenin içerik olarak;
    • genel amaçlarının, Sabancı Vakfı hibe programı kapsamında belirlenen hedef kitle, sorun alanları ve çözüm yaklaşımıyla örtüşmesi
    • Çifte dezavantajlı hedef kitlelere odaklanarak iş birliklerini içermesi
    • Fırsat eşitliği ve katılımı ele alması
    • Bütüncül ve hak temelli çözüm yaklaşımlarını benimsemesi
  • Projenin teknik olarak;
    • gerekçe, hedef ve çıktılarının birbirleriyle tutarlı olması
    • Sonuçlarının amaçla ilişkilendirilmesi
    • Uzun vadede etki yaratma potansiyeline sahip olması
    • Risklerin yönetimi için uygun bir plan geliştirmesi
    • Etkin bir iletişim planının olması
    • Etkin bir izleme ve değerlendirme planının olması
    • Sürdürülebilir ve yaygınlaştırılabilir olması

Vakıf, ayrıca herhangi bir yılda desteklenecek projelerin arasında alan, konu başlığı, faaliyet yeri (İl/İlçe) ve yöntem (araştırma, etkinlik, eğitim, vb.) ve kurum türü (vakıf, dernek, vb.) açısından çeşitlilik olmasını gözetiyor.

Amaç

TGHP’nin amacı, kadınların, gençlerin ve engellilerin eşit fırsatlardan yararlanmalarını ve topluma aktif katılımlarını sağlayan girişimleri desteklemek. Bu amaç kapsamında, gerek yerel, gerekse ulusal düzeyde faaliyet gösteren STK’ların projelerine hibe veriliyor. Hibe Programları ile kurumlara verilen destek, projelerin finansmanıyla sınırlı değil; planlamadan takibe, sonuçlarının değerlendirilmesinden iletişime kadar birçok konuyu da kapsıyor. Böylelikle, bir yandan kadın, genç ve engellilerin toplumsal ve ekonomik hayata katılımı destekleniyor, diğer yandan Türkiye’deki sivil toplum sektörünün gelişmesine katkı sağlanıyor.

Hedefler ve Vakfın Vizyon ve Misyonu ile İlişkilendirme

Sabancı Ailesi “Bu topraklardan kazandıklarımızı bu toprakların insanları ile paylaşmak…” ilkesini benimsemiş, Sabancı Vakfı kurulurken de, bu ülkenin insanlarının hayatında fark yaratarak, toplumsal gelişmeye katkı sağlamak amacıyla yola çıktı.

Toplumsal kalkınmaya önem veren ve çalışmalarıyla bunu desteklemeye çalışan Sabancı Vakfı, Hibe Programları ile toplumun en dezavantajlı kesimi olan kadın, genç ve engellilere yönelik projeler yürüten sivil toplum kuruluşlarını destekliyor çünkü toplumsal kalkınma için itici güçler kalkınırsa ülkenin de kalkınacağına inanıyor.

Dünyadaki vakıfçılık ve filantropi sektörünü yakından takip eden ve toplumsal gelişmede en etkili yöntemleri değerlendirerek bu birikimleri Türkiye’ye taşımak isteyen Sabancı Ailesi, dünyadaki eğilimlere paralel ve Türkiye’deki ihtiyaçlara uygun şekilde bir hibe programı oluşturarak ve dezavantajlı gruplara odaklanarak misyonlarına çok daha yaklaştığını düşünüyor.

Program Yönetimi

Sabancı Vakfı Toplumsal Gelişim Hibe Programı’nı yürüten ekip aynı zamanda Programlar Birimi altındaki Fark Yaratanlar Programı, Birleşmiş Milletler “Kadınların Ve Kız Çocuklarının İnsan Haklarının Korunması ve Geliştirilmesi” Ortak Programı, seminerler ve uluslararası ilişkiler gibi çalışmalardan da sorumlu. Bu ekipte bir yönetici ve dört sorumlu görev alıyor.

Genel Müdürlüğe bağlı olan Programlar Birimi hibe programını tanıtıyor, kurumlara başvuru sürecinde destek oluyor, projelerin seçim sürecinde aktif rol alıyor, hibe alan kurumlara proje yönetimiyle ilgili eğitimlerin verilmesini sağlıyor, proje uygulama sürecinde teknik destek sağlıyor, raporlama-izleme-değerlendirme süreçlerini takip ediyor, proje uygulamaları sonundaki deneyim paylaşım toplantılarını ve projelerin hikâyelerinin yer aldığı Ekim Zamanı kitabını hazırlıyor.

Programlar Birimi ayrıca, Vakfın İletişim Birimi ile yakın çalışarak, iletişim fırsatlarını kolluyor, projeler sayesinde toplumsal sorunların ve bu sorunlara yönelik geliştirilen çözümlerin görünürlüğüne katkıda bulunuyor.

Mali Konular

Uygun görülen projelerin tümüne verilecek hibenin toplam tutarı en fazla 1,2 milyon TL. Program kapsamında proje başına verilecek hibeler en az 40,000 TL ve en fazla 250,000 TL tutarında olabilir. Sabancı Vakfı’ndan talep edilen hibe tutarı projenin toplam bütçe tutarının %80’inden az olamaz. Proje kapsamında kullanılacak genel giderler, proje bütçesinin %10’unu geçemez.

Hibe Yararlanıcıları ile İlişkiler ve Kapasite Geliştirme

Hibe Programı başlatma fikri ortaya çıktığında, Vakıf Türkiye’de sivil toplum kuruluşlarına fon sağlayan yerli kuruluşların/vakıfların olmamasını büyük bir eksiklik olarak gördü. Toplumun ihtiyaçlarını takip eden, durum analizi yapabilen, başvuran kuruluşlarla aynı dilde konuşan bir kuruluş fon sağladığında, sivil toplum kuruluşlarının kapasite gelişimine ve ele alınan konularda etki yaratılabilmesine daha fazla katkı sağlayabileceği sonucuna vardı.

Hibe Programı yönteminin tercih edilmesinin, ihtiyacın yanı sıra bir sebebi daha vardı: Hibe Programının kendisinin bir öğrenme süreci olması. Türkiye’de STK’lara yönelik kapasite geliştirme destekleri genellikle eğitim şeklinde verilirken, Vakıf en iyi öğrenmenin uygulama olduğuna inanıyor. Programlar Biriminin sağladığı teknik destek ile birlikte bazı çalışmalar daha etkili hale getirilebiliyor, bazı sorunlara daha kolay çözümler bulunabiliyor ve bu deneyimi hibe alıcısı kuruluşlar kurumsal yapısına entegre edebiliyorlar.

Hibe Programı hibe yararlanıcısı kurumlara yeni bağlantılar kurma, diğer kurumların deneyimlerden faydalanma imkânları da tanıyor. Hibe Programları kapsamında desteklenen kuruluşlar, her sene yeni başlayan projelerle bir araya geliyor. Projelerin saha tecrübelerini aktardığı bu toplantılarda, iletişim ve etki değerlendirme gibi konularda da atölye çalışmaları düzenleniyor. Bu da kuruluşların proje uygulama kapasitelerini geliştiriyor.

Diğer Kuruluşlarla İşbirliği

Sabancı Vakfı, farklı alanlarda çalışan STK’ların birbirileriyle, uluslararası kuruluşlarla, kamu ve özel sektörle ortaklıklarını kolaylaştırmaya çalışıyor.

Ortakların sadece uygulama sürecinde değil, proje planlama, izleme ve değerlendirme sürecinde de birlikte çalışmalarının projenin etkisini arttırdığına inanılıyor. Bu sebeple, Hibe Programı değerlendirme süreçlerinde, mülakat ve görüşmelerde proje ortaklarının sürece aktif olarak katılımına önem veriliyor.

Desteklenen projelerin uygulama bölgelerindeki yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşları ile proje başlangıcında iletişime geçmeleri ve proje uygulama ve sonuçlandırma süreçlerinde de bu ilişkiyi devam ettirmeleri teşvik ediliyor.

Karşılaşılan Zorluklar

Hibe başvurusunun nasıl yapılacağı ile ilgili detaylı açıklamalar “Hibe Programı Başvuru Rehberi”nde yer almasına rağmen çoğunlukla rehberde belirtilen koşullara uygun olmayan başvurular alınıyor. Programlar Birimi, başvuru sahiplerinin proje rehberini iyi incelemediklerini düşünüyor.

Türkiye genelinde, hibe çağrıları kısıtlı olduğu için fikre göre fon bulma değil fona göre proje fikri geliştirme eğilimi görülüyor. Kimi zaman Hibe Programının öncelikli destek alanları başvuru sahiplerinin asıl faaliyet alanlarıyla örtüşmediği halde, yapay bir bağ kurularak başvurular sunulabiliyor.

Başvuru sahipleri müdahale gerektiren sorunu tanımlamada zorlanıyor, sorunun boyutlarını ve önemini ortaya koymak için ulusal ve uluslararası araştırma sonuçları ve istatistikleri kullanmıyorlar. Bunun yanı sıra, hedef kitleyi tanımlamada eksiklikler yaşanıyor. Bazı kurumların hiç bağlantıda olmadıkları bir hedef kitle ile ihtiyaç analizi yapmadan çalışmak üzere projeler geliştirdikleri gözlemleniyor.

Başvurunun yanı sıra, desteklenen projelerin takip sürecinde de zorluklar yaşanabiliyor. Faaliyetleri iyi takip etmek, yapılan çalışmaları başarılı ve başarısız yanları ile değerlendirmek, başarısız olunduğunda nedenini tespit etmek ve başarısızlıktan öğrenmek gibi konularda hibe yararlanıcıları ile ek çalışmalar gerekiyor.

Ayrıca yararlanıcı kurumlar bazen süreç içinde amaçlarını geri plana atıp, yeni faaliyet geliştirme fikrine odaklanabiliyor. Bu durum, proje uygulama sürecinde sık sık neyin neden yapıldığını hatırlamayı ve hatırlatmayı gerektirebiliyor. Yararlanıcı kurumların, sonuç ve etkiden çok, gerçekleştirdikleri faaliyetleri anlatma eğilimi de hibe takip sürecinde yaşanan zorluklar arasında yer alıyor.

İzleme-Değerlendirme

Sabancı Vakfı Hibe Programlarından hibe almaya hak kazanan kuruluşlar, projenin uygulaması sırasında ve proje tamamlandıktan sonra Sabancı Vakfı’na kapsamlı ara ve son raporlar sunuyor. Vakıf ayrıca belli aralıklarla kurumlara alan ziyaretleri gerçekleştiriyor, hibe yararlanıcısı kuruluşların deneyim paylaşımı için toplantılar düzenliyor.

Sabancı Vakfı her yıl, hibe döngüsü tamamlandığında, hibe yönetim sürecini baştan sona gözden geçirdiği, döngü içinde desteklenen projelerin sonuçları ve kazanımlarını değerlendirdiği ve gelişmeye açık yanları belirlediği bir rapor hazırlıyor.

Desteklenen Projelere Örnekler ve Yaratılan Etki

Sabancı Vakfı Hibe Programlarıyla kadın, genç ve engellilerin toplumda eşit fırsatlara erişmeleri ve topluma daha aktif katılımları için sivil toplum kuruluşları tarafından gerçekleştirilen projelere destek oluyor, toplumsal duyarlılığın artmasını sağlayacak kanallar açıyor.

Bugüne kadar TGHP kapsamında 28 proje 5,6 milyon TL hibe ile desteklendi. BMOP kapsamında yürütülen Hibe Programları ile toplam proje sayısı 62 olurken, toplam hibe desteği 6 milyon TL’yi aştı. TGHP kapsamında desteklenen kurumlar 72 ilde çalışmalar yaparak 60.000’den fazla kadın, genç ve engelliye ulaştılar.  Bu sayı, BMOP hibeleri de katıldığında, 360.000’e ulaşıyor.

Projelerin bazıları “kız çocukları gelin olmasın” diye, bazıları “engelliler eğitim haklarına akranlarıyla aynı koşullarda erişsin” diye, bazıları “gençler toplumsal hayata daha çok katılabilsin” diye uygulandı. Ancak hepsinin ortak hedefi toplumsal gelişme, ortak noktası ise bu toprakların insanlarının daha iyi yarınlara erişmesiydi.

Sabancı Vakfı, yarınları değiştirme gücüne sahip olanları cesaretlendirip, teşvik ediyor, daha fazla insanın hayatı değişsin diye destek sağlıyor.

Program Tasarımı ve İhtiyaç Analizi

GençBank, gençlerin toplumsal hayata aktif katılımını artırarak kendi yerellerindeki yaşam kalitesini yükseltmelerine destek olmak amacı ile ilk defa 1999 yılında Kuzey İrlanda’da uygulanmaya başlayan modelin adıdır. Türkiye’de ise, 2011 yılında Toplum Gönüllüleri Vakfı (TOG) yürütücülüğünde Eurasia Partnership Foundation desteğiyle GençBank projesinin pilot dönemi Samsun ve İstanbul’daki iki gençlik merkezinde başlamıştır. Bugün, TOG, C.S. Mott Vakfı ve Sabancı Vakfı’ndan almış olduğu hibelerin gençlik girişimlerini desteklemek üzere yeniden fon tahsisinde kullanıldığı GençBank projesini yerel ortaklarla işbirliği ile Artvin, İstanbul, Batman, Samsun ve İzmir’de uygulamaktadır.

Desteklenen Konular, Gruplar, Bölgeler

GençBank İstanbul’da Eyüp ve Kavacık’ta, Samsun, Atakum’da, İzmir, Selçuk’ta, Artvin, Arhavi’de ve Batman’da uygulanıyor. GençBank genel olarak gençlerin, özelde ise gençlik çalışmalarının ulaşmadığı yerlerde gençlerin katılımını sağlayabilmeyi hedefliyor. Türkiye’de gençlerin büyük bir oranı (erkeklerde %20, kadınlarda %40 oranla) hem herhangi bir eğitim kurumunda bulunamıyorlar, hem de çalışmıyorlar. Üniversite öğrenimi dışında kalan gençlerin toplumsal katılımları önündeki birçok engeli gören GençBank, bu gençlere yaşadıkları yerlerde ulaşmaya ve mahalle bazında veya küçük illerde çalışma yürütmelerine yardımcı olmayı amaçlıyor.  Sosyal sorumluluk ve/veya gençlik çalışmasına dair bilgi ve deneyim eksikliğinin olmadığı ancak ihtiyacın en fazla olduğu yerlere odaklanılıyor.

Hibe programının öncelikli alanlarını belirlemek yerine gençlerin kendi bölgelerinde saptadığı yerel ihtiyaçlara odaklanılıyor. “Yerel ihtiyaçlar ve öncelikler araştırması” sonucunda belirlenen alanlardaki faaliyetleri destekliyorlar. İhtiyacın olduğu her türlü konuda proje başvurusu sunmak mümkün ancak konu ne olursa olsun proje fikrini geliştiren ve uygulayanların 15-24 yaş arası gençlerin olması şartı aranıyor.

Kuruluşlar, hibelerden yararlanmak üzere başvuru yapamıyorlar. Kuruluşlar (yerel STK’lar, gençlik merkezleri, Valilik, Kaymakamlık  ya da belediyeler) GençBank ekiplerine ev sahipliği yapmak üzere başvurabiliyorlar. Bu durumda da bir sonraki dönem GençBank yerellerinden biri olabilmeleri için görüşmeler başlamış oluyor.

Hibe Döngüsü

GençBank’ta bir yıl içerisinde iki hibe döngüsü yürütülüyor. Mart – Temmuz aylarında birinci ve Eylül – Kasım arası ikinci uygulama yapılırken Nisan ve Eylül aylarında ise duyuru ve bilgilendirme çalışmaları gerçekleştiriliyor. Ancak GençBankların bulunduğu bölgenin şartlarına göre bu takvimde değişiklik yapılabiliyor. GençBank’ın hibe yönetim döngüsünde şu aşamalar yer alıyor.

  • Duyuru
  • İnceleme
  • Ön eleme
  • Saha ziyareti
  • Belgelerin incelenmesi
  • Koordinasyon ekibine sunma
  • Protokol imzalama

Ayrıntılı şekilde GençBank’ın hibe yönetim döngüsü ise şu şekilde açıklanabilir:

GençBank’ın oluşturulması:

Projenin uygulanacağı noktalarda GençBank’ı oluşturacak 15-25 yaş arası gençler başvuru formu ve mülakatlarla belirlenir.

GençBank projesi ve başvuru sürecinin geniş bir kitleye duyurulması için ilgili ilde gençlerin uğrak mekânlarına (okul, üniversite, gençlik merkezi, kıraathane, yurt, internet cafe, spor sahaları, sinemalar, alışveriş merkezi vb.) afişler yerleştirilir; yerel medya kuruluşlarının desteği alınır. Benzer şekilde, sanal ortamda da çeşitli sosyal ağlar (Facebook, Twitter ) ve yerel ve ulusal haberleşme grupları aracılığıyla duyurular yaygınlaştırılır.

Ayrıca, tüm proje illerinde, gençlerin katılımı ile bir arama toplantısı gerçekleştirilir; burada da proje hakkında bilgi verilerek ilgi duyan gençler GençBank üyesi olmak üzere başvuru yapmaya davet edilir. Bu süreçte, proje ile ilgili ayrıntılı bilgi edinmek isteyenlerin başvurabileceği bir internet sitesi oluşturulur; tüm duyuru çalışmalarında gençler bu siteye yönlendirilir.

Başvurular, basit bir başvuru formu ile il merkezinde belirlenebilecek bir mekâna elden veya posta ile iletilebileceği gibi, proje koordinatörüne e-posta ile de iletilebilir. Başvuru formunu eksiksiz doldurmuş ve başvuru kriterlerini sağlayan gençler, mülakata davet edilir. Mülakata katılan gençler gönüllü çalışmalarda deneyim, yerel gençlik ihtiyaçlarına dair farkındalık, motivasyon, liderlik özellikleri ve becerileri doğrultusunda değerlendirilerek, her ilde 5-7 arası genç kendi yerelinde GençBank üyesi olmak üzere belirlenir.

GençBank Eğitimleri:

GençBank üyesi gençler, kendi yerellerinde GençBank Hibe Programı’nı etkili bir şekilde yürütebilmek için gerekli bilgi ve becerileri edinmek üzere bir eğitim programına katılırlar.

Eğitim programı, 5 gün süren Temel Eğitim ile başlar. Eğitimde, gençlerin ihtiyaçları, Türkiye’de gençlik alanında yapılan çalışmalar ve proje ortakları hakkında GençBank üyelerine bilgi verilir. Gönüllülük, sivil toplum, proje yönetimi, kaynak geliştirme, ekip oluşturma, karar alma, hibe kriterlerinin oluşturulması, mülakat teknikleri gibi konularda becerilerinin geliştirilmesine çalışılır. GençBank üyelerinin, yerelde destekleyecekleri projeleri belirlerken toplumsal cinsiyet eşitliği ve fırsat eşitliği gibi temel ilkeleri gözetmelerine yönelik uygulamalar yapılır. Eğitimin sonunda, her yerel GençBank ekibi, kendi eylem planını oluşturarak çalışma takvimini belirler; proje koordinatörü ile iletişimi sürdürecek yerel koordinatörünü seçer ve GençBank ofisi olarak kullanılacak mekânı kararlaştırır.

Gençlerin İhtiyaçları Anketi:

Her yerel GençBank, kendi hibe programının önceliklerini belirlemek için kendi bölgesinde gençlerle basit bir anket çalışması uygular. Anket çalışması, GençBank üyelerinin doğrudan veya dolaylı olarak ulaşabildiği kurum, mahalle vb. ortamlarda yüz yüze uygulanır. Ankette, gençlere en önemli iki sorunlarının ne olduğu sorulur. Her ilde en az 150 gence uygulanacak anketlerin sonuçları GençBank tarafından bir araya getirilir ve bu sonuçlar il bazında gençlerin en önemli sorunlarının tespitinde kullanılır.

Hibe Programı Önceliklerinin Belirlenmesi:

Anket sonuçlarına göre, her GençBank, kendi ilinde yürüteceği hibe programının önceliklerini ve/veya temasını belirler. Anket sonuçlarının hibe programının kapsamını aşan sorunlara (istihdam vb.) işaret etmesi durumunda, gençlerin sorunları sıralamasında bunları takip eden konular hibe programı önceliği olarak belirlenebilir.

Hibe Programı Duyuruları:

Her GençBank, yerel hibe programının açıldığını ve belirlenen öncelikleri yerelinde gençlere yaygın olarak duyurur. Hibe programının duyurusunu yine yerellerdeki GençBank ekipleri kendi metotları ile gerçekleştirirler. Duyurularda, GençBank’ın oluşturulması aşamasında olduğu gibi, hem gerçek mekânların hem de sanal ortamın etkin kullanılabilmesi teşvik edilir; yerel medyanın desteğinden faydalanılır. Duyuru çalışmalarını yürütmek GençBank üyelerinin sorumluluğundadır; ancak süreç içinde proje koordinatörü tarafından desteklenirler.

Yerel Kaynak Geliştirme:

Hibe programı kapsamında gençlerin projelerine sağlanacak desteğin artırılabilmesi ve daha fazla gencin projesine destek olabilmesi için her GençBank kendi ilinde yerel kaynağı harekete geçirmek için çalışmalar yapar. Bu çalışmaların hedefi, toplam hibe tutarını artırmak olduğu kadar, projenin yereldeki bilinirliğini geliştirmek ve yerel halkta ve kurumlarda toplumsal duyarlılığa dair farkındalık yaratmaktır.

Başvuruların Kabulü:

15-25 yaş arası gençler, kendi toplumsal duyarlılık projelerini gerçekleştirmek için hibe programından faydalanmak üzere başvurularını yerel GençBank’a iletirler. Sunulan projelerde, en az 3 gencin bulunduğu bir ekip tarafından geliştirilmiş ve ilgili GençBank’ın kapsadığı bölgede uygulanacak olması, son başvuru tarihinden önce iletilmesi ve partizan özellikler taşımaması esasları aranır. Başvurular elden, posta veya e-posta ile yerel GençBank’a iletilebilir. Başvuru formlarının, gençlerin kolayca doldurabileceği, kısa ve anlaşılır bir formatta olması esastır. Formlarda, projenin amacı, faaliyetleri ve proje ekibine dair sorular bulunur.

Ön Eleme:

Her GençBank, kendisine ulaşan başvuru formlarını ön elemeye tabii tutarak mülakata çağrılacak başvuru sahiplerini belirler. Ön elemeler, projelerin başvuru kriterlerine uygunluğuna göre yapılır. Koşulları sağlamayan veya istenen bilgileri sunmamış olan başvurular bu aşamada elenir. Elenen başvuru sahiplerine, eleme sebeplerine dair genel bir bilgilendirme içeren bir e-posta ile bilgilendirme yapılır. Ön elemeyi geçemeyen her bir projenin neden geçemediği bilgisi, elektronik ortamda saklı tutulur. Ön elemeyi geçen projeler ise, GençBank internet sitesinde, GençBank’ın yereldeki merkezinde ve gerekli görülecek diğer mekânlarda görünür olacak şekilde ilan edilir.

Yüz yüze görüşmeler:

Ön elemeyi geçen başvuru sahipleri ile proje fikirlerini daha detaylı olarak öğrenmek ve motivasyonlarını tespit edebilmek için yüz yüze görüşmeler yapılır. Her GençBank, ön elemeyi geçen başvuru sahiplerine özel bir e-posta ile ulaşarak mülakat için yer ve zaman bilgilerini iletir ve sürecin devamı ile ilgili bilgi verir. Her mülakatta en az 3 GençBank üyesi hazır bulunur. Yüz yüze görüşmelerde sunulan proje fikrinin yaratıcılığı, gençler tarafından geliştirilmiş ve uygulanacak oluşu, kaynakların etkin kullanımına gösterdiği özen ve yaratacağı etki hakkında daha fazla bilgi edinmek hedeflenir.

Yüz yüze görüşme raporları:

Yüz yüze görüşmeleri gerçekleştiren her GençBank üyesi, katıldığı mülakatlar hakkında kısa bir rapor yazar. Yüz yüze görüşme raporları, projenin, değerlendirme kriterlerini ne kadar sağladığına dair GençBank üyesinin görüşlerini ve diğer gözlemlerini içerir. Raporların yazılması, karar aşaması için sağlayacağı verinin dışında, GençBank üyelerinin de sorumluluklarını ciddiyetle ve tarafsız olarak yerine getirmelerini teşvik etmek için önemli bir aşamadır.

Karar:

Yüz yüze görüşme raporları doğrultusunda, mümkünse o yereldeki tüm GençBank üyelerinin katılımı ile yapılacak bir toplantıda, hibe almaya hak kazanan projeler belirlenir. Her halükarda, bir projeye, en fazla 1200 TL hibe verilebilir. Bu tutar, yerel kaynak geliştirilerek artırılabilir. Ellerindeki hibe fonunu, projelerin niteliği ve önceliklere uyumuna göre gelen başvurulara paylaştırmak GençBank’ın takdirindedir. Kararların alınmasında, mümkün olduğunca oybirliği aranır; bunun mümkün olmadığı durumda ise, oyçokluğu ile karar verilebilir.

Sonuçların Açıklanması:

Her GençBank, değerlendirme sonuçlarını başvuru sahiplerine e-posta ile bildirir. Hibe programından faydalanamayan proje sahiplerine projelerinin kabul edilmediği bilgisi e-posta ile iletilir. Programdan faydalanmak üzere seçilen projeler, ön eleme sonrasında olduğu gibi, GençBank internet sitesinde ve yereldeki merkezi mekânlarda ilan edilir. Ayrıca, proje sahiplerine e-posta ile hibe sözleşmelerini imzalamak üzere randevu bilgisi iletilir.

Sözleşmeler:

Hibe programından faydalanmaya hak kazanan proje sahipleri ile GençBank arasında, hibenin kullanım koşullarını sabitleyen bir sözleşme yapılır. Sözleşmeler, basit bir dille, kısa ve öz olarak hazırlanır. Projelerin detaylandırılmış faaliyet planları sözleşmelere ek olarak eklenir. Hibenin tek seferde değil, sözleşme ekinde belirtilen faaliyet planının gerektirdiği harcamalara göre proje sahibine aktarılması esastır. Sözleşmeler ile temel olarak, hukuki bir yaptırımdan ziyade, hem proje sahiplerinin hem de GençBank üyelerinin projelerin uygulanması sürecini ve bu süreçte kendilerine düşen sorumlulukları benimsemelerini hedefler. Dileyen GençBank, sözleşmelerin imzasını bir kutlama etkinliği ile birleştirebilir.

Projelerin Uygulanması – İzleme & Değerlendirme:

Hibe programından faydalanan projelerin uygulanması süreci GençBank üyeleri tarafından izlenir ve değerlendirilir. Fondan faydalanan projelerin uygulanma aşamasında GençBank üyeleri proje sahipleri ile iletişimi sürdürür ve uygulama sürecini izler. İmkânlar dâhilinde proje faaliyetlerini yerinde ziyaret eder; yaşanan sorunların aşılması için proje sahiplerine destek olur. Projelerin izlenmesi; hem uygulama sırasında karşılaşılan engelleri tespit etmek ve bunların aşılmasını kolaylaştırmak için gereklidir, hem de GençBank üyelerinin kendi yürüttükleri sürecin sonuçlarına dair geri bildirim almaları ve böylelikle kendi öğrenme süreçlerini tamamlamaları açısından önemlidir. Her GençBank, uygulama sürecinin sonunda, fondan faydalanan projelerin gerçeklemesine ve hedeflerine ne kadar ulaşmış olduğuna dair kısa ve öz bir değerlendirme raporu yazar.

Kapanış Buluşması:

Projelerin uygulama döneminin sonunda, tüm GençBank üyelerinin katılımı ile bir kapanış toplantısı yapılarak tüm süreç değerlendirilir. Üç gün sürecek toplantıda, tüm süreçte karşılaşılan zorluklar ve elde edilen başarılar tüm GençBank ekiplerinin katılımıyla değerlendirilir. İzleme-değerlendirme raporları ele alınır; başarılı proje örnekleri buluşmaya davet edilerek çalışmalarını sunmaları sağlanır. Bir sonraki sene uygulamada neyin geliştirilebileceği tespit edilir; bu tespitler yazılı hale getirilerek gelecek yılların GençBank üyeleriyle paylaşılmak üzere hazırlanır.

Bağış Stratejisi

GençBank’ın bağış stratejisi gençlerin fikir ve proje üretmelerini destekler halde oluşturulmuş. Bir genç yaşadığı yerde aktif bir GençBank ekibi var ise o ekibe proje fikri ile başvuru yapıyor; eğer GençBank ekibi bu fikri desteklemeye karar verirse hayata geçiriyor. Buradaki hibe programının en önemli ayırıcı özelliklerinden biri hibe aktarımının gençlerden gençlere yapılması, yani hangi fikrin proje olacağına, ne kadar bütçeye ihtiyacı olacağına karar verenlerin başından sonuna kadar gençler olması.

Bağış stratejisinde yerel farklılıklar göze çarpabiliyor; her GençBank ekibi kendi yerelinde hibe önceliklerini gençlere yönelik “yerel ihtiyaçlar araştırması”nın sonuçları doğrultusunda belirleyebiliyor. Örneğin gençler, sanatsal faaliyetlerin “azlığını” sorun veya ihtiyaç olarak belirtmişse, hibe duyuruları “gençlerin sanatsal fikir ve projelerini destekliyoruz” şeklinde oluyor. İhtiyacın olduğu her türlü konuda proje başvurusu sunmak mümkün ancak konu ne olursa olsun proje fikrini geliştiren ve uygulayanların 15-24 yaş arası gençlerin olması şartı aranıyor.

Program uygulamasının ilerleyen aşamalarında, GençBank ekiplerinin yerellerinde tanınırlığı ile birlikte, yerel hibe fonlarının yerel kaynaklar ile beslenmesine çalışılacak. Bir kaynak havuzunun oluşturulması ile yereldeki gençlik projelerinin yine o yerelin biriktirdiği kaynaklarla desteklenmesini sağlayacak. Nihai olarak TOG’un projeler için hibe desteği son bulduğunda, her yerelin kendi hibe programı sürecini yönetebilme kapasitesi arttırılmış olacak.

Hedefler ve Vakfın Vizyon ve Misyonu ile İlişkilendirme

GençBank’ın hibe stratejisi gençlerin fikir ve proje üretmeleri üzerine kurulu. Gençler, yaşadıkları yerde aktif bir GençBank ekibi varsa o ekibe proje fikri ile başvuru yapıyor; eğer GençBank ekibi bu fikri desteklemeye karar verirse proje hayata geçiriliyor. Burada hibe programının en önemli ve ayırıcı özelliği ortaya çıkıyor: hibe aktarımının gençlerden gençlere yapılması. Başka bir deyişle hangi sorunun ele alınacağına, hangi projenin destekleneceğine, ne kadar fon kullanılacağına karar verenler, başından sonuna kadar tüm süreçleri tasarlayan ve yönetenler gençler.

Hibe stratejisinde yerel farklılıklar göze çarpabiliyor. Her GençBank ekibi kendi yerelinde gençlere yönelik uyguladığı “yerel ihtiyaçlar araştırması”nın sonuçları doğrultusunda öncelikleri belirleyebiliyor. Örneğin gençler, sanatsal faaliyetlerin azlığını sorun olarak belirtmişlerse, “gençlerin sanatsal fikir ve projelerini desteklenmesi” bağlığı ile hibe çağrısı açılabiliyor. İhtiyacın olduğu her türlü konuda proje başvurusu sunmak mümkün; ancak konu ne olursa olsun proje fikrini geliştiren ve uygulayanların 15-24 yaş arası gençlerin olması şartı aranıyor.

Yerel katılımda gençlerin rolünü pekiştirmek Toplum Gönüllüleri Vakfı’nın gençlerle ilgili misyonlarından. Proje yürütücüsünün tamamen gençler olduğu Gençbank, vakfın misyonunu gerçekleştirmesine en büyük katkıyı, gençlere öncülük rolü oynayabilecekleri bir alan tanıyarak yapıyor. Sosyal sorumluluk ve katılım projeleri ile gençleri aktif bireyler olarak toplumsal dönüşümde rol almaya teşvik ediyor.

Program uygulamasının ilerleyen aşamalarında, GençBank ekiplerinin bölgelerinde tanınırlığının artması ile birlikte, hibe fonlarının yerel kaynaklar ile beslenmesine çalışılacak. Bir kaynak havuzunun oluşturulması ile yereldeki gençlik projelerinin yine o bölgenin biriktirdiği kaynaklarla desteklenmesi sağlanacak. Nihai olarak TOG’un projeler için hibe desteği son bulduğunda, her bölgenin kendi hibe programı sürecini yönetebilme kapasitesi arttırılmış olacak.

Seçim Kriterleri

Projelerin seçiminde öncelikli olarak gençlerin rolünün nasıl tanımlandığına bakılıyor. Teklifler değerlendirilirken proje gençler tarafından mı yazılmış, faaliyetler gençlere yönelik mi, hangi toplumsal soruna çözüm arıyor gibi soruların yanıtları aranıyor.

Eğer hibe duyurusunda, yerel önceliklerden bahsedilmişse, başvuruların değerlendirilmesinde bu önceliklere uygunluk gözetiliyor. Sağlanan kaynağın nasıl kullanılacağı ve proje ihtiyaçlarının nereden giderileceğinin açıklanması, mali desteğin neden gerekli olduğunun gerekçelendirilmesi bekleniyor.

Program Yönetimi

GençBank projesi TOG’da Projeler Departmanı altında sürdürülüyor. Program ekibinde bir Proje Koordinatörü ile bir de Proje Asistanı yer alıyor. Bu kişiler kurumsal ilişkileri ve finansal süreci yönetmek, yereldeki GençBank faaliyetlerini takip etmek ve desteklemekten sorumlular.

GençBank’ta Hibe Tahsis Kurulu, GençBank Ekipleri’nden oluşuyor. Tüm yerel hibe süreci gençler tarafından yürütülüyor. GençBank Ekibi başvuruları değerlendiriliyor, proje sahipleri ile yüz yüze görüşmeler gerçekleştiriliyor, ardından da belirli bir sistem içerisinde başvurularına puan veriyor, puanlama süreci sonrasında, toplam hibe miktarını projeler arasında bölüştürüyor.

Mali Konular

GençBank’ların beş bölgede tahsis edeceği toplam hibe miktarı, 2012 yılı için 60.000 TL olarak belirlendi. Bütçe, projelerin ihtiyaçlarına göre değişiklik gösterebiliyor, herhangi bir alt limit yok ama üst limit 1.200 TL. Ekipler küçük fonlarla gençlerin “iyi” şeyler yapabileceğini göstermeye çalışıyorlar. Fon miktarları üst limitin üzerinde olan projeler de destekleniyor. Bu tür durumlarda Belediye veya diğer yerel kaynaklardan fon geliştirilmesi gerekiyor. GençBank Ekipleri, proje sahiplerine yerel kaynak geliştirme çalışmalarında destek veriyor.

Proje için tahsis edilen fonlar, vakfın öz kaynaklarından, halktan ve uluslararası fonlardan elde ediliyor. 2012 ve 2013 yılının proje fon kaynağı C.S. Mott Vakfı ve Sabancı Vakfı Hibe Programları’ndan alınan hibelerle oluşturuldu. GençBank, aynı zamanda Belçika Konsolosluğu ve Eurosia Partnership Vakfı ile uluslararası projeler için işbirliği yapıyor.

Proje sahiplerinin yürüttükleri yerel kaynak geliştirme çalışmalarında ise belediyeler ve yerel halk ayni ve nakdi bağış için hedef alınıyor. Genellikle bu bağışlar ayni destekler şeklinde ortaya çıkıyor. Örneğin GençBank ofisleri olarak kullanılan çalışma mekânı  ve buralarda ihtiyaç duyulan masa, bilgisayar gibi malzeme ve donanımlar ayni bağış olarak GençBank ekiplerinin kullanımına sunuluyor.

Hibe Yararlanıcıları ile İlişkiler ve Kapasite Geliştirme

Kapasite geliştirme için “GençBank Eğitim” süreci önemli bir rol oynuyor. GençBank üyesi gençler projelerini etkili bir şekilde yürütebilmek ve becerilerini geliştirmek için bu eğitim programına katılıyorlar. Eğitim programı 5 gün süren “Temel Eğitim” ile başlıyor ve bu eğitimde, gençlerin ihtiyaçları ve Türkiye’de bu alanda yapılan çalışmalar ile ilgili bilgiler veriliyor; gönüllülük, sivil toplum, proje yönetimi, kaynak geliştirme, ekip oluşturma, karar alma, hibe kriterlerinin oluşturulması, mülakat teknikleri gibi konularda becerilerin geliştirilmesi için çalışılıyor.

Aynı zamanda GençBank üyelerinin yerelde destekleyecekleri projeleri belirlerken toplumsal cinsiyet eşitliği ve genel anlamda fırsat eşitliği gibi temel ilkeleri gözetmelerine yönelik uygulamalar yapılıyor. Eğitim sonunda, her yerel GençBank ekibi, kendi eylem planını oluşturarak çalışma takvimi belirliyor; proje koordinatörü ile iletişimi sürdürecek yerel koordinatörünü seçiyor ve GençBank ofisi olarak kullanılacak mekânı  kararlaştırıyor.

GençBank Ekipleri, proje sahiplerine yerel kaynak geliştirme çalışmalarında destek veriyor.

Diğer Kuruluşlarla İşbirliği

Proje yürütücüsü Toplum Gönüllüleri Vakfı olan GençBank’ın ulusal ve uluslararası düzeylerde işbirliği yaptığı organizasyonlar bulunuyor.

Samsun’da Gençlik Merkezi ve Belediye ile işbirliği kuruldu. İstanbul’da Bilgi Üniversitesi Gençlik Çalışmaları Birimi, Kısa Dalga Gençlik Merkezi ile Eyüp’teki gençlere ulaşmak hedeflendi. Batman’da Valilik desteği ile Gençlik ve Kültür Evi proje yerel ortağı oldu.  Gençler için ortak bir buluşma alanının olmadığı Selçuk ve Arhavi’de belediyelerle ortaklık kuruldu.

2013 yılında belediye ve yerel STK’lara yönelik bir seminer düzenlenmesi ve projenin farklı kuruluşlara tanıtılması planlanıyor. Böylece projeyi kendi yerellerinde kendi kaynaklarıyla uygulamak isteyenlere yöntem aktarımı yapılacak. TOG tarafından koordine edilen 8 GençBank’ın yanı sıra farklı kurumların kendi ekiplerini kurmaları ve desteklemeleri konusunda da destekler verilecek.

GençBank projesinin uluslararası bir boyutu olduğu için çeşitli ülkelerde farklı yöntemleri kullanan GençBank ekipleri ile ortak çalışmalar yapılıyor. Gençbank, İrlanda ve İngiltere ayağında Changemakers, Community Foundation Network, Community Foundation for Northern Ireland, Irish Youth Foundation, National Youth Agency, The James Irvine Foundation ve YouthBank UK gibi kurumlarla çalışıyor. GençBank’ın ayrıca FERA, the Foundation for Young Australians, Youth in Philanthropy Canada, Eurasia Foundation, European Foundation Centre, Community Foundation of Elbe Euröregion, ve Coalition of Community Foundation for Youth gibi uluslararası kurumlarla bağlantısı bulunuyor. Türkiye’deki uygulamalarının diğer ülkelerle paylaşılmasına ve GençBank ekipleri arasında uluslararası gençlik değişimleri yapılmasına önümüzdeki dönemde de devam edilecek.

İzleme-Değerlendirme

Projenin izleme ve değerlendirilmesi bağımsız bir değerlendirici tarafından gerçekleştiriliyor. Bu kişi 3 grup üzerinden projenin etkisine dair rapor hazırlıyor. Bu gruplardan ilki GençBank ekiplerini oluşturan gençler, diğeri projeleri ile hibelere başvuran ve kabul edilen gençler; sonuncusu ise belediye ve yerel paydaşlar yani gençlik merkezleri ve/veya yerel STK’lardan oluşuyor. Proje öncesi ve sonrasında soru formları ile görüşler toparlanıyor; sonuçlar karşılaştırılarak analiz ediliyor. Katılımlı gözlem izleme-değerlendirme için kullanılan yöntemlerden bir diğeri.

Desteklenen Projelere Örnekler ve Yaratılan Etki

Desteklenen projelerin yarattığı toplu etki ve toplumsal sonuçlarına dair detaylı bir çalışma gerçekleştirilmiyor; hem yerelde hibe yönetimini üstlenen hem de proje fikri ile bu ekiplere başvuru yapan gençlerin üzerindeki olumlu sonuçlara odaklanılıyor.

GençBank projesinin asıl amacı kurumsal yapıları etkileyebilen, sesini duyurabilen gençleri ortaya çıkarmak ve desteklemek olduğu için finansman sağlanan projelerin çıktılarından daha çok gençlerin içine girdiği değişim süreci asıl etki yaratılmak istenen alanı oluşturuyor.

Proje birimi, değerlendirmeler sonucunda desteklenen ekiplerin yaşadıkları yerde bilinen ya da sözleri geçen gençler haline geldikleri yönünde geri bildirimler alıyor; gençlerin herhangi bir taleple yerel yöneticilerin ya da diğer yetişkinlerin kapılarını çaldıklarına, çeşitli taleplerde bulunduklarına şahit oluyor.

GençBank projesi nihai olarak gençlik projelerinin o bölgeyi sahiplenen kişiler, kurumlar ve yönetimler tarafından desteklenmesini sağlamayı hedefliyor. Ekipler, her bölgede gençlik, toplumsal değişim ve sosyal sorumluluk projelerini desteklemek üzere yerel kaynakların toplanacağı bir havuz oluşmasına ve buradan fon tahsisi yapılmasını sağlayacak bir yapı ortaya çıkmasına çalışıyor. Böyle bir çaba sonucunda her bölgede yerel aktörlerin gençlik girişimlerini desteklemesi ve böylece yerel kalkınma ve sosyal değişime olumlu katkıda bulunulması bekleniyor.