Filantropi Nedir?

Filantropi kelimesinin kökeni Yunanca’dan geliyor ve insan türüne duyulan sevgi anlamını taşıyor. Günümüz dünyasına doğru basamakları çıktığımızda kelimenin modern anlamı şu şekilde karşımıza çıkıyor: “Birinin, zamanını, uzmanlığını veya varlıklarını sosyal fayda yaratmak için gönüllü olarak vermesidir.” Kısaca, filantropinin gönlünüzle büyük bir bağı var. Sizinle filantropi yani stratejik bağışçılık konusunda uzun bir yolculuğa çıkmak istiyoruz. Bunu yaparken de temelleri sağlam atalım istiyoruz. Umarız bu yolculuğun sonunda içinizdeki stratejik bağışçıyı bulacak, zaten vermeye hazır olduğunuz şeyleri, planlı ve stratejik bir şekilde verdiğinizde yaşanacak değişimi öngörebileceksiniz.

 

Mitolojide filantropi

Mitolojiye göre Prometheus, insan türünü balçıktan yaratır. Onun yaratıları başlangıçta pek etkileyici olmaz. Hiçbir bilgisi ve yeteneği olmadan, mağaralarda, karanlıkta ve korku içinde yaşarlar. Bu durum Zeus’un pek hoşuna gitmez ve tüm insanları ortadan kaldırmak üzere bir hazırlığa başlar. Fakat insanları seven Prometheus, onları Zeus’un gazabından kurtarmak için kendi sonunu getireceğini bile bile Zeus’tan çaldığı ateşi ve iyimserliği insanlarına verir. Ateş; bilgi, sanat, bilim teknoloji ve pratik becerileri kapsar. İyimserlik ise insanları şartlarını iyileştirebilmeleri için ateşi kullanmaya iter. Böylece mağara içinde saklananlar, insanlıklarına kavuşur. Yani, filantropi mitolojik dünyada insan potansiyelini gerçekleştirme ve bu gelişimi önemseme anlamında kullanılıyor. Sizin de gelişiminizi önemsediğinizi düşünerek, planlı iyiliğin ve stratejik bağışın faydalarına geçebiliriz.

Prometheus’un mağarasından Maçka Parkı’na

Bazı şeyler aslında hiç değişmedi. Her şeyin kökeninde dünyanın daha yaşanılabilir bir yer kılınması yatıyor. Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı’nın (TÜSEV) Bireysel Bağışçılar için Rehber ve İlham Veren Bağışçı Öyküleri yayınında filantropi “insanların sosyal sorumluluklarını açığa vurmak ve kamusal yararı geliştirmek için para, uzmanlık, bilgi, zaman gibi varlıklarını vakfetmesi” olarak da geçiyor.

Filantropiyi hem şirketler ve vakıflar hem de bireyler açısından ele alabiliriz. Bir şirket olarak kamusal yararın gelişmesi için paranızı ya da varlıklarınızı sosyal fayda yaratmak istediğiniz, gelişmesini ya da iyileşmesini istediğiniz bir alana yöneltebilirsiniz. Ya da bir vakıf olarak bu alanda çalışan kuruluşlara hibe verebilirsiniz. Fakat bu yazının konusu #miktarıdeğilyararı’na inanan bireyler olduğu için sizin neler yapabileceğinize bakalım.

 

 

Filantropi artık sayısız formda hayat buluyor. Hala en alışagelmiş yöntem ayni ya da nakdi bağış yapmak; ister kıyafet, beyaz eşya, vb. bağışı, isterseniz de nakdi bağış yapabilirsiniz. Nakdi bağışı tercih ederseniz bunu düzenli kılmanız çok daha büyük bir değişimin parçası olmanızı sağlayacak.

Hele de kendinize dert edindiğiniz konu üzerinde çalışan bir sivil toplum kuruluşu bulup stratejik ve düzenli bağışınızı o kuruluş vasıtasıyla gerçekleştirirseniz, parçası olacağınız değişimin boyutlarını tahmin bile edemezsiniz.

Tabii bir yandan da sizin gidip bulduğunuz değil gelip sizi bulan, teknoloji ve yeni yaşam koşullarına adapte olan filantropi anlayışı mevcut. Mesela koşmak? Spor yapmayı seven bir insansanız koşmak size yük değil keyif olacaktır. Koşarak bağış toplamaya ne derdiniz?

 

 

Ya da sosyal medya platformlarını çok kullanan biriyseniz ve yapacağınız her paylaşım başına birilerinin sizin için bağış yapacağını duysanız? Belki de her sabah ziyaret edeceğiniz bir sitedeki alanlara tıklayarak bir çocuğun okumasına, bir hayvanın barınakta güvenle yaşamasına ya da belki yağmur ormanlarının kurtarılmasına yardımcı olabilirsiniz.

Yağmur ormanı demişken, temiz suya erişim konusunda sıkıntı yaşayan insanlara birçok insanın teknoloji bağımlısı olduğu bu çağda telefonunuza belirli bir süre dokunmadan temiz su sağlayabileceğinizi söylesek?

Uzun lafın kısası, filantropi kültürü sayısız şekilde patikanızın etrafında yeşermiş durumda, bundan sonrası sizde!